Epilepsi ( SARA ) hastalığı nedir? Belirtileri tedavisi ve ilaçları nelerdir

epilepsiEpilepsi ( sara ) hastalığı nedir ? Epilepsi beyindeki sinir hücrelerinin zaman zaman  yarattığı istem dışı desarj olma halidir. Bu desarjlar beynin hangi bölgesindeyse ona göre hastanın klinik özellikleri nöroloji birimi tarafından incelemeye alınır  .

Epilepsi çeşitleri olarak (bölgesel) Parsiyel epilepsi ve  orta kısım yaygın epilepsi olarak ikiye ayrılmıştır.

Epilepsi hastalığının tanısını koymak için belirtileri klinik olarak incelenmektedir. Hastanın tüm ölçüleri alınır ve bilinç kaybı yaşanması durumunda mutlaka hastanun yanındaki kişiden bilgi alınmalıdır. En idaali ise hastnın nöbetini doktor görmelidir.

Eğer mümkünse hasta doktor kontrolünde hastanede bulundurulmalı ve gerçekten epilepsi (sara ) hastası olup olmadığı teşhis ettirilmelidir. Bazı kalp hastalılarıda bayılmalara sebebiyet verdiği için , bu durumun kalp kökenli mi ? olup olmadığı da kardoolojik birimde test ettirilmelidir.

Hiç sara krizi geçirmemiş birinin sara krizi geçirdiğinde ilk akla gelebilecek durum beyin tümörüdür.

Epilepsi için tedavi yöntemi seçerken nöbet tip belirlenir ve ona göre tedavi seçilir. Günümüzde kullanılan epilepsiilaçları tüm epilepsi tiplerine etki eden ilaçlardır. Çocuklard ave erişkenlerde farklı ilaçlar tercih edilmelidir veya ilaç dozları ayarlanmalıdır.

Epilepsi ameliyatı bazı özel durumlarda yapılabilmektedir. Ameliyata karar vermeden önce 5 sene bir epilepsi ilaç tedavisi uygulanmış olması gerekmektedir. Beyinin özel bölgelerindeki epilepsilerde çok fazla bekletmeden ameliyata alınmalıdır. Çok ayrıntılı değerlendirilip , hasta izlenip ona göre karar verilir.

Epilepsi ( sara ) hastalarını beslenme düzeni nasıl olmalıdır ? Beslenme yöntemi için belli bir kısıtlama getirilmemektedir. Ancak hastalar aç kalmamaları önerilir. Şeker oranı düşerse nöbetlerin uyarılma riski artmaktadır. Tabiki alkol veya aşırı kafeinli içeceklerden tüketilmemye özen gösterilmelidir.

Burada epilepsi yaşayanların paylaşımı ve bilgi arttırımı açısından kişilerin yorumları tedavi süreçlerini paylaşmaları herzaman ki gibi büyük önem taşımaktadır. Herkesin yorumlarını bekliyoruz.

Sara nedir? Nasıl bir hastalıktır?

Sara nedir ? Nasıl bir hastalıktır?
Beyindeki sinir hücreleri nöbetine sara denir. Tıp dilinde adı EPİLEPSİ dir.Sara nöbeti beyindeki sinir hücrelerinin, yani nöronların ani, kısa süreli ve aşırı bir boşalımı sonucu ortaya çıkar. Sara nöbetinin tipi anormal boşalımın başladığı ve yayıldığı bölgelere göre değişiklik gösterir. Klinik özellikleri aynı olan Sara nöbeti; tümör, damar yapısı bozuklukları ve enfeksiyon gibi birbirinden farklı patolojik süreçlere bağlı olabilir. Metabolitik bozukluklar, örneğin, kan şekeri, üre veya kandaki tuzların dengesizlikleri ve bazı ilaçlar eğilimli bir yapıda Sara nöbeti oluşturabilir. Bazen de belli bir neden bulunmaksızın nöbetler tekrarlar. Bu nedenle Sara kendi başına bir hastalık değil çeşitli hastalıklara bağlı olarak gelişen bir semptomdur.

Sara nöbetleri, aralıklı gelen, ani başlayan, kısa süren ve tekrarlayan ataklar şeklinde olduğundan, tanıya birçok kez hasta ve çevresinin tanımladığı bilgi ve belirtilerle gidilir. Yani, Sarade klinik tanı genellikle anamneze, yani doktora aktarılan bilgiye dayanır. Sara nöbetler belli bir beyin kabuğu bölgesinden kaynaklanan parsiyel nöbetler ve başlangıçtan itibaren tüm bölgelerde başlayan jeneralize nöbetler olarak iki önemli grupta incelenirler.
Bir diğer önemli nokta ise idyopatik. Yani nedeni belirlenemeyen ve semptomatik, yani belli bir beyin hastalığına bağlı olarak gelişen nöbetlerin ayırt edilmesidir. İdyopatik sendromlara başka bir nörolojik bozukluk eşlik etmez. Hastada gelişme basamakları normal ilerler, altta gösterilebilen herhangi bir patolojik süreç yoktur. Ailesel özellik genellikle dikkat çeker, nöbetler görece daha seyrek ve tedaviye yanıt daha iyidir. EEG interiktal dönemde normal temel aktivite gösterir.

Buna karşın semptomatik Sara hastalarında altta yatan bir beyin hastalığı ve buna bağlı nörolojik bozukluklar, EEG’de temel aktivitede yavaşlama saptanır. Tedaviye cevap değişkendir ve spontan sonlanma (remisyon) olasılığı düşüktür. Kriptojenik Sara, sebebi gizli kalan ancak edinsel bir nedeni olması gerektiği düşünülen Sara tipleri için kullanılan bir terimdir.

Hastayı doktora getiren nöbet geçirmesidir. Benzer sara nöbet tipleri hem idyopatik, hem de semptomatik saralı hastalarda görülebilir. Ana soru prognoz, tek bir nöbetin tekrarlama olasılığı, tedavinin gerekliliği, tedavinin sonlandırılması veya bu durumun gelecek kuşaklara geçme şansı gibi akla gelebilecek tüm sorular ise  ortada görülen Sara nöbetin altında yatan nedensel faktörle ilişkilidir.

Papilla ödemi nedir?

Papilla ödemi :

Yüksek tansiyonu olan veya beyin tümörü olan kişilerde görülebilen optik papilla ödemi gözdeki optik diskin şişmesi anlamına gelir.
Optik papilla ödemi diğer bir adıyla papil ödem (göz dibi ödemi diye de bilinir), görme algısında rol oynayan bütün sinir liflerinin bir araya gelip,
beyindeki görme merkezine ulaşmak için gözden çıktıkları yer olan optik disklerdeki sıvı birikimi anlamına gelir.

Söz konusu durum bir hastalık değil, bir bulgudur ve bedendeki kan damarları ile dolaşımın göstergelerinden biridir.
Ödem, yüksek tansiyonunun varlığını ve yüksek tansiyonun damarları ve dolaşımı etkilediğini gösterir.
Nedenlerdeki faktörler tedaviyle ortadan kalktığında, ödem de yok olur.

papilla ödemi nedenleri :
Optik papilla ödeminin en yaygın nedeni beyindeki birincil ya da ikincil tümörlerdir (Yani, beyin dokusunun tümörü ya da başka organlardan beyne yayılmış olan metastazlar).
Öteki olası nedenler yüksek ise tansiyon, beyin içindeki kanamaya bağlı kafa içi basıncı artması, göz çukurundaki tümörler ve ağtabaka toplardamarında pıhtı oluşumudur.
Ağtabaka toplardamarı, kafadaki en büyük toplardamarlardandır.

papilla ödemi belirtileri :
Optik papilla ödemi, genellikle göz dibinin oftalmoskop (Ağtabaka ve üzerindeki yapıların görülmesini sağlar) ile muayenesi sırasında ortaya çıkar.
Başlangıç döneminde, şişme hafif olduğundan diskin kenarları net biçimde görülemez, onun yerine hafif bulanık bir görünüm izlenir.
Ayrıca kıvrılıp genişlemiş toplardamarlar, kanama alanları ve şişme nedeniyle gölgeli alanlar görülebilir. Ciddi vakalarda görmede bulanıklaşma olur.
Tehlikesi, ödeme yol açan nedenin tedavisiz bırakılması durumunda ilerleyen görme kaybına neden olmasıdır.

Papilla ödemi tedavisi :
Optik papilla ödemi tek başına bir hastalık değildir, yani başka hastalıklar ile baş gösteren bir bulgudur.
Bu nedenle optik papilla ödeminin kendisi tedavi edilmez.
Ancak bu belirtiye yol açan hastalık tedavi edildiğinde ödem de geçer.

Gamma Knife teknolojisi nedir?

Beyin tümörlerinde ameliyatsız tedavi yöntemi

Gamma Knife teknolojisi nedir? Radyocerrahinin radyoterapi- 
den farkı nedir?

Bu, bir radyo cerrahi yöntemidir. Radyoterapi hastalıklı bölgeye belli bir siireyle her gün ufak dozlarda radyasyon uygulanmasıdır. Radyocerrahide amaç, küçük bir bölgeye yüksek yoğunluklu radyasyonun bir defada uygulanmasıdır. Radyocerrahide kullnılan en eski teknik, 5oo bine yakın hasta tedavi ederek kendini en fazla ispat etmiş Gamma Knife tekniğidir. 
Gamma Knife cihazi kabaca MR’a benzeyen bir cihazdir. Hasta bir masaya yatar, bu masanın baş ucunda hastanın kafasını sabitlendiği bir bölge vardir. Hastanın kafası buraya sabitlenir. Ayni MR’da olduğu gibi masa bir miktar kayar, hastanın basi makinenin içine girer.
201 tane kaynaktan çıkan ışınlar başındaki hastaliklı bölgeye odaklanır. Bu 201 tane kobalt kaynağının her birinden çok cılız ışınlar çıkar ama odakta birleşir. Amaç ne burada? Her bir ışın cılız olsun içinden geçtikleri normal beyne, beyinciğe zarar vermesinler ama odakta birleştikleri noktada yüksek yoğunluklu bir radyasyon uygulamazlar.

Bu tedavi sadece baş ve beyin bölgesinde mi uygulanıyor?
Evet, baş ve beyin bölgesinde uygulanıyor, gövdede
uygulanmıyor.

Dünyada ne kadar zamandır bu teknolojiyi uygulanıyor?
İlk uygulanışı 1968, ilk uygulamaya girdiği yer ise İsveç
Türkiye’ye ilk girişi 1997. Acıbadem’de bu tekniği iki yıldan fazladır kullanıyorlar. Şu ana kadar yaklaşık 500 hasta tedavi oldu. Hastaların önemli bir kısmı Türkiye’den ama Gürcistan, Azerbeycan, lrak,Romanya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Sudan gibi ülkelerden gelen hastalar da var.

Hangi yaşlarda uygulanabiliyor bu teknik?
En küçük hasta 1.5 yaşında bir çocuktu. Yani yas
sınırlaması yok. Hastalığı uygunsa hangi yasta olursa olsun tedavi yapabilirsiniz.

Gamma ışınının özelliği nedir?
Alfa, beta, gamma ışınlarının, dokuda oluşturdukları reaksiyonlar farklıdır. Gamma ışınlarının en büyük
özelliği, sabit bir kaynak olarak yerleştirilmesi ve kullanımının daha kolay olmasıdır.

Beynin başka bir bölümünde tümör çıktığında Gamma Knife yeniden uygulanabiliyor mu?

Beynin başka yerinde çıkma ihtimali metastazlı hastalarda var. Tümörü tedavi ediyorsunuz bir süre sonra başka yerde çıkıyor. Orayı da Gamma Knife ile tedavi etmek mümkün. Gamma Knife uygulamasının bir sayısı yok. Sadece hastalıklı bölgeyi etkiliyor.

 

beyin tümörü belirtileri çeşitleri ve tedavisi

beyin tümörü belirtileriBeyin tümörü belirtileri – Beyin Tümörleri ve belirtileri nelerdir:

1- Başağrısı

2- Kusma (Fışkırır tarzda)

3- Sara tarzında bayılma nöbetleri

4- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri

5- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma

Betin tümörlerini ana hatları ile ikiye ayırmak mümkündür.

Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir.Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir.

1- İyi huylu beyin tümörleri: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz.

2- Kötü huylu beyin tümörleri: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörlerde vardır.

Beyin tümörü tedavisi

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanserleri beyine yayılabilirler ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda bir kaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

Beyin tümörü nedir

Kafa boşluğunda beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir. Kafa içinde basınç artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş ağrıları, baş dönmesi (vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel belirtilerle kendini belli eder.
Beyin tümörleri kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler

Beynin ön kısmında yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal bozuklukların ve kişilik değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir. Önceleri durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.

Tümörün tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma bozuklukları (afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana getirirler.

Baş dönmesi kulak çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı ile beraber oluşan Menier sendromu beyin tümörlerinin tipik bir lokalizasyonu sonucu meydana gelir.

Beyin dokusundan çıkan urlara gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından oluşan urlar yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini gösterirler, beyin dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan urlar ise nörinom adını alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması ile meydana gelen hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst urlar da vardır. Bazı hastalıkların neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi urlar da kafa içinde görülen diğer urlardır.

Bütün bu beyin tümörlerinin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler bulunabilir.

Tümörlerin motor alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana gelebilir. Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde urlar gençlerde jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali sendromuna yol açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing hastalığına yani tansiyon yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi belirtilere sebep olur. Hipofizin kromofob hücrelerinin adenomu ise hipopituitarizm sendromu yaparlar. Fröchlich sendromu da denen bu hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik ve sekonder seks karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi belirtiler meydana getirir.

Ayrıca başka organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme, deri, bağırsak ve böbrek kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU), kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi uygulanabilmektedir.

Beyin urları kan muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi muayenesi ve röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve sinir hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis edilirler. Bazı hastaların göz dibi muayenelinde   papilla ödemi vardır. Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason, ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve teşhis metotları kullanılmaktadır.

Beyin tümörü ameliyatı sonrası riskler

İşitme hassası bir tümör nedeni ile  kaybolmuşsa, ameliyattan sonra hasta yeniden duyabilir mi?
İşitme hassasını ortadan kaldıran bir tümör genellikle işitme sinirinden gelmektedir ve tümörün çıkarılmasıyla duyma hassası geriye gelmeyecektir.

Konuşma hassasını kaybeden bir hastaya beyin tümörü çıkarıldıktan sonra yeniden konuşması öğretilebilinecek midir?
Evet. Bu çok vakalarda mümkün olmaktadır. Fakat olağanüstü güç ve eğitim gerekecektir.

Beyin tümörünün çıkarılmasından sonra bir hasta kol ve bacaklarını yeniden kullanabilir mi?
Birçok vakada evet. Ancak tam anlamıyla bir iyileşme her zaman meydana gelmez.

Bir beyin ameliyatından sonra bir hastanın düşünüş durumu ve zekası genellikle zedelenmiş olarak mı kalacaktır?
Genellikle hayır. Hastanın akli tepkisi özellikle beyin tümörünün cinsi ve bulunduğu yere bağlıdır.

Bir beyin tömürünün çıkarılması izpazmozlara bir son verir mi?
İzpazmozların tekerrür etme sayısı ve süresi azalabilir. Fakat bunlar her olayda tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bundan dolayı ameliyattan sonra da izpazmozlara karşı kullanılan ilaçların verilmesine devam etmelidir. Ameliyat öncesi ihtilaç halleri görülmemişse bile bir korunma tedbiri olarak ameliyat sonrası izpazmozu kontrol eden ilaçların verilmesi tavsiye edilmektedir.

Beyin tümörü ameliyatı videosu

Beyin Testi QEEG

Beynimde neler oluyorda başım ağrıyor?Neden başım dönüyor?Stres ile hastalıklar nasıl başlıyor?
Bir yakınma ile hekime başvurdunuz. Beyin tomografi ya da MR tetkiki istedi. Sonuç: Normal. Peki ben neden göremiyorum yakınmalarımın neden olduğunu? İllaki bir tümör olması mı gerekiyor MR sonucunun anormal olması için?
Günümüzde kullanılan tomografi ya da MR gibi görüntüleme yöntemleri, adı üstünde sadece beynin görüntüsünü bize verir. Ancak sorun görüntüde değil, beynin çalışmasındadır. Yakınmalarınızın ne olduğunu ancak beynin çalışma özelliklerini gösteren bir yöntem açıklayabilir. QEEG (Kantitatif EEG) bu amaçla kullanılabilen bir yöntemdir. Baş ağrısı, baş dönmesi, depresyon, panik atak, takıntılı anksiyete bozuklukları vb. beyin çalışma bozuklukları, QEEG ile değerlendirilebilir.
QEEG, 1-40 Hz arasında yer alan beyin dalgalarını kaydetme ve analiz etme özelliklerine dayanan bir yöntemdir. Programının içinde bulanan veri tabanı (yakınması olmayan ve yapılan nöropsikiyatrik testleri normal sonuç veren insanların kayıtlı olan EEG örnekleri) ile çekimi yapılan kişinin bilgileri karşılaştırılır ve normalden ne kadar sapma olduğu anlaşılır.

beyin tumoru ve tedavisi

Beyin Tümörü ve tedavisi nedirnasıldır
Beyindeki normal hücrelerin anormalleşerek büyümesi sonucunda kötü huylu ve iyi huylu olarak kitleleşen yapılar beyin tümörleri olarak nitelendirilirler. Bu sonradan meydana gelen kitle kafatası içi basıncının artmasına sebep olarak beyin üzerine baskı yapmaya başlar ve birtakım olumsuz belirtiler gösterir. Beyin baskı altında normal yapısını kaybederek işlevlerini yerine getiremez hale gelir. Ve başlıca olarak aşağıdaki belirtiler söz konusu olur: 1- Baş ağrısı 2- Epilepsi benzeri bayılmalar 3- Vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler 4- Şiddetli kusmalar 5- Bazı fiziksel yeteneklerimizin kaybı 6- Kişilik bozuklukları Beyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar ve bunlar (genellikle) vücudun herhangi bir yerinde başlayıp beyne metastaz yapanlar ve beyinde oluşanlardır. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin kanserlerine, beyaz ırkta ve erkeklerde daha çok rastlanır. Beyin kanserlerinin belirtileri tıbbi olarak teşhisi zorlaştıracak şekilde zaman zaman yok olup zaman zaman ortaya çıkabilirler. Yukarıdaki belirtiler söz konusu olduğunda kafa içi basıncın artmasından şüphelenerek tam bir teşhis için beyni görüntülemek gerekir ve bu amaçla beyin tomografisi ve MRG çekilir.
Beyin Tümörü Türleri
Genel olarak ikiye ayırabileceğimiz beyin tümörleri iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörleri olarak adlandırılırlar. 1- iyi huylu tümörler: Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilir ve tamamına yakını çıkartılabilir. Bu nedenle operasyon sonrası sonuçları iyidir. Ancak tümör her ne kadar iyi huylu da olsa beyinde bulunduğu bölge hayati önem taşıyan bir bölge ise ameliyat sonrası sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmayabilir. Yavaş üreme hızına sahip olmalarına rağmen öldürücü olmasalar dahi vücutta kalıcı harabiyete ve işlev bozukluklarına sebep olabilirler. 2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı üreyen, çamur kıvamında ve operasyonla alınması oldukça zor olan tümörlerdir. Opere edilseler dahi belli bir süreçten sonra tekrar nüksederek beyne baskı yapmaya devam ederler. Ameliyat sonrası 5 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda da hastanın ölümüne sebep olacak türleri mevcuttur.
Beyin Tümörü Tedavisi
Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir fakat bazı durumlarda cerrahi tedavi uygulamak mümkün olmayabilir. Eğer tümör beynin hayati bir bölgesine yerleştiyse bu bölgede operasyon yapmak hayati tehlike yaratacağından tümör olduğu yerde bırakılır, kemoterapi ve radyoterapi ile sorun halledilmeye çalışılsa da klasik tedavilerle beyin tümörlerinde yaşam şansı çok fazla değildir. Yapılan tedaviler yaşam kalitesini kısmen artırmaya ve ömrü bir müddet daha uzatmaya yöneliktir.
Beyin Tümörü Bitkisel Tedavisi
Yukarıdaki bilimsel açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ölümcül bir hastalık olan beyin kanseri ile ilgilenen tek bilim dalı klasik tıp değildir. Alternatif tıp dünyasında da bir çok araştırmaya konu olan beyin kanserinin medikal anlamda klasik tıptan çok daha başarılı tedavileri herbalizm alanında keşfedilmiştir. Dünyaca ünlü Herbalist BOZKURTBEY’in 15 yıldır yapmış olduğu araştırmalar ve geliştirdiği bitkisel formülleri %60 lara varan başarı yüzdesi ile (hastalığın aşamasına göre bu yüzdeler değişebilir) bu amansız hastalıktan kurtulabilir ve çaresizliğinizi yenebilirsiniz. Bitkisel tedaviler sizi malum sondan kurtararak tekrar hayata bağlayabilecek en ileri medikal tedavidir. Bitkisel tedavilerin uygulanması gerçek bir disiplin gerektirmekte ikişer aylık kürler halinde 3 veya 4 dönem kullanılması icap etmektedir. ikişer aylık periodlarda değiştirilecek olan bitkisel formüller hastalık türü, hastalığın evresi ve hastanın özelliklerine göre kişiye özel olarak hazırlanmakta ve uygulatılmaktadır. ilk iki aydan itibaren hastalığın gerilediği doktorunuz tarafından gözlenecektir. Hastalığınızın belirtileri görüldüğü zaman vakit kaybetmeden doktorunuza başvurarak kesin teşhisini koydurunuz ve uygun göreceği tedavileri mutlaka uygulayınız. Bu tedavilerin yanısıra alternatif olarak da BOZKURTBEY’in reçetelerinin mutlaka kullanılması sizi yaşama tekrar döndürecek tek alternatif çözümdür.

beyin kanseri ve tumorleri

BEYİN KANSERİ VE TÜMÖRLERİ
BEYİN KANSERİ VE TÜMÖRLERİ Beyin tümörleri kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yaparlar. Bulundukları bölgeye ve baskı altında tuttukları beyin alanına göre belirtiler verirler. Ancak kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtileri gösterirler……
Beynin her iki yarım küresi simetrik olarak yerleşmişlerdir.Her iki tarafta düzenli sınırlarla ayrılmışlardır. Bu normal yapıya giren herhangi bir yer kaplayan oluşum simetrik yapıyı bozacak ve beyin üzerine baskı yapacaktır Belirtileri: 1- Başağrısı 2- Kusma (Fışkırır tarzda)3- Sara tarzında bayılma nöbetleri4- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri 5- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma Betin tümörlerini ana hatları ile ikiye ayırmak mümkündür. Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde kafa içi basıncın artmasından şüphelenilir.Kesin teşhis için kafa içini ve beyini görüntülemek amacıyla beyin tomografisi veya MRG çekilir. 1- İyi huylu tümörler: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz. 2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörlerde vardır. Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir. Vücudun diğer bölümlerinde oluşan tümörler beyine yayılabilir. Buna metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanserleri beyine yayılabilirler ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda bir kaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır. BEYİN TÜMÖRLERİ Beyin tümörleri yerleşim yerlerine ve tümör çeşitlerine belirtiler verirler. Kafa içi basıncının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan belirtiler ortaktır. Bu belirtiler,baş ağrısı, bulantı ve kusmadır. HİPOFİZ ADENOMLARI Hipofiz adenomları hormon salgılayanlar ve hormon salgılamayanlar olarak iki ana gruba ayrılır. Hormon salgılayanlar genelde salgıladıkları hormona bağlı olarak belirti verirler. Hormon salgılamayan adenomlar ise uzun zaman belirti vermezler ancak optik sinire (Görme ile ilgili sinir) bası yaparak görme bozukluklarına neden olurlar. Hormon bozuklukları, adet düzensizlikleri veya olmaması, memeden süt gelmesi, aşırı şişmanlama, hızlı boy uzaması, ellerde, ayaklarda ve çenede büyüme hormon bozukluklarının belirtileridir ve doktora baş vurulması gereklidir. Tümör boyutları çok artarsa kafa içi basıncı arttırır ve baş ağrısı , bulantı ve kusma şeklindeki genel belirtilere neden olur.

PONTOSEREBELLER KÖŞE TÜMÖRLERİ, Bu tümörler beyin dokusunun bir bölgesine yerleşmiş tümörlerdir. İşitme siniri tümörü ( Akustik nörinom) sık olarak görülen tümördür. Ayrıca menegiom ( Beyin Zarı Tümörü ) ve epidermoid tümörlere de rastlanır. Beyin tümörlerinin genel belirtilerine ilaveten bu bölge tümörlerinde işitme ve denge bozuklukları da görülmektedir. Bu tümörler küçük boyutta yakalandığında işitme korunabilir. Tümör çok büyük ise işitme korunamadığı gibi Fasial (Yüz) Siniri de etkilenebilir

MENENGİAL (BEYİN ZARI) TÜMÖRLER: MENENGİOMLAR Menengiomlar genelde büyüyerek kafa içi basıncının artmasına neden olurlar ve baş ağrısı bulantı ve kusmaya neden olurlar. Epilepsi (Sara ) nöbeti de görülebilir. Ayrıca bu tümörler yerleştikleri yerlere göre de belirti verirler. Optik sinir (Görme siniri) yakınında yer alanlar görme bozukluğuna neden olur iken hareketle ilgili beyin bölgesine yakın olanlar felçlere neden olabilirler. Bu nedenle beyin fonksiyonlarındaki bozukluklarda gerekli tetkiklerin yapılması lazımdır.

GLİAL (BEYİN DESTEK DOKUSU) TÜMÖRLER Bu tümörler genelde kötü huylu olup beyin dokusu içinde büyürler.Belirtileri genel belirtilerdir. Yine yerleştikleri bölgelere bağlı olarak belirtiler verirler. Epilepsi ( Sara nöbeti) bazı hastalarda ilk belirti olarak ortaya çıkabilir.

METASTATİK TÜMÖRLER Metestatik tümörler vücudun diğer bölgelerindeki tümörlerin beyin dokusuna sıçraması nedeniyle oluşan tümörlerdir. Bu tümörler kafa içi basıncını arttırarak ve/ veya yerleşim yerine göre sinir sistemi hasarı oluşturarak belirti verirler. Genelde bu tip sıçramalar tümörlerin ilk belirtisi olabilir. Bu tümörler radyolojik olarak da görüntülenebilen geniş ödem oluştururlar.