kivi meyvesi ve yararları

Yazan admin | bitkisel tedavi | Pazartesi 2 Haziran 2008 10:52 pm

kivi meyveKivi meyvesi yıllık sürgünlerde tek tek veya 3’lü gruplar şeklinde olur. Üst kabuk ince ve kahverengi tüylerle kaplıdır. Hasat olumunda 60-150 gr arası ağırlıkta olur.
kivi eşit yeşil renkli ve çok çekirdeklidir, yüksek oranda (100-300mg/100gr.) C vitamini içerir. Ayrıcı  P, Fe, K, ve Ca gibi mineraller ve bazı enzimlerce zengindir.ve çok faydalıdır
Kivinin faydaları: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

Kivi ‘nin Alerjik Reaksiyonlara Neden Olma Riski
Neredeyse bütün yiyecekler, bazı hassas insanlarda ve çok genç çocuklarda alerjik bir reaksiyon üretebilir. Alerjik yanıtları vermesi için en yaygın yiyecekler; portakal, buğday unu, ineklerin sütü, kabuklu deniz hayvanları vb. gibi…

Kivi alerjik tepkilerin ilk raporları, meyve tüketiminin Yeni Zellanda’da  en yaygın olduğu 1981 yılında gündeme geldi. Kivi alerjisinin yaygınlığı, diğer yiyeceklere oranla daha az olmasına rağmen alerjik reaksiyonların hassa insanlarda görülme sıklığı daha  yüksektir.
Semptomları

Öncelikle, alerjik reaksiyon özellikle genç yaştaki çocuklarda bir anafilaktik yanıt olarak tanımlanır; zor nefes alma, dil ve boğazda sert olmayan bir şişlik şeklinde görülür. Diğer bulgular, dudakların şişmesi ve kaşınmasını kapsar. Kivi’nin yenilmesinden birkaç dakika sonra dilde, bazen de midede acı hissedilir, bazı insanlarda kusma. Burun ve gözlerde de kaşıntı görülebilir. Bulgular genellikle, 30 dakika sonra kaybolur.

Nedeni

Alerjiye, actinidin enzimi neden olur. Actinidin kivi’nin başlıca enzim proteinidir. Hayward çeşidinde actinidin, taze ağırlığın %1‘ine tekabül eder, ve bütün Actinidia türlerinde bulunur.

Tedavisi

Vücudun bağışık sisteminin karşılık vermesi ile 30 dakikanın içinde kaybolacak olmasına rağmen çok genç çocuklarda, doktor  kontrolünde anti-histaminler ile tedaviyi gerekli kılabilir.
 
Kivi Reçeli Nasıl Üretilir?
 

Kivi reçeli, taze olarak yenilmek veya ihraç edilmek için uygun boyutta olmayan ancak sağlam (zedelenmemiş ve bozulmamış) kivi meyvelerinden elde edilir ve kahvaltıda tüketilmekle birlikte, bazı kek,pasta ve çöreklerin üzerine sürülerek onları tatlandırmada da kullanılır. Yüksek kaliteli kivi reçeli üretebilmek için reçelde: pH değeri 2.8–3.5 aralığında olmalıdır. GMK-706R Brix ve Asit Metre ile tayin edilen çözünebilir kuru madde içeriği %4.5 brix’den daha az olmamalı, çözelti rengi 75 ICUMSA biriminden fazla olmamalıdır.

Ayrıca kivi reçeli üretiminde, kıvam arttırıcı olarak pektin kullanımı (KM esasına bağlı olarak %1′den fazla olmamak şartıyla) önerilir. Kivi reçelinde pektin, karbonhidratlı gıdalar üzerine sürülebilirliği arttırır.

kalp krizine karşı tahıllı besinler

Yazan sarp | alternatif tıp,bitkisel tedavi | Pazartesi 26 Mayıs 2008 11:58 am

Harvard uzmanlarının yaptığı bir arastırmaya göre, Sabah kahvaltıda tam tahıllı besinleri tüketen erkeklerin, kalp krizine yakalanma riski çok daha düşük Istatistiklere göre, kalp hastalıklarına yakalanma oranı 40 yaşın üzerindeki erkek ve kadılarda yüzde 20. Diger hir deyişle, her beş kişiden birinin kalp hastası olma riski var. Araştırmaya göre, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve yüksek kan şekeri,
tahıl bakımından yüksek olan besinlerle önlenebiliyor.

Kalp krizi malasef en çok can aln konu olduğunda öncelikle sigaradan kurtulmalı ve düzenli beslenmelisiniz. Tahıllı ve sağlıklı yağsız yiyeceklerle hayata bağlanın :-)

brokoli yumurtalık kanseri riskini düşürüyor

Yazan sarp | alternatif tıp,bitkisel tedavi,kadınca | Pazartesi 26 Mayıs 2008 11:46 am


İçeriginde kaempferol maddesini bulunduran çaylar ve brokolinin yumurtalık kanseri riskini düşürdüğü,
yapılan yeni hir araştırmayla ortaya konuldu. Amerikada yayımlanan Uluslararası Kanser
Gazetesinde yer alan habere göre havuç, biber ve lahanada bulunan luteolin maddesini tüketen
kadılar, daha az risk altında bulunuyor. Harvard Universitesi Margaretma Gates,
Yumurtalık kanseri riskini düşüren flovonoid bakımındam zengin olan diger yiyecekler arasında
soğan, bezelye ve karalahana da var” dedi.

 

MEYAN KÖKÜ BİTKİSİ FAYDALARI

Yazan sarp | alternatif tıp,bitkisel tedavi | Perşembe 1 Mayıs 2008 4:37 pm

MEYAN KÖKÜ BİTKİSİ FAYDALARI
Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaçcıktır.
Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur.
Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir.
Başak biçimindedirler.
Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir.
Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır.
Çok yıllık otsu bir bitkidir.
Çiçekleri mavi mor renklidir.
Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır.
İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır.
Meyan balı da kökünden elde edilir.
Üç yıllık kökler kullanılır.
Faydaları :• Göğüs yolları hastalıklarında etkilidir: Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür, ateşi düşürür, öksürüğü keser; nezle ve bronşitte iyileştiricidir. Solunum yollarında mukozayı korur, boğaz ağrılarına iyi gelir.
Yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
Özellikle çocuklar için hafif müshil etkisi vardır.
Bedeni güçlendirici toniktir.
Mide yanmaları, gastrit ve mide ülserlerinde iyileştirici etkiler yapar.
Karın ağrılarını geçirir.
İdrar söktürücüdür.
Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır.
Öksürük ve balgam söktürür.
Vücuda rahatlık verir.
Yüksek tansiyonu düşürür.
Mide – 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder.
İştah açar, hazmı kolaylaştırır.
İncebağırsak iltihaplarını giderir.
Vücuda serinlik verir.
Kabızlığı giderir.
Fazlası tiryakilik yapar ve zararlı olur.
Orjinal Adı: Glycyrrhiza glabra
Diğer Adları: Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök
Bilgi :Baklagiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa’nın güneyi olan, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde Ege, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak, özellikle akarsu kıyılarında yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilir, ince uzun, koyu yeşil renkli yaprakçıklardan oluşan bileşik yaprakları; yaz mevsiminde bitkinin yaprak koltuklarında seyrek başaklar halinde açan mavimsi mor, bazen beyaz ya da sarımsı çiçekleri; 7-10 cm. uzunlukta yassı meyveleri vardır. Bitkinin konumuzu ilgilendiren rizomu, 0,5-2,5 cm. çapında ve 15-50 cm. uzunluktaki silindir biçimli kökgövdesidir. Kabukluyken esmer, soyulduğunda sarı renkli olan bu kök, önce tatlı iken sonra acımsılaşır. Meyan (ya da Meyankökü) bitkisi kumlu, derin ve humuslu topraklan, bol güneşli yerleri sever. Dökülen tohumlarıyla çoğalır ya da kökü bölünüp ekilerek çoğaltılır.

REÇELİN YARARLARI VE FAYDALARI

Yazan admin | alternatif tıp,bitkisel tedavi | Pazartesi 28 Nisan 2008 10:52 pm

recelin yaralarıReçelin faydaları, yararları:Aslında reçelin değil içindeki bitki ve meyvelerin faydaları vardır reçel şekerli oluşu ile kana kolay karışarak enerji verir:

kekik balı ve reçelinin faydaları
“Mide ağrısını giderir. Grip ve öksürüğü keser. Cilt hastalıklarını iyileştirir. Egzama ve çeşitli kaşıntıları giderir. Mide şişmelerini önler. İştah açar. Bağırsak kurtlarını döker. Mide, akciğer ve göğüs üşümelerine iyi gelir. Her türlü kalp ağrısını giderir. İç hastalıklardan meydana gelen vücut terlemesini önler. Baş ağrısını keser. Romatizmaya iyi gelir.”

ceviz reçelinin yaraları
Cevizin, özellikle yeşil cevizle yapılan reçelin faydaları saymakla bitmiyor. B1 ,B2 C,E vitamin zenginliği ile bilinen ve düzenli tüketildiğinde çocukların ve yetişkinlerin sağlıklı beslenmesine yardımcı olabilmesi için sabah, öğlen ve akşam tüketilmesi yeterli. Ayrıca menopoz döneminde bayanlarda oluşan kemik erimesini önlemek açısından oldukça yararlı olduğu görülmüş. Yüksek oranda demir içerdiği için guatr problemine ve kansızlığın giderilmesine yardımcı oluyor. Bronşit, astım ve sindirim sistimeni iyi geliyor. Kendisini sürekli yorgun hissedenlere de birebir.

Kapari reçelinin faydaları – yararları:
Kan tablosunu düzenler. Tüm kan hastalıklarını hızlı bir şekilde iyileştirir.Kandaki tronbositeneli, lokositleri ve diğer hücreleri çok hızlı bir şekilde arttırır…

BLUEBERRY REÇELİNİN FAYDALARI
* Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller.
* Gut ve Romatizma hastalıkları için önerilir.
* İshal durdurucu özelliğe sahiptir.
* Kan şekeri ve kolestrolü düşürür
* Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri çalıştırır
* Kalp krizi riskini azaltır. Damar sertliği oluşumunu engeller
* Sağlıklı bağ dokusu ve yeni kılcal damar oluşumuna yardımcı olur.
* Taze olarak yenildiğinde kanı temizler
* Varis ve basuru iyileştirir
* Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici olarak kullanılır
* Zayıf kan dolaşımını arttırır.
Adet kanamalarını düzenleyen bir meyve olarak tavsiye edilmiştir.
* Ağız, deri ve üriner sistem enfeksiyonlarına karşı direnci arttırır.
* Anti kanserojen ve antioksidant (damarlarda yağ birikimini engelleme) özelliğine sahiptir.
* Aşırı kanamayı durdurma özellğine sahiptir.
* Bağırsak metabolizmasını düzenler.
* Damar hastalıklarına iyi gelir.
* Gece körlüğünü ortadan kaldırır

Gül reçeli, şurubu ve şerbeti ise mide için bire bir. Hazımsızlıkta, karaciğer hastalıklarında gül reçelinin tedavi etkisi büyük

yaban mersini reçeli
gece görüşü arttırı ve yorgun gözlerini dinlendirir. Pilotlar, yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına çıktıklarında gece görüşlerinde bir düzelme ve iyileşme hissettiklerini sık sık rapor ediyorlar. 1960’ ların ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir laboratuvarda daha sonraları da klinik çalışmalarda yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler ve damar sistemi üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi.

AĞAÇ KAVUNU REÇELİNİN FAYDALARI
1)Bronşit hastalığında nesef darlığına iyi gelir.
2)Kabuğunun suyu ile yaralar pansuman yapıulırsa şifalı gelir
3)Yılan sokmada suyu içilirse iyi gelir.
4)Kabuğu hazmı kolaylaştırır.

selülit diyeti ve beslenme

Yazan admin | bitkisel tedavi,diyet listeleri,kadınca,moda ve güzellik,sağlık | Pazar 27 Nisan 2008 9:26 pm

selülit ve beslenmeselülit tedavisi için beslenme
1- Günlük
1 – 1,5 litre su içmeye gayret edin.
2- Tuz ve tuzlu gıdaları kısıtlayın, günlük 0,5 gr.’dan daha fazla tuz almayın ve diyet tuzu tercih edin.
3- Yemek aralarında birşey içmemeye özen gösterin.
4- Sabah kahvaltıdan önce ve gece yatarken 2 bardak su için.
5- Alkollü içecekler, kola, nescafe, kahve, oralet ve bozadan mümkün olduğunca uzak durun.
6- Şekerli gıdalar ve tatlılardan uzak durun.
7- Patates, pirinç, elma, havuç su tutucu gıdalardır, bunlardan tüketmemeye gayret edin.
9- Dil peyniri hariç diğer peynirleri suda bekleterek yiyin.

Selülit diyeti
 
Özellikle kalça ve üst bacaktaki fazlalıklar, eritilmesi en zor yağ kütleleridir. Bunlar için özel bir egzersiz ve diyet programı yapmanız gerekiyor. Sizler için hazırladığımız bu diyet programı da selüliti hedef alıyor. Bu özel selülit diyetinin günlük kalori alımı oldukça düşük. “Sıkı” olarak adlandırabileceğimiz bu diyet, lif ağırlıklı. Lif, bağırsakları harekete geçirerek vücutta biriken toksinlerin atılmasını sağlıyor. Metabolizmayı hızlandırarak kan dolaşımının artmasına neden oluyor. Bacak bölgesinde artan kan dolaşımı da selülitin erimesini ve salgı yoluyla atılmasını sağlıyor.
Bu diyeti yaparken… * Mutlaka iki günde iki litre su için. * Sıvı ihtiyacınızı ağırlıklı olarak sudan karşılayın. Ancak kahve, çay, cola gibi selülit yapan içeceklerden uzak durun. * Mideniz diyete uyum sağlayana kadar, açlığınızı öğün aralarında salatalık, domates, karpuz gibi kalori değeri düşük yiyeceklerle giderin.

1. gün
Kahvaltı: Yağsız yoğurt, armut ve bir tatlı kaşağı balla hazırlanmış müsli. Öğle: Chili sosu ile hazırlanmış tavuk, iki kaşık az yağlı pilav Akşam: Dana jambonla hazırlanmış yağsız salata.

2. gün
Kahvaltı: 1 dilim kepekli tost ekmeğinin üzerine yağsız krem peynir sürün. Üstünü salatalıkla süsleyin. Yanında şekersiz çay içebilirsiniz. Saat 10.00: Bir avuç kuru meyve Öğle: Bir tabak yağsız makarna, bir tabak mantar yemeği (150 gram mantarı yıkayıp ortadan bölün ve 1 kaşık zeytinyağında kavurun. Mantara bir tane ezilmiş sarımsak ve küçük kesilmiş taze soğan ekleyin. Tuz ve karabiberle tatlandırın.) Akşam: Göbek, havuç, salatalık, domates, kırmızı lahana, haşlanmış mısır, taze soğan, yağsız beyaz peynir, sirke ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış salata. Yanında iki dilim kepekli ekmek.

3. gün
Kahvaltı: Yağsız yoğurt, çilek ve bir tatlı kaşığı balla hazırlanmış müsli. Öğle: Bir tabak az yağlı piyaz, iki kaşık az yağlı pilav. Akşam: İki adet haşlanmış kabakta hazırlanmış salata, yanında iki dilim kepekli ekmek.

4. gün
Kahvaltı: 2 dilim tavuk jambonlu, kepekli tost ekmeği, şekersiz meyve çayı. Saat 10.00: Bir avuç kuru meyve Öğle: 1 tane ızgara balık, 2 kaşık az yağlı pilav Saat 16.00: Çilekli süt Akşam: Fasulyeli mantar salatası, 1 dilim kepekli tost ekmeği (Fasuleyi haşlayın ve soğumasını bekleyin. Mantarlaı yıkayıp ortadan böldükten sonra bir kaşık zeytinyağında 2 dikaka kavurun. Mantarla fasulyeyi karıştırın. İçine arzuya göre maydanoz da ekleyebilirsiniz. Limon, tuz ve karabiberle tadlandırın.)

5. gün
Kahvaltı: Yağsız yoğurt, elma ve bir tatlı kaşığı balla hazırlanmış müsli. Öğle: 1 adet ızgara et, yağsız salata, bir dilim kepekli ekmek Saat 16.00: Bir dilim karpuz Akşam: Tavuk jambonla hazırlanmış yağsız salata.

6. gün
Kahvaltı: 2 dilim kepekli tost ekmeği, yağsız beyaz peynir, domates. Saat 16.00: Bir avuç kuru meyve Öğle: Ispanaklı omlet, bir dilim kepek ekmek Saat 16.00: Muzlu süt Akşam: Ton balıklı salata, bir dilim kepekli ekmek (Göbek domates, salatalık ve havucu yıkayıp doğrayın. Bu karışıma bir küçük kutu yağsız ton balığı ekleyin. Bol limon ve bir tatlı kaşağı zeytinyağı ile tatlandırın)

KİLO 2 YIL SABİT KALIRSA SELÜLİT OLMAZ
Uygulama zayıflama hastalarında diyetle destekleniyor. Ancak selülit sorununda böyle bir zorunluluk yok. Mustafa Karataş, akustik dalga terapisi sonrasında kişinin iki yıl boyunca selülit sorununu ortadan kaldırdığını anlatıyor; “Tabii ki organizmada hormon üretimi, östrojen devam ediyor. Vücut indeksi inip çıkabiliyor çünkü yağ dokusu stabil değildir. Çünkü vücut yıkmaya değil yapmaya eğilimlidir. Yağ doku ise oluşturmaya daha fazla eğilimlidir. Ama kişi kilosunu sabit tuttuğu sürece iki yıl selüliti sorun olarak algılamaz. Ancak bu süreçte cilt yaşlanması dolayısıyla su tutulması başlıyor, dolayısıyla yağ doku birikiyor ve yine selülit oluşumu görülüyor

7. gün
Kahvaltı: yağsız yoğurt, bir kivi ve bir tatlı kaşığı balla hazırlanmış bir kase müsli. Saat 10.00: Bir avuç kuru meyve Öğle: Bir adet ızgara tavuk, 2 dilim kepekli ekmek Akşam: Beyaz peynirli domates salatası, 2 dilim kepekli ekmek
 

selülitin bikisel tedavisi

Yazan admin | bitkisel tedavi,kadınca,moda ve güzellik,sağlık | Pazar 27 Nisan 2008 9:21 pm

SELÜLİT BİTKİSEL TEDAVİLERİ :
şifalı bitkilerle selülit çözümleri:

Selülite karşı en etkili besin ananastır. Her gün bir dilim yemelisiniz. Ayrıca karpuz, kavun ve şeftali de selülit tedavisinde etkilidir. Kan dolaşımını olumlu etkilediği için kiraz çöpü ve mısır püskülü çayı içmenizi tavsiye ederim. Günde bir buçuk litre su içmeyi de ihmal etmeyin. Eşit miktarda susam yağı, limon suyu, bir çorba kaşığı biberiye ve bir çorba kaşığı okaliptüsü karıştırın. Bu karışımı masajla cildinize uygulayın.
——
5 adet limon suyu,
1 şişe bebeyağı ve
1 kutu aspirini (aspirinler önce ezilecek) karıştırın ve masaj yaparak bölgeye uygulayın

selülitsiz bacaklar
* Selülitlerimden nasıl kurtulabilirim?

Kavun ve karpuz yiyin!

Fazla tuz kullanmayın. Vücudunuzda biriken fazla tuzu atmak için armut, enginar, fesleğen, lahana ve maydanoz yemelisiniz. Her gün bir dilim ananas tüketin. Ayrıca kavun, karpuz ve şeftali de yemelisiniz. Her gün karahindiba çayı için. Masaj yapmak da selülitlerden kurtulmanıza yardımcı olur. Eşit miktardaki susam yağı ve limon suyuna, bir tatlı kaşığı biberiye yağı ve bir tatlı kaşığı okaliptüs yağı karıştırın. Yukarı doğru hareketlerle selülitlerinize masaj yapın. Her sabah 500 gr. suya çeyrek limon ve bir çay kaşığının yarısı kadar zencefil tozu koyup içmelisiniz. Bu metabolizmayı hızlandırır.
 

ebegümeci çayı bitkisel tedavisi

Yazan admin | alternatif tıp,bitkisel tedavi | Pazar 20 Nisan 2008 2:08 pm

ebegümeciKüçük yapraklı ebegümeci (Malva Vulgaris), çit,yol ve eski duvar kıyılarında, harabeliklerde, ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin çok yakınlarında yetişir. Büyük yapraklı ebegümeci (Malva Grandfolia) ve öteki değişik cinsleri genellikle çiçek ve sebze bahçelerinde yetişir. Anadolu’da 8 Malva türü yetişmekte olup, bunların çiçek ve yaprakları bir ayrım yapılmaksızın “Ebegümeci” olarak kullanılmaktadır. Bu bitkilerin hepsi de yapraklarında, çiçeklerinde ve saplarında (bamyada olduğu gibi) bir sümüksel madde içerirler. Küçük yapraklı bitkinin uzun saplarının ucundaki yapraklar yuvarlak ve çentiklidir. Açık pembeden eflatun rengine kadar değişebilen renkte çiçek açarlar.Bir de yuvarlak meyvesi vardır. Çiçekleri, yaprakları ve sapları, Haziran’dan Eylül’e kadar toplanabilir. Bitki, kurutulduğunda özelliklerinin bir bölümünü yitireceği için, elden geldiğince taze kullanılması gerekir. Ama kurutulmuş bitki yine de kullanılabilir.

   Ebegümeci çayı özellikle mukoza iltihaplarında, gastrit, mesane iltihabı, mide ve bağırsak mukoza iltihabında ve ağız boşluğu iltihabında olduğu kadar, mide ve bağırsak ülserinde de başarıyla kullanılabilir. Ama bu son iki hastalık için, arpa ile karışık bir çorba hazırlamak gerekmektedir. Önce arpa kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir. Ayrıca, akciğer balgamlanmalarında, bronşiyal nezlede, öksürük ve aşırı ses kısıklığında özellikle önerilir. Gırtlak ve bademcik iltihabı ve ağız kuruluğunda da başarıyla kullanılabilir. Bitki, sümüksel özelliğinin yitirilmemesi için, geceden soğuk suya koyularak demlenmelidir. Günlük kullanım için 2 veya 3 bardak ılıklaştırıp, gün boyunca yudumlanarak içilmelidir. Nefes darlığına yol açan akciğer amfizemi bile ebegümeci çayı ile iyileştirilebilir. Bu durumda, günde en az 3 bardak çay içilmeli ve süzüldükten sonre geriye kalan yapraklar iyice ısıtılarak bronşların ve akciğerin üstüne geceleyin kompres olarak uygulanmalıdır. Oldukça ender görülen gözyaşı azlığı durumunda da, gözlere ebegümeci banyosu ve kompresi uygulandığında, çok iyi sonuçlar alınabilir. Kaşınan ve yanan yüz alerjilerinde de, yüzü ılık ebegümeci çayı ile yıkamak rahatlatıcıdır.

 Ebegümeci dıştan, kırıklardan veya damar iltihaplarından kaynaklanan yaralarda, çıbanlarda, şiş ayak ve ellerde kullanılır. Kaşınan ve yanan deri alerjilerinde yapılan ebegümeci çayı yıkamaları çok rahatlatıcıdır. Bu durumlarda, ayak ve el banyoları yapılmalıdır. Gırtlak iltihabını iyileştirmeye ve gırtlak hastalıklarında da başarı sağlayabilir. Bu tür olaylarda, gün boyunca kullanılmak üzere, iki buçuk litre suya geceden bitki eklenerek demlenmeye bırakılır (Bir bardak suya, yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze bitki) ve ertesi gün hafifçe ısıtılarak bir termosa doldurulur. Gün boyunca, yudumlanarak 4 bardak çay içilir ve gerisiyle de derin gargaralar yapılır. Gırtlak, ağız boşluğu ve burun kuruluklarında da gün boyunca elden geldiğince sık gargara yapılmalıdır. Özellikle kırsal kesimdeki evlerin çevresinde yetişen ebegümeci, günümüzde azalmaya yüz tutmuştur. Evleri çamur ve rutubetten korumak ve de güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla, çevrelerine beton dökülmektedir. Böylece, bitkinin yaşam alanı daraltılmaktadır. Varlığı için Tanrı’ya edeceğimiz teşekkürlerin hiç bir zaman yeterli olamayacağı, insanlığın bu büyük yardımcısı, ne yazık ki, böylece her geçen gün azalmaktadır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Yalnızca soğuk suda demlendirilmelidir. Yarım tatlı kaşığı bitki (ince kıyılarak kurutulmuş), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir, sabahleyin süzülür ve ılıklaştırılır.

Ayak ve El Banyoları: Iki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki, 4-5 litre soğuk suya akşamdan eklenir, ertesi gün, elin veya ayağın dayanabileceği kadar ısıtılır ve süzülür. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyo suyu, yeniden ısıtılarak iki kere daha kullanılabilir.

Bitki Kompresi: Çay süzüldükten sonra artan posalar biraz suyun içinde ısıtılır, arpa unu ile lapa haline getirilir ve bir bezin üstüne yayılarak, sıcak sıcak uygulanır. Kompresin sıcaklığını yitirmemesi gerekir. Kompres süresi isteğe göre düzenlenebilir.

 

altınbaşak bitkisi ile böbrek tedavisi

Yazan admin | alternatif tıp,bitkisel tedavi,sağlık | Pazar 20 Nisan 2008 2:05 pm

altın başakAltınbaşak (Solidago virgaurea), hendeklerde, orman  kıyılarında, eğimli çayırlarda ve ağaçları kesilmiş  orman bölgelerinde yetişir. Yöresel olarak yahudi otu ve altınasa adıyla da bilinir. Tüylü ve altın sarısı çiçeklerle bezeli sapı 80 cm kadar yükselebilir. Ağustos’da, çiçeklenme başlangıcında, bitki sapının orta bölümünden kesilir. Gölgelik ve havadar bir ortamda yüksek bir yere asılır ve iyice kurumaya bırakılır. Saplarla birlikte çok ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Eterli uçucu yağlar, tanen, Saponin, flavonoids ve astringnet principle içerir. İdrar artırıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özelliği vardır. Altınbaşak, bağırsak hastalıklarında ve  kanamalarında kullanılır. Ama, her şeyden önce böbrek hastalıklarına karşı olağanüstü bir şifalı bitki olarak övülür. Bitkinin çiçekleri ve yaprakları serinletici bir etkiye sahiptir. Bitki, bedendeki fazla sıvıyı atabilme yeteneğine sahip oldugu için, her tür böbrek ve mesane hastalığında önerilir.

Böbrek hastalığı alternatif tıp yöntemibitkisel tedavisi; 
İsviçre’li herbalist Künzle, yazılarında giderek kötüleşen bir böbrek hastalığı çeken 45 yaşlarındaki bir adamdan söz ediyor: “Sonunda böbreklerin birinin alınması gerekmişti. Öteki böbrek te apseli ve gerektiğince çalısamıyordu. İste bu durumda hasta, altınbaşak kürüne basladı. Altınbaşak, Yoğurtotu ve  sarı ballıbaba eşit karışımı ile demlediği çaydan günde 4 bardak içerek 14 gün içerisinde sağlığına yeniden kavuştu.” Altınbaşak, böbrek büzülmelerinde ve yapay böbreğe bağlanma  zorunluluklarında (Dializ makinesi) bile, yoğurtotu ve sarı ballıbaba ile birlikte etkilidir. Yıllardır iyileştirilemeyen böbrek büzülmesi hastalığı çekmekte olan 52 yasındaki bir adam, ter içinde ve soluk almakta zorlanarak bana  (M.Treben) geldi. Her üç bitki karışım çayını içmeye başladıktan 1 hafta kadar sonra belirgin bir biçimde rahatladı. Fakat, tüm bu bitkileri doğadan taze topluyordu. 3 hafta kadar sonra ise hiç bir şikayeti kalmamıştı.

 Kişinin tüm ruhsal duyumları böbrekler tarafından karşılanır. Bu nedenle, örneğin, bir  yakının ölümünde veya herhangi bir felaket karşısında, en fazla zarara uğrayan organ böbrektir. Altınbaşak, kişinin duygusal yaşamını  en iyi düzenleyen bir şifalı bitki  olarak kendini kanıtlamıştır. Bu nedenle, düş kırıklıklarında ve ruhsal sıkıntılarda altınbaşak çayı önemle tavsiye edilir. Ağır duygu dalgalanmalarında, bu bitkinin okşayan ve sanki pürüzleri yok eden sevgi dolu bir el gibi, bozuk dengeyi sağlamaktaki başarısını duyumsayabiliriz. Böylesine rahatlatabilen bir bitkinin yakınımızda olduğunu bildiğimiz için, Tanrı’ya şükran borçluyuz.

UYARILAR:

Bilinen herhangi yan etkisi yoktur. Kronik böbrek hastalıklarında doktora danışılmalıdır.

Kullanım Biçimleri :

Çay hazırlamak: Bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Tentür: Günde 3-5 kere, 10-15 damla D1 inceltisindeki tentür doğrudan dil üstüne veya yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanıldığı her yerde tentür olarak da kullanılabilir.

Üçlü Çay Harmanı: Sarı ballıbaba, altınbaşak ve yoğurtotu eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kasığı dolusu , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.

 

doğal ve bitkisel tedavide civan perçemi bitkisi

Yazan admin | alternatif tıp,bitkisel tedavi | Pazar 20 Nisan 2008 1:55 pm

civan perçemiCivanperçemi (Achillea millefolium); yöresel olarak  akbaşlı, barsamaotu, binbiryaprakotu, marsamaotu, beyaz civanperçemi, sarı civanperçemi ve kandilçiçeği diye de anılır. Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir şifalı bitkidir. Türkiye’de 40 kadar civanperçemi türü bulunmakta ve bunların birçoğu  kullanılmaktadır. Türlerine göre 5-100 cm yükseklikte, yapraklar yünlü gibi tüylü ve parçalı, çiçekleri ; beyaz, fildişi beyazı, soluk sarı veya altın sarısı rengindedir. Çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Mavimtrak renkli bir uçucu yağ taşır. Bu uçucu yağda azulen, limonen, sineol, borneol, pinenler, seskiterenler vardır. Bitki çayırlarda, dar tarla yollarında, yol kıyılarında ve tahıl tarlalarının kenarlarında kümeler halinde yetişir. Güneşli havalarda çevresine aromalı keskin bir koku yayar. Aslında çiçekleri, güneşin en etkili olduğu saatlerde toplamak gerekir, çünkü o sıralarda eterli yağları ve şifalı gücü doruk noktasında olur. (Referans2: Prof. Dr.Turhan Baytop)

    Ünlü herbalist  Kneipp, bir yazısında şöyle diyor (Referans1: M.Treben):  “Arada bir civanperçemi çayı içmiş olsalar, kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı!”. Adet  kanamaları düzensiz bir genç kız olsun, menopoz dönemindeki veya  sonrasında olgun bir kadın olsun, tüm kadınlar için arada sırada civanperçemi çayı içmek çok önemlidir. Civanperçemi, akla gelebilecek tüm konularda, dölyatağını (rahim) en iyi biçimde etkiler. Yumurtalık iltihaplanmasında alınmaya başlanan civanperçemi oturma  banyolarının ağrılar kesilir ve iltihap yavaş yavaş gerilemeye başlar. Bu banyolar aynı zamanda, yaşlı kişilerin ve çocukların yatağa işeme problemlerine karşı ve dölyatağı (rahim) akıntılarında da başarılı olabilir. Bu durumlarda ayrıca günde 2 bardak civanperçemi çayı da içmek gerekir.  Miyomlar da (Kas yapılı urlar), doktor kontrolünün olumlu bir sonuç vermesine kadar, uzunca bir süre her gün civanperçemi oturma banyoları alındığında yok olabilirler. (Referans1: M.Treben).  Menopoz döneminde de kadınlar sık sık civanperçemi çayını anımsamalıdırlar. Bu durumda, iç huzursuzlukları ve daha başka rahatsızlıklarla karşılaşmayacaklardır. (Referans1: M.Treben)

    Civanperçemi oturma banyoları da sağlık için çok yararlıdır. Kol ve bacaklardaki sinir iltihaplanmalarında, civanperçemi katkısıyla yapılacak kol ve bacak banyoları çok rahatlatıcıdır. Fakat, bitki öğle güneşinde toplanmalıdır.

    Dr. Lutze, civanperçemini şu hastalıklara öneriyor: (Referans1: M.Treben) bitkisel tedavide hangi hastalıklara iyigeliyor

Kanın kafaya sancılı biçimde basıncı

Baş dönmesi

Bulantı

Göz sulanması eşliğindeki göz rahatsızlıkları

Göz sancıları

Burun kanaması

Hava şartlarından kaynaklanan migren krizi

    Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir.  Bedeni temizleyici etkisi sayesinde, yıllar boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz. Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik iliğini etkilediğini ve orada  kan üretimini düzene soktuğunu özellikle belirtmek gerekir. Bu gücü sayesinde bitki, kemik iliği hastalıklarında, çay kürleri, banyolar  ve tentür kullanımı yolu ile yardımcı olabilir.  Mide kanamalarında ve basur (hemoroid) kanamalarında olduğu kadar, mide basıncı ve mide yanmalarına karşı bitki çayı çok kısa sürede başarı sağlayabilir. Soğuk algınlıklarında, sırt veya romatizma ağrılarında bitki çayı elden geldiğince sıcak olarak içilmelidir. Bitki çayı böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, iştahsızlığı giderir, gazları ve mide kramplarını, karaciğer düzensizliklerini, mide ve bağırsak kanalı iltihaplarını iyileştirmeye yardım eder ve bağırsak beze çalışmalarını düzenleyerek, dışkılamayı kolaylaştırır. Kan dolaşımına ve damar kramplarına karşı çok etkili olduğu için bitki çayını koroner yetmezliğinde de önerilebilir. Rahatsız edici vajinal kaşıntılar, bitkinin kaynama suyu ile yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olabilirler. Civanperçemi çiçeklerinden, basura karşı etkili bir merhem hazırlanabilir. (Referans1: M.Treben)

UYARILAR:

Civanperçeminin gebelik süresince kullanılmaması tavsiye edilir. Bazı duyarlı kişilerde allerjik tepkilere yol açabilir. Başkaca bilinen bir yan etkisi yoktur.

Kullanım Biçimleri :

Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Aksi belirlilmedikçe günde 3 su bardağı çay aç karnına veya öğün aralarında içilir.

Bitki Tentürü: Çiçeklenme zamanında toplanan taze bitki ince kıyılır. Geniş ağızlı bir şişeye gevşekçe doldurulur ve kaliteli bir konyak, bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca güneşte bekletilir, arada bir çalkalanır ve süre sonunda süzülür.

Merhem hazırlamak: 100 gr tuzsuz tereyağı veya içyağı tavada iyice kızdırılır. İnce  kıyılmış bir avuç kadar taze civanperçemi çiçeği ve ince kıyılmış 15 taze ahududu yaprağı tavaya atılır, çıtırdamaya başlayınca karıştırılır ve tava ocaktan çekilerek, üstü kapalı bir biçimde serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün hafifçe ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve temiz kaplara doldurulur. Buzdolabında saklanmalıdır!

Oturma Banyosu: Iki büyük avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki, gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülerek, banyo suyuna eklenir.

« OncekiSonraki »