Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi kendini kanıtlamış ve S.bakanlığınca  da onay almış bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem bir çok hastalığa iyi gelmektedir.  Tabi bu konuda genel açıklamaları biz yapmakla birlikte bu tedaviyi alan hastaların iyileşme süreçleri durumları ve yorumları herzaman olduğu gibi bizim için daha önemli olacaktır.  Bilgi paylaştıkça büyür ve daha doğru sonuçlara ulaşır. Hiperbarik Oksijen tedavi merkezi daha çok büyük şehirlerimiz olan İzmir Adana İstanbul ve Ankara da mevcut olduğunu biliyorum . Bu merkezlerin iletişim bilgilerinide yorum kısmına ekleyebilirsiniz.

Hiperbarik tedavi yönteminin iyi geldiği hastalıklar şöyle sıralanabilir;

hiperbarik-oksijen-tedavisiYumuşak dokunun nekrotizan enfeksiyonları (derialtı- kas- fasya)
Yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (Diyabetik ve non diyabetik durumlar). (Şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları).
Hava ve gaz embolisi
Dekompresyon hastalığı ( hal arasında vurgun)
Karbon monoksit, siyanid zehirlenmesi, akut duman inhalasyonu (Soba- şofben zehirlenmeleri)
Kafa kemikleri, sternum ve vertebraların akut osteomyelitleri
Ani görme kaybı (Retinal arter oklüzyonu)
Ani işitme kaybı
Crush yaralanmaları, kompartman sendromu ve diğer akut travmatik iskemiler
Tutması şüpheli deri greft ve flepleri
Radyasyon nekrozları
Gazlı gangren
Kronik refrakter osteomyelit (kronik kemik iltihapları)   
Termal yanıklar
Aşırı kan kayıpları
Beyin absesi
Anoksik ensefalopati

HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ NEDİR ?
Hiperbarik Oksijen Tedavisi , kapalı bir basınç odasına alınan hastaya, 1 atmosfer basınçtan daha yüksek basınçta, kesik kesik  %100 oksijen solutulması şeklinde uygulanan tıbbi bir tedavi yöntemidir. Hasta oksijeni basınç odasının tipine ve hastalığına bağlı olarak ,ortamdan  maskeden, başlıktan, veya endotrakeal tüpten alabilir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin uygulama yöntemleri ise hastalığın yapısına göre değişiklik göstermektedir.  Ancak temel olan basınç altındaki odada 5 dakikalaık aralarla 1-2 satlik seanslarda oksijen solunmasından ibarettir.

Tabi bizim için önemli olan bir noktada bu hiperbarik oksijen tedavisinin yan etkileri olup olmadığı; Bilinen yan etkileri olarak şunlar sıralanabilir.  En çok görülen , basınca bağlı sinüs problemleridir. Tedavi edilmemiş pnömotoraks (pnömotoraks nedir ? daha sonra yayınlanacak) lardır.

Evet sizde bu tedaviyi seçmiş bir hasta iseniz; hastalığınızı ve tedavi gelişiminizi paylaşmanızı rica edeceğiz. Bu şekilde daha gelişmiş bir bilgiye ulaşmış olacağız. Şimdiden herkese geçmiş olmasını ve acil şifalar diliyorum.

Kolay ve Hızlı Zayıflama Yöntemleri

kolay-zayiflamaGene bir yaz öncesi ve araştırıyoruz kolay ve hızlı zayıflama yöntemlerini. Şöyle bir blogyorum sayfalarına göz attım bu konuda neler yayınlanmış diye ve öncelikle şunu buldum , diyet yaparken nelere dikkat etmeliyiz.  Evet kafamıza göre veya bir yerde bulduğumuz diyet listeleri ne göre diyet yapmak ne kadar doğru bilmem ama ben kolay ve hızlı zayıflama yöntemlerini çözdüm. Bunu başarmak gerçekten çok kolay, sadece beslenme ve aktivite anlayışlarımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor o kadar.  Öncelikle ben elmayı hayatınıza günlük olarak özellikle sabahları sokmanızı tavsiye edeceğim çünkü elma ve diyet vazgeçilmez bir ikili olarak karşımıza çıkıyor. Birde sabahları ve yemeklerde önce 1-2 bardak ılık su bu işin başlangıcı.

Bu işte öncelikli olarak inanmak gerekli ve prensip ve sabır sahibi olmalısınız. Böyle bir yaşam tarzı benimserseniz zaten hızlı kilo verme yollarını aramayacaksınız. 2 günlük şok diyet , zayıflama hapı , 10 günde 5 kilo zayıflama gibi olaylar bence sağlıksız ve metebolizmayı fazla zorlamaktan ibaret.

hizli-zayiflamaÖncelikle besin gruplarını ve alınması gereken miktarları bir tanıyın.  İdeal kilonuz nedir nasıl hesaplanır ona bir göz atın. Kendinizi ve yedikleriniz bir gözden geçirin. Sonra kendinize bir program yapın . haftalık yapabilirseniz süper olur. Ama en az bir gün öncesinden yarın ki yemek planınızı oluşturabilirsiniz. En kolay yol mevcut yediklerinizin miktarlarını azaltmak ve yukarıda bahsettiğim elma ve su olayı başlangıç olur . Ara öğünlerde ise bitkisel zayıflama yöntemlerinden faydalanabilirsiniz. Blogyorumdaki diyet ürünleri bitkileri  sayfası size yardımcı olacaktır.  Selülit içinde beslenme ve diyet  tedavisi anlatılmış . Tabi bunların etkilerini paylaşım az olduğu için göremiyoruz.

Evet hayatınızda olmayan bir spor aktivitesinide benimserseniz olay bitiyor. Bunun için egzersiz sayfasına bir göz atın.

Bununda en kolayı hızlı yürüyüşleri en az yarım saat hayatınıza sokmaktır. Ama ben biliorum ki ; bir çok kişi  urada anlatılanlar yerine bir zayıflama hapı arayıp kendilerine zorlanmadan kolay yolu arayacaklar , belki zayıflayacaklar ama fit bir vücuda sahip olamayacaklar. O yüzden spor salonu ve ya özgün spor aktivitelerini hayatınıza sokmakta kesin ısrarlı olun. Aldığını yakacaksın işin sırrı bundan ibaret sürekli enerji harcayacaksın ve yaktığından fazlasını yemiyeceksin.

Şunu bekliyorum. Arkadaşları tarafından sürekli beğenilen ve kilo sorunu olmayan bir kişiler aşağıdaki yorum bölümüne yaşam tarzlarını ve beslenme alışkanlıklarını anlatsınlar . Bakalım aramızdaki fark neymiş görelim.

Paylaşımla kalın..

LW6090 Zayıflama Hapı Kullananlar ve Yorumları

lw6090-zayiflama-hapiBidiğim kadarı ile Fx 15 zayıflama hapı yasaklandı veya başka birşey. Ama aynı üreticiler LW 60 90 hapını piyasaya sürdürler . Ne kadar güvenilir olduğunu bilmiyorum. Burada bu konuyu tartışarak doğru sonuca ulaşmak gerekli.

Evet bir LW 6090 zayıflama hapı moda mı oldu desek yoksa gerçekten işe yarıyor mu? Bu hapın fiyatları nedir içeriğinde neler var . Nerden alabilirim ? LW 60 90 satan eczaneler hangileridir.? Yan etkileri ve zararları varmıdır? tüm sorularınızın cevaplarını bulabileceğiniz ve kullanıcıların yorumlarını paylaşabileceği bir soru cevap alanı açmak bence blogyorumun işi. Çünkü bilinmeyeni aydınlatmak ve paylaşmak kafamızdaki şüpheleri gidemede birebir yöntem. Bence ilacı almadan önce bu LW6090 ilacını kullananların yorumlarıçok önemli ayrıca şikayet ve iyi taraflarını da burada paylaşmalıyız. Yani bir nevi LW6090 forum alanı oluşturacağız. En ufak bilgi görüş ve yorum biri için çok önemli olabilir.
Bu konuda bence bir çok soru sorulamalı; gerçekten zayıflatırmı?. bir kutuda kaç kapsül var . günde nekadar kullanılmalı? yan etkileri ve zararları? LW6090 nedir.? LW6090 en ucuz nerede bulabilirim? LW6090 üretim yeri ? gibi iyi paylaşımlar.

İlk paylaşım benden olacak LW6090 zayıflama Hapı Kullanan kız arkadaşımın  yorumu şöyle; 1,5 ay kulanmaya başlayalı  ve hala kullanıyor. 5 kilo verdi . Görünümü düzeldi ama bence bir salıklık oluştu . Yani hap yerine sporla zayıflamak bence daha iyi. Neyse, yan etkisi olmadı ama ilacın gereği sanırım ağız kuruluğu yapıyor ve çok su içmeni sağlıyor. Ayrıca tokluk hissi veriyor. İlaç fiyatı  60 TL ve içinde 60 adet var . en az 4 kutu tüketilmesi söyleniyor. Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak.

Sizinde ayrıca merak ettikleriniz ve eklemek istesiğiniz şeyler varsa aşağıdaki yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Varis Hastalığı Ameliyatı ve Lazer Tedavi Merkezleri

varis-tedavi-merkezleriÖncelikle Varis Nedir? sorusunun cevabı ; toplardamarların genişlemesidir. Hastalığın durumuna göre 0 ile 6 arasında derecelendirilir. mesela 1 kılcal damar varisleridir. damar çapı büyüdükçe ve hastalı ileledikçe derece artmaktadır. 3 derecede varis bölgesinde şişmeler olur.  6 derece en ciddi varis ayak bileğinde yara oluşmasıdır.  Varis ençok bacaklarda görülmektedir. Risk grupları ise sürekli ayakta hareketsiz iş yapanlardır. Bayanlarda erkeklere oranla biraz daha fazla ve özellikle hamilelerde varis görülebilir.

Varisli hastaların dikkat etmesi gereken durumlar is şunlardır. Sıcaktan korunmalı , ayakkabı seçimini iyi yapmalı ayakta uzun süre sabit durmamalıdır. Ayrıca düzenli egzersizler yapılmalıdır. Aynı durum hamileler için de geçerlidir. Hamilelikte oluşan varisler genellikle hamilelik sonu düzelmektedir.

Varis ameliyatı ve cerrahi yöntem , 2 ve daha yüksek dereceli varislerde tedavi yöntemi olarak kullanılmakatadır. Varis tedavisinde lazer tedavi merkezleri açılmıştır . Lazerle varis tedavi yöntemi ise, damarı içten kapatmaktır. Yani ameliyat yöntemi ile alınan damarlar alınmayıp yerinde bırakılarak damarların içten kapatılması yöntemidir.  Skleroterapi denilen tedavi yöntemi ise çapı 1ile 4 mm olan damarlara yapılır. İncecik enjektörlerle damara madde enjekte edilir ve damar kapatılır. Hasta tedavi sonrası direk normal işlerine devam edebilir.

Varis tedavi edilmezse ne gibi sakıncaları olabilir ; ağrı ve şişlik gittikçe artar. Kılcal varislerde ise böyle ilerleme olmaz sadece görüntüsel problemler olacağından bayanlar genelde bu varis tedavi merkezlerine müracaat etmektedirler.

En iyi varis tedavi merkezi hangisi diyorsanız. Bunu belirleyebilmemiz için , sizlerin yaşadıkları ve tecrübeleri ni yorum bölümüne yazması gerekmektedir. Sanırım yine büyük şehirler , yani istanbul ankara izmir adana antalya bursa varis tedavi merkezleri önde gelenler olacaktır. Herkesin katılım ve paylaşımını bekliyoruz..

En iyi varis çorapları ve fiyatları

varis-corabiÖncelikle varis çoraplarının varisi tedavi etmediğini bilmekte fayda var. Ancak varis çorapları hastalığın ilerlemesini engellemekte ve hastayı rahat ettirmektedir. Peki kaliteli varis çorabını nasıl anlayacağız. Varis çoraplarının çok değişik modellerde diz altı, diz üstü, külotlu ince ve değişik basınçlarda tipleri ve çeşitleri mevcuttur. En çok tercih edilenler ince , diz altı ve orta basınç çoraplardır. Hamileler için ise külotlu özel tipli varis çorapları mevcuttur. Peki birbirimize önereceğimiz varis çorapları neler olabilir. Kullananların yorumları bu çorapları seçmemizde doktorumuzdan sonra bizi aydınlatacak bir veriyi oluşturacaktır. En iyi varis çorabını bulmak için, bazı markaları burada yazmak istiyorum, yorumları kullananlara kalıyor tabiki, sizde burada olmayan markaları ekleyebilir ve yoruma açabilirsiniz. Varis çorap markaları ; ibici varis çorabı, solidea, medi, venotrain, relaxsan, variteks, mediven, sigvaris, jobst, duomed , benim bilmediğim markaları sizde ekleyin . Birde varis çorapları fiyatları hakkında güncel yorumlarınız diğer almak isteyenlere klavuz olacaktır. Benim şu anda internet sitelerinden incelediğim kadarı ile varis çorabı fiyatları model ve tiplerine göre 30 ile 100 tl arasında değişiyor.

Pankreas Kanseri Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

pankreasBelalı hastalık kanser vucudun heryerinde olabiliyor malesef , bende bu sefer pankreas kanserini incelemeye ve araştırmaya başladım. İnsan başına gelince inceler ve tedavi yöntemleri arar. Ancak ben çevremde dahi olmasa internetten araştırma yapmayı seviyorum. Pankreas kanserini enine boyuna inceleyip sizlerle paylaşmak eğer yeni tedavi yöntemleri varsa bunları daha sonra yorum bölümünde paylaşmak istiyorum. Bence en önemliside pankreas kanserine yakalanan insanların durumlarını paylaşmaları ve hastalığın gidişatı konusunda bilgi vermeleri olacaktır. Herkese şimdiden acil şifalar diliyorum. Öncelikle pankreas nedir, ne işe yarar ve  görevleri hakkında biraz bilgi verelim : Pankreas 12 parmak bağırsağına salgı göndererek yağ, karbonhidrat, protein yakımına ve sindirime yardımcı olur ve salgıladığı insülin ile kandaki şeker oranını dengeler.

Pankreas iltihabı ve kanserinin erken teşhisi oldukça zordur hatta imkan yoktur. Hastalar genellikle ani başlayan karın ağrısı ile ilk şikayetlerine başlarlar. İki tane göze çarpan önemli bulgusu vardır. Bunlardan ilki kilo kaybıdır. Hastalar çoğu zaman 7-8 kilo kadar kaybetmektedirler. Ciddi bir halsizlik vardır. Hastalın yüzlerindede kahverengilik oluşur.

Eğer iltihap pankreasın başında ise safra yollarını tıkar ve sarılık ortaya çıkar buda erken teşhis yaratabilir. Ancak gövde veya kuyruk kısmında bir kanser varsa , semptomlar ( belirtiler ) çok daha geç olur ve dolayısı ile bu hastalar şikayete geçikmiş olarak gelirler. Buda tedavi edilemez durumda olmasına neden olur.

Tabi, bu noktada pankreas kanserini yenenler , bu hastalıktan kurtulanlar ve yakınım kanseri yendi diyenler ; sizlerin yorumları , tedavi yöntemlerini anlatmanız gerçekten diğer hastalar için faydalı olacaktır. Bu gerek ameliyat olur , gerek ilaç tedavisi , kemoterapi, gerekse bitkisel , alternatif tedavi , ama gerçekten tüm verilerin paylaşılması önemlidir.

Pankreas kanserinin nedenleri nelerdir ? ; Pankreas kanserine neden olan bariz bişey olmasada aşırı sigara ve alkol kullanan kişilerde görülme olasılığı fazladır. Bunun yanında beslenme düzeni bozuk olan hastalardada görülebilmektedir.

Pankreas kanseri için kemoterapi uygulanmaktadır. Bu tip hastalarda burada başarı oranlarını paylaşbilirler. Pankreas kanseri ameliyatına karar verilirse , ameliyatda  pankreasla birlikte oniki parmak bağırsağı ve safra bir bütün olarak çıkarılır hatta mide ve ince bağırsaktanda bir kısım alınır. Sadece kanserli bölge alınmaz . Kanserli bölgeye müdahale etmek kansein dahada yayılmasına sebebiyet vermektedir. Pankreas ameliyatı kesin kurtuluş demek değildir. Ama gün geçtikçe , giderek başarı oranı artmaktadır. Amaeliyat sonrası komplikasyon riski çok yüksektir.

Pankreas kanseri saldırgan bir kanser olduğu için , şu anki verilerle ameliyat olan kişilerin 5 de 1 i maksimum 5 yıl yaşamaktadır. Pankreas kanseri ameliyatından sonra , herhangi bir kısıtlama gelmez istediğini yemeği yiyip içebilirler. Ama bana göre nasıl beslenmeli sorusun cevabı olmalı ve buda dengeli dediğimiz. Daha çok bitkisel ağarlıklı bir beslenme olmalıdır.

Pankreas nakli konusunda da birbirimize yardıncı olup nakil yapan hastahaneleri ve ücretlerini paylaşabiliriz. Bu nakil için gerekli organın bulunması konusuda ayrı bir problem olsa gerek. Neyse şimdilik benden bukadar lütfen sizde bildiklerinizi paylaşın.. Sağlıkla, umutla, mutlulukla kalın..

Kök Hücre Nedir ve Kordon Kanı Tedavisi

kök-hücreKordon Kanı Hayat Kurtarabilir.
Kordon kanı kök hücreler açısından çok zengindir.
Kök hücreler halen pek çok ciddi hastalıkta değerli bir tedavi seçeneğidir. Bu nedenle kordon kanı atılmamalı, mümkünse saklanmaııdır. Ailenizde kök hücre tedavisi ihtiyacı tıbbi olarak saptanmış birisi varsa bebeğinizin kordon kanını saklatmak amacıyla mutlaka hekiminize danışmanız gerekir.
Bebeğinizin kordon kanını ileride kendisi için veya ailenizde bir başkasının kullanımı amacıyla da özelolarak saklatabilirsiniz. Ancak, bir kişinin kök hücre nakline ihtiyacı olan bir hastalığa yakalanma ihtimali yaklaşık 1 /20.000 ile 1 /37.000 arası olarak hesaplanmıştır. Oysa kök hücre nakli bekleyen çok sayıda hasta bulunmaktadır.
Bu nedenle Acıbadem Kordon Kanı Bankası, bebeğinizin kordon kanını özelolarak saklatmak yerine, ihtiyacı olan hastalar için bağışlamanızı tavsiye eder. Kordon kanı ne zaman ve ne için saklanırsa saklansın, Acıbadem Kordon Kanı Bankası’ nın amacı kök hücreleri en iyi şekilde saklayarak ve tıbbi gelişmeleri uygulayarak tedaviye katkı sağlamaktır.
Kök hücre nedir?
Kök hücreler, kemik iliği, kordon kanı ve diğer bazı dokularda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için veya kordon-kanıbazı kaııtsal kan hastalıklarının tedavisi için kullanılmaktadır. Kök hüzrelerin gelecekte felç, parkinson, alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabilmesi umuduyla araştırmalar devam etmektedir.
Kordon kanı nedir, nasıl toplanır?
Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu içinde kalan kandır. Kordon kanı, bebek doğar doğmaz, göbek bağı kesildikten sonra ilk 10 dakika içinde, göbek bağından alınır. Bu kan, toplanmadığı zaman plasenta ile birlikte atılır, alınması normal doğum prosedürü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilememektedir. Alınma işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem normal yolla hem de sezaryen doğumlarda uygulanabilir.
Alınan kan 36 saat içinde Kordon Kanı Bankası laboratuvarı na gönderilir. Kordon kanı, laboratuvarda özel yöntemler ile uygun şartlarda dondurulur, sıvı azot buharı içinde Kordon Kanı Bankası’nda saklanır. Dondurulan kök hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılabilir.

Diş Eti Kanamaları, Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Diş eti kanamaları ve hastalıkları , tıp dilinde periodontal hastalıklar, diş çürügü kadar yaygın görülen ve diş kaybına neden olan önemli bir saglık problemidir.
Periodontal Hastalık Nedir?
Dişler; dişeti, çene kemikleri ve dişin çene kemigine tutunmasını saglayan periodontallifler tarafından desteklenir. Bu destek dokulardan sadece dişeti iltihaplanmışsa Gingivitis adını alır. Hastalık ilerler, diger dokuları da etkiler ve kemik erimesi oluşursa Periodontitis (halk arasında piyore olarak bilinir) adını alır.
Dişeti kanaması
Dişetlerinde kızarıklık ve şişme

Belirtileri Nelerdir?
Bu hastalığın belirtileri genellikle zor fark edilir. Saglıklı dişeti soluk pembe renkli, mat, yüzeyi portakal kabugu gibi girintili çıkıntılı ve sert kıvamlıdır.
dis-eti-hastalıklarıHastalık durumunda ise;
Dişeti kanaması (fırçalarken, sert bir şey yerken veya kendiliginden)
Dişetinde renk ve yüzey özellikleri degişimi
[kırmızı, parlak ve düz yüzey)
Diştaşı oluşumu
Dişeti büyümesi
Dişeti çekilmesi, dişlerin uzaması
Dişleri n yer degiştirmesi ve aralanması
Dişleri n sallanması
Agızda kötü bir tat ve kötü koku görülür.
Sebepleri Nelerdir?
Dişeti hastalıklarının en önemli sebebi, agzın temizlenmemesinden dolayı dişlerin yüzeyinde, diş-dişeti birleşime yerleşen, milyonlarca mikroptan oluşan ve “mikrobiyal dental plak” adı verilen birikintilerdir. Bu tabaka içindeki mikroplar zararlı maddeler üreterek periodontal hastalıga neden olurlar. Plak yumuşak olması nedeniyle, diş fırçası ve diş ipi ile kolayca temizlenir. Temizlenmezse kireçleşir ve “diştaşı” oluşur. Diştaşının pürüzlü yüzeyi daha fazla ve daha hızlı plak birikimine yol açar. Yine yumuşak ve yapışkan gıdalar plak oluşumunu artırır. Genel saglıgın kötü olması, bagışıklık sisteminin zayıf olması, beslenme yetersizligi, ergenlik ve hamilelikteki hormonal degişiklikler plak varlıgında hastalıgın oluşumunu kolaylaştırır. Kalıtsal faktörler de kişilerin bu hastalıklara daha yatkın olmasına yol açabilir.

Bu Hastalıkların Tedavisi Var mıdır?
Evet. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı sonuç elde edilir. Periodontal tedavi, hasta ve hekimin ortak katkısı ile gerçekleşir. Hastalık oluşumundaki birincil sebep plak olduğu için, plağın temizlenmesi yani hastanın kendi yaptığı ağız bakımı tedavinin temelini oluşturur. Hekimin tedavisiyle elde edilen sağlığın ömür boyu deva­mı da ağız bakımına bağlıdır. Bunun için dişler ve dişetleri sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce fırçalanmalı, dişlerin ara yüz temizliğinde diş ipi ve ara yüz fırçası kullanılmalıdır.
Hekiminiz, ağız içi muayenesi ve bütün dişlerden alınan radyografilerle hastalığınızın derecesini tespit eder ve tedavi planınızı yapar.
Tedavinin ilk aşaması ağız bakımı ve dişler üzerinden plak, diştaşı ve lekeleri uzaklaştırmak için diş yüzeylerinin temizlenmesidir. iki-üç seansta gerçekleştirilir. Hastalığın ilerlediği vakalarda periodontal operasyonlar tedavinin ikinci aşamasını oluşturur.

Periodontal Operasyon Nedir?
iltihaplı, büyümüş diş etini, agız bakımı işlemlerini zorlaştıran derin cepleri ve kemik erimesini tedavi etmek için çogunlukla lokal anestezi altında yapılan işleme “periodontal operasyon” denir. Hastalık sadece dişetlerinde ise başlangıç tedavisine ragmen iltihap veya büyüme varsa, bu dişeti kesilerek uzaklaştırılır ve yara yüzeyi bir hafta süreyle pat ile korunur. Eger hastalık daha ileri safhasında ise yani kemik erimesi varsa, dişeti kaldırılır, iltihaplı dokular temizlenir, kemik düzeltilir, dişeti kemigi örtecek biçimde yerleştirilir ve dikiş atılır. Bir hafta sonra dikişler alınır.
Tedavi Size Ne Saglar?
Gingivitis tamamen tedavi edilir. Periodontitiste kaybedilen dokuların genellikle tam olarak eski haline dönmesi saglanamaz. Hastalık, bulundugu aşamada tedavi edilerek dokular iyileştirilir. Eger uygun şartlar saglanıyorsa kemik yapımını uyaran maddeler yerleştirilerek yeniden kemik oluşturulabilir. Böylece kişiler, saglıklı agızlarda oldugu gibi rahatça temizleyebilecegi bir agıza kavuşurlar. Bu tedavi hastalıgın şiddetine göre üç hafta ile altı ayarasında sürebilir. Tedaviden sonra düzenli olarak üç-altı ay aralarla hekiminize kontrole gitmeniz gerekir.
Saglıklı bir kişi, gülümseyen bir yüze, saglıklı bir agıza ve pırıl pırıl parlayan dişlere sahip olan kişidir.

Kemoterapi Yan Etkileri ve Yan Etkilerini Azaltma Yöntemleri

kemoterapi-yan-etkileriKemoterapi Sırasında Ne Gibi Yan Etkiler Yaşanabilir ?
Farklı kanserlerin tedavisi için çoğu kez farklı ilaçlar kullanılır. Hatta aynı tip kanserlerin tedavisi için bile hastaların özelliklerine göre sıklıkla farklı ilaçlar kullanılır. Bu nedenle yan etkiler de birbirinden farklı olur. Aldığınız tedavinin yan etkileri konusunda en doğru bilgiyi onkoloji ekibinden alabilirsiniz.
Yorgunluk
Kemoterapiyi izleyen hafta her zaman olduğundan daha kolay yorulursunuz. Bu normaldir. Dinlenmenin vücudun kendisini tamir etmesi için bir çeşit ilaç olduğunu hatırlayarak bu yorgunluğa direnmeyiniz. ihtiyaç duyuyorsanız, daha geç kalkınız, öğleden sonraları biraz uyumaya çaba gösteriniz. bir iş yaparken dinlenme araları veriniz ve kısaca, vücudunuzun sesini dinlemeyi öğreniniz. Yeterince dinlendikten sonra aktif olmayı da bırakmayınız. Kendinizi çok yormadan düzenli günlük yürüyüşler yapınız. Fizikselolarak aktif kalmak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Kendinizi önemli bir maçı kazanmak için kampa girmiş bir sporcu gibi görünüz. Düzenli yaşayınız.
Kemoterapide Bulantı ve iştahsızlık
Bazı kemoterapi ilaçları verildikleri gün ve bazen tedaviden sonraki birkaç gün iştahsızlık ve bulantı yapabilir. Bu normaldir. Ayrıca tat duyunuz geçici olarak değişebilir ve yemeklerin tadı alıştığınız gibi gelmeyebilir. Bu bazen tedavi boyunca da sürebilir. Endişe etmeyiniz, tedavi sonunda her şey normale dönecektir.
Birkaç basit önlemle bu dönemi en az sorunla geçirebilirsiniz:
Kemoterapiye aç olarak gelmeyiniz, ama midenizi çok doldurarak da gelmeyiniz.
• Baharatlı ve çok yağlı yemeklerden kaçınınız.
Tedaviyi izleyen birkaç gün bulantınız olursa hafif yemekler yemeye devam ediniz. Birkaç gün normalden az yemek yediğiniz için endişe etmeyiniz.
Doktorunuz bulantı olabileceğini söylediyse kendi­nizi iyi hissetseniz de ilk birkaç gün ağırve midenizi tıka basa dolduracak şekilde yemekten kaçınınız.
Tedaviyi izleyen ilk birkaç gün en sevdiğiniz yemeklerden uzak durunuz. Bulantı varken yediğinizde bazen en sevdiğiniz yemeklerden bile uzun süre hoşlanmayabilirsiniz.
Bulantıyla “savaşmayınız”. Size verilen ilaçları bulantının daha ilk işaretinde, o an kendinizi çok da kötü hissetmeseniz bile kullanmaya başlayınız. Bulantı iyice yerleşmeden önünü kesmek çoğu kez çok daha kolayolur.
Kemoterapide Ateş
Birçok kemoterapi ilacı vücudunuzda mikroplarla savaşmakla sorumlu savaşçı kan hücrelerinin sayısını geçici olarak azaltır. Akyuvar ya da lökosit denilen bu hücrelerin sayısı azaldığında mikroplara karşı savunmanız azalabilir. Eğer aldığınız ilaçlar bu gruptaysa doktorunuz sizi uyaracaktır. Bu uyanlara uyulmaması yaşamanızı riske sokacağından, dokto­runuzun öneri ve uyarılarını dikkatlice uygulayınız.
Evinizde mutlaka bir termometre bulundurunuz, üşüme ya da titremeniz olursa, kendinizi sıcak ya da hasta hissederseniz ateşinizi ölçünüz.
Ateşiniz 38 derece ve üzerinde olursa mutlaka doktorunuzu arayınız. O anda kendinizi iyi hissediyor olsanız da, sabaha karşı ya da gece yarısı olsa bile beklemeyiniz; mutlaka arayınız. Savunma hücrelerinizin sayısı düşük olduğundan hastalık alıştıgınızdan çok daha hızlı ilerleyebilir ve damardan verilecek antibiyotiklerle hastalıga erken müdahale etmek hayati önem taşıyabilir. Kemoterapi sırasında ateş aslında çok sık olmaz. Ateşiniz oldugunda her zaman ciddi bir hastalık gelişmek üzere olmayabilir, ancak bunun ayrımına önceden varmak mümkün olmadıgı için ateşi ciddiye alınız.
Tedavi sırasında doktorunuzun izni olmadan ateşi düşürebilecek agrı kesiciler almayınız. Ateş gelişmekte olan bir hastalık için çogu kez ilk uyarı görevini görür; ateşi düşüren ilaçlar alırsanız bu erken uyarı maskelenebilir. Bu tip ilaçlar arasında Minoset, Parol, Aspirin, Apranax ya da Voltaren gibi ilaçlar sıralanabilir. Bu listeye daha birçok ilaç eklenebilecegi için en dogru kural doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamanızdır.
Kemoterapi aldıgınız aylar boyunca hasta oldugunuzu bildiginiz kişilerden uzak durunuz. Örnegin, eşiniz hastaysa, iyileşene kadar mümkünse yataklarınızı ayırınız. Küçük çocuklar, kreş veya okulda sık sık hastalık kapabilirler. Bu nedenle; öpmek ya da kucaklamak gibi çok yakın temastan kaçınınız. Sizi ziyarete gelenleri öperek karşılama alışkanlıgına son veriniz.
Hastalıklar, çogu kez hasta bir kişinin dokundugu kapı tokmagı gıbi yüzeylere dokunduktan sonra elinizi agzınıza, burnunuza veya gözlerinize sürdügünüz zaman kapılır. Bundan kaçınınız ve yemek yemeden önce mutlaka ellerinizi yıkayınız.
Kendinizi dış dünyadan izole etmenize ya da maske kullanmanıza doktorunuz tarafından özellikle istenmediği sürece gerek yoktur. Ancak belediye otobüsü gibi çok kalabalık ortamlara girmekten kaçınınız.
Ev ortamında bulunan küçük çocukların aşı olmaları sizin için genellikle sorun yaratmaz. Ancak ağızdan verilen Polio [çocuk felcil aşısı tedavi sırasında yapılırsa 1 ayaynı ev ortamında bulunmayınız.
Kemoterapide Saç Dökülmesi
Her kemoterapi ilacı saçları dökmez. Saç dökülmesi bekleniyorsa doktorunuz bunu size söyleyecektir. Tedaviye bağlı saç dökülmesi genellikle 3. haftadan sonra başlar ve saçlar, kimi zaman eskisinden de gür olarak tedavi sonlandıktan 1 ay kadar sonra yeniden çıkmaya başlar.
Dökülme başladığında saçlarınızı çok kısa kestirmek ve bu sizin için önemliyse hiç beklemeden peruk gibi kozmetik önlemler almak moralinize iyi gelecektir. Birçok hasta için bekleyip saçlarının yavaş yavaş seyreldiğini görmek çok daha moral bozucu olur. Peruk kullanma kararı verirseniz çoğu kez kendi saçınıza benzeyen bir peruk seçmeniz doğal hissetmenizi sağlar. Bandana, eşarp ya da bere gibi seçenekleri de yine daha başlangıçta düşünmenizi öneririz.
Saçlarınız dökülmüyorsa bile saç bakımını yaparken besleyici şampuanları tercih edip, kuruturken nazik olmaya ve geniş dişli bir tarak ya da yumuşak bir fırça kullanmaya çalışınız. Boya, sprey, jöle gibi ürünlerden uzak durunuz ve saç kurutma makinesi kullanmayınız.
Kemoterapide Ağızda Küçük Yaralar
Aldığınız ilaçlar böyle bir yan etkiye yol açıyorsa doktorunuz önceden size bilgi verecektir. Tedaviye bağlı ağızda çıkabilecek küçük ülserleri önlemenin ya da azaltmanın en iyi yolu her yemekten sonra karbonatlı suyla ağzınızı çalkalayıp tükürmektir. Bunun için bir çay bardağı suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırınız; bu karışımı kullanarak 30 saniye ağzınızı çalkalayınız. Ayrıca yumuşak bir diş fırçası kullanınız ve diş ipi kullanma alışkanlığınız varsa tedavi boyunca kullanmayınız. Ağzınızın hassas olduğu dönemlerde sert ya da çok sıcak yiyeceklerden uzak durunuz.
Hemoroid (Basur Memesi)
Daha önceden hemoroid probleminiz varsa kemoterapi sırasında buna bağlı şikayetleriniz artabilir. Bunu önlemek, kötüleştikten sonra tedavi etmekten çok daha kolaydır. Tuvalete düzenli çıkmak esastır. Bazen verilen ilaçlara bağlı kabdık gelişebilir. Eğer bu olursa, doktorunuzdan tuvalete daha rahat çıkabilmeniz için bir ilaç isteyiniz. Ayrıca birçok sebze ve kuru fasulye ya da nohut gibi yiyecekler içerdikleri yüksek lif oranlarıyla düzenli çıkmanızı kolaylaştırır. Ayrıca, kayısı ya da elma gibi meyveler de bağırsak hareketlerini kolaylaştırabilir.
Kemoterapide ishal
Bazı kemoterapi ilaçları ishal yapabilir. Doktorunuz size bu konuda önceden bilgi verecektir. ishal olursanız önleyici ilaçları kullanmak bazı durumlarda gerekebilir; ancak bazı durumlarda bu istenmeyebilir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan ilaç almayınız. ishal sırasında ağızdan bol sıvı almanız ve kaybettiğinizi sıvıyı telafi etmeniz çok önemlidir. ishal şiddetliyse, örneğin günde 6-7 kez ve bol miktarda çıkıyorsanız, hele de bulantı yüzünden ağızdan yeterince sıvı alamıyorsanız vücudunuz susuz kalabilir. Bu durumu mutlaka doktorunuza haber veriniz.
Kemoterapide Kanama
Kanama bazı kemoterapi ilaçlarının çok nadir rastlanan bir yan etkisidir. Kanınızın pıhtılaşmasını sağlayan ve trombosit adı verilen hücrelerin geçici olarak kemoterapi yüzünden azalması buna sebep olabilir. Bu problem oldukça nadir görülse de aşağıdaki sorunları yaşarsanız mutlaka doktorunuza haber veriniz:
• Bir yerinizi kestiğinizde kanama durmuyorsa
Diş etleriniz fırçaladıktan sonra uzun süre kanıyorsa
Çarpma ya da iğne olma gibi nedenler olmaksızın vücudunuzun birçok yerinde morluklar oluşuyorsa
• Katranı andıran simsiyah ve cıvık dışkınız oluyorsa
Kustuğunuz zaman çıkan şey kahve telvesini andırıyorsa
Diger Yan Etkiler
Verilen ilaçlara bağlı olarak ellerde ve ayaklarda keçelenme ya da uyuşma, güneşe karşı hassasiyet, ciltte kuruluk, gözlerde yanma ve benzeri birçok yan etki görülebilir. Yan etkiler konusunda daha ayrıntılı bilgiyi aldığınız kemoterapi ilaçları için hazırlanmış ve web sitemizde de bulabileceğiniz kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Burada belirtil­meyen ya da beklenmedik bir şikayetiniz olursa yapılacak en doğru şey, gecikmeden doktorunuza danışmaktır. çoğu kez ufak bir sorun önceden bilinirse ciddi bir problem haline gelmeden çözülebilir.
Onkoloji Ekibine Acil Olarak Başvurmam Gereken Durumlar Nelerdir?
• Ateşin 38 derecenin üstüne çıkması
• Vücudun herhangi bir yerinde kanama olması
• Yeni burun kanaması
Ciltte oluşan morluklar
idrarda kan
• Diş etlerinde aşırı kanama
• Vajinal adet dışı kanama
Dışkıda kırmızı kan, veya dışkının katran gibi siyah olması
Kusmada kahve telvesi gibi veya kırmızı kanama olması
• Öksürürken aşırı miktarda kan gelmesi
Kemoterapi alınan damar çevresinde oluşan agrı ve kızarıklık
Özellikle daha yaşlı hastalarda kala yayılan basınç tarzında gögüs agrısı
• 3 günden fazla süren dışkı ve gaz çıkaramama
Yemek yemeyi ve özellikle sıvı alımını engelleyen agız yaraları ve yutma güçlügü
• Vücutta döküntüler oluşması
Ani olarak gelişen uyuşma, çift görme problemleri ve hareket bozuklugu, bilinç kaybı

Kemoterapide ve Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır ?

kemoterapide-beslenmeKemoterapi Sırasında Neler Yiyebilirim? Kemoterapi ve Beslenme :
Çok yağlı, baharatlı ya da kuvvetli kokulu, soğan, sarımsak gibi yiyeceklerden uzak durunuz. Dışarıda yemek yerseniz, çiğ sebze, meyve ve salata yemeyiniz. Evde de bu gibi yiyecekleri ancak çok iyi yıkadıktan sonra tüketiniz. Kabuklu meyveleri tercihen soyulduktan sonra yiyiniz. Bol protein almanız vücudunuzun kendini tamir etmesi için önemlidir. Protein kaynagı olarak öncelikle balık, sonra tavuk, son olarak da kırmızı eti tercih ediniz. Yeterli protein almanız önemli oldugundan, balık ve tavuk yiyemiyorsanız, kırmızı etten kaçınmayınız. Diyetiniz dengeli olmalıdır. Bol sebze ve meyve bagırsak hareketlerinizin düzenli olması ve vitamin destegi için önemlidir. Bu konulardaki sorularınız için, hastanelerimizdeki beslenme ve diyet uzman­larımıza başvurabilirsiniz. Tedavi sırasında ek vitamin ihtiyacınızı karşılamak için doktorunuzla konuşarak vitamin hapları alabilirsiniz. Ancak, yüksek dozda E ya da C vitaminlerinden kaçınmanız önerilir.
Kemoterapi Sırasında Destek Tedaviler Kullanabilir miyim?
Kanser hastalarının umutla sarıldıgı alternatif tedaviler arasında ısırgan otu, köpek balıgı kıkırdagı, kaktüs suyu ve hatta kaplumbaga kanı bile bulun­maktadır. Alternatif tedaviler konusunda soru işaretleri vardır.
Alternatif tedavilerin kanser tedavisindeki etkilerini objektif olarak belirleyen ve yararlılıgı ispatlanmış standart tedavilerle kıyaslayan çalışmalar yok denecek kadar azdır.
Tıpkı ilaçlar gibi alternatif tedavilerin de yan etkileri vardır; kemoterapi ilaçlarıyla birlikte alındıklarında, bu ilaçların yan etkilerini artırmaları mümkündür. Daha kötüsü, alternatif tedavi için kullanılan ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşimi konusunda çok az şey bilinmektedir.
Doğalolan her şey güvenli değildir. Örneğin, en güvenli sayabileceğimiz ve birçok evde sıklıkla kullanılan papatya çayının düşüğe neden olabileceğini biliyor muydunuz?
Alternatif tedaviler kemoterapi ile aynı anda uygulandığında kemoterapinin etkisini azaltabilir.
Tüm bu nedenlerle, kemoterapiyle birlikte alternatif yöntemleri denemeye karar verirseniz, bunu mutlaka onkoloji ekibiyle paylaşınız. Doktorunuz, siz riskleri anladığınız sürece seçimi size bırakacaktır.