karagümrük semti

Yazan karagumruk1926 | Spor | Çarşamba 18 Haziran 2008 2:51 pm

Bir zamanlar İstanbul Türkçesi’nin en seçkin aksanı Karagümrük’te konuşulurdu. Burada yaşayan memur, medreseli, köklü esnaf, kentin diğer bölgelerine oranla çok daha kentsoylu kültüre sahipti. Suriçi İstanbul’unun en yüksek tepesindeki semt, Osmanlı döneminde şehrin en büyük nahiyelerindendi. Sınırları Hırka-i Şerif Camii’nden başlayarak kuzeybatıda Mihrimah Sultan Külliyesi’ne, kuzeyde Kariye Camii’ne kadar uzanırdı. Nahiyelerin ortadan kaldırıldığı 1967’ye kadar Kariye, Dervişali, Beyceğiz, Muhtesip İskender, Keçeci Karabaş, Hatice Sultan, Neslişah ve Mimar Sinan gibi önemli mahalleler Karagümrük’e bağlıydı.

Mimar Sinan Mahallesi’nin eski sakinlerinden birisi de Mimar Sinan’ın kendisiydi. Küçük camisini de bu semtte kurmuÅŸtu. AkÅŸemsettin Caddesi’nin bir köşesinde bulunan Mimar Sinan Mescidi, minnacık minaresiyle hálá dimdik ayakta. Ayrıca Mihrimah Sultan Külliyesi ve NiÅŸancı Mehmet PaÅŸa Camii’ni armaÄŸan etti semte. Rivayetlere göre, Karagümrük sakinlerinin asi ve vakar ruhu, bugün ismi Karagümrük Çarşısı’ndaki tek kubbeli, tek minareli mütevazı camiyle hatırlanan Hadım Mesih Mehmet PaÅŸa’dan miras. Mısır beylerbeyliÄŸinden sonra sadrazamlığa getirilen PaÅŸa, 1586’da padiÅŸahtan, yolsuzluk yapan reisilküttab Hamza Efendi’nin azlini istedi. Talebi reddedilince, “İstikláli olmayan vezir-i azam iÅŸ göremez” deyip istifa etti. Sultan önce paÅŸanın kellesini istedi, Karagümrüklülerin isyan edeceÄŸini düşünüp vazgeçti. PaÅŸa, çok sevdiÄŸi semtte tamamladı ömrünü. YaÄŸmuru çok sevdiÄŸi için, “Rahmetler her daim üstüme yaÄŸsın” deyip caminin haziresinde üstü açık bir türbe yaptırdı, ölümünden sonra buraya defnedildi.

YANGINLAR İLHAM VERDİ

Karagümrüklüler her daim ekmeğini taştan çıkaran, alnının teri, gözünün nuruyla çalışan kişilerdir. Bunun en güzel kanıtı meydana açılan sokak adları: Yazmacı Hüsrev, Tahtacılar, Rendeciler, Sütçü Murat, İşkembeci Malik, Lüleci Yekta, Sahtiyancı (derici), Kepenekçi Naman. Ayrıca Keçeci Çeşmesi, Keçeciler Meydanı, Keçeci Piri Camii gibi isimlerden bu semtte bir zamanlar keçecilerin yaşadığını anlıyoruz. İstanbul’un namlı tulumbacıları da buradan çıkarmış. Siyah şalvar üstüne kırmızı cepken giyerlermiş. İşte Karagümrük Spor Kulübü renklerini bu tulumbacılardan almış.

Semt aynı zamanda İstanbul’un ruhani hayatına da hep damgasını vurdu. Cerrahi Tekkesi varlığını hálá koruyor. Niyazi Mısri Sokağı’ndaki Celvetiye Dergahı restore edildi. Abdülmecid’in yaptırdığı ve Osmanlı rokoko tarzının önde gelen örneklerinden Hırka-i Şerif Camii’nde Hz. Muhammed’in Veysel Karani’ye bıraktığı hırkası muhafaza ediliyor.

Karagümrüklüler oldum olası spora düşkündü. Memleketin en iyi futbolcu, güreşçi ve boksörleri buradan yetişirdi. Bunun sebebi, semtte kurulan ünlü spor kulüpleriydi: 1908’de kurulan Vefa, 1926’da kurulan Karagümrük Spor Kulübü, Altınay Güreş Kulübü. Sokaklarda top koşturan çocuklar bu kulüplerden geçip, milli sporcu oldu: 1980’lerin ünlü Fenerbahçeli futbolcusu Abdulkerim Durmaz, 1990’ların Beşiktaşlı oyuncuları Oktay Derelioğlu, Serdar Topraktepe ilk akla gelen isimler.

Organize suç örgütleri ele geçirmeden önce, spor kulüplerini namlı doktorlar, itibarlı emniyetçiler, fabrikatörler yönetirdi.

1 Yorum »

  1. Yorum yapan ahmet — Eylül 3, 2009 @ 12:47 pm

    karagümrüge laf yok kaagümrük 1 tane

RSS BU postadaki RSS yorumlar. Geri Besleme URI

Yorum veya Soru Yaz