Epilepsi ( SARA ) hastalığı nedir? Belirtileri tedavisi ve ilaçları nelerdir

epilepsiEpilepsi ( sara ) hastalığı nedir ? Epilepsi beyindeki sinir hücrelerinin zaman zaman  yarattığı istem dışı desarj olma halidir. Bu desarjlar beynin hangi bölgesindeyse ona göre hastanın klinik özellikleri nöroloji birimi tarafından incelemeye alınır  .

Epilepsi çeşitleri olarak (bölgesel) Parsiyel epilepsi ve  orta kısım yaygın epilepsi olarak ikiye ayrılmıştır.

Epilepsi hastalığının tanısını koymak için belirtileri klinik olarak incelenmektedir. Hastanın tüm ölçüleri alınır ve bilinç kaybı yaşanması durumunda mutlaka hastanun yanındaki kişiden bilgi alınmalıdır. En idaali ise hastnın nöbetini doktor görmelidir.

Eğer mümkünse hasta doktor kontrolünde hastanede bulundurulmalı ve gerçekten epilepsi (sara ) hastası olup olmadığı teşhis ettirilmelidir. Bazı kalp hastalılarıda bayılmalara sebebiyet verdiği için , bu durumun kalp kökenli mi ? olup olmadığı da kardoolojik birimde test ettirilmelidir.

Hiç sara krizi geçirmemiş birinin sara krizi geçirdiğinde ilk akla gelebilecek durum beyin tümörüdür.

Epilepsi için tedavi yöntemi seçerken nöbet tip belirlenir ve ona göre tedavi seçilir. Günümüzde kullanılan epilepsiilaçları tüm epilepsi tiplerine etki eden ilaçlardır. Çocuklard ave erişkenlerde farklı ilaçlar tercih edilmelidir veya ilaç dozları ayarlanmalıdır.

Epilepsi ameliyatı bazı özel durumlarda yapılabilmektedir. Ameliyata karar vermeden önce 5 sene bir epilepsi ilaç tedavisi uygulanmış olması gerekmektedir. Beyinin özel bölgelerindeki epilepsilerde çok fazla bekletmeden ameliyata alınmalıdır. Çok ayrıntılı değerlendirilip , hasta izlenip ona göre karar verilir.

Epilepsi ( sara ) hastalarını beslenme düzeni nasıl olmalıdır ? Beslenme yöntemi için belli bir kısıtlama getirilmemektedir. Ancak hastalar aç kalmamaları önerilir. Şeker oranı düşerse nöbetlerin uyarılma riski artmaktadır. Tabiki alkol veya aşırı kafeinli içeceklerden tüketilmemye özen gösterilmelidir.

Burada epilepsi yaşayanların paylaşımı ve bilgi arttırımı açısından kişilerin yorumları tedavi süreçlerini paylaşmaları herzaman ki gibi büyük önem taşımaktadır. Herkesin yorumlarını bekliyoruz.

Pankreas Kanseri Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

pankreasBelalı hastalık kanser vucudun heryerinde olabiliyor malesef , bende bu sefer pankreas kanserini incelemeye ve araştırmaya başladım. İnsan başına gelince inceler ve tedavi yöntemleri arar. Ancak ben çevremde dahi olmasa internetten araştırma yapmayı seviyorum. Pankreas kanserini enine boyuna inceleyip sizlerle paylaşmak eğer yeni tedavi yöntemleri varsa bunları daha sonra yorum bölümünde paylaşmak istiyorum. Bence en önemliside pankreas kanserine yakalanan insanların durumlarını paylaşmaları ve hastalığın gidişatı konusunda bilgi vermeleri olacaktır. Herkese şimdiden acil şifalar diliyorum. Öncelikle pankreas nedir, ne işe yarar ve  görevleri hakkında biraz bilgi verelim : Pankreas 12 parmak bağırsağına salgı göndererek yağ, karbonhidrat, protein yakımına ve sindirime yardımcı olur ve salgıladığı insülin ile kandaki şeker oranını dengeler.

Pankreas iltihabı ve kanserinin erken teşhisi oldukça zordur hatta imkan yoktur. Hastalar genellikle ani başlayan karın ağrısı ile ilk şikayetlerine başlarlar. İki tane göze çarpan önemli bulgusu vardır. Bunlardan ilki kilo kaybıdır. Hastalar çoğu zaman 7-8 kilo kadar kaybetmektedirler. Ciddi bir halsizlik vardır. Hastalın yüzlerindede kahverengilik oluşur.

Eğer iltihap pankreasın başında ise safra yollarını tıkar ve sarılık ortaya çıkar buda erken teşhis yaratabilir. Ancak gövde veya kuyruk kısmında bir kanser varsa , semptomlar ( belirtiler ) çok daha geç olur ve dolayısı ile bu hastalar şikayete geçikmiş olarak gelirler. Buda tedavi edilemez durumda olmasına neden olur.

Tabi, bu noktada pankreas kanserini yenenler , bu hastalıktan kurtulanlar ve yakınım kanseri yendi diyenler ; sizlerin yorumları , tedavi yöntemlerini anlatmanız gerçekten diğer hastalar için faydalı olacaktır. Bu gerek ameliyat olur , gerek ilaç tedavisi , kemoterapi, gerekse bitkisel , alternatif tedavi , ama gerçekten tüm verilerin paylaşılması önemlidir.

Pankreas kanserinin nedenleri nelerdir ? ; Pankreas kanserine neden olan bariz bişey olmasada aşırı sigara ve alkol kullanan kişilerde görülme olasılığı fazladır. Bunun yanında beslenme düzeni bozuk olan hastalardada görülebilmektedir.

Pankreas kanseri için kemoterapi uygulanmaktadır. Bu tip hastalarda burada başarı oranlarını paylaşbilirler. Pankreas kanseri ameliyatına karar verilirse , ameliyatda  pankreasla birlikte oniki parmak bağırsağı ve safra bir bütün olarak çıkarılır hatta mide ve ince bağırsaktanda bir kısım alınır. Sadece kanserli bölge alınmaz . Kanserli bölgeye müdahale etmek kansein dahada yayılmasına sebebiyet vermektedir. Pankreas ameliyatı kesin kurtuluş demek değildir. Ama gün geçtikçe , giderek başarı oranı artmaktadır. Amaeliyat sonrası komplikasyon riski çok yüksektir.

Pankreas kanseri saldırgan bir kanser olduğu için , şu anki verilerle ameliyat olan kişilerin 5 de 1 i maksimum 5 yıl yaşamaktadır. Pankreas kanseri ameliyatından sonra , herhangi bir kısıtlama gelmez istediğini yemeği yiyip içebilirler. Ama bana göre nasıl beslenmeli sorusun cevabı olmalı ve buda dengeli dediğimiz. Daha çok bitkisel ağarlıklı bir beslenme olmalıdır.

Pankreas nakli konusunda da birbirimize yardıncı olup nakil yapan hastahaneleri ve ücretlerini paylaşabiliriz. Bu nakil için gerekli organın bulunması konusuda ayrı bir problem olsa gerek. Neyse şimdilik benden bukadar lütfen sizde bildiklerinizi paylaşın.. Sağlıkla, umutla, mutlulukla kalın..

Kök Hücre Nedir ve Kordon Kanı Tedavisi

kök-hücreKordon Kanı Hayat Kurtarabilir.
Kordon kanı kök hücreler açısından çok zengindir.
Kök hücreler halen pek çok ciddi hastalıkta değerli bir tedavi seçeneğidir. Bu nedenle kordon kanı atılmamalı, mümkünse saklanmaııdır. Ailenizde kök hücre tedavisi ihtiyacı tıbbi olarak saptanmış birisi varsa bebeğinizin kordon kanını saklatmak amacıyla mutlaka hekiminize danışmanız gerekir.
Bebeğinizin kordon kanını ileride kendisi için veya ailenizde bir başkasının kullanımı amacıyla da özelolarak saklatabilirsiniz. Ancak, bir kişinin kök hücre nakline ihtiyacı olan bir hastalığa yakalanma ihtimali yaklaşık 1 /20.000 ile 1 /37.000 arası olarak hesaplanmıştır. Oysa kök hücre nakli bekleyen çok sayıda hasta bulunmaktadır.
Bu nedenle Acıbadem Kordon Kanı Bankası, bebeğinizin kordon kanını özelolarak saklatmak yerine, ihtiyacı olan hastalar için bağışlamanızı tavsiye eder. Kordon kanı ne zaman ve ne için saklanırsa saklansın, Acıbadem Kordon Kanı Bankası’ nın amacı kök hücreleri en iyi şekilde saklayarak ve tıbbi gelişmeleri uygulayarak tedaviye katkı sağlamaktır.
Kök hücre nedir?
Kök hücreler, kemik iliği, kordon kanı ve diğer bazı dokularda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi veya radyoterapi gören kanser hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için veya kordon-kanıbazı kaııtsal kan hastalıklarının tedavisi için kullanılmaktadır. Kök hüzrelerin gelecekte felç, parkinson, alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabilmesi umuduyla araştırmalar devam etmektedir.
Kordon kanı nedir, nasıl toplanır?
Kordon kanı, bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu içinde kalan kandır. Kordon kanı, bebek doğar doğmaz, göbek bağı kesildikten sonra ilk 10 dakika içinde, göbek bağından alınır. Bu kan, toplanmadığı zaman plasenta ile birlikte atılır, alınması normal doğum prosedürü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilememektedir. Alınma işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem normal yolla hem de sezaryen doğumlarda uygulanabilir.
Alınan kan 36 saat içinde Kordon Kanı Bankası laboratuvarı na gönderilir. Kordon kanı, laboratuvarda özel yöntemler ile uygun şartlarda dondurulur, sıvı azot buharı içinde Kordon Kanı Bankası’nda saklanır. Dondurulan kök hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek tedavide kullanılabilir.

Kemoterapi Yan Etkileri ve Yan Etkilerini Azaltma Yöntemleri

kemoterapi-yan-etkileriKemoterapi Sırasında Ne Gibi Yan Etkiler Yaşanabilir ?
Farklı kanserlerin tedavisi için çoğu kez farklı ilaçlar kullanılır. Hatta aynı tip kanserlerin tedavisi için bile hastaların özelliklerine göre sıklıkla farklı ilaçlar kullanılır. Bu nedenle yan etkiler de birbirinden farklı olur. Aldığınız tedavinin yan etkileri konusunda en doğru bilgiyi onkoloji ekibinden alabilirsiniz.
Yorgunluk
Kemoterapiyi izleyen hafta her zaman olduğundan daha kolay yorulursunuz. Bu normaldir. Dinlenmenin vücudun kendisini tamir etmesi için bir çeşit ilaç olduğunu hatırlayarak bu yorgunluğa direnmeyiniz. ihtiyaç duyuyorsanız, daha geç kalkınız, öğleden sonraları biraz uyumaya çaba gösteriniz. bir iş yaparken dinlenme araları veriniz ve kısaca, vücudunuzun sesini dinlemeyi öğreniniz. Yeterince dinlendikten sonra aktif olmayı da bırakmayınız. Kendinizi çok yormadan düzenli günlük yürüyüşler yapınız. Fizikselolarak aktif kalmak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Kendinizi önemli bir maçı kazanmak için kampa girmiş bir sporcu gibi görünüz. Düzenli yaşayınız.
Kemoterapide Bulantı ve iştahsızlık
Bazı kemoterapi ilaçları verildikleri gün ve bazen tedaviden sonraki birkaç gün iştahsızlık ve bulantı yapabilir. Bu normaldir. Ayrıca tat duyunuz geçici olarak değişebilir ve yemeklerin tadı alıştığınız gibi gelmeyebilir. Bu bazen tedavi boyunca da sürebilir. Endişe etmeyiniz, tedavi sonunda her şey normale dönecektir.
Birkaç basit önlemle bu dönemi en az sorunla geçirebilirsiniz:
Kemoterapiye aç olarak gelmeyiniz, ama midenizi çok doldurarak da gelmeyiniz.
• Baharatlı ve çok yağlı yemeklerden kaçınınız.
Tedaviyi izleyen birkaç gün bulantınız olursa hafif yemekler yemeye devam ediniz. Birkaç gün normalden az yemek yediğiniz için endişe etmeyiniz.
Doktorunuz bulantı olabileceğini söylediyse kendi­nizi iyi hissetseniz de ilk birkaç gün ağırve midenizi tıka basa dolduracak şekilde yemekten kaçınınız.
Tedaviyi izleyen ilk birkaç gün en sevdiğiniz yemeklerden uzak durunuz. Bulantı varken yediğinizde bazen en sevdiğiniz yemeklerden bile uzun süre hoşlanmayabilirsiniz.
Bulantıyla “savaşmayınız”. Size verilen ilaçları bulantının daha ilk işaretinde, o an kendinizi çok da kötü hissetmeseniz bile kullanmaya başlayınız. Bulantı iyice yerleşmeden önünü kesmek çoğu kez çok daha kolayolur.
Kemoterapide Ateş
Birçok kemoterapi ilacı vücudunuzda mikroplarla savaşmakla sorumlu savaşçı kan hücrelerinin sayısını geçici olarak azaltır. Akyuvar ya da lökosit denilen bu hücrelerin sayısı azaldığında mikroplara karşı savunmanız azalabilir. Eğer aldığınız ilaçlar bu gruptaysa doktorunuz sizi uyaracaktır. Bu uyanlara uyulmaması yaşamanızı riske sokacağından, dokto­runuzun öneri ve uyarılarını dikkatlice uygulayınız.
Evinizde mutlaka bir termometre bulundurunuz, üşüme ya da titremeniz olursa, kendinizi sıcak ya da hasta hissederseniz ateşinizi ölçünüz.
Ateşiniz 38 derece ve üzerinde olursa mutlaka doktorunuzu arayınız. O anda kendinizi iyi hissediyor olsanız da, sabaha karşı ya da gece yarısı olsa bile beklemeyiniz; mutlaka arayınız. Savunma hücrelerinizin sayısı düşük olduğundan hastalık alıştıgınızdan çok daha hızlı ilerleyebilir ve damardan verilecek antibiyotiklerle hastalıga erken müdahale etmek hayati önem taşıyabilir. Kemoterapi sırasında ateş aslında çok sık olmaz. Ateşiniz oldugunda her zaman ciddi bir hastalık gelişmek üzere olmayabilir, ancak bunun ayrımına önceden varmak mümkün olmadıgı için ateşi ciddiye alınız.
Tedavi sırasında doktorunuzun izni olmadan ateşi düşürebilecek agrı kesiciler almayınız. Ateş gelişmekte olan bir hastalık için çogu kez ilk uyarı görevini görür; ateşi düşüren ilaçlar alırsanız bu erken uyarı maskelenebilir. Bu tip ilaçlar arasında Minoset, Parol, Aspirin, Apranax ya da Voltaren gibi ilaçlar sıralanabilir. Bu listeye daha birçok ilaç eklenebilecegi için en dogru kural doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamanızdır.
Kemoterapi aldıgınız aylar boyunca hasta oldugunuzu bildiginiz kişilerden uzak durunuz. Örnegin, eşiniz hastaysa, iyileşene kadar mümkünse yataklarınızı ayırınız. Küçük çocuklar, kreş veya okulda sık sık hastalık kapabilirler. Bu nedenle; öpmek ya da kucaklamak gibi çok yakın temastan kaçınınız. Sizi ziyarete gelenleri öperek karşılama alışkanlıgına son veriniz.
Hastalıklar, çogu kez hasta bir kişinin dokundugu kapı tokmagı gıbi yüzeylere dokunduktan sonra elinizi agzınıza, burnunuza veya gözlerinize sürdügünüz zaman kapılır. Bundan kaçınınız ve yemek yemeden önce mutlaka ellerinizi yıkayınız.
Kendinizi dış dünyadan izole etmenize ya da maske kullanmanıza doktorunuz tarafından özellikle istenmediği sürece gerek yoktur. Ancak belediye otobüsü gibi çok kalabalık ortamlara girmekten kaçınınız.
Ev ortamında bulunan küçük çocukların aşı olmaları sizin için genellikle sorun yaratmaz. Ancak ağızdan verilen Polio [çocuk felcil aşısı tedavi sırasında yapılırsa 1 ayaynı ev ortamında bulunmayınız.
Kemoterapide Saç Dökülmesi
Her kemoterapi ilacı saçları dökmez. Saç dökülmesi bekleniyorsa doktorunuz bunu size söyleyecektir. Tedaviye bağlı saç dökülmesi genellikle 3. haftadan sonra başlar ve saçlar, kimi zaman eskisinden de gür olarak tedavi sonlandıktan 1 ay kadar sonra yeniden çıkmaya başlar.
Dökülme başladığında saçlarınızı çok kısa kestirmek ve bu sizin için önemliyse hiç beklemeden peruk gibi kozmetik önlemler almak moralinize iyi gelecektir. Birçok hasta için bekleyip saçlarının yavaş yavaş seyreldiğini görmek çok daha moral bozucu olur. Peruk kullanma kararı verirseniz çoğu kez kendi saçınıza benzeyen bir peruk seçmeniz doğal hissetmenizi sağlar. Bandana, eşarp ya da bere gibi seçenekleri de yine daha başlangıçta düşünmenizi öneririz.
Saçlarınız dökülmüyorsa bile saç bakımını yaparken besleyici şampuanları tercih edip, kuruturken nazik olmaya ve geniş dişli bir tarak ya da yumuşak bir fırça kullanmaya çalışınız. Boya, sprey, jöle gibi ürünlerden uzak durunuz ve saç kurutma makinesi kullanmayınız.
Kemoterapide Ağızda Küçük Yaralar
Aldığınız ilaçlar böyle bir yan etkiye yol açıyorsa doktorunuz önceden size bilgi verecektir. Tedaviye bağlı ağızda çıkabilecek küçük ülserleri önlemenin ya da azaltmanın en iyi yolu her yemekten sonra karbonatlı suyla ağzınızı çalkalayıp tükürmektir. Bunun için bir çay bardağı suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırınız; bu karışımı kullanarak 30 saniye ağzınızı çalkalayınız. Ayrıca yumuşak bir diş fırçası kullanınız ve diş ipi kullanma alışkanlığınız varsa tedavi boyunca kullanmayınız. Ağzınızın hassas olduğu dönemlerde sert ya da çok sıcak yiyeceklerden uzak durunuz.
Hemoroid (Basur Memesi)
Daha önceden hemoroid probleminiz varsa kemoterapi sırasında buna bağlı şikayetleriniz artabilir. Bunu önlemek, kötüleştikten sonra tedavi etmekten çok daha kolaydır. Tuvalete düzenli çıkmak esastır. Bazen verilen ilaçlara bağlı kabdık gelişebilir. Eğer bu olursa, doktorunuzdan tuvalete daha rahat çıkabilmeniz için bir ilaç isteyiniz. Ayrıca birçok sebze ve kuru fasulye ya da nohut gibi yiyecekler içerdikleri yüksek lif oranlarıyla düzenli çıkmanızı kolaylaştırır. Ayrıca, kayısı ya da elma gibi meyveler de bağırsak hareketlerini kolaylaştırabilir.
Kemoterapide ishal
Bazı kemoterapi ilaçları ishal yapabilir. Doktorunuz size bu konuda önceden bilgi verecektir. ishal olursanız önleyici ilaçları kullanmak bazı durumlarda gerekebilir; ancak bazı durumlarda bu istenmeyebilir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan ilaç almayınız. ishal sırasında ağızdan bol sıvı almanız ve kaybettiğinizi sıvıyı telafi etmeniz çok önemlidir. ishal şiddetliyse, örneğin günde 6-7 kez ve bol miktarda çıkıyorsanız, hele de bulantı yüzünden ağızdan yeterince sıvı alamıyorsanız vücudunuz susuz kalabilir. Bu durumu mutlaka doktorunuza haber veriniz.
Kemoterapide Kanama
Kanama bazı kemoterapi ilaçlarının çok nadir rastlanan bir yan etkisidir. Kanınızın pıhtılaşmasını sağlayan ve trombosit adı verilen hücrelerin geçici olarak kemoterapi yüzünden azalması buna sebep olabilir. Bu problem oldukça nadir görülse de aşağıdaki sorunları yaşarsanız mutlaka doktorunuza haber veriniz:
• Bir yerinizi kestiğinizde kanama durmuyorsa
Diş etleriniz fırçaladıktan sonra uzun süre kanıyorsa
Çarpma ya da iğne olma gibi nedenler olmaksızın vücudunuzun birçok yerinde morluklar oluşuyorsa
• Katranı andıran simsiyah ve cıvık dışkınız oluyorsa
Kustuğunuz zaman çıkan şey kahve telvesini andırıyorsa
Diger Yan Etkiler
Verilen ilaçlara bağlı olarak ellerde ve ayaklarda keçelenme ya da uyuşma, güneşe karşı hassasiyet, ciltte kuruluk, gözlerde yanma ve benzeri birçok yan etki görülebilir. Yan etkiler konusunda daha ayrıntılı bilgiyi aldığınız kemoterapi ilaçları için hazırlanmış ve web sitemizde de bulabileceğiniz kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Burada belirtil­meyen ya da beklenmedik bir şikayetiniz olursa yapılacak en doğru şey, gecikmeden doktorunuza danışmaktır. çoğu kez ufak bir sorun önceden bilinirse ciddi bir problem haline gelmeden çözülebilir.
Onkoloji Ekibine Acil Olarak Başvurmam Gereken Durumlar Nelerdir?
• Ateşin 38 derecenin üstüne çıkması
• Vücudun herhangi bir yerinde kanama olması
• Yeni burun kanaması
Ciltte oluşan morluklar
idrarda kan
• Diş etlerinde aşırı kanama
• Vajinal adet dışı kanama
Dışkıda kırmızı kan, veya dışkının katran gibi siyah olması
Kusmada kahve telvesi gibi veya kırmızı kanama olması
• Öksürürken aşırı miktarda kan gelmesi
Kemoterapi alınan damar çevresinde oluşan agrı ve kızarıklık
Özellikle daha yaşlı hastalarda kala yayılan basınç tarzında gögüs agrısı
• 3 günden fazla süren dışkı ve gaz çıkaramama
Yemek yemeyi ve özellikle sıvı alımını engelleyen agız yaraları ve yutma güçlügü
• Vücutta döküntüler oluşması
Ani olarak gelişen uyuşma, çift görme problemleri ve hareket bozuklugu, bilinç kaybı

Kemoterapide ve Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır ?

kemoterapide-beslenmeKemoterapi Sırasında Neler Yiyebilirim? Kemoterapi ve Beslenme :
Çok yağlı, baharatlı ya da kuvvetli kokulu, soğan, sarımsak gibi yiyeceklerden uzak durunuz. Dışarıda yemek yerseniz, çiğ sebze, meyve ve salata yemeyiniz. Evde de bu gibi yiyecekleri ancak çok iyi yıkadıktan sonra tüketiniz. Kabuklu meyveleri tercihen soyulduktan sonra yiyiniz. Bol protein almanız vücudunuzun kendini tamir etmesi için önemlidir. Protein kaynagı olarak öncelikle balık, sonra tavuk, son olarak da kırmızı eti tercih ediniz. Yeterli protein almanız önemli oldugundan, balık ve tavuk yiyemiyorsanız, kırmızı etten kaçınmayınız. Diyetiniz dengeli olmalıdır. Bol sebze ve meyve bagırsak hareketlerinizin düzenli olması ve vitamin destegi için önemlidir. Bu konulardaki sorularınız için, hastanelerimizdeki beslenme ve diyet uzman­larımıza başvurabilirsiniz. Tedavi sırasında ek vitamin ihtiyacınızı karşılamak için doktorunuzla konuşarak vitamin hapları alabilirsiniz. Ancak, yüksek dozda E ya da C vitaminlerinden kaçınmanız önerilir.
Kemoterapi Sırasında Destek Tedaviler Kullanabilir miyim?
Kanser hastalarının umutla sarıldıgı alternatif tedaviler arasında ısırgan otu, köpek balıgı kıkırdagı, kaktüs suyu ve hatta kaplumbaga kanı bile bulun­maktadır. Alternatif tedaviler konusunda soru işaretleri vardır.
Alternatif tedavilerin kanser tedavisindeki etkilerini objektif olarak belirleyen ve yararlılıgı ispatlanmış standart tedavilerle kıyaslayan çalışmalar yok denecek kadar azdır.
Tıpkı ilaçlar gibi alternatif tedavilerin de yan etkileri vardır; kemoterapi ilaçlarıyla birlikte alındıklarında, bu ilaçların yan etkilerini artırmaları mümkündür. Daha kötüsü, alternatif tedavi için kullanılan ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşimi konusunda çok az şey bilinmektedir.
Doğalolan her şey güvenli değildir. Örneğin, en güvenli sayabileceğimiz ve birçok evde sıklıkla kullanılan papatya çayının düşüğe neden olabileceğini biliyor muydunuz?
Alternatif tedaviler kemoterapi ile aynı anda uygulandığında kemoterapinin etkisini azaltabilir.
Tüm bu nedenlerle, kemoterapiyle birlikte alternatif yöntemleri denemeye karar verirseniz, bunu mutlaka onkoloji ekibiyle paylaşınız. Doktorunuz, siz riskleri anladığınız sürece seçimi size bırakacaktır.

Kemoterapi Tedavisi ve ilaçları nasıl uygulanır ?

kemoterapi-kanser-tedavisiKemoterapi Gören  Hastalar için Genel Bilgiler
Kemoterapi nedir?
Kemoterapi, kanser tedavisinde kullanılan ve kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlayan ilaç tedavilerinin genel adıdır.
Kemoterapi Kanser Hücrelerini Nasıl Öldürür?
Kanser hücreleri, normal hücrelerden türeyen, ama yapılarındaki bazı degişiklikler nedeniyle vücudun emirlerini dinlemez hale gelen hücrelerdir. Kemoterapi ilaçları, bu hücrelerin farklı özelliklerini kullanarak, normal hücrelere mümkün olduğu kadar az zarar vererek kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar. çoğu kez, değişik hedefleri olan birkaç kemoterapi ilacı birlikte verilerek kanser hücresinin birkaç cephede birden vurulması amaçlanır.
Kemoterapi Nasıl Uygulanır?
Kemoterapi ilaçları çoğu kez damardan serum gibi birkaç saatte verilir. Tedavi sonrası size bir ya da birkaç haftalık bir toparlanma süresi verilir ve ilaçlar önceden belirlenmiş bir takvime göre birkaç ay boyunca düzenli aralıklarla tekrarlanır. Hastaların büyük bir çoğunluğu tedavi için geldikleri birkaç saat dışında hastanede yatmak zorunda kalmaz; bazı önemli değişikliklerle normal hayatına devam edebilir. Kemoterapi aldığınız aylar boyunca her tedaviden önce kan testleri yapılacak, uzman doktorunuz ve hemşireniz tarafından da çok yakından izlenmelisiniz.
Kemoterapi Tedavi Ekibi Kimlerden Oluşmalıdır?
Tedavi ekibi siz, kanser uzmanı doktorunuz [onkolog] ve uzman onkoloji hemşirenizden oluşmalıdır. Ekibin en önemli üyesi olduğunuzu unutmayınız ve tedavinizde aktif bir roloynamaya çalışınız. Hastalı­ğınız ve tedavisi konusunda soru sormaktan kaçınmayınız. Her türlü sorununuzu doktor ve hemşirenizle paylaşmaktan çekinmeyiniz. Onko­loğunuz ve onkoloji hemşireniz bu süreci kolaylaş­tırmak için ellerinden geleni yapmaya, size ve ailenize sosyal ve psikolojik açıdan destek olmaya hazır olmalıdır. Doktorunuz ve onkoloji hemşirenizin telefon numaralarını mutlaka yanınızda taşımalısınız. Haftasonları ya da geceleri, acil durumlarda onlara her zaman cep telefonlarından ulaşabilmelisiniz.
Onkoloji ekibi yakınlarınızın desteğinin sizin için öneminin bilincinde olmalıdır. Bu nedenle doktor ve hemşirenizle görüşmenizde mümkün olduğunca yakınlarınızla beraber olunuz. Paylaşmak omuzlarınızdaki yükü hafifletecektir; ayrıca, doktorunuzun hastalığınız ve tedavi süreci ile ilgili verdiği bilgileri bir yakınınız ile birlikte dinlemeniz, süreçleri daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Nazofarenks (geniz) kanserleri

geniz

Nazofarenks (geniz) bumun gerisinde, yutağın en üst kısmında, kafa tabanında yer alan, önde burun boşluğuna, aşağıda boğaza, yanlarda östaki tüpü aracılığıyla orta kulağa açılım gösteren bir boşluktur. Diğer kulak burun boğaz hastalıklan ile benzer şikayetleri göstermesi ve hastanın doktora geç başvum1ası nedeniyle erken dönemlerde sıklıkla gözden kaçınlabilmektedir.
Geniz Kanseri Kimlerde Daha Sık Görülür?
Nazofarenks kanserleri özellikle Cin başta olmak üzere Asya ülkelerinde daha sık gözlenen bir kanser türüdür.
Bu bölge kanserleri ileri yaşlarda daha sık görülmesine karşın, genç yaştaki hastalarda da gözlenebilmektedir.
Kötü beslenme, enfiye çekilmesi ve tütsülenmiş yiyecek tüketilmesi, nitrozaminler ve polisiklik hidrokarbon gibi kimyasal maddelerle temas etme öne sürülen risk faktörleridir. Kronik burun enfeksi¬yonları da suçlanan risk faktörlerindendir.
Nazofarenks kanserlerinin gelişmesinde Epstein-Barr Virüs [EBV) enfeksiyonunun rolü olduğu bilinmektedir.
Geniz Eti Kanseri Belirtileri Nelerdir?
• Burup tıkanıklığı
• Burun kanaması
• Genizden konuşma ve konuşma bozukluğu
• Tek ya da çift taraflı işitme kaybı, uğultu [orta
kulakta sıvı birikimine bağlı)
• Boyunda şişlik [tek ya da çift taraflı)
• Saşılık, çift görme, görme bozuklukları
• Yüzde uyuşukluk, karıncalanma, ağrı
• Koku alma bozuklukları
• içilen sıvıların burundan gelmesi

Tanı
Yukarıda belirtilen şikayetler nedeniyle bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvuruldugu takdirde, yapılan fizik muayenede geniz bölgesi endoskop yardımı ile net bir şekilde görüntülenebilir. Daha ileri tanı araçları olarak, özellikle Ebstein-Barr Virüse [EBV] yönelik kan tahlilleri, boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT], manyetik rezonans görüntüleme [MRG], pozitron emisyon tomografisi [PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.
Hastalıgın kesin tanısı, lokal veya genel anestezi ile geniz bölgesinden alınan biyopsinin patolojik degerlendirmesi ile konulur.
Nazofarenks [geniz) kanserleri, çevreye dogru büyüyerek burun içine, damaga, yutaga, yukarıda beyine yayılabilir. Bölgesel sıçrama yaparak boyun lenf bezlerine ve daha da ötesi akciger, kemik gibi uzak dokulara yayılım gösterebilir.
Geniz Kanserlerinin Tedavisi
Bu bölge kanserlerinin tedavisinde cerrahinin yeri sınırlıdır. Bu hastalarda cerrahi tedavi, biyopsi almak için ve kulakta sıvı varlıgında kulak zarına havalandırma tüpü takmak amacı ile uygulanmaktadır. Uygun olan bazı hastalarda, radyokemoterapiye dirençli veya nüks eden olgularda, genizdeki tümöre de cerrahi uygulanabilir.
Nazofarenks [geniz] kanserlerinin asıl tedavi yöntemi, hastalıgın evresine göre ya sadece radyoterapi ya da radyoterapi ve kemoterapinin birlikte kullanılmasıdır.
Bu hastalıgın tedavisi her ne kadar tümörün hücre tipiyle ilgili ise de tanısı erken konuldugu takdirde oldukça başarılı olabilmektedir.

Yemek Borusu Kanseri

yemek-borusu-kanseriÇok fazla belirti vermeden yayılan ve çoğu zaman yutma zorluğuyla kendini gösteren yemek borusu kanserlerine kimi zaman yaşam koşulları kimi zaman da çevresel faktörler neden oluyor.
TÜSÜLENMİŞ ET VE TUZLANMIŞ SEBZEDEN UZAK DURUN
Yemek borusu kanserlerinin görülme sıkııgı nedir?
Acıbadem Sağlık Grubu KonsüHan Genel Cerrahi Uzmam Prof. Dr. Nihat Yavuz: Yemek borusu kanseri(özofagus kanseri), dünyada görülen tüm kanserler arasında 6. sırada yer almaktadır. Erken belirti vermemesi nedeniyle hastalar hekime geç başvururlar. Bu yüzden hastaların çoğunda tanı konulduğunda hastalık ileri evrede olmakta ve tedavi yani tam iyileşme şansı azalmaktadır.
Daha çok kimlerde görülüyor?
Prof. Nihat Yavuz: Hastalık genellikle 50-70 yaş arasında görülür. Erkeklerde daha sık rastlıyoruz. Hastalığın görülme sıklığı coğrafi olarak da farklılıklar gösteriyor. Batı ülkelerinde 100.000′ de 20 iken, Uzakdoğu ülkelerinde 100.000′ de 100 oranında rastlanıyor. Bu oran Güney Afrika’ da 100.00′ de 160, Kazakistan’ da 100.000′ de 540’lara kadar çıkıyor. Ülkemizde ise oran tam olarak bilinmese de Doğu Anadolu bölgesinde daha sık görülüyor.
Yemek borusu kanserine neden olan sebepler nelerdir?
Prof. Yavuz: Yemek borusu kanserine neden olan faktörler kanserin tipine göre farklılıklar gösterir. Squamoz hücreli kanser gelişiminde alkol ve tütün tüketimi en önemli rolü oynar. Buna tütsülenmiş et, tuzlanmış sebzelerle beslenme, sıcak sıvıların alınması, vitamin-mineral eksiklikleri ve birtakım hastalıklar (akalazya gibi) da rol oynarlar. Adenokanser gelişmesinde ise gastroözofageal reflü önemli bir rol oynamaktadır.
Ne tür belirtilerle ortaya çıkar?
Prof. Dr. Yavuz: Yemek borusu kanserlerinde hastaların yüzde 90’ında yutma güçlüğü ve kilo kaybı ilk belirtileri oluşturur. Yutma güçlüğü gittikçe ilerleyen bir özellikte olup hastalar önce katı gıdaları daha sonra yumuşak gıdaları ve en sonunda da suyu bile yutamadığını söyler. Bunlara ilaveten ağrılı yutma, yediklerinin ağzına geri gelmesi, göğüs arkasında ağrı, gıdaların aspirasyonuna bağlı akciğer enfeksiyonu gelişeb!lir. İlerlemiş olgularda ses kısıklığı, soluk borusu ile yemek borusu arasında fistül gelişimi görülebilir.
Hastalığın tanısı hangi aşamalardan sonra konulur?
Prof. Dr. Yavuz: Hastaların fizik muayenesinde kilo kaybına ait bulgular, ele gelen lenf leri saptanabilir. Tanıda kullanılan yöntemler sırasıyla radyoloji yani Naçlı film ile yemek borusu ve ınide filmlerinin çekilmesi, endoskopi-hjyopSi, bilgisayarlı tomografi yani göğüs ve karın bölgesinin tomografkinin çekilmesi he!ll tanı hem de hastalığın evrelendirilmesi açısından önemlidir. Endoskopik ultrasonografi (endoskopi allında tümörün derinliğini saptayıp biyopsi alınarnıza olanak sağlar) en sık kullanılan tanı yöntemleridir. Bunların yanı sıra MR (manyetik rezonans görüntüleme) ve PET (Pozitron Eınisyon Tomografisi) nadir olarak kullanılan yöntemlerdir. Özellikle PET hastalığın yayılmış olması halinde önemlidir.
Tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?
Prof. Dr: Yavuz: Yemek borusu kanseri tanısı konulup ve hastalığın evresi saptandıktan sonra tedavide nasıl bir yol izleneceği önemlidir.

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alıyor. Bazı toplumlarda 10 kadından biri, bazılarında ise 8 kadından biri meme kanseriyle karşı karşıya. Yaş arttıkça risk de artıyor.

Bu nedenle “Ben yaşlandım, bundan sonra bir şeyolmaz” diyerek belirli aralıklarla yapılması gereken test ve incelemeleri yaptırmamak tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor.

 

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir ;

  • Ele gelen bir kitle
  • Meme başından gelen her akıntı kanser habercisi değildir. Bol sulu akıntılar ve meme başından gelen kanlı akıntılar meme kanseri nedeniyle olabilir.
  • Hastalar en çok sulu akıntıdan yanılırlar, buberrak bişey olmaz diye araştırmaya gerek duymazlar, halbuki buda kanser habercisi olabilir ve incelenmelidir.
  • Kanlı akıntı çok önemlidir.
  • Meme başında çekilmeler ve şekil bozuklukları
  • Meme derisinde çekilmeler
  • Meme başında egzemaya benzer yapılar
  • Ciltte portakalkabuğu görünümü
  • Memede ani kızarma ve şişme olması, enfeksiyona veya kansere bağlı olabilir
  • Koltuk altında ele gelen şişmiş bezeler

Koltuk altında şişlik ne olabilir

Koltuk altı şişlik çok araştırılan ve önemli bir konudur. Koltuk altı şişlik basi bir yağ bezesi olabileceği gibi lenfoma denilen lenf bezi kanseri veya meme kanseri belirtiside olabilir. Bunun teşhisi için hemen doktora başvurmanız önerilir. Eğer koltuk altı şişlik yağ bezesi ise basit bir cerrahi operasyonla alınabilir. Lenf ödemi veya meme kanseri ise biyopsi ve inceleme sonrası ameliyat ve cerrahi operasyon belirlenir. Önemli bir konudur ihmal etmeyin lütfen başınızdan geçen olayları burada payalaşın herkes faydalansın. Hepinize geçmiş olsun.