Diş Eti Kanamaları, Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Diş eti kanamaları ve hastalıkları , tıp dilinde periodontal hastalıklar, diş çürügü kadar yaygın görülen ve diş kaybına neden olan önemli bir saglık problemidir.
Periodontal Hastalık Nedir?
Dişler; dişeti, çene kemikleri ve dişin çene kemigine tutunmasını saglayan periodontallifler tarafından desteklenir. Bu destek dokulardan sadece dişeti iltihaplanmışsa Gingivitis adını alır. Hastalık ilerler, diger dokuları da etkiler ve kemik erimesi oluşursa Periodontitis (halk arasında piyore olarak bilinir) adını alır.
Dişeti kanaması
Dişetlerinde kızarıklık ve şişme

Belirtileri Nelerdir?
Bu hastalığın belirtileri genellikle zor fark edilir. Saglıklı dişeti soluk pembe renkli, mat, yüzeyi portakal kabugu gibi girintili çıkıntılı ve sert kıvamlıdır.
dis-eti-hastalıklarıHastalık durumunda ise;
Dişeti kanaması (fırçalarken, sert bir şey yerken veya kendiliginden)
Dişetinde renk ve yüzey özellikleri degişimi
[kırmızı, parlak ve düz yüzey)
Diştaşı oluşumu
Dişeti büyümesi
Dişeti çekilmesi, dişlerin uzaması
Dişleri n yer degiştirmesi ve aralanması
Dişleri n sallanması
Agızda kötü bir tat ve kötü koku görülür.
Sebepleri Nelerdir?
Dişeti hastalıklarının en önemli sebebi, agzın temizlenmemesinden dolayı dişlerin yüzeyinde, diş-dişeti birleşime yerleşen, milyonlarca mikroptan oluşan ve “mikrobiyal dental plak” adı verilen birikintilerdir. Bu tabaka içindeki mikroplar zararlı maddeler üreterek periodontal hastalıga neden olurlar. Plak yumuşak olması nedeniyle, diş fırçası ve diş ipi ile kolayca temizlenir. Temizlenmezse kireçleşir ve “diştaşı” oluşur. Diştaşının pürüzlü yüzeyi daha fazla ve daha hızlı plak birikimine yol açar. Yine yumuşak ve yapışkan gıdalar plak oluşumunu artırır. Genel saglıgın kötü olması, bagışıklık sisteminin zayıf olması, beslenme yetersizligi, ergenlik ve hamilelikteki hormonal degişiklikler plak varlıgında hastalıgın oluşumunu kolaylaştırır. Kalıtsal faktörler de kişilerin bu hastalıklara daha yatkın olmasına yol açabilir.

Bu Hastalıkların Tedavisi Var mıdır?
Evet. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı sonuç elde edilir. Periodontal tedavi, hasta ve hekimin ortak katkısı ile gerçekleşir. Hastalık oluşumundaki birincil sebep plak olduğu için, plağın temizlenmesi yani hastanın kendi yaptığı ağız bakımı tedavinin temelini oluşturur. Hekimin tedavisiyle elde edilen sağlığın ömür boyu deva­mı da ağız bakımına bağlıdır. Bunun için dişler ve dişetleri sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce fırçalanmalı, dişlerin ara yüz temizliğinde diş ipi ve ara yüz fırçası kullanılmalıdır.
Hekiminiz, ağız içi muayenesi ve bütün dişlerden alınan radyografilerle hastalığınızın derecesini tespit eder ve tedavi planınızı yapar.
Tedavinin ilk aşaması ağız bakımı ve dişler üzerinden plak, diştaşı ve lekeleri uzaklaştırmak için diş yüzeylerinin temizlenmesidir. iki-üç seansta gerçekleştirilir. Hastalığın ilerlediği vakalarda periodontal operasyonlar tedavinin ikinci aşamasını oluşturur.

Periodontal Operasyon Nedir?
iltihaplı, büyümüş diş etini, agız bakımı işlemlerini zorlaştıran derin cepleri ve kemik erimesini tedavi etmek için çogunlukla lokal anestezi altında yapılan işleme “periodontal operasyon” denir. Hastalık sadece dişetlerinde ise başlangıç tedavisine ragmen iltihap veya büyüme varsa, bu dişeti kesilerek uzaklaştırılır ve yara yüzeyi bir hafta süreyle pat ile korunur. Eger hastalık daha ileri safhasında ise yani kemik erimesi varsa, dişeti kaldırılır, iltihaplı dokular temizlenir, kemik düzeltilir, dişeti kemigi örtecek biçimde yerleştirilir ve dikiş atılır. Bir hafta sonra dikişler alınır.
Tedavi Size Ne Saglar?
Gingivitis tamamen tedavi edilir. Periodontitiste kaybedilen dokuların genellikle tam olarak eski haline dönmesi saglanamaz. Hastalık, bulundugu aşamada tedavi edilerek dokular iyileştirilir. Eger uygun şartlar saglanıyorsa kemik yapımını uyaran maddeler yerleştirilerek yeniden kemik oluşturulabilir. Böylece kişiler, saglıklı agızlarda oldugu gibi rahatça temizleyebilecegi bir agıza kavuşurlar. Bu tedavi hastalıgın şiddetine göre üç hafta ile altı ayarasında sürebilir. Tedaviden sonra düzenli olarak üç-altı ay aralarla hekiminize kontrole gitmeniz gerekir.
Saglıklı bir kişi, gülümseyen bir yüze, saglıklı bir agıza ve pırıl pırıl parlayan dişlere sahip olan kişidir.

Porselen Laminat Veneer

porselen-veneer-yaprakPorselen Laminat Veneer ( Yaprak Porselen Kaplama )
Estetik diş hekimligi, gerek koruyucu yaklaşımı gerekse fonksiyonel ve görsel açıdan çok çarpıcı sonuçlar almamızı saglayan tedavi opsiyonları ile diş hekimliginde sunulan hizmetler arasında hayatımızı en çok etkileyenlerin başında gelmektedir. Diş hekimliginin tüm alt branşlarından destek alan estetik diş hekimligi uygulamalarından porselen laminat veneer ise adeta bu dalın mihenk taşıdır. Bu uygulamanın diş hekimliginde yer bulması ile çapraşık dişlerin küçültülerek üzerlerinin porselen kuronlarla kaplanması işlemi tamamen terk edilmiştir.

Porselen laminat veneer uygulamalarında dişlerin mine kısmında çok minör seviyelerde aşındırma/pürüzlendirmeler yapılarak dişlerin ön yüzeylerine porselen yaprakçıklar yapıştırıl­maktadır. Bu yaprakçıklar 0,4-0,6 mm inceliğinde olduğundan ışık geçirgenlikleri çok yüksektir ve bu sayede gerçek diş görüntüsü en ideal şekilde taklit edilebilmektedir. En önemlisi de, diş yüzeyinde yapılan bu pürüzlendirme işleminde sağlıklı diş dokusunun adeta tamamı korunmakta ve sadece dişlerin ön yüzeyine yapılan bu ek sayesinde hem tek başına bir diş, hem de tüm gülüş bambaşka bir görünüme kavuşa bilmektedir.
porselen_laminate_veneerBu kadar ince porselen yaprakçıkların kırılgan olduğu düşünülebilir. Ağızda dişle buluşana kadar da öyledir Hem yapım aşamasında hem deağıza uygulamada son derede titiz ve hassas manüplasyon gerektirir. Hem hazırlık, hem bitim aşamasında çok doğru ve hassas tekniklerle uygulandığında, diş yüzeyine yapıştırıldıktan sonra adeta dişlerle bir bütün olur. Son yıllarda porselenlerin dişe yapıştırıl­ması konusundaki gelişmeler sayesinde, bu porselenler, dişlere çiğneme esnasında gelebilecek farklı yöndeki kuvvetlere ve bunların yaratacağı streslere karşı da dayanıklıdırlar.
Porselen laminat veneerlerin kullanım ömrü de son derece uzundur. Pek çok durumda doğal diş yüzeyinden daha pürüzsüz yüzeye sahip olduklarından, doğal dişlere göre çok daha az bakteri plağı tutunmasına yol açarlar. Bakımları son derece kolaydır. Dişlerinize ve dişetlerinize uyguladığınız diş fırçalama ve diş ipi kullanımından daha farklı bir bakım gerektirmezler.

Porselen laminat veneerlerin diğer bir avantajıda porselen yüzeyin renginde herhangi bir değişikliğin olmaması vehiç bir şekilde leke tutmamasıdır. Uygulama sonrası uzun yıllar rengini korur. 

Estetik Diş Hekimliği

diş-hekimi-estetikHerkes güzel bir gülüşe sahip olmak ister ancak bu her zaman dogal yollarla mümkün olmamaktadır. Konuştugumuz bireyler, yüzümüze, gözlerimize ve dişlerimize konsantre olurlar. Doğal ve güzel bir gülüşü fark ettikleri gibi, koyulaşmış dolguları, renk farklılıklarını, dişeti hastalıklarından kaynaklanabilecek kötü görüntüleri de fark edebilmektedirler. Ortodontik tedaviye gerek kalmadan harika bir diş dizimine sahip olsanız bile, kahve ve sigara gibi alışkanlıkların yol açtıgı renklenmeler veya yıllar içinde kullanıma bağlı çatlaklar, kırılmalar ve düzensizlikler gülümsemenizi bozabilir ve memnuniyetsizlik yaratabilir.
Günümüz teknolojik ilerlemelerin, diş hekimligi malzemeleri ve restorasyon tekniklerinde yarattıgı degişiklikler sayesinde estetik diş hekimliginde son derece çarpıcı gelişmeleryaşanmıştır. Estetik diş hekimliğinin görünüşümüze kattıklarını da düşündügümüzde bu gelişmeler yaşamımızı dogrudan etkilemektedir.

Diş hekimliginin diger pekçok branşını da uygulamaları içine alan estetik diş hekimliginin amacı, dişlerinizin ve dolayısıyla gülüşünüzün daha hoş gözükmesinin en koruyucu yöntemlerle saglan­masıdır. Eskiden olduğu gibi dişlerinizin daha beyaz olması için bütün dişin kesilip küçültülmesi ve üzerilerine porselen kuronların yapılması, artık günümüz teknolojisi ile terk edilmiş bir yöntemdir.
Kahve-sigara gibi alışkanlıkların yanısıra tetrasiklin kullanımı gibi ciddi renklenmelerin, beyazlatma yöntemleriyle giderilmesi, çapraşıklıkların kısa süreli ve sosyal hayatınızı etkilemeden ortodontik tedavilerle düzenlenmesi, çeneler arasındaki dikey boyut kaybıyla oluşan yaşlı görünüm ve eklem sorunlarının tedavisi, adeta dişlerden hiç aşındırma yapılmadan uygulanan porselen laminat veneer ve bonding teknigiyle yeni gülüşlerin saglanması gibi kabul görmüş tedavi protokolleri gerek uygulama kolaylıgı, gerek kalıcılıkları, gerekse koruyucu yaklaşımları ile tercih edilen yöntemlerdir.

Günümüz estetik diş hekimliginin en avantajlı yanlarından bir digeri de, henüz tedavinin planlanma aşamasında sonuçların tahmin edilebilir oluşudur. Hedefimiz ister aralık kapatmak kadar kolay ulaşılır, ister tüm dişlerinizi içeren kapanış ve görünüş düzenlenmesi gibi komplike bir tedavi olsun, sonuçlarını henüz başlarken beklenmeyen sürprizlere yol açmayacak şekilde öngörebilmekteyiz. Estetik diş hekimligindeki uygulamaların bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
Ön bölge dişlerde, renklenmiş eski dolguların
degiştirilmesi
Dişlerin beyazlatılması
Dişler arasındaki boşlukların kapatılması
Dişlerin renk, şekil ve dizimlerinin degiştirilmesi amaçlı porselen laminat veneer uygulamaları
Arka bölgelerdeki siyah [amalgam] dolguların beyaz dolgularla degiştirilmesi
Fazla gözüken dişetlerinin kozmetik periodontal müdahalelerle düzenlenmesi
Aşınmaya baglı boyut kaybı olan dişlerin dogru oranlara kavuşturulması
Dişeti çekilmelerinin yumuşak doku greftleriyle giderilmesi
Diş fırçalamaya bagli defektlerin giderilmesi
Diş eksikliklerinin köprü veya implant uygulamaları ile giderilmesidir…….

Diş Beyazlatma

dis-beyazlatmaEstetik diş hekimliginin en popüler prosedürlerinden birisi diş beyazlatmadır. Doğru uygulanması durumunda dişlere hiçbir zarar vermez, dişlerin yapısında yıllar içinde oluşmuş olan, temizlikle çıkmayan lekelenmeleri dişlerinizden uzaklaştırır. Beyazlatma ile çok daha temiz, beyaz ve göz alıcı birgülüşe sahip olmakla beraber, en önemlisi orijinal diş dokunuz tamamen korunmaktadır.
Bazı insanlar günde iki kere dişlerini fırçalayarak ve düzenli doktor kontrollerinde yapılan temizlikle sagladıkları diş beyazlıklarından memnundur. Ancak tabiki herkes daha beyaz ve çarpıcı bir gülüşe sahip olmak ister. Dişlerimize ne kadar iyi bakarsak bakalım yıllar içinde ciddi renk degişiklikleri oluşacaktır. Bu renk degişikliklerinin pekçok sebebi olabilir; yaşa baglı olarak mine tabakasının incelmesi, kahve, kola, sigara gibi alışkanlıklar, yüksek doz flor kullanımı, tetrasiklin grubu antibiyotikler ve kanal tedavisine baglı olarak oluşan renkleşmeler en sık karşılaştıgımız sebeplerdir.
Beyazlatma muhakkak diş hekiminizin kontrolü altında yapılması gereken bir işlemdir. Herkes için uygun olmayabilir. 15 yaş öncesi gençlerde, ciddi diş hassasiyeti olan bireylerde, dişeti çekilmeleri sonucu kök yüzeylerinin açıga çıktıgı durumlarda, çürük kavitelerinin bulundugu dişlerde, yüksek transparent karakterde mine yapısına sahip olan dişlerde ve ciddi çapraşıklıkların oldugu dizimlerde önerilmez. Beyazlatma öncesinde muhakkak estetik diş hekiminin kontrolünden geçilip, uygun bir aday olup olmadığınızın tespit edilmesi gerekir. Ön yüzeyi porselen veya kompozit gibi restoratif malzemelerle kaplı dişlerde de etkili olmayacaktır, çünkü beyazlatma işleminde kullanılan etken maddeler sadece organik diş dokusu üzerinde etkilidir.

Farklı tipte diş beyazlatma prosedürleri vardır. Kliniklerimizde bir saatlik bir sürede uygulanabi­leceği gibi, kişiye özel plaklar yardımıyla 5 ile
10 gün değişen sürelerde ve 15 dakikadan 6 saate kadar değişen seanslar halinde evde de beyazlatma uygulamaları yapılabilmektedir. Ayrıca kanal tedavisi sonrası renklenmiş dişlerde, internal bleaching diye adlandırdığımız dişin içten beyazlatılması yöntemi uygulanmaktadır. Kesinlikle profesyonel yöntemlerle yapılması gereken beyazlatma işleminde estetik diş hekimlerimiz sizler için en uygun yöntemi ve ürünü sizlere önereceklerdir.

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığı

çocuklarda-diş-sağlığıSüt Dişleri ve Diş Sürmesi
Süt dişleri, çocuk 6-8 aylıkken çıkmaya başlar. 2,5-3 yaşında toplam 20 adet  alt çenede 10, üst çenede 101 olacak şekilde dişlerin çıkması tamamlanır. Süt dişleri çıkarken bebekte bir huzursuzluk olabilir. Bu dönemde buzdolabında bekletilen diş kaşıyıcılarını kullanmak bebeği rahatlatacaktır.
Süt dişleri yaklaşık 12 yaşa kadar ağızda kalmakta ve çocuğun hem ağız hem de genel sağlığında önemli rol oynamaktadırlar. Altı yaşından itibaren çocuk, karışık dişlenme dönemine geçer. 6 yaşında  birinci büyük azı, 7-8 yaşında kesici dişler, 9-11 yaşları arasında küçük azılar ve köpek dişleri, 12 yaşında ise ikinci büyük azı dişleri çıkar.
Süt Dişleri Çürürse ;
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkın olurlar; daha kolay ve hızlı çürüyebilirler. Cocuklar, çürüğün erken dönemlerinde pek tepki vermezler. Cürük ilerledikçe, soğuğa ve tatlıya karşı duyarlılık başlayabilir. Daha sonra çürük diş, çocuğa acı verecek ve ağrı yapacaktır. Ağrı, özellikle yemek yendiği zaman artar. Cünkü çürük içerisine giren yemek artıkları, dişin sinirlerine basınç yaparak ağrının artmasına neden olurlar.
Süt Dişlerinin Tedavisi Mümkün müdür?
Özellikle küçük yaşlardaki çocukları diş hekimi koltuğuna oturtup, tedavilerini yapmak çok kolay olmamaktadır. Bazen çocuk diş hekimleri pedodontistl bile, bu ağrılı dişlerin tedavilerini çocuk uyum göstermedigi için koltukta gerçekleştiremez ve tedavi genel anestezi altında olmak zorunda kalır. Tüm bu zorluklar göz önüne alınarak, çocukların ilk süt dişlerini çıkmasından itibaren agız ve diş bakımlarına büyük özen göste­rilmelidir. Süt dişlerinin erken kaybı, özellikle arka azı bölgelerinde sürekli dişlenme sırasında bazı sorunlara neden olmaktadır. Çünkü, dişin kaybedildigi boşluga dogru komşu dişler zaman içerisinde kayarak bu yerin kapanmasına neden olabilirler. Bu durumda ileride yerine gelecek olan sürekli dişin çıkmayıp gömülü kalmasına ya da farklı bir yerden çıkarak hatalı kapanışların gerçekleşmesine sebep olabilir. Bu gibi hallerde de ileride ortodontik tedavi (tel tedavisi) gereksinmesi kaçınılmaz olur. Çeşitli nedenlerle erken bir süt dişi çekimi yapılmak zorunda kalınırsa, çekim boşlugunun yanındaki dişlerin kayması sonucu yerin kapanmasını önlemek için, sabit/hareketli yer tutucu apareyler yapılmalıdır.
Çocuğumun Dişleri Çıkar Çıkmaz Çürüdü. Neden?
Çocuklarda bazen dişlerin üzerinde, çıkar çıkmaz kahverengi lekeler oluştugu ya da bu dişlerin kırılıp döküldügü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni biberon çürügü adı verilen çürüklerdir.
Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü dogal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce ya da uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt agızda birikir ve mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur.
BİBERON ÇÜRÜĞÜNDEN KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR
Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
Biberondaki süte şeker, bal, pekmez, bisküvi gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin .
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin veya mümkünse diş fırçalayın.
ilk dişlerin çıkması başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ya da gazlı bez ile bebeğinizin dişlerini silerek temizleyin.
KORUYUCU ÖNLEMLER
Diş fırçalama
Dişleri korumanın en etkili yolu düzenli olarak diş fırçalamaktır. Cocuğun ağzında ilk süt dişi görüldüğü zaman diş fırçalamaya başlanmalıdır. Cocuk 6-7 yaşlarına kadar etkili bir şekilde diş fırçalayamamaktadır.Bu nedenle önce kendisi daha sonra ebeveyni tarafından dişleri fırçalan­malıdır. Dişler günde iki kere düzenli olarak en az iki-üç dakika süresince fırçalanmalıdır. Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşıl­mamalı ve en geç altı ayda bir değiştirilmelidir. Diş fırçası kuru olmalı ve üzerine çok az macun sürülmelidir. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulmalı ve fırçalama yumuşak hareketlerle daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır. Dişlerin iç yüzeyleri süpürme hareketi yapacak şekilde, çigneme yüzeyleri ise fırça diş dizisi boyunca ileri geri hareket ettirilerek fırçalanmalıdır. Dişlerin tüm yüzeyleri mutlaka temizlenmelidir.
Fissür Örtücü
Yaklaşık altı yaşında süt diş dizisinin arkasından çıkan 1. büyük azı dişi, çıkarken herhangi bir süt dişinin düşmesine neden olmaz ve aile tarafından çogunlukla çıktıgı fark edilmez. Bu dönemden itibaren, kalıcı azı dişlerine çürümemeleri için fissür örtücü adı verilen koruyucu uygulamaların yapılması önerilir. Fissür örtücüler dişlerin çigneme yüzeylerindeki girinti çıkıntıların üzerini örtecek şekilde dişe hiç zararvermeden uygulanır. Böylece diş çürügüne neden olan bakterilerin buralara tutunmasına engelolunarak dişler korunmuş olur.
Yerel Fluorid Uygulaması
Dişlerin mine yüzeylerinin saglıklı ve çürüge dirençli olabilmesi için yerel fluorid uygulamalarını öneriyoruz. Geçmişte bu amaçla kullanılan fluorid tabletleri yerine günümüzde fluorid jelleri uygulanmaktadır. Yerel fluorid uygulaması, özel kaşık ve jellerle çocuga hiç rahatsızlık vermeden birkaç dakika içinde uygulanabilmektedir. Süt dişlerinin çıkması tamamlandıktan sonra [üç yaş) altı ayda bir tekrarlanması önerilir.

Diş Beyazlatma Yöntemleri Nelerdir ?

Dişlerin sararmasında neler etkilidir. Dişlerimizin sararmasında öncelikle yediğimiz ve içtiklerimiz çok önemlidir. Kafeinli çay kahve meyve suyu şarap gibi içecekler, ayrıca ilaçlar ve antibiyotiklerde dişlerin sararmasına sebebiyet verebilir. Dolayısıyla beyazlatma işlemine gitmeden önce dişlerimizi sararmasına engel olacak bu maddeleri dikkatli tüketmeliyiz veya tüketmemeye özen göstermeliyiz.

beyaz-dişlerÖncelikle Diş beyazlatmadan önce dişler uzman bir hekim tarafından görülmelidir. Diş beyazlatma dişlere zaman vermez ama uygun hastaya uygulandığı zaman. Evet dişler beyazlatılabilir dendiği zaman, 2 alternatif vardır. Bunlardan birisi evde yapacağınız beyazlatma diğeri ise diş hekiminde yapacağınız beyazlatmadır.  İkikisininde sonucu aynıdır. Muayenede yapılan hemen sonuç verir. Evde yapılan diş beyazlatma ise 1-2 hafta sürebilir.

Evde beyazlatmada hekim dişlere bir kılıf yapar ve yatmadan önce bu kılıfın içine bir ilaç konularak yatılır bu jel dişleri zamanla beyazlatır.

Diş beyazlatma işleminde bir yaş sınırı yoktur. Mümkün olduğu kadar 18 yaşından önce yapılmasıda önerilmez. İsteyen herkes dişlerini beyazlattırabilir. Diş minesi zarar görmüş kişilere diş beyazlatma uygulanmaz.

Diş beyazlatma işleminde herhangi bir acı hissedilmez. Dolayısıyla hiç bir ağrı hissedilmez. Temizlik sırasında 1 saat kadar ağız açık kalacağı için çenelerde bir ağrıma hissedilebilir. Temizlik sonrası soğuğa karşı hassasiyet hissedilirse, hekime başvurulmalı ve dişlere flor takviyesi yapılmalıdır.

Diş Ağrısı Tedavisi, ne iyi gelir, nasıl geçer?

dis-agrisi-tedavisiGecenin bir yarısı başlar bu diş ağrıları ve dayanılmaz olurlar, diş ağrıları için hızlı tedavi yöntemlerini incelemeye çalıştık.

En kısa ve etkili yol en yakın bir 7/24 diş polikiliniği varsa hemen oraya gitmek en etkili çözümdür. Diş ağrısına en iyi gelen ilaç yani ağrı kesicilerden de faydalanabilirsiniz (apranax, distril vb. ilaçlardır.). Tabii size yan etkisi olmayan ilaçları kullanmalısınız mesela apranax ı mide problemi olanlara vermezler. Ayrıca bu ilaçlar dişe direk uygulanmamalıdır.

Bu dediklerimiz imkanlarınız dahilinde değilse, diş ağrısına başka ne iyi gelir? nasıl geçer? evde neler yapılabilir? gibi sorularınız devam ediyor demektir.

Eğer sadece yattığınız zaman dişinizdeki ağrı şiddetleniyorsa bu kan basıncından kaynaklanan bir ağrı olduğu için ağrı kesici aldıktan sonra yarı oturur bir pozisyonda uzanmanız. Kan basıncını diş bölgenizde azaltacak ve rahatlamanızı sağlayacaktır.
 
Diş Ağrısı için şifalı bitkilerden ve bitkisel çözümden bahsedecek olursak;
Karanfil tomurcukları diş ağrısı bitkisel çözümüdür. Karanfilde, ogenol adı verilen hidrokarbon, şahsilik
asit ve karyofıllin içeren bir uçucu yağ bulunmaktadır.

Karanfılyağı da denilen ogenol, diş hekimliğinde sıkça kullanılan antiseptik ve ağrı kesici ilaçların yapımında da kullanılır.

Karanfilin yağının diş ağrısınıkesme yöntemi: Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınına getirilir ve bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrıyan dişe bastırılır.

Karanfilde yok ne yapacağım diyorsanız..
Sıcak veya soğuk kompresyon deneyebilirsiniz. Bazı ağrılar soğuğa, bazı ağrılar  sıcağa duyarlıdır.birinde çok ağrı yapar, diğerinde hafifler. Soğuk ağrınızı hafifletiyorsa, buz alabilirsiniz.

Ağrıyan dişinizin arasına birşey kaçmışsa ağrıyı arttırır onu temizlemekte diş ağrısını hafifletir. Ayrıca tuzlu su ile çalkalamakta rahatlatabilir.

Çocuklarda Ağız ve Diş Sağlığı

Süt Dişleri ve Diş Sürmesi
Süt dişleri, çocuk 6-8 aylıkken sürmeye başlar. 2,5-3 yaşında toplam 20 adet [alt çenede 10, üst çenede 10) olacak şekilde sürmeleri tamamlanır. Süt dişleri sürerken bebekte bir huzursuzluk olabilir. Bu dönemde buzdolabında bekletilen diş kaşıyıcılarını kullanmak bebeği rahatlatacaktır. Süt dişleri yaklaşık 12 yaşa kadar ağızda kalmakta ve çocuğun hem ağız hem de genel sağlığında önemli rol oynamaktadır. 6 yaşından itibaren çocuk, karışık dişlenme dönemine geçer. 6 yaşında 1. büyük azı, 7- 8 yaşında kesici dişler, 9 -11 yaşları arasında küçük azılar ve köpek dişleri, 12 yaşında ise 2. büyük azı dişleri sürer.
Süt Dişleri Çürürse
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkın olurlar ve daha kolay ve hızlı çürüyebilirler. Çocuklar, çürüğün erken dönemlerinde pek tepki vermezler. Çürük ilerledikçe soğuğa ve tatlıya karşı duyarlılık başlayabilir. Daha sonra çürük diş, çocuğa acı verecek ve ağrı yapacaktır. Ağrı, özellikle yemek yendiği zaman artar. Çünkü çürük içerisine giren yemek artıkları dişin sinirlerine basınç yaparak ağrının artmasına neden olur.
Süt Dişlerinin Tedavisi Mümkün müdür?
Özellikle küçük yaşlardaki çocukları diş hekim i koltuğuna oturtup, tedavi yapmak çok kolay olmamaktadır. Bazen çocuk diş hekimleri pedodontist bile, bu ağrılı dişlerin tedavilerini çocuk  uyum göstermediği için koltukta gerçekleştiremez ve tedavi genel anestezi altında olmak zorunda kalır. Tüm bu zorluklar göz önüne alınarak ilk süt dişlerinin sürmesinden itibaren ağız ve diş bakımına büyük özen gösterilmelidir. Süt dişlerinin erken kaybı, özellikle arka azı bölgelerinde sürekli dişlenme sırasında bazı sorunlara neden olmaktadır. Çünkü dişin kaybedildiği boşluğa doğru komşu dişler zaman içerisinde kayarak bu yerin kapanmasına neden olup ileride yerine gelecek olan sürekli dişin süremeyip gömülü kalmasına ya da farklı bir yerden sürerek hatalı kapanışların gerçekleşmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda da ileride ortodontik tedavi [tel tedavisi) gereksinmesi kaçınılmaz olur. Çeşitli nedenlerle erken bir süt dişi çekimi yapılmak zorunda kalınırsa, çekim boşluğunun yanındaki dişlerin kayması sonucu yerin kapanmasını önlemek için, sabit/hareketli yer tutucu apareyler yapılmalıdır.
Çocuğumun Dişleri Sürer Sürmez Çürüdü. Nedeni ne olabilir?
Çocuklarda bazen dişlerin üzerinde, sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce ya da uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur.

Biberon Çürüğünden Korunmak için Ne Yapmak Gerekir?
•Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
•Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin veya mümkünse dişlerini fırçalayın.
•ilk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ya da gazlı bez ile dişlerini silerek temizleyin.
•Biberondaki süte şeker, bal pekmez, bisküvi gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin. 
KORUYUCU ÖNLEMLER
Diş fırçalama

Dişleri korumanın en etkili yolu düzenli olarak diş fırçalamaktır. Cocuğun ağzında ilk süt dişi görüldüğü zaman diş fırçalamaya başlanmalıdır. Cocuk 6¬7 yaşlarına kadar etkili bir şekilde diş fırçalayamamaktadır. Bu nedenle önce kendisi daha sonra ebeveyni tarafından dişler fırçalanmalıdır. Dişler günde iki kere düzenli olarak an az iki-üç dakika süresince fırçalanmalıdır. Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmamalı ve en geç altı ayda bir değiştirilmelidir. Diş fırçası kuru olmalı ve üzerine çok az macun sürülmelidir. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve fırçalama yumuşak hareketlerle daireler çizecek biçimde. ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır. Dişlerin iç yüzeyleri süpürme hareketi yapacak şekilde, çiğneme yüzeyleri ise fırça, diş dizisi boyunca ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır. Dişlerin tüm yüzeyleri mutlaka temizlenmelidir.
Fissür örtücü
Yaklaşık 6 yaşında süt diş dizisinin arkasından süren 1. büyük azı dişi, sürerken herhangi bir süt dişinin düşmesine neden olmaz ve aile tarafından çoğunlukla sürdüğü fark edilmez. Bu dönemden itibaren, kalıcı azı dişlerine çürümemeleri için fissür örtücü adı verilen koruyucu uygulamaların yapılması öneri lir. Fissür örtücüler dişleri n çiğneme yüzeylerindeki girinti çıkıntıların üzerini örtecek şekilde dişe hiç zarar vermeden uygulanır. Böylece diş çürüğüne neden olan bakterilerin buralara tutunmasına engel olunarak dişler korunmuş olur.
Yerel Fluorid Uygulaması
Dişlerin mine yüzeylerinin sağlıklı ve çürüğe dirençli olabilmesi için yerel fluorid uygulamalarını öneriyoruz. Geçmişte bu amaçla kullanılan fluorid tabletleri yerine günümüzde Fluorid jelleri uygulanmaktadır Yerel fluorid uygulaması özel kaşık ve jellerle çocuğa hiç rahatsızlık vermeden birkaç dakika içinde uygulanabilmektedir. Süt dişlerinin sürmesi tamamlandıktan sonra [üç yaş) altı ayda bir tekrarlanması önerilir.

Ağız kokusunun nedenleri neler olabilir

Ağız kokusu gerçekten yaşamımızda bazen yaşadığımız ve hiç istemediğimiz bir durumdur. Bu durumu çevremizdeki insanlar bize fazlası ile hissettirirler ve hoşumuza gitmez. Bu durmdan kurtulmak için neler yapmalıyız.

Ağız kokusunun nedenleri neler olabilir.

       Ağız kokusu şikayeti olan hastaların mutlaka Bı muayenelerden geçmeleri gerekir.
Kulak burun boğaz muayenesi;
Çünkü şikayetin nedeni çoğunlukla bu bölgelerden kaynaklanır. Bu problemin birçok farklı sebebi olabilir.
      
Sinüzite bağlı ağız kokusu;
       Sinüzit denilen yüz kemiklerinin içindeki boşluklarda bulunan müzmin iltihaplanmalar, yeşilimsi ve tok kıvamda bir tür akıntı ile genze akar. Bu geniz akıntısının iltihaplı olmasından dolayı hastanın nefesine hoş olmayan bir koku iletir.
       Tedavisi, öncelikle medikal yoldur. İlaçlar yoluyla bu iltihap giderilmesine çalışılır. İlerlemiş sinüzit vakalarında ise, akıntı ilaçla tedavi olmadığı için endoskopik sinüs cerrahisine başvurulur.
      
 Bademcik iltihabına bağlı ağız kokusu nedenleri;
       Bademcik iltihapları (magma) denilen katı kıvamlı bademcik döküntüsüne yol açarak hastalarda ağız kokusu şekline kendini gösteriyor.
       Tedavisi, bademciklerin alınarak ya da coblator denilen radyofrekans aleti ile buharlaştırlarak sorun giderilir
      
 Diş ve diş eti hastalıklarına bağlı ağız kokusu
       Diş ve dişeti hastalıkları da ağız kokusuna yol açabiliyor. KBB uzmanlarının sorunu görerek diğer ağız kokusu nedenlerini ortadan kaldırmaları gerekir.
       Tedavi: Sorun, KBB hekimleri tarafından tespit edildikten sonra hasta konunun uzmanı olan diş hekimlerine yönlendiriliyor.
      
 Mide ve bağırsak sistemini hastalıklarına bağlı ağız kokusu
       Mide ve bağırsak sistemini hastalıkları da ağız kokusu sorununa yol açabiliyor. Bu noktada “reflü” adı verilen bir hastalığa dikkat çeklir.Bu hastalık midedeki asit içeriğinin özellikle geceleri yemek borusundan yukarıya hareketle mideden kaçak yapım boğazın arka duvarını, ses tellerinin giriş yerini ve gırtlağı tahriş etmesi durumudur.
       Tedavisi ise;fleksibıl optik laringoskopi yöntemi ile muayene ile tespit edilidikten sonra Tedaviyi KBB uzmanları başlatıyor ve hasta mide bağırsak doktoruna da sevk edilir.
      
 Dil kökündeki mantar enfeksiyonlarına bağlı ağız kokusu

       Bazı hallerde dil kökündeki mantar enfeksiyonları da ağız kokusuna neden oluyor.
       Tedavisi, direkt olarak KBB bölgelerini ilgilendirmese bile, muayene sırasında özellikle esnek fiberoptik laringoskopla yapılan muayenede dil kökünü, yemek borusunun giriş yerini, gırtlak ve ses tellerini gözlemlenmesi gerekir.
      
TÜMÖR BİLE AĞIZ KOKUSUNA SEBEP OLABİLİR
       Ağız kokusu sadece bazı basit hastalıklar nedeniyle oluşmaz. Yetişkin hastalarda gözlemlenen ve daha ciddi boyutlu durumlar söz konusu. Ağız, boğaz ve alt solunum yolları bölgelerinde tümöre bağlı bir nefes kokması probleminin baş göstermesi de mümkündür. Ülserasyon tabir edilen krater tarzında tümörün çok süratli büyümesine ayak uyduramayıp ölen dokuların oluşturduğu lezyon kötü koku yayabilir. Elbette sadece nefesi kokan bir insan için akla gelebilecek en son neden budur. Başka bir deyişle ilk nedenler arasında sayılmamalıdır. Ancak, özellikle erişkin yaşlarda nefes kokmasıyla birlikte ses kısıklığı, yutma güçlüğü, kulağa vuran ağrı, ağızdan kan gelmesi ve boyunda şişlik şikayetleriyle birlikte bunlardan biri veya daha fazlası ortaya çıkarsa tümör ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve hasta ayrıntılı Kulak burun boğaz muayenesinden geçmelidir.

Diş çekimi sonrası yapılması gerekenler

Diş çekiminden sonra nelere dikkat edilmeli?

Çekim yarasının üzerine konan tampon yarım saat kadar tutulmalıdır.Bu tampon atıldıktan sonra, gerekmiyorsa tekrar tampon konmamalı,oluşan pıhtının bozulmamasına özen göstermelidir.

Ağız suyla çalkalanmamalıdır. Çekim sonrası iki saat kadar bir şey yenmemeli, bu süre dolduktan sonra da mutlaka ılık şeyler tecih edilmeli ve çok sıcak ya da soğuk yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

24 saat sigara içilmemelidir. Sigara pıhtının bozulmasına ve yara yerinin iltihaplanmasına neden olabilir. Kuru soket denen bu durum uzun süre ağrıya sebep olur. 24 saat alkol alınmamalıdır.

Hiç bir şekilde çekim yerine dokunulmamalı, yara bölgesi emilip tükürülmemelidir.

Yaralı bölge 24 saat kullanılmamalıdır.

Ağrı olursa aspirin dışında bir ilaç mesela apranax ve muadil ilaçlar tercih edilmeli, mümkünse bunun için hekime danışılmalıdır.

Çekim yeri mutlaka temiz tutulmalıdır.
Yara içerisine yemek artığı dolması önlenmelidir. Çekimden 24 saat sonra, yumuşak bir diş fırçasıyla bölge yavaşça fırçalanmalıdır. Bu sırada ılık tuzlu su gargarasından da faydalanılabilir.

Kanamanın hafif bir sızıntı halinde 6- 24 saat sürmesi normal kabul edilmektedir. Ancak aşırı bir kanama varsa ya da bu süre aşılmışsa mutlaka dişhekimine başvurulması gerekir.Aynı şekilde, uzun süren ağrı şişlik durumlarında da hekime haber verilmelidir.Sızıntı şeklinde devam eden kanamalarda, ıslatılmış bir çay poşeti, gazlıbezle sarılarak yara yerine konulabilir. Bu şekilde bir süre tampon yapmak, çayın içindeki bazı maddelerin kan durdurucu özelliği nedeniyle faydalı olabilir.