multiple miyelom (Multiple Myeloma ) nedir?
multiple miyelom (Multiple Myeloma ) nedir
multiple miyelom (Multiple Myeloma ) çoğu kez sinsi bir şekilde başlayan, genellikle yavaş ilerleyen bir tür kan kanseridir. Plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan kemik iliği tümörüne “plazmasitom (=miyelom; miyelo: ilik, om: ur), bu urların kemiklerde yaygın bir şekilde bulunması ile oluşan hastalığa da “multipl miyelom” denir. Kanserleşen plazma hücreleri, normalde kan hücrelerimizin üretildiği yer olan kemik iliğinde çoğaldıklarından hastalık “kemik iliği kanseri” olarak da adlandırılır.
Multipl miyelom seyrek olmayarak tanının konmasında gecikilen, oysa büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalıktır.Yeni tedavi yöntemleri ile çoğu hastada yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olmaktadır.
MULTİPL MİYELOM NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR ?
ABD’de her yıl 13.000 kişiye multipl miyelom tanısı konmaktadır. Türkiye nüfusunu ABD’nin kinin yaklaşık üçte biri olarak kabul edersek, her yıl yaklaşık 4.000 kişiye bu tanının konduğunu varsayabiliriz. Multipl miyelom meme, akciğer, prostat, mide ve barsak kanserlerine göre çok daha seyrek olarak karşımıza çıkmaktadır.
MULTİPL MİYELOM KİMLERDE GÖRÜLÜR ?
Genellikle ileri yaş hastalığıdır. En sık görüldüğü yaş grubu 65-70’dir. Ancak son yıllarda yaş ortalaması 50-55’e doğru kayma eğilimindedir. Çocuklarda görülmez. Erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha sıktır. Son yıllarda hastalığın giderek daha genç kişilerde görülmesinin yanı sıra, giderek daha sık gözlendiği de bir gerçektir.
MULTİPL MİYELOMUN NEDENİ BİLİNİYOR MU ?
Bazı etkenlerin multipl miyelom oluşumunda rolü olduğu gösterilmişse de, bu etkenlerle karşılaşan her kişide hastalığın görülmemesi, hastalığın gelişiminde kolaylaştırıcı faktörlerin yanı sıra koruyucu (engelleyici) faktörlerin de rol oynadığını düşündürmektedir. Nedenler arasında bazı yabancı cisimlerin vücutta uzun süre bırakılmaları, çok uzun süren iltihabi durumlar, toksik kimyasal maddelere maruz kalma, diğer kan kanseri türlerinde olduğu gibi radyasyon ile temas genel kabul görenlerdir. Son yıllarda bazı virüsler etken olarak ileri sürülmüşse de kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.
Özetle; hastalığın nedeni henüz tam olarak aydınlanmamıştır.Kan ile ilişkili diğer kanser türlerinde olduğu gibi, multipl miyelom da bulaşıcı değildir. Çok nadir istisnalar dışında, kalıtım yoluyla kuşaktan kuşağa geçmez..
MİYELOMUN BELİRTİ VE BULGULARI
Hastalığın başlangıç aşamasında hiçbir belirti olmayabileceği gibi, ileri evrelerde çok gürültülü bir klinik tablo da söz konusu olabilir. Aşağıda sıralanan hastalık belirtilerinin ortaya çıkabilmesi için kanserli hücre kütlesinin belirli bir hacme ulaşması gerekir. Bu belirtisiz dönemde hekimlerin sıkça başvurdukları basit bir laboratuvar testinin (sedimantasyon hızı) anormal sonuç vermesi (sedimantasyonun hızlanması) tanıya giden yolu tesadüfen açabilir.
En sık gözlenen belirtiler kemiklerde ağrı; kansızlık belirtileri; tekrarlayan üst solunum yolu ve akciğer infeksiyonları, kanda kalsiyum düzeyinin yükselmesine (hiperkalsemi) bağlı belirtiler ve böbrek bozukluğuna (üremi) ilişkin bulgulardır.
Ağrı tüm kemiklerde olabileceği gibi, sadece belirli bir bölgeye de sınırlı kalabilir. Ağrı en çok sırt ve bel ağrıları şeklinde omurgayı ve göğüs kafesinde kaburgaları ilgilendirir. Ağrı dokunmakla, bası ile, hareketle artabilir. İstirahatte ise azalabilir. Kemik kırıkları ya da sinirlere bası geliştiğinde ağrı daha da şiddetlenir.
Hastalar kemik ağrıları nedeniyle öncelikle romatizma, fizik tedavi ve ortopedi uzmanlarına başvurur ve bazen “bel fıtığı”, “kireçlenme”, “siyatik” gibi yanlış tanılarla bir süre tedavi görebilirler. Böyle bir yaklaşım, ne yazık ki, hastalığın ilerlemesine fırsat verir.
Kanserleşen plazma hücrelerinin oluşturduğu tümörler (plazmasitom) tek (soliter) veya çok sayıda (multipl) olabilir. Kemik iliğindeki bu tümörler çevre kemik dokusunu harap ederek kemiklerin kalsiyum kaybetmelerine, böylelikle incelmelerine, zayıflamalarına, hatta kendiliğinden veya hafif bir darbe ile kırılmalarına yol açabilir. Bunlara ek olarak, bazı kemiklerde (örneğin omurlar) kırık oluştuğunda sinirlere bası sonucu şiddetli ağrılar ve bazen felçler görülebilir.
Harabiyet sonucu kemiklerden açığa çıkarak kana geçen kalsiyum hiperkalsemi tablosunu yaratabilir. Hiperkalsemi bazen organizma için çok zarar verici ve hayatı tehdit edici olabilir. İştah azalması, bulantı, kusma, susuzluk hissi, idrar miktarında azalma, halsizlik, kas güçsüzlüğü, huzursuzluk ve bilinç değişiklikleri bu tablonun belirtileri arasındadır.
Miyelom hücrelerinin artışına bağlı olarak kemik iliğinde normal kan hücrelerinin yapımı engellenir. Bunun sonucunda kansızlık, kanamalar, infeksiyonlara yatkınlık ortaya çıkabilir. Kansızlık durumunda hastalar halsizlik ve çabuk yorulmadan, bir iş yaptıklarında ya da yokuş, merdiven çıktıklarında çarpıntı ve nefes darlığından yakınırlar.
Grip gibi basit infeksiyonların sık görülmesinin yanı sıra, zatürree, üst solunum yolu (bronşit) veya idrar yolu iltihabı gibi infeksiyonlara yatkınlığın artışı da hastalığın bir diğer önemli yönüdür.
Miyelomun en çok zarar verdiği organların başında böbrekler gelir. Bu nedenle hastalığın erken tanısı çok önemlidir. Çok ilerlememişse, böbreklerde meydana gelen hasar tedavi ile geri döndürülebilir ve böbrekler tekrar normal işlevlerini kazanabilir.
TANI NASIL KONUR ?
Hastanın şikayetlerinin, klinik belirtilerinin öyküsü ve muayenesi hekime hastalık hakkında ilk ipuçlarını verir. Kemik filmlerinin çekilmesi, kan ve idrar testleri ve kemik iliğinin incelenmesi ile miyelom tanısına kolaylıkla ulaşılır.
Kemik filmleri: Film incelemeleri, kemiklerin durumu hakkında aydınlatıcı bilgiler verir. Kırıklar veya zarar görmüş, kalsiyum yitirmiş kemikler bu yöntemle görülebilir. Ancak kemiklerde meydana gelen hasar sadece bu hastalığa özgü değildir. Hastalık tüm kemikleri eşit şekilde etkilemediğinden özellikle ağrılı bölgelerin ayrıntılı olarak röntgen veya manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri ile incelenmesi gerekir. MR kemik bulgularının (özellikle omurgada) erken yakalanmasında çok duyarlı, ancak pahalı bir yöntemdir.
Kan ve idrar testleri: Tanıya giderken bir diğer önemli inceleme kan ve/veya idrarda miyelom hücrelerinin yaptığı proteinin (immünglobülin) saptanmasıdır. Kanserleşerek çoğalan plazma hücreleri normal koşullarda yapmasını bildikleri immünglobülini bol miktarda üretirler (M proteini).
Bu proteinler serum ve/veya idrar protein elektroforezi testleri ile ortaya konur. Elektroforezde M proteini kendini dar tabanlı, yüksek ve sivri bir tepe şeklinde gösterir (Şekilde gamma bölgesinde böyle bir tepe okla gösterilmiştir. Normalde sadece albumine ait bir sivrilik görülür). Tedaviyle kötü hücreler öldürüldükten sonra bu sivri tepe yerini alçak bir düzlüğe bırakacak ya da tamamen kaybolacaktır. Elektroforezin ardından daha duyarlı yöntemlerle (immünelektroforez, immünfiksasyon) bu proteinin tipi ve miktarı saptanır. İdrarda immünglobülinlerin sadece hafif zincir parçaları çıkar (Bence Jones proteini: okunuşu: Bens Cons). Yirmidört saatlik idrar örneklerinde hafif zincir mikarı tayin edilebilir.
Bütün bu değerler hem hastalığın tanısının konmasında, hem de tedaviye yanıtın izlenmesinde büyük önem taşır. M proteinleri hastalık aktivitesinin sadık göstergeleridir. Çok az kanserde böyle bir tümör belirteci bulunur.
Kemik iliğinin incelenmesi: Tanı için üçüncü yöntem kemik iliğinin incelenmesidir. Bu amaçla göğüste iman tahtasına (sternum kemiği) veya kalça kemiğinin arka kısmındaki küçük kemik çıkıntısına, bölge uyuşturulduktan (lokal anestezi) sonra özel bir iğne ile girilerek kemik iliği örneği alınır. Bu örnekler hematoloji ve/veya patoloji laboratuvarlarında mikroskopta incelenerek miyelom tanısı kesinleşir (Kemik iliği aspirasyonu ile biyopsisi için bkz. tıbbi terimler sözlüğü).
Kemik iliği biyopsisi, yapılışı sırasında hastaya fazla rahatsızlık vermeyen, poliklinik koşullarında ayaktan 5-10 dakikada tamamlanan, sonradan hastada ağrı yaratmayan bir işlemdir. Hastalar kemik iliğini “omurilik” ile karıştırarak girişimden önce yersiz endişelere kapılmamalıdır.
HASTALIĞIN NE DENLİ İLERLEMİŞ OLDUĞU NASIL SAPTANIR ?
Hastalığın ilerleme derecesine göre üç evresi vardır. Hastalığın evresine göre uygulanacak tedavi seçenekleri değişebilir.
Evre I. Kemik iliğinde tümör hücresi sayısı azdır. Kan sayımında kansızlık yoktur. Kanda kalsiyum düzeyi normal sınırlardadır. Kan ve/veya idrardaki M-protein miktarı düşüktür. Filmlerde kemik tutulumu yoktur. Bu evredeki hastalarda hastalık belirtisi görülmeyebilir.
Evre II. Tümör hücresi sayısı orta derecede artmıştır. Durumları birinci ve üçüncü evreye uymayan hastalar ikinci evre olarak kabul edilir.
Evre III. Hastalık iyice ilerlemiştir. Kansızlık görülebilir. Kanda kalsiyum düzeyi yükselmiş bulunabilir. Kan ve/veya idrardaki M-protein miktarı çok yüksektir. Çok sayıda kemik hastalığa yakalanmıştır.
Yukardaki evrelerden herhangi birinde, birlikte böbrek yetmezliğinin de (üremi, kanda kreatinin yüksekliği) bulunması hastalığın tedavisinin daha da güç olacağına işaret eder.
Tedavi öncesi hastalığın evrelendirilmesinin yanı sıra, bazı biyokimyasal (CRP, beta-2 mikroglobulin) ve genetik özelliklerin, olanak varsa, kromozomlarda meydana gelebilecek yapısal değişikliklerin saptanması, hastalığın davranışı ve tedaviye vereceği yanıtları önceden kestirmede yararlıdır. Bu incelemelerin bir bölümü her hastanede değil, ancak kan kanserleri konusunda uzmanlaşmış merkezlerde yapılabilmektedir.
40 Yorum »
RSS BU postadaki RSS yorumlar. Geri Besleme URI



slm arkadaşlar.öncelikle allah bütün hastalarımıza acil şifalar versin.2009 aralık ayında anneme de bu illet hastalık yani multiple myelom tanısı konuldu.4 gün kematörapi ve 5 günde radyaterapi tedavisi görüyor.kematörapiyi 1 ayda 4 gün alıyor sadece.radyoterapi ise devamlı veriliyor.ilk kür biteli 3-4 gün oluyor ve şimdiden annemde iştahsızlık midesinde acı hissi var.morali çok bozuk çünkü ne kadar saklamaya çalışsakta birşekilde yaşadıklarını anlıyor.ne yapsakta morali düzelmiyor.hastalığın 3.evresinde olduğunu öğrendik.napmam lazım,nasıl bir tedavi seçmemiz lazım bilmiyorum.bilgilerinize ihtiyacım var.yardımcı olursanız sevinirim.tüm hasta ve hasta yakınlarına sabır ve sağlık diliyorum.çok zor bu şey.
Ben bugun cok yakin bir arkadasimin bu hastaliga yakalandigini ogrendim. Arkadasim bu hastaligin tedavisinde dunya capinda un kazanan bir Turk uzmani Meral Beksac’a yurt disinda yasayan oglunun arastirmalari sonucu ulastiklarini soylediler. Su ana kadar olan tedaviden oldukca olumlu sonuc aldiklarini belirtti. Umarim bu bilginin size de faydasi dokunur.
KIMSENIN MORALINI BOZMAK ISTEMEM AMA BU HASTALIGA YAKALANANIN SONU ER YADA GEC BU HASTALIKTAN OLUYO. HELE HELE KEMOTERAPİYE GIREN BI HASTANIN KURTULMASI TAM BI MUCIZE .TIBBIN GELISTIGINEDE HIC INANMIYORUM BABAMIN SON 4 GUNU BASIT BI MIDE KANAMASINI BILE DURDURAMAYAN TEK DERTLERI RANT PESINDE KOSMAK HASTALARI KOBAY OLARAK KULLANMAK VE OYALAMAK OLAN DOKTOR VE ILAC FIRMALARINA HIC GUVENMIYORUM. BABAM SAGLIGINA MUTHIS DIKKAT EDEN BUNYESI SAGLAM BIRIYDI AGUSTOS 2006 DA TESHIS KONDU EKIM 2006 DA MAALESEF ÖLDÜ. CEVREMDE CESITLI KANSER HASTALIKLARINDAN OLEN BIRCOK KISI VAR AMA SUNU BILIYORUM KEMOTERAPI DENEN SEY SON KURTULUS UMIDINIDE YOK EDIYO BEN BOYLE BIR HASTALIGA YAKALANIRSAM TESHIS ICIN DOKTORA GITMEYI DUSUNURUM AMA TEDAVI ICIN ASLA
bu hastalıkta doğru zamanda doğru yerde bulunmak çok önemli
hastalar için
doğru zaman hemen şimdi
doğru yer ankara üniversitesi tıp fakültesi
hematoloji ve kök hücre nakil merkezi cebeci
bu deneylerle sabit
doğru isimlerden biri de yukarıda sözü edilen sn.meral beksaç hoca
2007 yılı ağustos ayı ortasında ilk bulgu ve ön teşhis
eylül ayı başında kesin teşhis
ve hemen dört ay yoğun kemoterapi
2008 ocak ayında kendimden kök hücre toplanması
mart ayı ortasında birinci
haziran ayı ortasında ikinci otolog kök hücre nakilleri
peşine üç ay dinlenme
ve ”yeniden merhaba hayat”
şimdilerde onyedi aylık oldum
bildiklerimi paylaşabilirim
lütfü çıtıroğlu/zonguldak
herkese acil şifalar diliyorum öncelikle,arkadaşlar benim babama geçen ocak ayında konuldu bu illet hala alışamadım,gözlerim doluyor yazarken.öncelikle inanmak çok önemli.babam adana başkent hastanesinde tedavi gödü.ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR İYİ ŞU ANDA.BABACĞIM 53 YAŞINDA DAHA.AZMİYLE BAŞARDIĞINA İNNAIYORUM..Tİ YE ALDI HASTALIĞI,KENDİ KENDİYLE SAVAŞTI,BİZ BİLDİĞİMİZİ SANIP ONDAN SAKLARKEN,ODA BİLİP BİZDEN SAKLAMIŞ..BU KADAR GÜÇLÜYDÜ..ŞU ANDA ÇOK İYİ KÖK HÜCRE NAKLİ OLDU.İKİNCİSİNİ BEKLİYORUZ ALLAHIN İZNİYLE,O YÜZDEN MORELLERİNİZİ BOZMAYIN..İNANIN GÜVENİN ALLAHA.DUALARINIZ SAKIN EKSİK ETMEYİN HASTALARIMIZDAN..
merhaba öncelıkle tüm hastalara Allah’tan şifa dilerım.benim annemede 2009 mayıs ayında bu teshıs koyuldu.böbreklerde üre cok fazla oldugu için diyalize girmeye başladı.kemoterapiyi ise sadece 1 defa alabildi.2009 temmuz ayında onu kaybettik.hala ınanamıyorum.İnandığım tek şey erken tanının cok önemli olduğu.lütfen kendınızı önemseyın ve düzenlı olarak sağlık kontrolü yaptırın.
selamlar, babamda da bu hastalik var kemoterapi aldi. kemikler zarar görmüs. bundan sonraki sürec nasil olacak cok agrilari olur mu? bir bilgisi olan varsa sevinirim.
HERKEZE MERHABALAR.. Öncelikle bu hastalığı yenmek için için inanmak ve çok dikkatli olmak gerekiyor.Benim babam bu hastalığa 2004 yılında yakalandı ve şuanda durumu çok iyi.Hiç kolay bir durum olmadığını çok iyi anlarım.Özellikle hücre nakli çok zorlu bir süreçtir.hücre naklinde özellikle hastanın hijyenine çok dikkat edin.kemoterapilerde de sabırlı olun ve hastanın herzaman yanında olun.aşılmıcak diye birşey yok sadece sabır ve inanç.herkeze geçmiş olsun…
babamın 2003 yazında öğrendik bu hastalığa yakalandığını.çok zor ve ağrılı bi hastalık.1-1,5 yıllık bi tedavinin ardından bir iyileşme dönemi geçirdi.böyle olsam iyi diyorduki 2006 ağustos ayında yine hastalığı sinsi bir şekilde ortaya çıktı.zaten dr larda bu kanıda bi iyileşme dönemi olsada bi süre sonra hastalık tekrarlıyomuş.2008 mayıs ayında kaybettik.gerçekten bu hastalığa yakalananlar çok dikkat etmeli paztörize yoğurtlar sütler yemeli aylık kontrollerini ihmal etmemeli.ben iyiyim deyipte ilaçlarını bırakmamalı.kendini yorcak işler yapmamalı en küçük bi hareket bile kemiğinin kırılmasına neden olabilir.annem bunlara çok dikkat etti çocuğu gibi baktı babama belkide 5 yıl yaşamasının nedeni budur.keşke daha fazla yaşasaydı
Merhaba
herkese şifa ve sabır diliyorum
benim anneannem 78 yaşında ve 16 şubatta MM teşhisi kondu.
genel durumu bozuk. ağrıları çok fazla. belindeki kemiklerden biri kırık ve yataktan çıkamıyo ve rahat yürüyemiyor.
Dün öğrendiğimize göre hastalığının üçüncü evresinde. doktoru kemoterapi öneriyor.ama karar vermek güç gerçekten
ağrıları hafiflese yeter diyorum ama bakalım nasıl olcak bizim için çok yeni bir kavram MM