Pankreas Kanseri Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Yazan sarp | kanser | Salı 23 Mart 2010 6:07 pm

pankreasBelalı hastalık kanser vucudun heryerinde olabiliyor malesef , bende bu sefer pankreas kanserini incelemeye ve araştırmaya başladım. İnsan başına gelince inceler ve tedavi yöntemleri arar. Ancak ben çevremde dahi olmasa internetten araştırma yapmayı seviyorum. Pankreas kanserini enine boyuna inceleyip sizlerle paylaşmak eğer yeni tedavi yöntemleri varsa bunları daha sonra yorum bölümünde paylaşmak istiyorum. Bence en önemliside pankreas kanserine yakalanan insanların durumlarını paylaşmaları ve hastalığın gidişatı konusunda bilgi vermeleri olacaktır. Herkese şimdiden acil şifalar diliyorum. Öncelikle pankreas nedir, ne işe yarar ve  görevleri hakkında biraz bilgi verelim : Pankreas 12 parmak bağırsağına salgı göndererek yağ, karbonhidrat, protein yakımına ve sindirime yardımcı olur ve salgıladığı insülin ile kandaki şeker oranını dengeler.

Pankreas iltihabı ve kanserinin erken teşhisi oldukça zordur hatta imkan yoktur. Hastalar genellikle ani başlayan karın ağrısı ile ilk şikayetlerine başlarlar. İki tane göze çarpan önemli bulgusu vardır. Bunlardan ilki kilo kaybıdır. Hastalar çoğu zaman 7-8 kilo kadar kaybetmektedirler. Ciddi bir halsizlik vardır. Hastalın yüzlerindede kahverengilik oluşur.

Eğer iltihap pankreasın başında ise safra yollarını tıkar ve sarılık ortaya çıkar buda erken teşhis yaratabilir. Ancak gövde veya kuyruk kısmında bir kanser varsa , semptomlar ( belirtiler ) çok daha geç olur ve dolayısı ile bu hastalar şikayete geçikmiş olarak gelirler. Buda tedavi edilemez durumda olmasına neden olur.

Tabi, bu noktada pankreas kanserini yenenler , bu hastalıktan kurtulanlar ve yakınım kanseri yendi diyenler ; sizlerin yorumları , tedavi yöntemlerini anlatmanız gerçekten diğer hastalar için faydalı olacaktır. Bu gerek ameliyat olur , gerek ilaç tedavisi , kemoterapi, gerekse bitkisel , alternatif tedavi , ama gerçekten tüm verilerin paylaşılması önemlidir.

Pankreas kanserinin nedenleri nelerdir ? ; Pankreas kanserine neden olan bariz bişey olmasada aşırı sigara ve alkol kullanan kişilerde görülme olasılığı fazladır. Bunun yanında beslenme düzeni bozuk olan hastalardada görülebilmektedir.

Pankreas kanseri için kemoterapi uygulanmaktadır. Bu tip hastalarda burada başarı oranlarını paylaşbilirler. Pankreas kanseri ameliyatına karar verilirse , ameliyatda  pankreasla birlikte oniki parmak bağırsağı ve safra bir bütün olarak çıkarılır hatta mide ve ince bağırsaktanda bir kısım alınır. Sadece kanserli bölge alınmaz . Kanserli bölgeye müdahale etmek kansein dahada yayılmasına sebebiyet vermektedir. Pankreas ameliyatı kesin kurtuluş demek değildir. Ama gün geçtikçe , giderek başarı oranı artmaktadır. Amaeliyat sonrası komplikasyon riski çok yüksektir.

Pankreas kanseri saldırgan bir kanser olduğu için , şu anki verilerle ameliyat olan kişilerin 5 de 1 i maksimum 5 yıl yaşamaktadır. Pankreas kanseri ameliyatından sonra , herhangi bir kısıtlama gelmez istediğini yemeği yiyip içebilirler. Ama bana göre nasıl beslenmeli sorusun cevabı olmalı ve buda dengeli dediğimiz. Daha çok bitkisel ağarlıklı bir beslenme olmalıdır.

Pankreas nakli konusunda da birbirimize yardıncı olup nakil yapan hastahaneleri ve ücretlerini paylaşabiliriz. Bu nakil için gerekli organın bulunması konusuda ayrı bir problem olsa gerek. Neyse şimdilik benden bukadar lütfen sizde bildiklerinizi paylaşın.. Sağlıkla, umutla, mutlulukla kalın..

Kök Hücre Nedir ve Kordon Kanı Tedavisi

Yazan admin | kanser | Çarşamba 3 Şubat 2010 12:05 am

kök-hücreKordon Kanı Hayat Kurtarabilir.
Kordon kanı kök hücreler açısından çok zengindir.
Kök hücreler halen pek çok ciddi hastalıkta değerli bir tedavi seçeneğidir. Bu nedenle kordon kanı atılmamalı, mümkünse saklanmaııdır. Ailenizde kök hücre tedavisi ihtiyacı tıbbi olarak saptanmış birisi varsa bebeğinizin kordon kanını saklatmak amacıyla mutlaka hekiminize danışmanız gerekir.
Bebeğinizin kordon kanını ileride kendisi için veya ailenizde bir başkasının kullanımı amacıyla da özelolarak saklatabilirsiniz. Ancak, bir kişinin kök hücre nakline ihtiyacı olan bir hastalığa yakalanma ihtimali yaklaşık 1 /20.000 ile 1 /37.000 arası olarak hesaplanmıştır. Oysa kök hücre nakli bekleyen çok sayıda hasta bulunmaktadır.
Bu nedenle Acıbadem Kordon Kanı Bankası, bebeÄŸinizin kordon kanını özelolarak saklatmak yerine, ihtiyacı olan hastalar için bağışlamanızı tavsiye eder. Kordon kanı ne zaman ve ne için saklanırsa saklansın, Acıbadem Kordon Kanı Bankası’ nın amacı kök hücreleri en iyi ÅŸekilde saklayarak ve tıbbi geliÅŸmeleri uygulayarak tedaviye katkı saÄŸlamaktır.
Kök hücre nedir?
Kök hücreler, kemik iliği, kordon kanı ve diğer bazı dokularda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için veya kordon-kanıbazı kaııtsal kan hastalıklarının tedavisi için kullanılmaktadır. Kök hüzrelerin gelecekte felç, parkinson, alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabilmesi umuduyla araştırmalar devam etmektedir.
Kordon kanı nedir, nasıl toplanır?
Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu içinde kalan kandır. Kordon kanı, bebek doğar doğmaz, göbek bağı kesildikten sonra ilk 10 dakika içinde, göbek bağından alınır. Bu kan, toplanmadığı zaman plasenta ile birlikte atılır, alınması normal doğum prosedürü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilememektedir. Alınma işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem normal yolla hem de sezaryen doğumlarda uygulanabilir.
Alınan kan 36 saat içinde Kordon Kanı Bankası laboratuvarı na gönderilir. Kordon kanı, laboratuvarda özel yöntemler ile uygun ÅŸartlarda dondurulur, sıvı azot buharı içinde Kordon Kanı Bankası’nda saklanır. Dondurulan kök hücreler daha sonra gerek duyulduÄŸunda çözülerek tedavide kullanılabilir.

Kemoterapi Yan Etkileri ve Yan Etkilerini Azaltma Yöntemleri

Yazan admin | kanser | Pazar 17 Ocak 2010 3:04 pm

kemoterapi-yan-etkileriKemoterapi Sırasında Ne Gibi Yan Etkiler Yaşanabilir ?
Farklı kanserlerin tedavisi için çoğu kez farklı ilaçlar kullanılır. Hatta aynı tip kanserlerin tedavisi için bile hastaların özelliklerine göre sıklıkla farklı ilaçlar kullanılır. Bu nedenle yan etkiler de birbirinden farklı olur. Aldığınız tedavinin yan etkileri konusunda en doğru bilgiyi onkoloji ekibinden alabilirsiniz.
Yorgunluk
Kemoterapiyi izleyen hafta her zaman olduğundan daha kolay yorulursunuz. Bu normaldir. Dinlenmenin vücudun kendisini tamir etmesi için bir çeşit ilaç olduğunu hatırlayarak bu yorgunluğa direnmeyiniz. ihtiyaç duyuyorsanız, daha geç kalkınız, öğleden sonraları biraz uyumaya çaba gösteriniz. bir iş yaparken dinlenme araları veriniz ve kısaca, vücudunuzun sesini dinlemeyi öğreniniz. Yeterince dinlendikten sonra aktif olmayı da bırakmayınız. Kendinizi çok yormadan düzenli günlük yürüyüşler yapınız. Fizikselolarak aktif kalmak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Kendinizi önemli bir maçı kazanmak için kampa girmiş bir sporcu gibi görünüz. Düzenli yaşayınız.
Kemoterapide Bulantı ve iştahsızlık
Bazı kemoterapi ilaçları verildikleri gün ve bazen tedaviden sonraki birkaç gün iştahsızlık ve bulantı yapabilir. Bu normaldir. Ayrıca tat duyunuz geçici olarak değişebilir ve yemeklerin tadı alıştığınız gibi gelmeyebilir. Bu bazen tedavi boyunca da sürebilir. Endişe etmeyiniz, tedavi sonunda her şey normale dönecektir.
Birkaç basit önlemle bu dönemi en az sorunla geçirebilirsiniz:
Kemoterapiye aç olarak gelmeyiniz, ama midenizi çok doldurarak da gelmeyiniz.
• Baharatlı ve çok yağlı yemeklerden kaçınınız.
Tedaviyi izleyen birkaç gün bulantınız olursa hafif yemekler yemeye devam ediniz. Birkaç gün normalden az yemek yediğiniz için endişe etmeyiniz.
Doktorunuz bulantı olabileceğini söylediyse kendi­nizi iyi hissetseniz de ilk birkaç gün ağırve midenizi tıka basa dolduracak şekilde yemekten kaçınınız.
Tedaviyi izleyen ilk birkaç gün en sevdiğiniz yemeklerden uzak durunuz. Bulantı varken yediğinizde bazen en sevdiğiniz yemeklerden bile uzun süre hoşlanmayabilirsiniz.
Bulantıyla “savaÅŸmayınız”. Size verilen ilaçları bulantının daha ilk iÅŸaretinde, o an kendinizi çok da kötü hissetmeseniz bile kullanmaya baÅŸlayınız. Bulantı iyice yerleÅŸmeden önünü kesmek çoÄŸu kez çok daha kolayolur.
Kemoterapide AteÅŸ
Birçok kemoterapi ilacı vücudunuzda mikroplarla savaşmakla sorumlu savaşçı kan hücrelerinin sayısını geçici olarak azaltır. Akyuvar ya da lökosit denilen bu hücrelerin sayısı azaldığında mikroplara karşı savunmanız azalabilir. Eğer aldığınız ilaçlar bu gruptaysa doktorunuz sizi uyaracaktır. Bu uyanlara uyulmaması yaşamanızı riske sokacağından, dokto­runuzun öneri ve uyarılarını dikkatlice uygulayınız.
Evinizde mutlaka bir termometre bulundurunuz, üşüme ya da titremeniz olursa, kendinizi sıcak ya da hasta hissederseniz ateşinizi ölçünüz.
Ateşiniz 38 derece ve üzerinde olursa mutlaka doktorunuzu arayınız. O anda kendinizi iyi hissediyor olsanız da, sabaha karşı ya da gece yarısı olsa bile beklemeyiniz; mutlaka arayınız. Savunma hücrelerinizin sayısı düşük olduğundan hastalık alıştıgınızdan çok daha hızlı ilerleyebilir ve damardan verilecek antibiyotiklerle hastalıga erken müdahale etmek hayati önem taşıyabilir. Kemoterapi sırasında ateş aslında çok sık olmaz. Ateşiniz oldugunda her zaman ciddi bir hastalık gelişmek üzere olmayabilir, ancak bunun ayrımına önceden varmak mümkün olmadıgı için ateşi ciddiye alınız.
Tedavi sırasında doktorunuzun izni olmadan ateşi düşürebilecek agrı kesiciler almayınız. Ateş gelişmekte olan bir hastalık için çogu kez ilk uyarı görevini görür; ateşi düşüren ilaçlar alırsanız bu erken uyarı maskelenebilir. Bu tip ilaçlar arasında Minoset, Parol, Aspirin, Apranax ya da Voltaren gibi ilaçlar sıralanabilir. Bu listeye daha birçok ilaç eklenebilecegi için en dogru kural doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamanızdır.
Kemoterapi aldıgınız aylar boyunca hasta oldugunuzu bildiginiz kişilerden uzak durunuz. Örnegin, eşiniz hastaysa, iyileşene kadar mümkünse yataklarınızı ayırınız. Küçük çocuklar, kreş veya okulda sık sık hastalık kapabilirler. Bu nedenle; öpmek ya da kucaklamak gibi çok yakın temastan kaçınınız. Sizi ziyarete gelenleri öperek karşılama alışkanlıgına son veriniz.
Hastalıklar, çogu kez hasta bir kişinin dokundugu kapı tokmagı gıbi yüzeylere dokunduktan sonra elinizi agzınıza, burnunuza veya gözlerinize sürdügünüz zaman kapılır. Bundan kaçınınız ve yemek yemeden önce mutlaka ellerinizi yıkayınız.
Kendinizi dış dünyadan izole etmenize ya da maske kullanmanıza doktorunuz tarafından özellikle istenmediği sürece gerek yoktur. Ancak belediye otobüsü gibi çok kalabalık ortamlara girmekten kaçınınız.
Ev ortamında bulunan küçük çocukların aşı olmaları sizin için genellikle sorun yaratmaz. Ancak ağızdan verilen Polio [çocuk felcil aşısı tedavi sırasında yapılırsa 1 ayaynı ev ortamında bulunmayınız.
Kemoterapide Saç Dökülmesi
Her kemoterapi ilacı saçları dökmez. Saç dökülmesi bekleniyorsa doktorunuz bunu size söyleyecektir. Tedaviye bağlı saç dökülmesi genellikle 3. haftadan sonra başlar ve saçlar, kimi zaman eskisinden de gür olarak tedavi sonlandıktan 1 ay kadar sonra yeniden çıkmaya başlar.
Dökülme başladığında saçlarınızı çok kısa kestirmek ve bu sizin için önemliyse hiç beklemeden peruk gibi kozmetik önlemler almak moralinize iyi gelecektir. Birçok hasta için bekleyip saçlarının yavaş yavaş seyreldiğini görmek çok daha moral bozucu olur. Peruk kullanma kararı verirseniz çoğu kez kendi saçınıza benzeyen bir peruk seçmeniz doğal hissetmenizi sağlar. Bandana, eşarp ya da bere gibi seçenekleri de yine daha başlangıçta düşünmenizi öneririz.
Saçlarınız dökülmüyorsa bile saç bakımını yaparken besleyici şampuanları tercih edip, kuruturken nazik olmaya ve geniş dişli bir tarak ya da yumuşak bir fırça kullanmaya çalışınız. Boya, sprey, jöle gibi ürünlerden uzak durunuz ve saç kurutma makinesi kullanmayınız.
Kemoterapide Ağızda Küçük Yaralar
Aldığınız ilaçlar böyle bir yan etkiye yol açıyorsa doktorunuz önceden size bilgi verecektir. Tedaviye bağlı ağızda çıkabilecek küçük ülserleri önlemenin ya da azaltmanın en iyi yolu her yemekten sonra karbonatlı suyla ağzınızı çalkalayıp tükürmektir. Bunun için bir çay bardağı suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırınız; bu karışımı kullanarak 30 saniye ağzınızı çalkalayınız. Ayrıca yumuşak bir diş fırçası kullanınız ve diş ipi kullanma alışkanlığınız varsa tedavi boyunca kullanmayınız. Ağzınızın hassas olduğu dönemlerde sert ya da çok sıcak yiyeceklerden uzak durunuz.
Hemoroid (Basur Memesi)
Daha önceden hemoroid probleminiz varsa kemoterapi sırasında buna bağlı şikayetleriniz artabilir. Bunu önlemek, kötüleştikten sonra tedavi etmekten çok daha kolaydır. Tuvalete düzenli çıkmak esastır. Bazen verilen ilaçlara bağlı kabdık gelişebilir. Eğer bu olursa, doktorunuzdan tuvalete daha rahat çıkabilmeniz için bir ilaç isteyiniz. Ayrıca birçok sebze ve kuru fasulye ya da nohut gibi yiyecekler içerdikleri yüksek lif oranlarıyla düzenli çıkmanızı kolaylaştırır. Ayrıca, kayısı ya da elma gibi meyveler de bağırsak hareketlerini kolaylaştırabilir.
Kemoterapide ishal
Bazı kemoterapi ilaçları ishal yapabilir. Doktorunuz size bu konuda önceden bilgi verecektir. ishal olursanız önleyici ilaçları kullanmak bazı durumlarda gerekebilir; ancak bazı durumlarda bu istenmeyebilir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan ilaç almayınız. ishal sırasında ağızdan bol sıvı almanız ve kaybettiğinizi sıvıyı telafi etmeniz çok önemlidir. ishal şiddetliyse, örneğin günde 6-7 kez ve bol miktarda çıkıyorsanız, hele de bulantı yüzünden ağızdan yeterince sıvı alamıyorsanız vücudunuz susuz kalabilir. Bu durumu mutlaka doktorunuza haber veriniz.
Kemoterapide Kanama
Kanama bazı kemoterapi ilaçlarının çok nadir rastlanan bir yan etkisidir. Kanınızın pıhtılaşmasını sağlayan ve trombosit adı verilen hücrelerin geçici olarak kemoterapi yüzünden azalması buna sebep olabilir. Bu problem oldukça nadir görülse de aşağıdaki sorunları yaşarsanız mutlaka doktorunuza haber veriniz:
• Bir yerinizi kestiğinizde kanama durmuyorsa
Diş etleriniz fırçaladıktan sonra uzun süre kanıyorsa
Çarpma ya da iğne olma gibi nedenler olmaksızın vücudunuzun birçok yerinde morluklar oluşuyorsa
• Katranı andıran simsiyah ve cıvık dışkınız oluyorsa
Kustuğunuz zaman çıkan şey kahve telvesini andırıyorsa
Diger Yan Etkiler
Verilen ilaçlara bağlı olarak ellerde ve ayaklarda keçelenme ya da uyuşma, güneşe karşı hassasiyet, ciltte kuruluk, gözlerde yanma ve benzeri birçok yan etki görülebilir. Yan etkiler konusunda daha ayrıntılı bilgiyi aldığınız kemoterapi ilaçları için hazırlanmış ve web sitemizde de bulabileceğiniz kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Burada belirtil­meyen ya da beklenmedik bir şikayetiniz olursa yapılacak en doğru şey, gecikmeden doktorunuza danışmaktır. çoğu kez ufak bir sorun önceden bilinirse ciddi bir problem haline gelmeden çözülebilir.
Onkoloji Ekibine Acil Olarak BaÅŸvurmam Gereken Durumlar Nelerdir?
• Ateşin 38 derecenin üstüne çıkması
• Vücudun herhangi bir yerinde kanama olması
• Yeni burun kanaması
Ciltte oluÅŸan morluklar
idrarda kan
• Diş etlerinde aşırı kanama
• Vajinal adet dışı kanama
Dışkıda kırmızı kan, veya dışkının katran gibi siyah olması
Kusmada kahve telvesi gibi veya kırmızı kanama olması
• Öksürürken aşırı miktarda kan gelmesi
Kemoterapi alınan damar çevresinde oluşan agrı ve kızarıklık
Özellikle daha yaşlı hastalarda kala yayılan basınç tarzında gögüs agrısı
• 3 günden fazla süren dışkı ve gaz çıkaramama
Yemek yemeyi ve özellikle sıvı alımını engelleyen agız yaraları ve yutma güçlügü
• Vücutta döküntüler oluşması
Ani olarak gelişen uyuşma, çift görme problemleri ve hareket bozuklugu, bilinç kaybı

Kemoterapide ve Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır ?

Yazan admin | kanser | Pazar 17 Ocak 2010 2:59 pm

kemoterapide-beslenmeKemoterapi Sırasında Neler Yiyebilirim? Kemoterapi ve Beslenme :
Çok yağlı, baharatlı ya da kuvvetli kokulu, soğan, sarımsak gibi yiyeceklerden uzak durunuz. Dışarıda yemek yerseniz, çiğ sebze, meyve ve salata yemeyiniz. Evde de bu gibi yiyecekleri ancak çok iyi yıkadıktan sonra tüketiniz. Kabuklu meyveleri tercihen soyulduktan sonra yiyiniz. Bol protein almanız vücudunuzun kendini tamir etmesi için önemlidir. Protein kaynagı olarak öncelikle balık, sonra tavuk, son olarak da kırmızı eti tercih ediniz. Yeterli protein almanız önemli oldugundan, balık ve tavuk yiyemiyorsanız, kırmızı etten kaçınmayınız. Diyetiniz dengeli olmalıdır. Bol sebze ve meyve bagırsak hareketlerinizin düzenli olması ve vitamin destegi için önemlidir. Bu konulardaki sorularınız için, hastanelerimizdeki beslenme ve diyet uzman­larımıza başvurabilirsiniz. Tedavi sırasında ek vitamin ihtiyacınızı karşılamak için doktorunuzla konuşarak vitamin hapları alabilirsiniz. Ancak, yüksek dozda E ya da C vitaminlerinden kaçınmanız önerilir.
Kemoterapi Sırasında Destek Tedaviler Kullanabilir miyim?
Kanser hastalarının umutla sarıldıgı alternatif tedaviler arasında ısırgan otu, köpek balıgı kıkırdagı, kaktüs suyu ve hatta kaplumbaga kanı bile bulun­maktadır. Alternatif tedaviler konusunda soru işaretleri vardır.
Alternatif tedavilerin kanser tedavisindeki etkilerini objektif olarak belirleyen ve yararlılıgı ispatlanmış standart tedavilerle kıyaslayan çalışmalar yok denecek kadar azdır.
Tıpkı ilaçlar gibi alternatif tedavilerin de yan etkileri vardır; kemoterapi ilaçlarıyla birlikte alındıklarında, bu ilaçların yan etkilerini artırmaları mümkündür. Daha kötüsü, alternatif tedavi için kullanılan ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşimi konusunda çok az şey bilinmektedir.
Doğalolan her şey güvenli değildir. Örneğin, en güvenli sayabileceğimiz ve birçok evde sıklıkla kullanılan papatya çayının düşüğe neden olabileceğini biliyor muydunuz?
Alternatif tedaviler kemoterapi ile aynı anda uygulandığında kemoterapinin etkisini azaltabilir.
Tüm bu nedenlerle, kemoterapiyle birlikte alternatif yöntemleri denemeye karar verirseniz, bunu mutlaka onkoloji ekibiyle paylaşınız. Doktorunuz, siz riskleri anladığınız sürece seçimi size bırakacaktır.

Kemoterapi Tedavisi ve ilaçları nasıl uygulanır ?

Yazan admin | kanser | Pazar 17 Ocak 2010 2:54 pm

kemoterapi-kanser-tedavisiKemoterapi Gören  Hastalar için Genel Bilgiler
Kemoterapi nedir?
Kemoterapi, kanser tedavisinde kullanılan ve kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlayan ilaç tedavilerinin genel adıdır.
Kemoterapi Kanser Hücrelerini Nasıl Öldürür?
Kanser hücreleri, normal hücrelerden türeyen, ama yapılarındaki bazı degişiklikler nedeniyle vücudun emirlerini dinlemez hale gelen hücrelerdir. Kemoterapi ilaçları, bu hücrelerin farklı özelliklerini kullanarak, normal hücrelere mümkün olduğu kadar az zarar vererek kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar. çoğu kez, değişik hedefleri olan birkaç kemoterapi ilacı birlikte verilerek kanser hücresinin birkaç cephede birden vurulması amaçlanır.
Kemoterapi Nasıl Uygulanır?
Kemoterapi ilaçları çoğu kez damardan serum gibi birkaç saatte verilir. Tedavi sonrası size bir ya da birkaç haftalık bir toparlanma süresi verilir ve ilaçlar önceden belirlenmiş bir takvime göre birkaç ay boyunca düzenli aralıklarla tekrarlanır. Hastaların büyük bir çoğunluğu tedavi için geldikleri birkaç saat dışında hastanede yatmak zorunda kalmaz; bazı önemli değişikliklerle normal hayatına devam edebilir. Kemoterapi aldığınız aylar boyunca her tedaviden önce kan testleri yapılacak, uzman doktorunuz ve hemşireniz tarafından da çok yakından izlenmelisiniz.
Kemoterapi Tedavi Ekibi Kimlerden Oluşmalıdır?
Tedavi ekibi siz, kanser uzmanı doktorunuz [onkolog] ve uzman onkoloji hemşirenizden oluşmalıdır. Ekibin en önemli üyesi olduğunuzu unutmayınız ve tedavinizde aktif bir roloynamaya çalışınız. Hastalı­ğınız ve tedavisi konusunda soru sormaktan kaçınmayınız. Her türlü sorununuzu doktor ve hemşirenizle paylaşmaktan çekinmeyiniz. Onko­loğunuz ve onkoloji hemşireniz bu süreci kolaylaş­tırmak için ellerinden geleni yapmaya, size ve ailenize sosyal ve psikolojik açıdan destek olmaya hazır olmalıdır. Doktorunuz ve onkoloji hemşirenizin telefon numaralarını mutlaka yanınızda taşımalısınız. Haftasonları ya da geceleri, acil durumlarda onlara her zaman cep telefonlarından ulaşabilmelisiniz.
Onkoloji ekibi yakınlarınızın desteğinin sizin için öneminin bilincinde olmalıdır. Bu nedenle doktor ve hemşirenizle görüşmenizde mümkün olduğunca yakınlarınızla beraber olunuz. Paylaşmak omuzlarınızdaki yükü hafifletecektir; ayrıca, doktorunuzun hastalığınız ve tedavi süreci ile ilgili verdiği bilgileri bir yakınınız ile birlikte dinlemeniz, süreçleri daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Nazofarenks (geniz) kanserleri

Yazan admin | Kulak-Burun-BoÄŸaz-KBB, kanser | Cumartesi 15 AÄŸustos 2009 5:11 pm

geniz

Nazofarenks (geniz) bumun gerisinde, yutağın en üst kısmında, kafa tabanında yer alan, önde burun boşluğuna, aşağıda boğaza, yanlarda östaki tüpü aracılığıyla orta kulağa açılım gösteren bir boşluktur. Diğer kulak burun boğaz hastalıklan ile benzer şikayetleri göstermesi ve hastanın doktora geç başvum1ası nedeniyle erken dönemlerde sıklıkla gözden kaçınlabilmektedir.
Geniz Kanseri Kimlerde Daha Sık Görülür?
Nazofarenks kanserleri özellikle Cin başta olmak üzere Asya ülkelerinde daha sık gözlenen bir kanser türüdür.
Bu bölge kanserleri ileri yaşlarda daha sık görülmesine karşın, genç yaştaki hastalarda da gözlenebilmektedir.
Kötü beslenme, enfiye çekilmesi ve tütsülenmiş yiyecek tüketilmesi, nitrozaminler ve polisiklik hidrokarbon gibi kimyasal maddelerle temas etme öne sürülen risk faktörleridir. Kronik burun enfeksi¬yonları da suçlanan risk faktörlerindendir.
Nazofarenks kanserlerinin gelişmesinde Epstein-Barr Virüs [EBV) enfeksiyonunun rolü olduğu bilinmektedir.
Geniz Eti Kanseri Belirtileri Nelerdir?
• Burup tıkanıklığı
• Burun kanaması
• Genizden konuşma ve konuşma bozukluğu
• Tek ya da çift taraflı işitme kaybı, uğultu [orta
kulakta sıvı birikimine bağlı)
• Boyunda şişlik [tek ya da çift taraflı)
• Saşılık, çift görme, görme bozuklukları
• Yüzde uyuşukluk, karıncalanma, ağrı
• Koku alma bozuklukları
• içilen sıvıların burundan gelmesi

Tanı
Yukarıda belirtilen şikayetler nedeniyle bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvuruldugu takdirde, yapılan fizik muayenede geniz bölgesi endoskop yardımı ile net bir şekilde görüntülenebilir. Daha ileri tanı araçları olarak, özellikle Ebstein-Barr Virüse [EBV] yönelik kan tahlilleri, boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT], manyetik rezonans görüntüleme [MRG], pozitron emisyon tomografisi [PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.
Hastalıgın kesin tanısı, lokal veya genel anestezi ile geniz bölgesinden alınan biyopsinin patolojik degerlendirmesi ile konulur.
Nazofarenks [geniz) kanserleri, çevreye dogru büyüyerek burun içine, damaga, yutaga, yukarıda beyine yayılabilir. Bölgesel sıçrama yaparak boyun lenf bezlerine ve daha da ötesi akciger, kemik gibi uzak dokulara yayılım gösterebilir.
Geniz Kanserlerinin Tedavisi
Bu bölge kanserlerinin tedavisinde cerrahinin yeri sınırlıdır. Bu hastalarda cerrahi tedavi, biyopsi almak için ve kulakta sıvı varlıgında kulak zarına havalandırma tüpü takmak amacı ile uygulanmaktadır. Uygun olan bazı hastalarda, radyokemoterapiye dirençli veya nüks eden olgularda, genizdeki tümöre de cerrahi uygulanabilir.
Nazofarenks [geniz] kanserlerinin asıl tedavi yöntemi, hastalıgın evresine göre ya sadece radyoterapi ya da radyoterapi ve kemoterapinin birlikte kullanılmasıdır.
Bu hastalıgın tedavisi her ne kadar tümörün hücre tipiyle ilgili ise de tanısı erken konuldugu takdirde oldukça başarılı olabilmektedir.

Yemek Borusu Kanseri

Yazan admin | hastalıklar, kanser | Pazartesi 16 Mart 2009 8:38 am

yemek-borusu-kanseriÇok fazla belirti vermeden yayılan ve çoğu zaman yutma zorluğuyla kendini gösteren yemek borusu kanserlerine kimi zaman yaşam koşulları kimi zaman da çevresel faktörler neden oluyor.
TÜSÜLENMİŞ ET VE TUZLANMIŞ SEBZEDEN UZAK DURUN
Yemek borusu kanserlerinin görülme sıkııgı nedir?
Acıbadem Sağlık Grubu KonsüHan Genel Cerrahi Uzmam Prof. Dr. Nihat Yavuz: Yemek borusu kanseri(özofagus kanseri), dünyada görülen tüm kanserler arasında 6. sırada yer almaktadır. Erken belirti vermemesi nedeniyle hastalar hekime geç başvururlar. Bu yüzden hastaların çoğunda tanı konulduğunda hastalık ileri evrede olmakta ve tedavi yani tam iyileşme şansı azalmaktadır.
Daha çok kimlerde görülüyor?
Prof. Nihat Yavuz: Hastalık genellikle 50-70 yaÅŸ arasında görülür. Erkeklerde daha sık rastlıyoruz. Hastalığın görülme sıklığı coÄŸrafi olarak da farklılıklar gösteriyor. Batı ülkelerinde 100.000′ de 20 iken, UzakdoÄŸu ülkelerinde 100.000′ de 100 oranında rastlanıyor. Bu oran Güney Afrika’ da 100.00′ de 160, Kazakistan’ da 100.000′ de 540′lara kadar çıkıyor. Ülkemizde ise oran tam olarak bilinmese de DoÄŸu Anadolu bölgesinde daha sık görülüyor.
Yemek borusu kanserine neden olan sebepler nelerdir?
Prof. Yavuz: Yemek borusu kanserine neden olan faktörler kanserin tipine göre farklılıklar gösterir. Squamoz hücreli kanser gelişiminde alkol ve tütün tüketimi en önemli rolü oynar. Buna tütsülenmiş et, tuzlanmış sebzelerle beslenme, sıcak sıvıların alınması, vitamin-mineral eksiklikleri ve birtakım hastalıklar (akalazya gibi) da rol oynarlar. Adenokanser gelişmesinde ise gastroözofageal reflü önemli bir rol oynamaktadır.
Ne tür belirtilerle ortaya çıkar?
Prof. Dr. Yavuz: Yemek borusu kanserlerinde hastaların yüzde 90′ında yutma güçlüğü ve kilo kaybı ilk belirtileri oluÅŸturur. Yutma güçlüğü gittikçe ilerleyen bir özellikte olup hastalar önce katı gıdaları daha sonra yumuÅŸak gıdaları ve en sonunda da suyu bile yutamadığını söyler. Bunlara ilaveten aÄŸrılı yutma, yediklerinin aÄŸzına geri gelmesi, göğüs arkasında aÄŸrı, gıdaların aspirasyonuna baÄŸlı akciÄŸer enfeksiyonu geliÅŸeb!lir. İlerlemiÅŸ olgularda ses kısıklığı, soluk borusu ile yemek borusu arasında fistül geliÅŸimi görülebilir.
Hastalığın tanısı hangi aşamalardan sonra konulur?
Prof. Dr. Yavuz: Hastaların fizik muayenesinde kilo kaybına ait bulgular, ele gelen lenf leri saptanabilir. Tanıda kullanılan yöntemler sırasıyla radyoloji yani Naçlı film ile yemek borusu ve ınide filmlerinin çekilmesi, endoskopi-hjyopSi, bilgisayarlı tomografi yani göğüs ve karın bölgesinin tomografkinin çekilmesi he!ll tanı hem de hastalığın evrelendirilmesi açısından önemlidir. Endoskopik ultrasonografi (endoskopi allında tümörün derinliğini saptayıp biyopsi alınarnıza olanak sağlar) en sık kullanılan tanı yöntemleridir. Bunların yanı sıra MR (manyetik rezonans görüntüleme) ve PET (Pozitron Eınisyon Tomografisi) nadir olarak kullanılan yöntemlerdir. Özellikle PET hastalığın yayılmış olması halinde önemlidir.
Tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?
Prof. Dr: Yavuz: Yemek borusu kanseri tanısı konulup ve hastalığın evresi saptandıktan sonra tedavide nasıl bir yol izleneceği önemlidir.

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Yazan admin | Meme kanseri | Pazar 28 Aralık 2008 4:16 pm

Meme kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alıyor. Bazı toplumlarda 10 kadından biri, bazılarında ise 8 kadından biri meme kanseriyle karşı karşıya. Yaş arttıkça risk de artıyor.

Bu nedenle “Ben yaÅŸlandım, bundan sonra bir ÅŸeyolmaz” diyerek belirli aralıklarla yapılması gereken test ve incelemeleri yaptırmamak tehlikeli sonuçlar doÄŸurabiliyor.

 

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir ;

  • Ele gelen bir kitle
  • Meme başından gelen her akıntı kanser habercisi deÄŸildir. Bol sulu akıntılar ve meme başından gelen kanlı akıntılar meme kanseri nedeniyle olabilir.
  • Hastalar en çok sulu akıntıdan yanılırlar, buberrak biÅŸey olmaz diye araÅŸtırmaya gerek duymazlar, halbuki buda kanser habercisi olabilir ve incelenmelidir.
  • Kanlı akıntı çok önemlidir.
  • Meme başında çekilmeler ve ÅŸekil bozuklukları
  • Meme derisinde çekilmeler
  • Meme başında egzemaya benzer yapılar
  • Ciltte portakalkabuÄŸu görünümü
  • Memede ani kızarma ve ÅŸiÅŸme olması, enfeksiyona veya kansere baÄŸlı olabilir
  • Koltuk altında ele gelen ÅŸiÅŸmiÅŸ bezeler

Koltuk altında şişlik ne olabilir

Yazan admin | hastalıklar, kanser, sağlık | Pazar 16 Kasım 2008 4:48 pm

Koltuk altı şişlik çok araştırılan ve önemli bir konudur. Koltuk altı şişlik basi bir yağ bezesi olabileceği gibi lenfoma denilen lenf bezi kanseri veya meme kanseri belirtiside olabilir. Bunun teşhisi için hemen doktora başvurmanız önerilir. Eğer koltuk altı şişlik yağ bezesi ise basit bir cerrahi operasyonla alınabilir. Lenf ödemi veya meme kanseri ise biyopsi ve inceleme sonrası ameliyat ve cerrahi operasyon belirlenir. Önemli bir konudur ihmal etmeyin lütfen başınızdan geçen olayları burada payalaşın herkes faydalansın. Hepinize geçmiş olsun.

Kanser raporu ve geliÅŸmeler

Yazan sarp | kanser | Salı 7 Ekim 2008 5:27 pm

JOHN HOPKINS HASTANESİ’NDEN KANSER RAPORU 

1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar ço ğalmad ıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalar ı na tedaviden sonra vücutlarında art ı k kanser hücresi kalmadığı nı söyledikleri zaman, bu yaln ızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğ u anlam ına gelir.

2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.

3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.

4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.

5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.

6) Kemoterapi hem hızlı çoÄŸalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliÄŸinde, sindirim sisteminde v.s.’deki hızlı büyüyen saÄŸlıklı hücreleri yok eder ve karaciÄŸer, böbrekler, kalp, akciÄŸerler v.s.’de organ tahribatına yol açar.

7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.

8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.

9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.

10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:

a- Åžeker kanser besleyicidir. Åžekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiÅŸ olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg’in aminosu veya deniz tuzudur.

b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.

c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.

d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluÅŸan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren piÅŸmiÅŸ gıdalardan oluÅŸabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaÅŸabilen ve saÄŸlıklı hücreleri besleyen ve çoÄŸalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. SaÄŸlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin saÄŸlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoÄŸunluÄŸu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiÄŸ sebze yiyin. Enzimler 40o C’de yok olurlar.

e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.

13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA’lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diÄŸer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduÄŸu bilinmektedir.

15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.

JOHN HOPKINS HASTANESİ’NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ

1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.

2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.

3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.

4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
 Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metndeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.
 Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.
 Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.
 Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerne kağıt havlu ile örtülebilir.

Sonraki »