Vajinismus nedir ? Vajinismus Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Yazan sarp | cinsellik, kadınca, psikoloji, sağlık | Salı 17 Ağustos 2010 3:38 pm

Vajinismus Nedir ? : Kısaca, cinsel ilişki sırasında vajinayı çevreleyen pelvik tabanlı kasların istem dışı kasılmasıdır. Bu durum cinsel ilişkiye müsade etmemekte ve veya ağrılı ( acılı ) bir cinsel ilişki gerçekleşmesini sağlamaktadır.

Vajinismus-7Vajinismus tipleri ; birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılmaktadır. Birincil vajinismus denilen tip , cinsel ilişkinin en başından beri yaşanması , ikincil olan ise ; daha öncesinde normal bir cinsel hayatı olan kişinin dha sonradan bu duruma yakalanmasıdır.

 

Vajinismus-2Her iki tip içinde ortak vajinusmus belirtileri vardır . Bunlar;

  • Cinsel iliÅŸki sırasında batma ve yanma hissi
  • Zor ve imkansız penetrasyon (  penisin vajinaya giriÅŸi )
  • Kanununi evlenme yapılmış, ancak eÅŸler hala cinsel iliÅŸki yaÅŸananmış
  • DoÄŸum sonrası veya oluÅŸmuÅŸ diÄŸer fiziksel rahatsızlıklar ( idrar yolları enfeksiyonları, kanser, menepoz vb. )
  • Belli bir sebebi olmayan cinsel aÄŸrılar
  • Jinekolojik muayene zorluÄŸu ve zor takılan tamponlar
  • İliÅŸki sırasında diÄŸer vucut kaslarında da kasılmalar ve nefes darlığı
  • Acıya baÄŸlı gerçekleÅŸen, seksten kaçınma isteÄŸi

Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız , sorununuz yüksek ihtimalle vajinismusdur. Ancak şunu hemen belirtmeliyim ki; bu hastalıktan kurtulma oranı % 100 dür. Yani ne olursa olsun tedavi edilebilir durumdadır. Vajinismusun ne olduğunu ve belirtilerini öğrendik . Şimdi sıra neden olduğunu tespit ve nedene bağlı olarak da tedavi yöntemine geldi.

Vajinismus nedenleri ; fiziksel ve psikolojik nedenlere dayanır. Psikolojik nedenler nelerdir ? :

  • KAYGI ve ENDİŞELER ; hamile olma korkusu , vajinaya zarar ve hasar gelebilme korkusu , fiziksel zarar görme korkusu olarak deÄŸerlendirilebilirnir.
  • ANKSİYETE ve STRES ; anksiyete bozukluÄŸu ( dıştan gelebilecek belirli bir duruma karşı ruhsal ve buna baÄŸlı vucudun vediÄŸi fiziksel tepki ) , duygusal travma , önceki kötü cinsel deneyimler , cinsel performans baskısı
  • PARTNER SORUNLARI ; tacizsel tavır, baÄŸlılık korkusu , önyargılı davranma, güven eksikliÄŸi.
  • ÜZÜCÜ ( travmatik ) OLAYLAR ; geçmiÅŸten yaÅŸanan duygusal / cinsel taciz , taciz olayına tanık olmak.
  • ÇOCUKLUK DÖNEMİ ; Aşırı sert ebeveynlere sahip olmak, dengesiz ve yanlış bir dini eÄŸitim , ÅŸok edici cinsel görüntüler , yetersiz cinsel eÄŸitim.
  • NEDENSİZ ; hiç bir nedene baÄŸlanamayan durumlar , fiziksel ve psikolojik neden olmayan durumlar..

VajinismusVajinismusun genel fiziksel nedenleride ÅŸunlar olabilmektedir;

  • TIBBİ DURUMLAR ; idrar yolu enfeksiyonları, kanser, paelvik tabanlı hastalıklar, egzama, sedef , vajinal sarkmalar.
  • ÇOCUK DOÄžURMA ; AÄŸrılı sancılı doÄŸumlar, düşük yapma .
  • YAÅžA BAÄžLI SEBEPLER; menepoz ve hormonal anomaliler, vajinal kuruluk
  • GEÇİCİ SEBEPLER ; yetersiz vajinal yaÄŸlanma
  • PELVİK TRAVMALARI ; herhangi bir pelvik ameliyatı
  • TACİZ ; fiziksel saldırı , tecavüz ve benzeri zorlayıcı durumlar.
  • İLAÇLAR ; Kullanılan ilaclara baÄŸlı pelvik sornları

olabilmektedir.

Vajinismus Tedavisi Nasıl Olmalıdır ; Öncelikle bu konuyu iyi araştırmalı ve iyi anlamalısınız.  Tabiki uzman doktora başvurup onun tetkik, psikolojik ve fiziksel muayeneleri sonucu ,  gidişatınız belirlenecektir. Ama daha çok geçici ( dönemsel ) ve psikolojik etkilere bağlı bu hastalıktan kısa sürede kurtulacakğınıza eminim. Hangi doktor (güven duyabileceğiniz birini seçin )  bu konuda daha iyi buradan yorum yapamam . Çünkü ben bu hastalığa yakalanmadım ( bir erkek olarak ) . Ama tüm hastalıklar gibi buna duyarsız kalamadım.  Yapabildiğim, burada paylaşım ve forum platformu kurarak, vajinismusu birebir yaşayan kişilerin yorumları, yaşadıkları ve nasıl tedavi olduklarına dair açıklamalar her zaman olduğu gibi diğer hastalar için büyük bir kaynak oluşturacaktır.

 Tedavi sürecinde dengeli yaklaşımlar geçmiÅŸleri irdelemeler , yavaÅŸ yavaÅŸ denemeler büyük önem taşımaktadır. Fiziksel teknik kas kontrol teknikleri , ilaç ve krem uygulamaları , duygusal odaklanma ve çiftlerin birbiri arasındaki terapiler, pozisyonlar , istekler ve özgürlük …

Evet vajinismus tedavi yöntemleri maddeleri okadar fazla ki ; bundan çıkarılacak en büyük sonuç hiç birini hafife almadan adım adım bu konuyu kendinizin planlıca hareketleri, deneyimleri , tedaviye giden doÄŸru yolu bulma doÄŸrultusunda hareket etmeniz gerekmektedir. Benim size nacizhane tavsiyem en büyük psikolojik sorunlar paylaşım eksikliÄŸi ile baÅŸlar. Sıkıntılarınızı birilerine anlatın . Buraya yazın veya güvendiÄŸiniz birilerinden yardım isteyin. İşte tedaviye baÅŸladınız bile…. geçmiÅŸ olsun. 

Panik Atak Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Yazan sarp | psikoloji, sağlık | Perşembe 12 Ağustos 2010 5:13 pm

panik-atakPanik Atak konusunu forum şeklinde yoruma açıp paylaşmamın sebebi, geçen hafta bunun anlamadan yaşamış olmam ve araştırıken hastalığımın bu olduğunu anlamam. Burada amacım, tamamen psikolojik olan bu hastalığın (tetikleyen bir fiziksel rahatsızlık olmalığı muhakkak kontrol ve teyid edilmelidir) etkilerini nedenlerine , doğura bileceği sonuçları, panik atağı yendim diyen insanların paylaşım ortamının oluşturmak ve bu hastalıkla ilgili soru cevap şeklinde ( doğru yolu bulmak adına ) iyi bir bilgi birikimi yaratmak.

Yaşadığım olayla birebir örnekleyerek açıklamaya çalışacağım , Öncelikle Panik Atak Nedir? sorusunu genel olarak değerlendirirsek :  hiç beklemediğiniz bir anda , yoğun kaygı , endişe , bir işle başa çıkamayacağınızı düşündüğünüz ve kendinizi çok çaresiz hissettiğiniz anda yani yoğun psikolojik çöküntü halinde , kaçıp kurtulma adına vucudunuzun verdiği tepki olarak değerlendirebilirim.

Benim yaşadığım tamamen bu idi; ( panik atak balirtileri ) önce başım dönmeye başladı . sonra kolum ve başımda uyuşmalar ile devam etti. İşyerinde bir anda ayakta duramaz ve sanki kalp krizi geçiriyormuşum gibi hissettim kendimi ve gerçekten öleceğimi zannettim. Sanki kalbim atmıyor sadece titriyordu ve kan vucudumda sanki dolaşmıyordu. ( benim yaşadığım belirtilere ek olarak ;  terleme , titreme, bulantı , geğirme, ölüm korkusu, algılama sorunu eklenebilir )

Bir an önce hastaneye gidip bana bir serum ve ilaç lazım diye düşünüyordum. ArkadaÅŸlarım o kadar korktular ki ( bende çok korktuÄŸumu itiraf etmeliyim ) . benimde isteÄŸimle ambulans çağırdılar. Bu arada kan ÅŸekerim düşmüş olabileceÄŸinden bana ÅŸekerli su verdiler ve gerçekten o çok iyi geldi . beni uzandırdılar ve serin bir ortam saÄŸladılar , hoÅŸuma gidiyordu (sonradan düşünce – o an deÄŸil) . ellerimi ayaklarımı sularla serinleterek ovuyorlardı. Åžimdi düşündükçe o yapılanlar o an beni çok rahatlattı sizde bu tip durumlarda mutlaka aynısını yapın. O duruma geliÅŸimdeki psikolojik etkenlerin yanısıra ,  bir gün önceki içtiÄŸim alkol ,  sabah ayılmak için içtiÄŸim 3 fincan kahvenin, sigaraların ve yorgunluÄŸumunda büyük etkisi olduÄŸunu düşünüyorum.  Ambulans geldiÄŸinde (yarım saat sürdü)aslında rahatlamıştım. Tansiyonumu ölçtüler 12-8 , kalp atışı 115 ( biraz yüksek)  , veriler düzgündü , ama ben hastaneye ısrarla gitmek istedim. kan tahlillerimde gayet normaldi. tahlilleri götürdüğüm dahiliye doktoru , bana dediki oÄŸlum senin hiç biÅŸeyin yok , panik atak olmuÅŸsun ama bu geçicidir. Bende ise ( bu aşırısıydı) dönem dönem böyle durumlarım olmuÅŸtur.

Bu konuyu araştırırken önemli olarak gördüğüm fiziksel problemlere değinmeliyim; yani Panik Atak psikolojik deyip fiziksel muayenelerinizi ihmal etmeyin. Panik atağı tetikleyen fiziksel problemler , şunlar olabilmektedir :

  • panikatak-tedavikan ÅŸekerinin düşük olması ( hipoglisemi )
  • bazı akciÄŸer, kalp ve enfeksiyon hastalıkları.
  • alkol ve bazı ilaçların birden kesilmesi.
  • aşırı kafein ve sigara kullanımı
  • vitamin eksiklikleri ve kansızlık
  • beyin tümörleri
  • böbrek üstü bezleri kanserleri

Panik atak yaşayanlar o anda kendini tedavi etmek istiyorsa , muhakkak güvendiği kişilerle birlikte olmalı , uzanmalı, kendini iyi durum ve ortamda olduğunu inandıracak telkinler etmeli , sigara ve kafeinli içeceklerden uzak durmalı , kan şekeri düş olabileceğinden şekerli su içilmeli , bence en yakın hastaneye anında ( ambulans beklemeden ) götürülmelidir. Çünkü doktoru ve ilgiyi karşısında gören hasta direk rahatlamaya geçecektir.

Panik atak tedavisini araştırıken , psikolog , daha doğrusu psikiyatr ( ilaçlı tedavi yapabilen psikolog diyelim ) tedavisinin çok önemli olduğunu gördüğümü söylemeliyim , bunun yanında nöroloji uzman doktorlarıda olabilir.

Bana doktorum geçen sene şiddetli baş ağrısı ( bunun da panik atak neticesi olduğunu şimdi anlıyorum) sonucu gittiğim hastanede , tüm tetkikler yapıldı beyim emarına kadar herşey çekildi. Ama sorunum için doktorum laroxy 10 mg  (ismini yanlış yazmış olabilirim)  diye bir ilaç verdi. ben hepsini kullanmadan 1-2 tane alarak olayı atlattım. Bu seneki yeni olaydan sonra akşamları o kalan ilaçları almaya başladım ve faydasını gördüm. Tabii eğer, bende bitkisel tedaviye ve ilaçlara  inanan biri olarak sakinleştirici bitkisel ilaçlar alınabileceğini alternatif tıp olarak olumlu buluyorum .

Aklıma gelmişken Panik Atak Çeşitleri konusunu çok araştırmadım . Ama buradaki paylaşımla ve panik atak yaşayanların anlatımlarıyla bu çeşitliliklerin bu forum ve yorumlarda oluşacağına inanıyorum.

Ama şunu söylemeliyim, şu ölümlü dünyada kendinizi hiçbirşeye üzmenize gerek yok ( söyleyen bende başarabilsem) ve içinize bir şey atmayın , haklı olduğunuz durumlarda hiç alttan almayın herşeyi PAT PAT söyleyin . İçinizde bırakmayın , paylaşın herşeyinizi. Panik Atak mı ? bence atağı siz yapın .

Durumumu paylaşmaya devam edeceğim , sizde öyle yapın.

güven

Yazan nil | genel, psikoloji | Çarşamba 26 Ağustos 2009 4:36 pm

İNSAN SEVDİĞİNE , SEVDİKLERİNE NE KADAR GÜVENMELİ SİZCE ?

BİR OLAYDA ONLARIN SÖZÜNE Mİ, YOKSA GÖZÜNÜN GÖRDÜĞÜNE Mİ İNANMALI

DÜŞÜNDÜRÜCÜ Bİ SORU BEN ÇIKAMADIM SİZLERİNDE DÜŞÜNCELERİNİ BEKLİYORUM

Erkek olmanın tehlikeleri

Yazan sarp | erkekçe, evlilik, psikoloji | Perşembe 28 Ağustos 2008 9:44 am

Zordur erkek olmak. Ama bunu bilmezler kendileri bile. Çünkü sürekli bir baskı ile büyümüşlerdir. Erkek adam aÄŸlamaz. Erkek adam ekmek getirir. Erkek adam olmak acaip biÅŸeydir. AÄŸlamaz erkek adam, ama okadar da saÄŸlıklı biÅŸeydirki aÄŸlamak, ama yapamaz bunu. ÇoÄŸu kadınlarda bilmez bunu erkek getirsin etsin yapsın ödesin de, bi sor adama nasılsın hayat nasıl gidiyo bi ihtiyacın varmı yapabileceÄŸimiz biÅŸeyler gibi sözler gerekir zaten bunu yapabiliyorsa kadınlar evlenilecek kadınlardır onlar. PaylaÅŸmak lazım hayatı sevmek lazım. PaylaÅŸmıyorsa insanlar özellikle evliler zaten o iliÅŸkide sorun vardır. Benim erkek olmanın tehlikeleri adı altında böyle bir yazı yazmamın sebebi biraz olsun düşündürmektir insanları, kadınları ve erkekleri……. Yorumu olan?

insanlar mutsuz

Yazan sarp | Politika, psikoloji | Salı 26 Ağustos 2008 1:31 pm

Ya bakıyorumda çevreme mutlu insan göremiyorum. Herkes mutsuz bir dokun bin ah işit. Ne kadar tuhaf bişey bu mutluluk olayı , ya herşeyi var adamın, değerini bilmiyomu ne anlamadım ki; Bu gün düşünün etrafınızda kimse yok, ne kadar kötü bir şey. Diyelim zengin oldunuz, ev araba yat kat falan bunları göstereceğiniz kimse yok , ozaman ne anlamı kalırki. İnsanlar farkında değiller zenginliklerinin anın tadını yaşamıyorlar artık. Kimisi geçim derdinde kimisi aş kimisi çocuk kimisi eş kimisi para. Sağlık en önemliside başa gelmiyince anlaşılmıyor tabi. İnsanlar ölüyor, 20 li yaşlarda anlaşılmıyor bu. a ölmüş. Belli bir yaştan sonra ölümle tanışmaya başlıyor insan. O zaman çevrende sevdiklerin hızla azalmaya başlıyor. Ya böyle bir şey yaşamak. Hayattan çok fazla birşey beklemek yanlış. Hayattan tat çıkartmak lazım. Çilek yerken tadına varmak lazım. Problem değil çözüm üretmek ve olumlu bakmak lazım. Ama biz Türk Milletinin bir sorunu ; fazla ses çıkartmıyoruz. Bizi de yönetenler bundan istifade her kanunu geçiriyorlar.

Ya bir ülkede hiç mi insanlar bağırmaz. BASTIRILDIK biz. Her yönüyle, cehaletiyle, ekonomisiyle, ……iylede, iyle.  

dul kadın arayanlar ve dul kadınlar

Yazan admin | cinsellik, erkekçe, kadınca, psikoloji | Pazartesi 25 Ağustos 2008 10:13 pm

Blog yorumun farkettiği bir konu dul kadın arayan erkekler,

Erkekler neden dul kadın ararlar, bizce bunun sebebi cinselliklerine güvenen erkeklerin zengin ve varlıklı dul kadın aramaklarından kaynaklanmasıdır. Dul kadın sorumluluk gerektirmez çünkü onu sahiplenmezler erkekler, ( erkekler her zaman sorumluluktan kaçmak isterler ) zordur erkek olmak, kadınlar gibi güçlü değillerdir aslında. Bu yüzden ararlar dul kadın ve hatta zengin olsun. Ama cinsel güdü ve işlevlerinin iyi olduğunu düşünüyorum bu insanların. Siz dul iseniz ve dul kadın arayan bir erkekseniz bence burada paylaşmalısınız. Dul kadınlarda kendilerini sahiplenecek erkek isterler, işte burda yazın bakalım dürüstlüğe giden yol doğru yoldur.  

Presenteeism (presenteizm) hastalığı nedir?

Yazan sarp | insan kaynakları, psikoloji, sağlık, yöneticiler | Pazartesi 4 Ağustos 2008 10:59 am

Presenteeism hastalığı nedir?

Presenteeism kendisi işte olup aklı bambaşka alemlerde olma, iş performansını gösterememe durumudur.
Sebepleri ise aşırı iş yükü, işsiz kalma korkusu,  kararlara verme yetkisinin olmaması veya yöneticisinin desteğini alamama duygusu veya işkolik olmak.
Bu durumun şirketlere ciddi maliyetleri söz konusudur ve insan kaynakları ve üst düzey yöneticilerin değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Bu presenteizm hastalığının sebepleri ise ;

1.) Tükenmişlik duygusu (amaçlara ulaşmak için fiziksel ve psikolojik kaynakların tükenmesi)

2.) Fiziksel sorunlar ve sağlık sorunları (fiziksel sıkıntılara  hastalıklarına bağlı yetersiz performans)

3.) Ruhsal problemler  (kaygı, depresyon, odaklanma problemleri, konsantrasyon güçlükleri)

4.) İşeyerindeki çeşitli baskılar (şirketin politikası, kafası uyuşmayan çalışma arkadaşları, üst yöneticilerle yaşanan sıkıntılar, performans ve verimlilik konularının göz ardı edilmesi, stres yaratır.Konsantrasyonu ve yaratıcı düşünceyi köreltir.)

5.) Özel hayattaki baskılar ( ulaşım, ev ortamı, çocuk, yaşlı veya bağımlı bakımı, evlilik ve ilişki güçlükleri, finansal problemler, işyerinde tam kapasite çalışmaya engellerdir.)

6.) İşe olan bağlılık ( Aylak olma durumu, özel işlerine yoğunlaşma, şirket politikası,kültürü veya kararlarından memnuniyetsizlik olma durumu ve benzeri sebeplerle tam kapasite çalışmama durumudur.)

Türkiye pek bilmiyor.
Presenteeism, dünyada ve Türkiye’de de bir problem olarak iş piyasalarını tehdit ediyor.Türkiye’de presenteizmden kaynaklanan sorunlara karşı tam anlamıyla bir bilincin oluştuğunu söylenemez.Grip aşısı, motivasyonu artıracak eğitimler ve uygulamalar, uygun bütçe ( geçim standardını oluşturmak), esnek çalışma saatleri ve sağlık problemlerine karşı uygulamalarla bu presenteizm aşılmalıdır.

Çocuklarda kişilik duygusunun gelişimi

Yazan admin | anne ve bebek, psikoloji | Cuma 18 Temmuz 2008 12:29 am

KİŞİLİK DUYGUSUNUN GELİŞİMİ
Yaklaşık 18 aylıkken çocuğunuz kendisini bir birey olarak algılamaya başlar. Kendini adıyla takdim eder, fotoğraflarına bakmaktan zevk alır. Bu aylardan sonra kendi yaşamında daha çok söz sahibi olmaya başlar ve isteklerini, kişiliğini sık sık ortaya koyar. Bu aşamada bazı şeyleri kendi kendisine yapmasına izin vererek kişiliğinin gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.
Özgür olması için yüreklendirin.
• İşleri onun için kolaylaştırın. İki yaşından sonra, sahip olduğu şeyleri düzenleyerek onlarla kendisinin ilgilenmesini sağlayın. Kendi kendine giyip çıkarabileceği giysiler alın, lavaboya basamak koyarak elini yüzünü yıkamasını sağlayın. Paltosunu asabilmesi için alçak askı koyun.
• Size yardım etmesini isteyin. Bu dönemde “yardım etme” bir görev deÄŸil oyundur. AlışveriÅŸ torbalarını açmak, sofrayı kurmak, mutfağı süpürmek gibi basit iÅŸlerde size yardım ederken çocuÄŸunuz, bir iÅŸi baÅŸarma ve aile yaÅŸamında etkin rol alma duygusunu yaÅŸayacaktır.
• Kendi kendine kararlar vermesine izin verin. Basit kararları almasına fırsat tanırsanız, çocuğunuz kendi yaşamını denetleyebilme duygusunu tadabilir. Bırakın giymek istediği gömleği kendisi seçsin, odasını kendi yerleştirsin ya da gezinti yapacağınız yeri o belirlesin.
Çocuğunuza özel biri olduğunu hissettirin.
 Tüm çocuklar gibi sizinki de kendisinin özel biri olduğunu, onu sevdiğinizi bilmek ister. Bu, onun duygusal açıdan güçlü olmasını ve evden uzak kaldığında iki ayağı üzerinde durabilmesini sağlar. Ona özel biri olduğunu göstermenin birçok yolu vardır:
• Onu sevdiğinizi sık sık belirtin. Onu kucaklamayı ya da öpmeyi unutacak kadar işe boğulmayın.
• Duygularına saygı gösterin ve gereksinmelerine karşılık verin. Kendini kötü hissettiÄŸinde aÄŸlamak ve rahatlatılmi(lk ister. Ona, “Bebekler gibi aÄŸlama” demek yanlıştır.
• Ulaştığı her yeni başarıyı överek ilgi gösterin.
• Sizinle konuşurken onu ilgiyle dinleyin.

Doğum sonrası depresyon

Yazan admin | hamilelik gebelik, kadınca, psikoloji | Cuma 4 Temmuz 2008 4:28 pm

DoÄŸum yapan her on kadından biri doÄŸum sonrası depresyona giriyor. Yepyeni bir hastalık daha mı demeyin, hele depresyona giren anneyi hiç yargılamayın ,çünkü bu onun kötü bir anne olduÄŸu anlamına gelmiyor. Üstelik bu durumun üstesinden gelmesi için çevresindekilerin sevgi ve anlayışına da en çok ihtiyaç duyduÄŸu zaman …
ÇocuÄŸunuz doÄŸmuÅŸ, herkes sizi ziyaret ediyor. insanların yüzlerinden mutluluk akıyor. ama nedense siz kendinizi hiç de o kadar mutlu hissetmiyorsunuz. Birden bundan sonra hayatınızın ne kadar deÄŸiÅŸeceÄŸi kafanıza dank etmiÅŸ, bebeÄŸinizi ise henüz tanımıyorsunuz bile! Sonra da ani bir suçluluk duygusu: Neler düşünüyorum ben böyle diye kendinizi suçlamaya baÅŸlıyorsunuz ve gülümsemeye çalışıyorsunuz: “Yarın eve gideceÄŸiz ve tüm duygularım deÄŸiÅŸecek … ”
Eve geldiniz ama hala daha bir ÅŸeylerin yolunda gitmediÄŸinin farkındasınız. Yeni rolünüz “anneliÄŸe” alışabilmiÅŸ deÄŸilsiniz. Yeni bebekle sürekli ilgilenmek ve tüm ihtiyaçlarını karşılamak çok zor geliyor, üstelik dinlenmek için hiç fırsatınız yok ve her gün aynı yoÄŸunlukla devam ediyor. Bağımsızlığınıza ne kadar düşkündünüz, halbuki ÅŸimdi küçücük bir bebeÄŸin hizmetindesiniz. KeÅŸke en azından bu kadar yorgun, bu kadar uykusuz olmasaydınız, belki o zaman olaylara farklı bakmayı baÅŸarabilirdiniz, Oysa artık arkadaÅŸlarınızla bile doÄŸru dürüst görüşemiyorsunuz, sizi tebrik için aramışlardı, ama ÅŸimdi hepsi nereye kayboldu, bilmiyorsunuz, kim bilir belki de fazla hassas davranıyorsunuz. Zaten ÅŸu sıralar her kötü giden ÅŸeyin sorumlusu¬nun siz olduÄŸundan da eminsiniz! Bu halinizle kimsenin sizinle görüşmek istemediÄŸini anlamayacak ne var, böylece gitgide daha çok içinize kapandınız. O zaman durun ve küçük bir mola verin, çünkü doÄŸum sonrası depresyonu geçiriyor olabilirsiniz.
Doğum sonrası depresyonu çok yaygın bir olgu ve doğum yapan her yüz kadından onu bu depresyonla karşı karşıya kalmakta;
Anneliğin çok kutsal sayılması ve bu konuda kadınların tüm suçu kendilerinde bulmaları nedeniyle kadın bu konudaki duygu ve düşüncelerini başkaları ile paylaşmadığından, gerçek rakam aslında bundan daha fazla da olabilir.
Öncelikle içiniz rahat olsun. DoÄŸum sonrası depresyonu geçiren bir anne kendisini çevresindeki herkesten soyutlasa, hatta bebeÄŸinden bile uzak dursa da bu, sadece rahatsızlığının belirtilerindendir. Kadının “kötü bir anne” olduÄŸuna delalet etmez. Her ne kadar anne ile çocuk arasındaki duygusal bağın doÄŸumdan hemen sonra oluÅŸması gerektiÄŸini, yoksa bir daha hiç oluÅŸmayacağını iddia edenler olsa da, bu kesinlikle doÄŸru deÄŸildir. Anne ile çocuk arasındaki duygusal baÄŸ devam eden bir süreçtir. Depresyon ortadan kalktığında annelik duyguları yaÅŸanır ve anne çocuÄŸuna baÄŸlanır. Bu süreçte anne, ailesinin ve arkadaÅŸlarının yardımına ihtiyaç duyacaktır, ancak bu ÅŸekilde bu dönemi daha çabuk ve kolay atlatabilir. Özellikle ele eÅŸin anlayışlı ve paylaşımcı olması, durumun daha hafif geçmesini saÄŸlar. Profesyonel yardıma ya da hekim kontrolünde antidepresan ilaçlara ihtiyaç da duyulabilir.
DoÄŸum sonrası depresyonu yaÅŸayan bir annenin bunu anlaması ve yardım istemesi zor olabilir. Ne de olsa hayatlarında çok fazla ÅŸey deÄŸiÅŸmiÅŸtir ve anne neyin normal olduÄŸunu, neyin olmadığını anlamakta güçlük çekebilir. Tersliklerin kendi yetersizliklerinden kay¬naklandığını düşünme eÄŸilimi gösterir. Gazeteler, dergiler, televizyon ve yakın çevre anne olmayı harika bir ÅŸey gibi gösterir, ancak zorluklarından pek bahsetmez. Bunun sonucunda kadınlar anneliÄŸin “harika” bir zaman olduÄŸunu, herkesin hemencecik ve kolaylıkla anneye dönüştüğünü düşünürler. Bu da yardım istemeyi zorlaÅŸtırır. Ne var ki, doÄŸum yapmak çok stresi i olabilir ve anne olmak da, hayattaki her yeni rol gibi, öğrenmemiz gereken bir roldür. DoÄŸum sonrası depresyon ne kadar erken anlaşılırsa o kadar iyi olur, çünkü tedavi yöntemleri genellikle olumlu sonuç verir.
Kendi kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Bunun özel bir zaman olduğunu ve sonsuza kadar bu tempoda gitmeyeceğini kendinize hatırlatın. Duygularınız hakkında konuşun, özellikle eşinizi kendinizden soyutlamayın, duygularınızdan haberdar olmasını sağlayın. Eşinizin desteğinin diğer pek çok kişinin desteğinden daha iyi gelebileceğini göz ardı etmeyin. Her gün, bütün gün boyunca yalnız kalmamaya çalışın. Arkadaşlarınızı ve başka anneleri görmeye özen gösterin. Aynı süreçleri yaşamış ve atlatmış annelerin tecrübelerinden yararlanın. Size teklif edilen her türlü pratik yardımı kabul edin. Yardım isterken utanmayın veya kabul ederken suçluluk hissetmeyin. Mükemmel ev kadını olmaya çalışmayın. Evin mükemmel şekilde derli toplu olup olmadığı önemli değildir. Yapmanız gereken işleri en aza indirmeye çalışın. Mümkün olduğunca çok dinlenin. iyi beslenin. Kendinize ayırabileceğiniz zamanı asla kaçırmayın, değerlendirmeye bakın. Egzersiz yapmaya çalışın.
Doğum sonrası depresyonunun belirtileri nelerdir? Aşağıdakiler, doğum sonrası depresyonu geçirdiğiniz zaman ortaya çıkabilecek belirtilerden sadece bazılarıdır.
• Karışık, net olmayan duygu ve düşünceler
• Konsantrasyon bozukluğu
• Karar verememek
• Üzgün hissetme, mutsuzluk, çaresizlik
• Fazlaca ağlamak veya hiç ağlayamamak
• Kendini değersiz hissetme
• Ruh halinin sıkça değişmesi •Suçluluk hissetmek

Doğum sonrası depresyonu konusunda en fazla riske kimler maruz kalır?
Doğum yapan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayabilir. Ancak, bazı durumlarda daha fazla riske maruz kalabilirsiniz:
• Daha önce depresyon yaşadıysanız,
• Doğum yapmak size çok zor geldiyse veya sizin için çok travmatik ve acılı geçtiyse,
• İlişkinizde sorun yaşıyorsanız,
• Hayatınızda daha başka zorluklar varsa,
• Size yardım edecek aile ve arkadaşlardan ayrı kalmışsanız veya çevrenizden izole edilmişseniz,
•  Kendi anneniz size yardım etmek üzere yanınızda değilse.
Ancak, bu sorunlarla karşılaşan herkes doğum sonrası depresyonu yaşayacaktır demek değildir.

Arif Verimli Şöhret Olma Tutkusu ve Gençleri Yorumluyor

Yazan admin | psikoloji | Cumartesi 7 Haziran 2008 7:05 pm

Son yıllarda medya tarafından sunulan tiyatro, ses ve müzik yarışmaları çok büyük reytingler almakta ve gençlere emeksiz, kolay yoldan şöhret ve ün sahibi olmayı vaad etmektedir

DoÄŸada var olan bir kural vardır ki; o da güçlü olma arzusu ve güçlü olma isteÄŸidir. Güç sahibi olma canlılar tarihinde ve ayrıca insanlık tarihinde her zaman var olan bir bilinçaltı mekanizmadır. Güç sahibi olmak ise 3 ÅŸekilde mümkün olabilir. Ya çok zenginsinizdir, ya politika yaparak kitleleri peÅŸinizde sürüklersiniz ya da şöhretli olarak sanat yaparak …
Son yıllarda artan trend özellikle gençler arasında şöhret peşinde olmaktır. Şöhretli olmak, tanınmak, kitleleri ve medyayı peşinden koşturmak global dünyaya entegre olmaya çalışan ülkemiz gençleri arasında da çok büyük sıklıkla rastlanılan bir istektir. Ancak ülkemizde istek boyutunu da aşarak bir hırs ve tutku halini almaya başlamıştır.
Son yıllarda medya tarafından sunulan tiyatro, ses ve müzik yarışmaları çok büyük ratingler almakta ve gençlere emeksiz, kolay yoldan şöhret ve ün sahibi olmayı vaat etmektedir. Halbuki halkın takdirini kazanmak, doÄŸru dürüst ve dünya standartlarında sanat yapmak bir kalite, eÄŸitim ve emek iÅŸidir. Uzun ve meÅŸakkatli bir yol gerektirir. Oysaki rating uÄŸruna insani deÄŸerlerin ezildiÄŸi emeksiz bir ÅŸekilde bütün Türkiye’nin konuÅŸtuÄŸu manÅŸetlerden ve televizyon programlarından inmeyen programlar peÅŸ peÅŸe hazırlanmıştır. Yılların sanat yapan bu uÄŸurda pek çok emekler veren sanatçıları unutulmakta daha dün bir yarışmayla tanınan ve çok büyük kitleleri peÅŸine takan yarışma sanatçıları oluÅŸmaya baÅŸlamıştır.
Elbette ülkemizin koşulları herkese her istediği meslekte başarılı olmayı ve istihdam sağlamayı mümkün kılmamaktadır. Beklide gençlerimizin böyle programlarla kısa yoldan başarıyı seçmeleri kendi mantıklarınca doğrudur. Ama yinede ne olursa olsun özellikle yapımcı programların gençlerin şöhret he¬veslerinden sömürürcesine yararlandıkları açıktır. insani değerler ezilmekte yarışmaya katılan on binlerce kişiden sadece 10-20 şöhret çıkmaktadır. Peki kalan on binlerin ruh halini düşünen var mı?
Bir de millet olarak çok çabuk seven çok çabuk da silebilen bir yapımız var. işte bu kısa yoldan şöhret hevesi acı yüzünü burada ortaya çıkarmaktadır. Bir gün önce el üstünde tuttuğumuzu, sen bizim her şeyimizsin dediğimizi bir sonraki gün unutabiliriz. (Türk halkı bileğinin hakkıyla sanat yapan hiçbir sanatçıyı unutmamıştır.) işte bu durumda o geçici şöhret öyle bir boyuta gelir ki genci depresyona, kimlik bunalımına, davranış bozukluklarına, alkol ve madde kullanımına, öfke, özgüven eksikliği ve panik bozukluğa, akut stres bozukluğuna, yetersiz kişilik gelişimine ve hatta intihara kadar gidebilen bir psikiyatrik bozukluklar silsilesi içerisine sokabilir. Peki bunun hesabını kim verecek?
Yarışma programları o kadar akıllıca davranıyorlar ki; katılımcılara imzalattıkları sözleşmeler gencin hak aramasının da yolunu tıkıyor.

 

Prof Dr Arif VERİMLİ

Sonraki »