multiple miyelom (Multiple Myeloma ) nedir?

Yazan sarp | hastalıklar | Çarşamba 2 Nisan 2008 4:46 pm

multiple miyelom (Multiple Myeloma ) nedir
multiple miyelom (Multiple Myeloma ) çoğu kez sinsi bir şekilde başlayan, genellikle yavaş ilerleyen bir tür kan kanseridir. Plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan kemik iliği tümörüne “plazmasitom (=miyelom; miyelo: ilik, om: ur), bu urların kemiklerde yaygın bir şekilde bulunması ile oluşan hastalığa da “multipl miyelom” denir. Kanserleşen plazma hücreleri, normalde kan hücrelerimizin üretildiği yer olan kemik iliğinde çoğaldıklarından hastalık “kemik iliği kanseri” olarak da adlandırılır.

Multipl miyelom seyrek olmayarak tanının konmasında gecikilen, oysa büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalıktır.Yeni tedavi yöntemleri ile çoğu hastada yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olmaktadır.

MULTİPL MİYELOM NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR ?

ABD’de her yıl 13.000 kişiye multipl miyelom tanısı konmaktadır. Türkiye nüfusunu ABD’nin kinin yaklaşık üçte biri olarak kabul edersek, her yıl yaklaşık 4.000 kişiye bu tanının konduğunu varsayabiliriz. Multipl miyelom meme, akciğer, prostat, mide ve barsak kanserlerine göre çok daha seyrek olarak karşımıza çıkmaktadır.

MULTİPL MİYELOM KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

Genellikle ileri yaş hastalığıdır. En sık görüldüğü yaş grubu 65-70’dir. Ancak son yıllarda yaş ortalaması 50-55’e doğru kayma eğilimindedir. Çocuklarda görülmez. Erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha sıktır. Son yıllarda hastalığın giderek daha genç kişilerde görülmesinin yanı sıra, giderek daha sık gözlendiği de bir gerçektir.

MULTİPL MİYELOMUN NEDENİ BİLİNİYOR MU ?

Bazı etkenlerin multipl miyelom oluşumunda rolü olduğu gösterilmişse de, bu etkenlerle karşılaşan her kişide hastalığın görülmemesi, hastalığın gelişiminde kolaylaştırıcı faktörlerin yanı sıra koruyucu (engelleyici) faktörlerin de rol oynadığını düşündürmektedir. Nedenler arasında bazı yabancı cisimlerin vücutta uzun süre bırakılmaları, çok uzun süren iltihabi durumlar, toksik kimyasal maddelere maruz kalma, diğer kan kanseri türlerinde olduğu gibi radyasyon ile temas genel kabul görenlerdir. Son yıllarda bazı virüsler etken olarak ileri sürülmüşse de kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.

Özetle; hastalığın nedeni henüz tam olarak aydınlanmamıştır.Kan ile ilişkili diğer kanser türlerinde olduğu gibi, multipl miyelom da bulaşıcı değildir. Çok nadir istisnalar dışında, kalıtım yoluyla kuşaktan kuşağa geçmez..

MİYELOMUN BELİRTİ VE BULGULARI

Hastalığın başlangıç aşamasında hiçbir belirti olmayabileceği gibi, ileri evrelerde çok gürültülü bir klinik tablo da söz konusu olabilir. Aşağıda sıralanan hastalık belirtilerinin ortaya çıkabilmesi için kanserli hücre kütlesinin belirli bir hacme ulaşması gerekir. Bu belirtisiz dönemde hekimlerin sıkça başvurdukları basit bir laboratuvar testinin (sedimantasyon hızı) anormal sonuç vermesi (sedimantasyonun hızlanması) tanıya giden yolu tesadüfen açabilir.

En sık gözlenen belirtiler kemiklerde ağrı; kansızlık belirtileri; tekrarlayan üst solunum yolu ve akciğer infeksiyonları, kanda kalsiyum düzeyinin yükselmesine (hiperkalsemi) bağlı belirtiler ve böbrek bozukluğuna (üremi) ilişkin bulgulardır.

Ağrı tüm kemiklerde olabileceği gibi, sadece belirli bir bölgeye de sınırlı kalabilir. Ağrı en çok sırt ve bel ağrıları şeklinde omurgayı ve göğüs kafesinde kaburgaları ilgilendirir. Ağrı dokunmakla, bası ile, hareketle artabilir. İstirahatte ise azalabilir. Kemik kırıkları ya da sinirlere bası geliştiğinde ağrı daha da şiddetlenir.

Hastalar kemik ağrıları nedeniyle öncelikle romatizma, fizik tedavi ve ortopedi uzmanlarına başvurur ve bazen “bel fıtığı”, “kireçlenme”, “siyatik” gibi yanlış tanılarla bir süre tedavi görebilirler. Böyle bir yaklaşım, ne yazık ki, hastalığın ilerlemesine fırsat verir.

Kanserleşen plazma hücrelerinin oluşturduğu tümörler (plazmasitom) tek (soliter) veya çok sayıda (multipl) olabilir. Kemik iliğindeki bu tümörler çevre kemik dokusunu harap ederek kemiklerin kalsiyum kaybetmelerine, böylelikle incelmelerine, zayıflamalarına, hatta kendiliğinden veya hafif bir darbe ile kırılmalarına yol açabilir. Bunlara ek olarak, bazı kemiklerde (örneğin omurlar) kırık oluştuğunda sinirlere bası sonucu şiddetli ağrılar ve bazen felçler görülebilir.

Harabiyet sonucu kemiklerden açığa çıkarak kana geçen kalsiyum hiperkalsemi tablosunu yaratabilir. Hiperkalsemi bazen organizma için çok zarar verici ve hayatı tehdit edici olabilir. İştah azalması, bulantı, kusma, susuzluk hissi, idrar miktarında azalma, halsizlik, kas güçsüzlüğü, huzursuzluk ve bilinç değişiklikleri bu tablonun belirtileri arasındadır.

Miyelom hücrelerinin artışına bağlı olarak kemik iliğinde normal kan hücrelerinin yapımı engellenir. Bunun sonucunda kansızlık, kanamalar, infeksiyonlara yatkınlık ortaya çıkabilir. Kansızlık durumunda hastalar halsizlik ve çabuk yorulmadan, bir iş yaptıklarında ya da yokuş, merdiven çıktıklarında çarpıntı ve nefes darlığından yakınırlar.

Grip gibi basit infeksiyonların sık görülmesinin yanı sıra, zatürree, üst solunum yolu (bronşit) veya idrar yolu iltihabı gibi infeksiyonlara yatkınlığın artışı da hastalığın bir diğer önemli yönüdür.

Miyelomun en çok zarar verdiği organların başında böbrekler gelir. Bu nedenle hastalığın erken tanısı çok önemlidir. Çok ilerlememişse, böbreklerde meydana gelen hasar tedavi ile geri döndürülebilir ve böbrekler tekrar normal işlevlerini kazanabilir.

TANI NASIL KONUR ?

Hastanın şikayetlerinin, klinik belirtilerinin öyküsü ve muayenesi hekime hastalık hakkında ilk ipuçlarını verir. Kemik filmlerinin çekilmesi, kan ve idrar testleri ve kemik iliğinin incelenmesi ile miyelom tanısına kolaylıkla ulaşılır.

Kemik filmleri: Film incelemeleri, kemiklerin durumu hakkında aydınlatıcı bilgiler verir. Kırıklar veya zarar görmüş, kalsiyum yitirmiş kemikler bu yöntemle görülebilir. Ancak kemiklerde meydana gelen hasar sadece bu hastalığa özgü değildir. Hastalık tüm kemikleri eşit şekilde etkilemediğinden özellikle ağrılı bölgelerin ayrıntılı olarak röntgen veya manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri ile incelenmesi gerekir. MR kemik bulgularının (özellikle omurgada) erken yakalanmasında çok duyarlı, ancak pahalı bir yöntemdir.

Kan ve idrar testleri: Tanıya giderken bir diğer önemli inceleme kan ve/veya idrarda miyelom hücrelerinin yaptığı proteinin (immünglobülin) saptanmasıdır. Kanserleşerek çoğalan plazma hücreleri normal koşullarda yapmasını bildikleri immünglobülini bol miktarda üretirler (M proteini).

Bu proteinler serum ve/veya idrar protein elektroforezi testleri ile ortaya konur. Elektroforezde M proteini kendini dar tabanlı, yüksek ve sivri bir tepe şeklinde gösterir (Şekilde gamma bölgesinde böyle bir tepe okla gösterilmiştir. Normalde sadece albumine ait bir sivrilik görülür). Tedaviyle kötü hücreler öldürüldükten sonra bu sivri tepe yerini alçak bir düzlüğe bırakacak ya da tamamen kaybolacaktır. Elektroforezin ardından daha duyarlı yöntemlerle (immünelektroforez, immünfiksasyon) bu proteinin tipi ve miktarı saptanır. İdrarda immünglobülinlerin sadece hafif zincir parçaları çıkar (Bence Jones proteini: okunuşu: Bens Cons). Yirmidört saatlik idrar örneklerinde hafif zincir mikarı tayin edilebilir.

Bütün bu değerler hem hastalığın tanısının konmasında, hem de tedaviye yanıtın izlenmesinde büyük önem taşır. M proteinleri hastalık aktivitesinin sadık göstergeleridir. Çok az kanserde böyle bir tümör belirteci bulunur.

Kemik iliğinin incelenmesi: Tanı için üçüncü yöntem kemik iliğinin incelenmesidir. Bu amaçla göğüste iman tahtasına (sternum kemiği) veya kalça kemiğinin arka kısmındaki küçük kemik çıkıntısına, bölge uyuşturulduktan (lokal anestezi) sonra özel bir iğne ile girilerek kemik iliği örneği alınır. Bu örnekler hematoloji ve/veya patoloji laboratuvarlarında mikroskopta incelenerek miyelom tanısı kesinleşir (Kemik iliği aspirasyonu ile biyopsisi için bkz. tıbbi terimler sözlüğü).

Kemik iliği biyopsisi, yapılışı sırasında hastaya fazla rahatsızlık vermeyen, poliklinik koşullarında ayaktan 5-10 dakikada tamamlanan, sonradan hastada ağrı yaratmayan bir işlemdir. Hastalar kemik iliğini “omurilik” ile karıştırarak girişimden önce yersiz endişelere kapılmamalıdır.

HASTALIĞIN NE DENLİ İLERLEMİŞ OLDUĞU NASIL SAPTANIR ?

Hastalığın ilerleme derecesine göre üç evresi vardır. Hastalığın evresine göre uygulanacak tedavi seçenekleri değişebilir.

Evre I. Kemik iliğinde tümör hücresi sayısı azdır. Kan sayımında kansızlık yoktur. Kanda kalsiyum düzeyi normal sınırlardadır. Kan ve/veya idrardaki M-protein miktarı düşüktür. Filmlerde kemik tutulumu yoktur. Bu evredeki hastalarda hastalık belirtisi görülmeyebilir.

Evre II. Tümör hücresi sayısı orta derecede artmıştır. Durumları birinci ve üçüncü evreye uymayan hastalar ikinci evre olarak kabul edilir.

Evre III. Hastalık iyice ilerlemiştir. Kansızlık görülebilir. Kanda kalsiyum düzeyi yükselmiş bulunabilir. Kan ve/veya idrardaki M-protein miktarı çok yüksektir. Çok sayıda kemik hastalığa yakalanmıştır.

Yukardaki evrelerden herhangi birinde, birlikte böbrek yetmezliğinin de (üremi, kanda kreatinin yüksekliği) bulunması hastalığın tedavisinin daha da güç olacağına işaret eder.

Tedavi öncesi hastalığın evrelendirilmesinin yanı sıra, bazı biyokimyasal (CRP, beta-2 mikroglobulin) ve genetik özelliklerin, olanak varsa, kromozomlarda meydana gelebilecek yapısal değişikliklerin saptanması, hastalığın davranışı ve tedaviye vereceği yanıtları önceden kestirmede yararlıdır. Bu incelemelerin bir bölümü her hastanede değil, ancak kan kanserleri konusunda uzmanlaşmış merkezlerde yapılabilmektedir.

 

48 Yorum »

  1. Yorum yapan s.fatoş — Mart 21, 2010 @ 2:15 pm

    slm.biz bununla yeni tanıştık.ben sağlığın içindeyim ama bir şey yapamadım.anneme omurgadaki kırığı tespit eden hekimden,kansızlığı var deyip iki kez (5 ünite)kan verdiren,osteoporoz deyip ilaç (caldevit vb)ilaç başlayanki bu ilaçların hastalığı hızlandırdığını şimdi öğrendim.ve sonra grip deyip ilaç başlayan,kalp yetmezliğinden hastanede yatıpta sonrada bronşittende tedavi edilen ama bu tanıdan bi haber acı çeken anneme karşı şuan çok acı çekiyorum.lütfen doğru olduğunu bilen birileri varsa yazsın anneme kemoterapi verirsek iyiy olur mu acısını dbiraz olsun hafifletebilirmiyiz.yoksa hiç bir şey yapmadan böyle ömrünü tüketmesine seyirci mi kalalım?neden bu hastalık bu kadar geç tanı ediliyor. nasıl bilinemiyor?Allah hepinize sabır vede şifa versin.biliyormusunuz biz çok acı çekiyoruz annemize söyleyemedik ,biliyorum tümden hayattan kopar çünkü.şimdi bize hep soruyor geçecek mi bu hastalığım diye inşallah anneciğim elimizden geleni yapıyoruz diyoruz.gerçekten yapıyormuyuz?bu mu elimizden gelen aceba_

  2. Yorum yapan gulce — Mart 24, 2010 @ 9:14 pm

    slm bızde bu hastalıkla yenı tanıştık ve neye uğradıgımızı anlamadık cok zor bı hastalık bıray gıbı bı zamanda kemoterapiye baslandı sımdı ıkıncı kematerapıyı goruyo yası 60 doktorumuz altı kur kematerapıden sonra ılık naklı yapılacağını soyledı tabı annem bu sureyı atlatıp değerlerı biraz normale donerse ilk baslarda cok fazla ağrıları vardı kandakı kalsıyum değerlerı çok yukseldı hastlıktan dolayı ikı hafta dıyalıze gırdı bobreklerı zarar gordu ılaçlara sımdı duzeldı gıbı doktoru oyle dedı ama ağrıları var ağrı bantlarıyla durdurmaya calışıyoruz bazen hıc uyanmadan 48 saat uyuyor bazende hıc uyumuyor allah herkeze yardım etsın hastayada bakanlarada

  3. Yorum yapan ahmet 0303 — Nisan 30, 2010 @ 6:21 pm

    arkadaşlar tüm hastalarımıza allahtan acil şifalar diliyorum.hasta yakınlarımızada sabırlı olmalarını diliyorum ben bu hastalıktan dolayı babamı kaybettim.bu hastalık çok değişik bir hastalık insanı bi yatırdımı bir daha ayağa kaldırmıyo babam 1 sene önce bir yattı bir daha kalkamadan bu dünyadan ve bizden ayrıldı mekanı cennet olsun .

  4. Yorum yapan dilek giritli — Haziran 1, 2010 @ 10:36 am

    bende annemi 2000 yılı eylül ayında bu hastalıktan kaybettim malesef çok zor bir hastalık biz hastalığı 3.evresinde anladık doktora gittiğimizde grip diye gittik malesef öğrendikki bu kötü hastalığın son evresiymiş ,çok ağrıları olan bir hastalık malesef annemin böbreklerinede vurdu haftada 3 defa diyalize giriyordu.hatta son 10 gün bitkisel hayata girdi.3 ay içinde annemizi kaybettik.Rabbim bu hastalığa yakalananlara sabır ve şifa versin ,CANIM ANNEM MEKANIN CENNET OLSUN…

  5. Yorum yapan ferudun — Haziran 15, 2010 @ 11:38 pm

    Öncelikle bu hastalığa yakalanan tüm hastalara acil şifalar yakınlarınada allahtan sabır diliyorum.Biz de bu hastalıkla 5 ay önce tanıştık.Hastalığa yakalanana da hastaya bakanada çok zor.Babam kemoterapi almaya devam ediyor doktorlar 3. evrede hastalık diyor,ağrıları çok fazla Doktoru ilaca yanıt veriyor dedi ama hala çok ağrıları oluyor.Bende şuna takılıyorum acaba kemoterapi almasa dahamı iyi olur.Buna bir yanıtı olan varsa cevap yazsın Allah tüm hastalarımıza acil şifalar versin.Ama aklımızdan birşeyi çıkarmayalım Allahtan umut kesilmez…

  6. Yorum yapan akın — Ağustos 1, 2010 @ 10:37 pm

    sevgilii arkadaşlar 6ncı yılımı doldurdummm hala yaşıyorUMMM
    2005 de yakalandım . aslında bir sene önce yazmışım buğün tesadüf girdim siteye başımda ağrı vardı. belirtilerine tekrar baktımm çok alakalı değilmiş..
    arkadaşalar tekrar söylüyorum anneniz babanız kim hastaysa bal yedirinn ve çok moral verinn bakın ben hala yaşıyorumm gülümseyinn bana 3 doktorda aynı teşhişi koydu yaşıyorummm halaa
    ciddiye almayınn herşey kafada bitiyorr..
    doktorlara kalsaydım çoktan ölmüştümmm..
    gittiğim doktorlar türkiyenin en iyi doktorlarıydı
    multiple mylom hastaları korkmayınn yenebilirsinizz
    yaşamak istersen yaşarsınnnn

  7. Yorum yapan Orhan Güven — Ağustos 2, 2010 @ 5:02 pm

    Öncelikle tüm hastalara şifa, hasta yakınlarına sabırlar diliyorum.
    Biz bu hastalıkla tanışalı 1 hafta oluyor. (annem) Yani tanı-tedavi aşamasındayız, kafamız çok karışık ve büyük bir umutsuzluk içerisindeyiz. Doktor önerisi olan varmı.
    Teşekkürler herkese çok geçmiş olsun

  8. Yorum yapan adem göldağ — Eylül 3, 2010 @ 1:33 am

    mrblar. öncelikle bu hastalıktan dolayı müzdarip olan hastalarımıza ve babama allahtan acil şifalar diliyorum!!!bizde babamın aslında çok öncelerine dayanan bel ve sırt agrılarının dahada çekilmez şekilde şiddetlenmesinden dolayı hastaneye başvurduk. babamın bu şiddetli agrı ve bel kemikleri ve sırtında agrıdan ziyade yanma hissi 2010 mart ayın da başladı. aynı şikayetlerle bir çok doktora gittik fakat agrının sebebi farklı yerlerde arandı diye düşünüyorum. böbrek agrılarıda vardı ama bunu göremediler. 16 agustos ta g.a.t.a ya aynı şikayetlerle yatırdık. 15 gün tanı_ teşhis işlemleri sürdü ve sonun da 30 agustosta multipi myeloma hastası oldugunu duydugumda şoke oldum. bunu duymak kabullenmek çok zor. ama ümidimizi kırmayacagız ne gerekirse yapacagız inş. babamın hastalıgı hengi evrede oldugunu bilmiyorum; doktorumuz bu diger kanser hastalıgı gibi degil bu kanserin evresi olmadıgı; babamın 60 yaşından küçük oldugu içinde tedavisinin mümkün oldugu söylendi. bu gün radyo terapi tedavisinin ikinci günü ve agrıları hissedilir derecede düştü; ama tekrar nüks edecegini de biliyorum, çünki arada bi yokluyor agrıları.inş geç kalmamışızdır erken tanıda.ŞİMDİ!!! BU HASTALIKTAN DOLAYI TEDAVİ GÖRMÜŞ VE İYİLEŞMİŞ YAKINVE VEYA HASTALARIMIZDAN RİCAM BANA YOL GÖSTERİN, BABAMIN BÖBREK RAHATSIZLIGI VAR ZATEN KEMOTERAPİ YAPILMAK ZORUNDA OLDUGU SÖYLENİYOR BU HASTALIKTA, NE YAPMALIYIZ YADA NERDE YAPTIRMALIYIZ? şimdiden teşekkür edrim. allah tüm hastalırımıza acil şifalar versin diyorum tekrardan!!!
    a mail adresim: mengenliado@hotmail.com

RSS BU postadaki RSS yorumlar. Geri Besleme URI

Yorum veya Soru Yaz