Karaciğer metastazı ile presente olan paraganglioma

KARACİĞER METASTAZI İLE PREZENTE OLAN
PARAGANGLİOMA OLGUSUNDA
SİTOLOJİK ÖZELLİKLER
(METASTATİK PARAGANGLİOMA SİTOLOJİSİ)
Asiye Şafak Bulut* ✥ Ferit Özhan Aksu* ✥ Sibel Öztürk** ✥ Koray Ceyhan*
Esra Erden** ✥ Nural Erdoğan*
–––––––––––––––––––––––––
* Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Sitoloji BD
** Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Sitoloji BD, Patoloji ABD
––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––
Geliş Tarihi: 15 Eylül 2003 Kabul Tarihi: 29 Aralık 2003
ÖZET
Retroperitoneal paragangliomalar nadir görülen nöroendokrin
tümörlerdir. Bu tümörler sessiz bir klinik seyir göstermekle
birlikte, ilk tanıdan sonraki 7-33 yıl içinde metastazlar
ortaya çıkabilir. Metastazla prezentasyon ise çok
nadir görülen bir durumdur. Paragangliomaların tanısında
ince iğne aspirasyonu (İİA) değerli bir yöntem olmakla birlikte
bu, tümörün oldukça nadir görülmesi nedeni ile güç
olabilir. Burada karaciğerde kitle ile prezente olan nadir
bir paraganglioma olgusuna ait sitolojik ve histopatolojik
özellikler sunulmaktadır.
Paragangliomalar nadir görülen nöroendokrin
tümörlerdir. Genellikle benign bir klinik seyir göstermekle
birlikte %10 kadarı maligndir ve bunlar
tanıdan yıllar sonra kemik, akciğer, karaciğer ve
lenf bezlerine metastaz yapabilirler. Metastazlar
diğer bölgelerdekilere göre retroperitoneal
paragangliomalarda daha sıktır. Metastazla prezentasyon
ise çok nadir bir durumdur. İnce iğne
aspirasyonu (İİA) tanıda değerli bir teknik olmakla
birlikte, bu neoplazmın sık görülmeyişi ve pekçok
tümörle ortak sitolojik özelliklere sahip oluşu nedeni
ile tanı güç olabilir.Burada, daha sonra primeri
bulunarak tanısı doğrulanmış olan karaciğerde
kitle ile prezente olmuş nadir bir malign retroperitoneal
paraganglioma olgusu sunulmaktadır.
Olgu Sunumu
23 yaşında kadın hastanın karaciğerdeki kitlesine
ait havada kurutulmuş ve Giemsa ile boyanmış
preperatların incelenmesinde çoğunluğu izole,
daha azı sinsityal gruplar oluşturan, yer yer ise
asiner yapılar meydana getiren orta derecede atipik
hücreler izlendi (Şekil 1). Hücreler epiteloid
görünümde olup, sınırları net seçilemeyen ve bazen
ince granüller içeren geniş soluk bazofilik sitoplazmalı,
yuvarlak yada oval ekzantrik nükleuslu
idi. Kromatin ince granüler, nükleol belirsizdi.
Bazı hücrelerde belirgin intranükleer inklüzyon
varlığı (Şekil 2) ve mitotik figürler dikkati çekti. Bu
özellikleri ile vaka “nöroendokrin tümör metastazı” olarak rapor edildi ve daha sonra hastada retroperitoneal
kitle varlığı tespit edildi. Retroperitoneal
kitleye ait konsültasyon preperatlarının incelenmesinde,
fibrovasküler septalarla ayrılmış organoid
dizilim gösteren küboidal hücrelerin oluşturduğu
iyi sınırlı hücre grupları (Zellballen patern)
izlendi (Şekil 3). Tümörde bir büyük büyütme sahasında
en fazla 2-3 mitoz ve İİAB’de olduğu gibi
intranükleer inklüzyonlar dikkati çekti (Şekil 4).
Bu bulgularla olguya “paraganglioma” tanısı verildi.

Yazı alıtısı  http://www.medicine.ankara.edu.tr/fakulte/files/20034_9

Karaciğer kanseri hastalarına yeni tedavi yöntemi

tedaviKaraciğer kanseri hastalarına yeni tedavi yöntemi
Karaciğer kanseri hastalarına yeni tedavi yöntemi Türkiyede
Cerrahi ve kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinden sonuç alınamayacak durumda ve karaciğere yayılmış olan (metastaz) tümörlerin küçültülerek zaman içinde yok olmasını sağlayan ‘Radyonüklit tedavi’ yöntemi Türkiye’de de uygulanmaya başlandı.
Türkiye’de ilk kez geçen hafta GATA’da uygulanan operasyon, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’nde de iki hastaya başarıyla yapıldı. Operasyonu yapan heyetin başkanı AÜ Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sadık Bilgiç, “Bu yöntem, hastaya sunulan bir alternatif değildir. Mutlaka diğer yöntemlerin uygulanması mümkün olmayan hastalara yapılabilir” dedi. Prof. Dr. Sadık Bilgiç, yöntemin maliyetinin bir hasta için yaklaşık 20 bin YTL olduğunu belirterek, “Hastalar hastanede yattığı için kendilerinden hiçbir fark alınmıyor” diye konuştu.

 

Hepatit B virüsünün tehlikeleri

karaciğer kanseri ve hepatiti bHepatit B virüsünün tehlikeleri

Dünya üzerinde bir başka virüs daha var ki bu virüse bağlı olarak bir günde ölenlerin sayısı AIDS nedeniyle yaşamını yitirenlerden daha fazla. Adı Hepatit B ve Türkiye’de her 10 kişiden biri bu virüsü taşıyor; kolayca yayılabiliyor. Sarılık, siroz, karaciğer kanseri gibi hastalıklara neden olan virüsten korunmanın yolu ise aşı

Prof. Dr. Esin Şenol, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD öğretim üyesi

HEPATİT B, hepatit B virüsü (HBV) adı verilen bir etkenle ortaya çıkan ciddi bir karaciğer hastalığı. Hastalık; akut karaciğer iltihabı (sarılık), yaşam boyu enfeksiyon (taşıyıcılık), siroz, karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliğiyle gelişebiliyor ve ölümle sonuçlanabiliyor.

Hepatit B hem dünyada hem de Türkiye’de çok önemli bir sağlık sorunu. Dünya’da yaklaşık 400 milyon kişinin HBV ile enfekte olduğu biliniyor. Bu hastalığa bağlı bir günde ölenlerin sayısı, AIDS’e bağlı bir yılda ölenlerin sayısından fazla. Türkiye’de nüfusun yüzde 5-10’luk bir bölümü hepatit B virüsü taşıyıcısı olup, yüzde 30-60 enfeksiyonla karşılaşıyor.

HBV’nin infekte kan ve vücut sıvıları (cinsel salgılar, tükürük) ile bütünlüğü bozulmuş cilt ve mukoza (göz, ağız içi gibi) temasıyla bulaşıyor. Kan veya kan ürünlerinin nakli, ortak kesici-delici alet (makas, bıçak, jilet, akupunktur, iğne) ortak hemodiyaliz kullanımı da hastalığın bulaşmasına neden oluyor. İkinci önemli bulaş yolu cinsel temastır. Üçüncü yol ise enfekte anneden bebeğe geçiştir. Ayrıca infekte kişilerle cinsellik içermeyen yakın temas sonucu da virüs bulaşabiliyor. Hastalığın dördüncü bulaşma şekli ise horizantal/yatay bulaş olarak adlandırılıyor. Türkiye’de horizantal bulaş ana bulaşma yolu olarak bildiriliyor enfekte kişilerle aynı ortamı (aynı ev, oyun arkadaşlığı gibi) paylaşan çocuklar ve gençlere bulaşıyor.

HBV her zaman bulgu vermiyor. HBV ile karşılaşan olguların yaklaşık yüzde 60-70’inde hastalık sarılıksız seyrediyor; daha çok halsizlik, ateş, kırıklık gibi gribal enfeksiyon belirtileri gösteriyor. Diğer yüzde 30 olguda ise sarılık gelişiyor ve cilt ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, halsizlik, yorgunluk, bulantı, kusma, karında sağ üst kısımda ağrı gibi bulgularla seyrediyor.

TAŞIYICILAR ÇOK TEHLİKELİ

Bir de Hepatit B taşıyıcılığı var ki virüse ait zarf bölümündeki yüzey antijeninin (HBsAg) kandaki varlığının altı aydan uzun sürmesi anlamına geliyor. Bu durum enfeksiyonun geçirildiği yaşla ilişkili olarak; yeni doğan bebeklerde yüzde 90, erişkinlerde yüzde 5-10 sıklıkta, virüsün kandan temizlenememesi sonucu gerçekleşiyor. Virüsü kandan temizleyemeyen olguların yüzde 25’lik bölümünde, karaciğer iltihabı görülüyor. Taşıyıcı olarak adlandırılan grup genel olarak, sağlıklı olup daha çok bulaştırmada rol oynuyor.

KRONİK HALE GELEBİLİYOR

Karaciğer iltihabı bulguları olan ya da kronik hepatit olarak adlandırılan olgularda siroz ve karaciğer kanseri gelişme riski söz konusu. Ancak sağlıklı olduklarını varsaydığımız taşıyıcılarda da zaman içinde enfeksiyonun aktifleşmesi ve artmış karaciğer riski söz konusu olduğundan düzenli olarak izlenmeleri gerekiyor.

Sarılıklı ya da sarılıksız akut olgular için istirahat dışında bir tedavi bulunmuyor. Ancak karaciğer yetmezliğine gidiş veya şiddetli bulantı-kusması olan hastaların hastaneye yatırılarak izlenmesi gerekiyor. Kronik hepatit olguları, alınan karaciğer biyopsisi sonrası ilaçla tedavi edilebiliyor. Ancak tedavi başarısı yüzde 30 civarında.

BELİRTİLERİ

Aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi
İştah kaybı
Bulantı
Kusma
Deride ve göz aklarında sararma
İdrar renginde koyulaşma
Karın ağrısı
Karaciğer bölgesinde hassasiyet

KİMLER RİSK ALTINDA?

Hepatit B’li anneden doğan bebekler
Ev içinde Hepatit B hastası ya da taşıyıcısı olanlar
Birden fazla kişiyle cinsel ilişkisi olanlar
Kan ve kan ürünleri kullananlar
Hemodiyaliz hastaları
Damar içi ilaç bağımlıları
Sağlık personeli

Tüm bebeklerin aşılanması şart

HBV, AIDS virüsünden 100 kat daha bulaştırıcı. Kaynar suda 10 dakika, kuru sıcakta (160 derece) sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) ve alkolle dezenfekte edilebiliyor. Virüsün bulaştığı bir yüzeyde yedi gün kadar canlı kaldığı, Türkiye’de her 10 kişiden birinin taşıyıcı olması, hastalık nedeniyle ortaya çıkabilecek kalıcı etkiler düşünüldüğünde, aşılama ve eğitim ile korunmanın önemi daha çok artıyor.

Hepatit B’den korunmak mümkün. Bunun en etkili yolu ise aşı. Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye gibi riskli bölgelerde tüm yeni doğan bebeklerin aşılanmasını öneriyor.

Bir başka önemli korunma yolu da eğitim. Yani kişilerin bu konuda bilinçlendirilmesi. Cinsel ilişki sırasında kondom kullanımı, ortak kesici-delici (manikür, traş, dövme, piercing vb.) kullanımı konusunda bilinçli yaklaşım (tek kullanımlık aletler, yeterli dezenfeksiyon vb.), taşıyıcı yakınlarının aşılanması gibi ek önlemlerin alınması virüsün bulaşmasını engelleyebiliyor.

karaciger yaglanması ve tedavisi

Karaciğer yağlanması nedir ve tedavisi nasıldır.

Tıp dilinde hepatosteatoz diye anılan karaciğer yağlanması karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Karaciğer yağlanmasının pek çok nedeni ve nedene bağlı pek çok sınıflaması vardır. Ancak kolay anlaşılabilir olması açısından şöyle bir gruplama yapabiliriz:
Alkole bağlı karaciğer yağlanması·
Hastalıklara ve ilaçlara bağlı karaciğer yağlanması·
Beslenme ve yaşam şekline bağlı gelişen karaciğer yağlanmaları
Alkole bağlı karaciğer yağlanması sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir. Hastalıklar denildiği zaman Hepatit A, B, C hastalığı, Karaciğer kanseri, Karaciğerde demir depolanması (hemokromatoz), Karaciğerde bakır depolanması (Wilson hastalığı), Diyabet hastalığı, Metabolik sendrom… gibi.
Bu hastalıklarda görülen karaciğer yağlanmasının tedavisi ancak hastalığın tedavisi ile mümkündür. İlaçlar ise başlıca tetrasiklin grubu antibiyotikler, parasetamol, kortizon… Eğer her ilaç doktor kontrolünde kullanılırsa eminim ilaca bağlı karaciğer yağlanmasının görülme sıklığı çok azalacaktır.
Ve son olarak günümüzde en sık karşılaştığımız alkol, hastalık ve ilaçlara bağlı olmayan karaciğer yağlanmasındaki patlamanın nedeni, aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, yağ ve karbonhidrat tüketimindeki artış, rafine ürünler, doğal olmayan besinler ve tabii ki hareketsiz, sporsuz yaşam. Sonuç şişmanlık!!! Şişmanlıkla beraber cilt altı yağ dokusu ve daha tehlikeli organ çevresi yağ dokusu gelişiyor. Bunlar olurken vücudumuzun metabolizma fabrikası olan karaciğerin de yağ biriktirmesi kaçınılmaz oluyor.
Yağ önce karaciğer hücrelerinin içinde birikirken zamanla birikim artınca karaciğerin büyümesi ile karşımıza çıkıyor. Karaciğer yağlanmasının başka bir hastalığın sonucu oluşmadıkça tek başına çok fazla endişe verecek bir durum değildir. Çok çabuk düzelebilir. Ancak ayni zamanda başka hastalıklarla beraber görülebileceğinden, karaciğer yağlanması olan kişilerde bu hastalıklar mutlaka araştırılmalıdır ve sonuca göre tedaviye başlanmalıdır.
Karaciğer yağlanması tanısı; muayenede ele gelen karaciğer (her zaman değil), kanda yükselen karaciğer enzim değerleri [AST(SGOT), ALT (SGPT)] ve ultrasonografi ile belirlenen karaciğer yağlanması ve büyümesi ile konulur. Tomografi ve MR gibi ileri görüntüleme araçlarına ihtiyaç genelikle duyulmaz. Kesin tanı için en iyi test karaciğer biyopsisidir.
Karaciğer yağlanmasında neler yapalım Alkolle ilişkisiz karaciğer yağlanmasının, siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları ve benzeri ciddi nedenler elendikten sonra sonuçları tehlikeli olmayan bir sağlık olduğunu belirtmiştik. Ancak karaciğer yağlanmasının herhangi bir özel tedavi şekli yoktur. Yapılabilecek en iyi şey özellikle beslenme seklini değiştirmektir. Hayvansal yağlar karaciğer için oldukça zararlıdır.
Hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi ve butu, yumurta.. gibi kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durun. Mümkün olduğunca yağsız yemeği tercih edin. Sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdaları tüketmeye özen gösterilin.
Şeker vücutta yağa dönüştürüldüğü için karbonhidrat ve seker tüketiminizi mümkün olduğu kadar azaltın. Karaciğerin yükünü doğal besinler tercih ederek azaltın. Düzeli olarak spor yapın ve spor yapmayı yaşamınızın bir parçası haline getirin.
Mutlaka kilo verin. Alkol tüketmeyin. Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yollarından biri antioksidan tedavisidir. Bu sebeple E vitamini, betaine, N-asetil sistein ve benzeri antioksidanlar kullanın. Paracetamol, kortizon, tetrasiklin gibi karaciğere zararlı ilaçları doktor kontrolünde kullanın.
Kaciğer Yağlanması İçin Bitkisel Tedavi
İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Gögsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Kar…
Isırganotu , karaciger ve safra kesesi hastalıklarında , dalak hastalıklarında , solunum sistemi bal…

Karaciger Kanseri Tedavisinde Termoterapi

Karaciğer Kanseri Tedavisinde Termoterapi
Primer karaciğer kanseri, tüm dünyada en sık görülen tümörlerden biridir. Değişik tipleri arasında, karaciğer hücrelerinden (hepotositler) gelişen ve “hepatocellüler carcinoma-HCC” veya “hepatoma” adı verilen kanser, % 80’ini oluşturur. ABD’de az görülmesine karşılık Asya ve Afrika’da çok sık görülür. Oluşumunda siroz (alkol), Hepatit B_ve C enfeksiyonları önemli rol oynar. Herhangi bir nedenle siroz gelişmiş olan hastaların yıllık HCC gelişme riski % 3-5’dir. Ayrıca küflenmiş gıdalarda (özellikle baklagiller) bulunan Aflotoksin de hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir nedendir.
Tanı konması genellikle güçtür. Karın sağ üst kısmında ağrı, bitkinlik hissi ve kilo kaybı en sık görülen klinik belirtilerdir. 1/3’ünde sarılık görülür. Karaciğer sirozuna bağlı, karında sıvı toplanması, dalak büyümesi ve sindirim sisteminden kanamalar olabilir.
Karaciğerin Ultrasonografik, Bilgisayarlı tomografi (BT) veya MR incelemeleri ile tanı konulma olasılığı yüksektir. Özellikle portal veya anjiyografik BT ile yapılan incelemeler çok daha yararlı sonuçlar verir. Karaciğer biyopsisi ve % 70 hastada yükselmiş bulunan “alfa-fetoprotein-AFP” tanıyı kesinleştirir. AFP tanı için spesifik olmamakla beraber, kronik karaciğerer hastalığı olanlarda bu testin giderek artması HCC’ yi akla getirmelidir.
Tedavi seçenekleri Başlıca tedavi seçeneklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: 1. Cerrahi rezeksiyon (lobektomi, sağ veya sol hepatektomi. vb.) 2. Karaciğer nakli (kadavradan veya canlı vericiden ) 3. Alkol enjeksiyonu (%95 etanol) 4. Cryotherapi (dondurma), 5. Devaskülarizasyon (Tümörün kanlanmasını ortadan kaldırmak), 6. Kemo-embolizasyon (Onkolojik ilaçlar, tümörü besleyen damarın tıkanması) 7. Kemoterapi (onkolojik ilaçlar) 8. Termoterapi (Radiofrequency ablation-RFA)
Bu yöntemler içinde, lezyonun cerrahi olarak çıkartılması tedavi edici tek ve en önemli yöntemdir. Seçilmiş hasta gruplarında, cerrahi olarak lezyonun karaciğerin. bir kısmı veya yarısıyla (sağ veya sol) birlikte çıkartılmasıyla uzun süreli bir yaşam sağlanabilmektedir. Ne yazık ki hepatomaların ancak % 25-30’u cerrahi tedavi için uygundur. Pek çok karaciğer kanseri (çapının büyük olması, önemli damarları tutması, karaciğer dışında yayılım göstermesi, karaciğer içinde çok sayıda olması veya birlikte bulunan sirozun ileri evrelerde olması gibi) tanı konulduğu zaman cerrahi tedavi şansını kaybetmiş durumdadır.
Yeni gelişmeler Son yıllarda karaciğer cerrahisinde çok hızlı ve önemli gelişmeler kaydedildi. Sirozu bulunmayan hastalarda karaciğer rezeksiyonundan ölüm oranı % 5’in altına indi. Karaciğer cerrahisiyle uğraşan merkezlerde bu oran % 1 ise de, sirozlu hastalarda karaciğer rezeksiyonu sonrası ölüm oranı % 10-20’dir. 5-yıllık yaşam süresi % 30-60, S-yılda hastalığın nüks oranı % 80 ‘dir. Özellikle 5 cm.den küçük, erken evre siroz olanlardaki hepatomalarda cerrahi rezeksiyon en uygun seçimdir.
Eğer HCC sayı ve kitlesel hacim olarak cerrahi rezeksiyonla çıkartılamıyorsa, sirotik karaciğer rezervi yeterli değil ve gösterilemeyen küçük HCC odaklarının da ortadan kaldırılması isteniyorsa ‘karaciğer nakli” uygun bir seçenektir. Özellikle 3 cm. den büyük, 3’den çok sayıda ve parankim içine yerleşmiş hepatomalarda karaciğer nakli düşünülmelidir.
Paul Brousse Hastanesi Karaciğer Cerrahi Merkezinden (Fransa) R. Adam i ve arkadaşlarının bu temel ilkeler içinde uyguladıkları karaciğer nakillerinin sonuçları oldukça başarılıdır. Siroz zemininde gelişen bir HCC’de karaciğer naklinden sonra 5-yıllık yaşam süresi % 20-30, cerrahi ölüm oranı %l0-20 ve hastalığın yayılım olasılığı %30-40’dır.
Cerrahi olarak tümörün çıkartılması ve karaciğer nakli ancak bir kısım hastada uygulanabilir. Özellikle tümörün büyük ve karaciğer dışına yayıldığı durumlarda, hastanın yaşam süresini uzatabilmek amacıyla diğer seçenekleri göz önüne tutmak gerekir. Bu amaçla belirli dönemlerde ortaya atılan seçenekler, bir süre kendinden çok söz ettirip, zamanla değerini kaybetti veya azaldı.
Karaciğerdeki tümöral kitlenin içine, ultrasonografi eşliğinde alkol enjeksiyonu (% 95 etanol), hastaların % 75’inde tam, % 20’sinde kısmi nekroz yapmakta ve hastanın yaşam süresini uzatmaktadır. Bu konu üzerinde daha önceki yıllarda geniş olarak durmuştuk. Karaciğer dokusunun arteryel ve portal venöz sistemden kanlanmasına karılık, HCC’nin doğrudan hepatik arterden kanlanması özelliği, tanı için radyolojik incelemelerde olduğu kadar, tedavi amacıylada kullanılır. Tümörü besleyen ana damarın içine kemoterapi ajanları verilebilir, lpyodol, Gelfoam gibi maddelerle damar kanarak lezyonda nekroz olması sağlanabilir.
Sistemik etkili kemoterapötik ajanlar HCC tedavisinde çok yönlü olarak denenli, fakat belirgin bir yararlı etki sağlanamadı. Buna rağmen bazı karaciğer kanseri araştırma merkezleri, hasta onayını alarak yeni bazı ilaç türlerini deniyor.
“Cryosurgery” (dondurma) yöntemi, çelik bir çubuğun tümör içine sokulup sıvı nitrojen verilerek -190 derecede tümörün, çevresindeki bir kısım karaciğer dokusu ile birlikte dondurulmasıdır.
Yeni bir yöntem: Termoterapi Radiofrequency Ablation.,RFA diye isimlendirilen bu yöntem, tümörün içine (yerleştirilen, şemsiye şeklinde açılabilir özel bir çubukla (prob) tümöre yüksek frekanslı, değişken elektrik akımı vermektir. Bu ısı ile tümör 100 derecenin üstünde ısıtılıp, kanser hücreleri öldürülmektedir.
İlk kez 1996 yılında Rossi ve arkadaşlarının (3) kullandıkları yöntem, son 4-5 yıl içinde giderek yaygınlaştı ve bu alanda önemli bir tedavi seçeneği durumuna geldi. Bu yöntem, doğrudan ciltten (petkütan), laparoskopik ve açık cerrahi şeklinde yapılabiliyor. Toplanmış 10 ayrı çalışmada termoterapiye bağlı ölüm oranı hiç görülmedi. Komplikasyon oranı % 0-17 arasında değişiyor. Bazen kanama, ateş, agrı, apse gelişmesi gibi sorunlar yaratıyor.
RFA uygulaması için hastanın ileri evre siroz olmaması, tümör sayısının beşten fazla, çaplarının 5-6 cm. den büyük ve kanama bozukluğunun bulunmaması gerekir.
Rossi ve Arkadaşları 1 yıllık %94, 3-yıllık % 68 oranında sağ kalım bildiriyor. Hastaların % 95-100’ünde lezyonda tam nekroz sağlanabiliyor. Bowles ve arkadaşları da 99 RFA girişiminde 328 tümöre yöntemi uyguladı. Sadece bir hasta öldü (% 1), yedi büyük ve 10 küçük komplikasyon açığa çıktı. 15 aylık izleme sonunda sadece 30 tümörde (% 9) nüks oldu. Alınan sonuçların alkol enjeksiyonundan daha başarılı olduğu, tümörün lokal kontrolün sağlanmasında, etkili ve güvenli, tekrarlanabilir bir yöntem olduğu savunulmaktadır. Başarı oran 3 cm. den küçük tümörlerde daha yüksek olurken, 5 cm. den büyük olanlarda başarı oranı düşmektedir.
Ülkemizde birkaç hastanede kullanılmaya başlayan bu yöntem, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji-Genel Cerrahi bölümleri tarafından birlikte uygulanmaya başlandı Yakın zamanlarda yayınlanan araştırma sonuçları da RFA’nın iyi bir lokal kontrol sağladığı ve sonuçlarının cerrahi ile kıyaslanabileceğini ileri sürmektedir .
Sonuç olarak; karaciğer kanserinin (HCC) tek etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Ancak cerrahinin uygulanabileceği hasta sayısı fazla değildir. Cerrahi rezeksiyon ve karaciğer nakli olanağı bulunamayan hastalarda yaşam süresini uzatacak değişik yöntemler ortaya atılmaktadır. Son yıllarda hızla yayılan RFA (termo-terapi) alınan ilk sonuçlarıyla ümit vermektedir.

Hazırlayan: Prof. Dr. Rıfat Yalın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AB Bşk.

karaciğerde kist

KARACİĞERDE KİST:
Karaciğer kist hidatiği nedir? Bir tür parazitin oluşturduğu bir hastalıktır. Olgun parazit, kurt, köpek gibi hayvanların bağırsaklarında yaşar. Parazitin yumurtası kurt, çakal, köpek gibi hayvanların dışkısı ile dışarıya atılır. Parazitin evriminde ara konak olarak rol oynayan küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar bu parazit yumurtası bulaşık gıdaları (ot,su..) yiyince yumurta onların bağırsaklarına geçer ve bağırsakta kurtçuk açığa çıkarak, kan dolaşımına karışır ve vücudun değişik yerlerinde, en sık da karaciğerde yerleşerek giderek büyüyen kistler meydana getirir. Buna hidatik hastalık diyoruz.
Parazit kendine nasıl bir üreme alanı bulur? Bu kistlerin içinde binlerce parazit oluşturacak kurtçuklar mevcuttur. Daha sonra hastalıklı (bu kistlerden içeren) organların kurt, çakal ve köpek gibi hayvanlar tarafından yenmesi ile parazit tekrar bunların bağırsağına ulaşır ve burada gelişerek erişkin parazit haline gelir. Başka bir deyişle parazitin üremesi için böylesine bir döngüye ihtiyacı vardır.
İnsanda nasıl ortaya çıkar? İnsan da bu tabloda zaman zaman bir ara konak vazifesi görebilmektedir. Eğer, parazitin yumurtasının bulaştığı maddeler (gıda,su…) ağız yolu ile alınırsa, yumurtalar bağırsakta açılır ve içinden çıkan parazit aynı şekilde sıklıkla karaciğerde yerleşmek üzere insanda da kistler oluşturur.
Karaciğer kist hidatiği, insandan insana bulaşabilir mi? Karaciğer kist hidatiği insandan insana bulaşmaz. İnsan dışkısında bulunmaz. Ancak bir şekilde parazit yumurtası bulaşmış kirli gıdalar herkes tarafından alınabilir ve dolayısıyla hastalık ailenin değişik fertlerinde de ortaya çıkabilir.
Hastalık nasıl bir gelişim gösterir? Hastalık, % 75-80 karaciğerde yerleşir. Daha az sıklıkla akciğer, karın içi diğer organlar ve beyinde bile görülebilir. Olay nerede olursa olsun, parazitin yerleştiği yerde giderek büyüyen içi basınçlı bir sıvı ile dolu kist oluşur.
Hastalık karaciğerde hasar oluşturur mu? Hasar oluşturmaz. Genellikle karaciğer dokusunu iterek kendine yer açtığından karaciğer hücreleri fonksiyonlarına devam ederler.
Karaciğer kist hidatiği ne gibi şikayetlere neden olur? Kendini nasıl belli eder?Karaciğer kist hidatiği hastalığının özgün bir şikayeti yoktur. Kist karaciğerde bir ya da birden fazla olabilir. Küçük kistler genellikle şikayet nedeni olmaz. Hastalık genellikle başka nedenlerle yapılan görüntülemelerde ortaya çıkar. Daha büyük kistler ise sağ tarafta ağrı dolgunluk hissi gibi şikayetler ile ortaya çıkarır.
Kist kendi haline bırakılırsa ne olur?Genellikle giderek büyür ve istenmeyen olaylara neden olur. Bunlar kistin içinde bakterilerin üremesi, sarılık ile delinme ve yırtılmadır. Bunların ortaya çıkması, hastalıkla mücadeleyi güçleştiren riskleri artırır.
Karaciğerdeki kist kendi kendine patlar mı?Kistin kendi kendine patlaması ve delinmesi nadiren görülebilir. Daha ziyade büyük kistlere gelen ani ve şiddetli darbeler (kaza, yumruk…) böyle bir yırtılmaya neden olabilir.
Kistin yırtılması tehlikeli mi? Böyle bir durumda iki tablo çok önemlidir. Birincisi, kist içeriği antijenik özellik taşır, yani şiddetli, hayatı tehdit edebilecek alerjik reaksiyonlar uyandırabilir. İkincisi ise, kist içeriği bütün karın boşluğu içerisine yayılarak yaygın hastalık halini alabilir. O zaman hastalıkla mücadele güçleşir.
Hastalık ilaçla tedavi edilebilir mi? İlaçla tedavi yoktur ama parazite etkili olduğu bilinen ve diğer tedavi yöntemlerine yardımcı bir ilaç mevcuttur.
Hastalığın tedavisi nedir? Hastalığın standart tedavisi cerrahidir. Cerrahi yöntem ise, kistin büyüklüğü, karaciğerdeki yeri, sayısı, komplikasyon olup olmaması gibi değişkenlere göre belirlenir. Uygun vakalarda iğne ile aspirasyon, laparoskopi gibi teknikler denenebilir.

kansere karşı vitaminler

Kansere karşı görev yapan vitaminlerin en önemlileri arasında yer alan B vitamini, vücutta birer savunma silahı gibi çalışıyor. Besinlerdeki yüksek B vitamininin vücudun savunma sistemini güçlendirerek tüm hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Beslenme ve diyet uzmanları Aysun – Murat Gökçen, B vitaminin vücutta eksilmesiyle kanser riskini de ciddi biçimde beraberinde getirdiğine işaret ediyor. Gökçen çifti, piyasaya çıkacak yeni kitapları “Kanseri beslenerek yenebilirsiniz” de özellikle B vitaminlerine önemli bir yer ayırıyorlar.

kanserden korunma yolları

kanserden korunma yolları:

İç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Yavuz Baykal, kanser üzerine yapılan araştırmaların, bir kısım risk faktörlerinin hastalığın gelişmesini artırdığını ortaya koyduğunu, ancak bunlardan bazılarından korunmanın mümkün olduğunu belirtti.İç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Yavuz Baykal, kanserin herkeste ortaya çıkabileceğini ve herhangi bir hasara bağlı oluşmadığını belirterek, “Yapılan araştırmalar, bir kısım risk faktörlerinin kanser hastalığının gelişmesini artırdığını ortaya koymaktadır. Ancak bu risk faktörlerinden bazılarından korunmak mümkün” dedi. Yaş ilerledikçe kanser riskinin arttığını kaydeden Prof. Dr. Baykal, kadınlarda meme ve üreme organlarına ait kanserler ile erkeklerde prostat ve akciğer kanserlerinin ileri yaşlarda daha çok görüldüğünü ifade etti.
Sigara içilen ortamda bulunulmasının kanser riskini yaklaşık 1,5 kat artırdığını vurgulayan Baykal, kanserin yol açtığı tüm ölümlerin yüzde 30’unun sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlı olduğunu kaydetti.
Günde 1-10 adet sigara içenlerde akciğer kanseri riskinin içmeyenlere göre yüzde 20 arttığına işaret eden Baykal, çocuk kanserlerinin en önemli nedeninin, anne-babanın sigara içmesi olduğunu vurguladı.
Baykal, beslenme düzenindeki yanlışlıkların da kansere zemin hazırladığını, çalışmaların, yüksek yağ içerikli beslenme tarzının meme, bağırsak, prostat ve rahim kanseri riskini artırdığını gösterdiğini belirterek, kızartma yağlarının kesinlikle tekrar kullanılmaması, lifli gıdalara ağırlık verilmesi, rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulması ve özellikle taze sebze ve meyve ile tam işlenmemiş tahıl ürünleri tercih edilmesi önerisinde bulundu.
Aşırı tuz tüketiminin de kansere zemin hazırlayabildiğini kaydeden Baykal, “Tuzun kendisi kanser yapmasa da mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelerin etkisine ortam hazırlamaktadır. Yine tuzun bol miktarda kullanıldığı turşularda nitrozamin denilen maddeler kanser oluşmasında önemlidirler. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 oranında azaldığını göstermektedir” dedi.
Fast-food ve küflenmiş gıdalara da dikkati çeken Baykal, sebze ve meyvelerin iyi yıkanması gerektiğini, tarım ilaçlarının özellikle bilinçsiz kullanımının birçok kanser türü için risk faktörü olduğunu ifade etti. Baykal, şunları kaydetti:“Sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazladır. Fiziksel aktivitenin azalması ve şişmanlık da kanserde artışa neden olur. Bilimsel çalışmalar meme, rahim, bağırsak, yemek borusu ve böbrek kanserlerinde şişmanlığın bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Kronik alkol bağımlılığı, başta karaciğer kanseri olmak üzere özellikle sigarayla birlikte tüketildiğinde ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak ve mide kanserine neden olabilir. Eğer içkiden vazgeçemiyorsanız, kendinizi günde 2 kadehle sınırlamalı ve sigarayı da bırakmalısınız. Yine ultraviyole ışınlar ve radyoaktif maddeler, deride erken yaşlanma ve hasar oluşturarak cilt kanserine neden olabilir. Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu önemli bir neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı yüzde 10’u bulmaktadır.”

kanseri engelleme yolları

C vitamini kanseri engelliyorABD’nin Baltimore kentindeki Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, C vitamini ve diğer antioksidanların “HIF-1” adı verilen proteini nötralize ederek, bazı kanserli tümörlerin gelişimini engellediği belirlendi.Karaciğer kanseri gibi hızlı gelişen kanserlerin, çevrelerindeki tüm oksijeni yakarak büyük enerji tükettikleri için yaşamlarını sürdürebilmeleri HIF-1 adı verilen proteine bağlı bulunuyor. Yaklaşık 10 yıl önce ABD’li araştırmacılar tarafından keşfedilen bu protein, hücrelerde kullanıma hazır oksijeni dengeliyor. Ancak, bu protein serbest kökleri ve çok reaktif bir molekül olmadan faaliyet gösteremiyor. Serbest köklerinse yaşlanmada rol oynadığı sanılıyor.
C vitamini gibi antioksidanlar, bu serbest kökleri imha ediyor ve HIF-1’i nötralize ederek kanserli tümörün gelişimini engelliyor.
Kanserolog Profesör Dr Chi Dang ve ekibi, antioksidanların harekete geçirdiği bu mekanizma sayesinde, bunların tedavi edici etkilerinin azami düzeye ulaştırılabileceğini belirtiyorlar.
Yaklaşık 30 yıl önce Nobel Tıp Ödülü sahibi Dr Linus Pinus, ilk kez C vitamininin kanseri önleyici etkisi olabileceği görüşünü ileri sürmüştü.

hepatit B ve karaciger kanserine etkisi

Hepatit ve karaciğer kanserine Etkisi

Hepatit B nedir?

Hepatit B , hepatit B virüsünün (HBV) meydana getirdiği bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünyada en çok görülen enfeksiyon hastalıklarından biri olan hepatit B, bütün dünyadaki önde gelen dokuzuncu ölüm nedenidir.
Hepatit B, hafif ve belirti vermeyen bir enfeksiyondan, çok daha ağır karaciğer hastalıklarına ve bu arada sirozla primer hepatosellüler karsinomaya (karaciğer kanserine) kadar değişebilen çeşitli tablolara neden olabilir. Karaciğer kanseri, dünya da en yaygın kanserlerden biridir.İltihap : Enfeksiyon etkenlerine veya tahriş edici maddelere tepki olarak bir dokuda iltihap hücrelerinin ve sitokinlerin toplanmasıdır.
Antijen : Vücuda giren ve bağışıklık sisteminin tanımadığı her türlü yabancı madde.
Antikor : Bağışıklık sistemi tarafından yapılan ve yabancı bir antijene bağlanıp onu nötürleşme amacı güden bir protein kompleksi. Ne kadar insanda kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu vardır?En az 350 milyon insan bu hastalığın kronik taşıyıcısıdır. Coğrafi dağılım, dünyanın her tarafından çok değişik rakamlarla ifade edilmektedir.
Dünyada 2 milyardan fazla insanın hepatit B virüsü ile enfekte olduğu bilinmektedir, ama bunların hepsi kronik taşıyıcı değildir.
Hepatit B’nin coğrafi dağılımı Çin, Güneydoğu Asya ve Afrika gibi yerlerde çok yüksek; Güney Amerika , Batı Avrupa ve Avustralya gibi yerlerde düşüktür. Avrupa’da her yıl 900.000 – 1 milyon insan hepatit B virüsü ile enfekte olmaktadır. ABD’de her yıl 140.000-320.000 akut hepatit B enfeksiyonunun gerçekleştiği hesaplanmıştır. Bu enfeksiyonların çok büyük bir bölümü, kronik hastalığa neden olmadan kendiliğinden iyileşmektedir.
Asya ve Afrika’daki birçok ülkeye ait rakamlar bilinmemektedir ama söz konusu bölgelerdeki kronik taşıyıcı yaygınlığının yüksek olması, enfeksiyon oranının da yüksek olması gerektiğini göstermektedir.Uzun Süreli Taşıyıcı Dağılımı
• Dünyada 350 milyon uzun süreli taşıyıcı var.1• %25’i, hepatit B ya da ilişkili komplikasyonlarına bağlı olarak ölecek.2• Her yıl HBV infeksiyonundan 1 milyon dolayında insan ölmekte.3 • HBV, dünyada 9. ölüm nedenidir.4• Uzun süreli taşıyıcıların %75’i Asya/Pasifik’te yaşamaktadır.5
1 WHO 1998; 2 Mast 1993; 3 Lee 1997; 4 Boag 1991; 5 Gust 1996
Asya/Pasifik Uzun Süreli TaşıyıcılarÜlke Milyon KişiÇin 120.0Hindistan 48.0Endonezya 11.6Filipinler 7.6Tayvan 3.0Kore 2.5Japonya 1.3Hong Kong 0.7Avustralya 0.2Singapur 0.03
Hepatit B Nasıl Bulaşır?Hepatit B, değişik yollardan bulaşabilir. İleri derecede yaygın olan bölgelerdeki bulaşma en çok, anneden çocuğa ve çocuktan çocuğa gerçekleşmektedir. Kan ve meni gibi vücut sıvılarının da, virüsü bulaştırabildiği bilinmektedir. (Kan alma veya cinsel yoldan bulaşma)
Asya Pasifik bölgesinde, hastaların çoğu virüsü doğum zamanı ya da doğum zamanına yakın bir zamanda edinir1 – hepatit B ile infekte olan 10 kişiden 9’u yetişkinliğe geçtiklerinde hala hepatit B ile infekte olacaklar.2
Dünyanın geri kalanında, hepatit B virüsünün, cinsel temas ya da kontamine kana maruz kalım yoluyla, adolesan ya da yetişkin dönemde edinilme olasılığı daha yüksektir.1
1 Margolis et al. 1991; 2 Thomas 1996 Karaciğerin Biyolojik Fonksiyonları Nelerdir? Karaciğer yağların ve yağda emilen vitaminlerin emilimi; albumin ve pıhtılaşma faktörleri gibi proteinlerin yapılması açısından önemli bir organdır. Atık maddelerin detoksifikasyonundan da, yine karaciğer sorumludur. Karaciğer barsaklardan emilerek kana karışan besleyici maddelerin; proteinler ve diğer hücre elemanlarının sentezinden önce işlem gördüğü yerdir. Ayrıca karaciğer daha sonra kullanılmak üzere kan şekeri ve vitamin depolar, vücuttan atılması gereken zararlı maddeleri zararsız hale getirir (detoksifikasyon). Hepatit B Virüsünün Karaciğerdeki Akıbeti Nedir?Hepatit B virüsü, karaciğer hücrelerine bağlanıp bunları enfekte ettikten sonra, kronik enfeksiyonun gelişmesiyle sonuçlanan, benzersiz bir mekanizma ile çoğalır. Dolaşıma, büyük miktarda virüs ve virüs proteinleri karışır. Hepatit B Virüsü Nasıl Hastalık Yapar?Hepatit B virüsü karaciğer hücresi içerisine kendi genetik materyalini yerleştirerek, bu hücrelerin rutin çoğalma mekanizması ile üremelerini sağlar. İnsan vücut bağışıklık sistemi, virüsün genetik materyalini içeren kendi karaciğer hücrelerine saldırmak üzere harekete geçer. Yani virüs dolaylı yoldan karaciğere zarar verir. Bağışıklık sisteminin aralıksız saldırıları, karaciğer hücrelerinin hasar görmesiyle ve ölmesiyle sonuçlanır. Hepatit B ‘nin Doğal Seyri Nasıldır?Hepatit B enfeksiyonu, çeşitli şekillerde seyredebilir. Akut hepatit, genellikle kendiliğinden iyileşen, iyi huylu bir enfeksiyondur ama hastaların bir bölümünde kronik hepatit B yönünde ilerler. Kronik hepatit B, aralarında siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserinin de olduğu daha ciddi durumlara neden olabilir. Diğer Bilgiler• Bazı bireylerde virüs, akut hepatit enfeksiyonu sırasında tamamen ortadan kaybolabilir.• Kronik enfeksiyonu olan hastaların %25-40 kadarı sonunda, hepatit B virüsü ile bağlantılı bir hastalık nedeni ile ölmektedir.• Organ/doku nakledilenler veya HIV (AIDS virüsü) ile enfekte bireyler gibi bağışıklık sorunları olan insanlarda kronik enfeksiyon riski büyük ölçüde artar.• Karaciğer kanseri gelişen insanlarda bu genellikle, akut enfeksiyondan 30 -50 yıl sonra görülür.• Karaciğer kanseri vakalarının %75-90’ı, kronik hepatit B sonucudur.• Bir enfeksiyon hastalığı olan hepatit B, dünyadaki ölüm nedenleri listesinde dokuzuncu sırada bulunmaktadır. Dünyanın her yanında 2 milyardan fazla insan HBV (hepatit B virüsü) ile enfekte olmuştur ve bunların 350 milyon kadarı, hastalığın kronik taşıyıcısı konumundadır.• Hepatit B virüsü karaciğer hücrelerini, bağışıklık sisteminin enfekte (mikrop bulaşmış) karaciğer hücrelerine saldırmasını uyararak dolaylı yoldan tahrip eder. Ancak bağışıklık sistemi her zaman hepatit B virüs enfeksiyonunu tamamen ortadan kaldıramaz. • Başlangıçta hepatit B enfeksiyonunu izleyen belirtiler hafif ya da özel olmayabilir. Belirtiler görülürse ;öncelikle sarılık, iştahsızlık ve karın ağrısı şeklinde olabilir. Hepatit B virüs enfeksiyonu, değişik şekillerde ilerleyebilir. Akut hepatit B 4 hafta ile 6 ay arasında değişen bir süre devam ederken, kronik hepatit B’nin aktif şekline geçişi, 15-30 yıl gibi uzun bir süre olabilir.• Kandaki virüsün (vireminin) ortaya konulması ve sayılabilmesi açısından en güvenilir yöntem, hepatit B virüs DNA’sının izlenmesidir.• Hepatit B virüs enfeksiyonunun teşhisinde kullanılan bazı antijen ve antikor testleri vardır. Bunlar;o Kronik hepatit B virüs enfeksiyonunu işaret eden; Hepatit B yüzey antijeni testi (HBsAg )o Virüsün çoğalmakta olduğunu gösteren; Hepatit B e antijeni (HBeAg) veya HBV DNA testidir.