Koltuk altında şişlik ne olabilir

Yazan admin | hastalıklar, kanser, sağlık | Pazar 16 Kasım 2008 4:48 pm

Koltuk altı şişlik çok araştırılan ve önemli bir konudur. Koltuk altı şişlik basi bir yağ bezesi olabileceği gibi lenfoma denilen lenf bezi kanseri veya meme kanseri belirtiside olabilir. Bunun teşhisi için hemen doktora başvurmanız önerilir. Eğer koltuk altı şişlik yağ bezesi ise basit bir cerrahi operasyonla alınabilir. Lenf ödemi veya meme kanseri ise biyopsi ve inceleme sonrası ameliyat ve cerrahi operasyon belirlenir. Önemli bir konudur ihmal etmeyin lütfen başınızdan geçen olayları burada payalaşın herkes faydalansın. Hepinize geçmiş olsun.

Kalp hastalıklarının tanısına hızlı çözüm

Yazan admin | hastalıklar | Cuma 14 Kasım 2008 9:53 pm

Kalp hastalıklarının tanısına ‘hızlı çözüm’
Günümüzde insan hayatını tehdit eden en önemli hastalık grubunun başında kalp damar hastalıkları yer alıyor. Ülkemizde kalp damar hastalarına her yıl 260 bin yeni hasta ekleniyor. Bu nedenle de 160 bin kişi kalp damar hastalıkları nedeni ile yaşamını kaybediyor. Son yıllarda görüntüleme tekniklerinde gerçekleştirilen yenilikler, kalbe dayalı ölümleri engellemede çok önemli bir roloynuyor
Özel Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden sonra Özel Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nde de kullanılmaya baÅŸlanan çift kaynaklı bilgisayarlı tomografi [2x64 BT] cihazı da kalpte kullanılan yüksek teknolojinin bir ürünü. Bu yeni teknoloji sayesinde kalp ve damar hastalıklarının tanısında daha kesin, daha kısa, daha pratik, daha güvenli sonuçlar elde edilebiliyor.
• Ayrıca, onkolojik hastalıkların tedavi sürecinde ve acil servislerde en önemli gereksinim olan hızlı tanı koyma işlemlerinde de, etkili bir ci haz olma özelligini taşıyor.
Kalbi ilaçla yavaşlatmaya gerek kalmıyor Sistemin diger çok kesitli tomografi cihazlarından farkı, iki ayrı çok kesitli tomografi sisteminin aynı ci haz içerisinde birleştirilmesinden kaynaklanıyor. Kalp atım süresinden daha da kısa olan görüntüleme süresi sayesinde, hastanın kalp hızının azaltılmasına gerek kalmıyor. Kalbi hızlı atan hastalarda bile güvenli görüntüleme yapılabiliyor.
Yeni teknolojiyle yüksek hızda çekim yapılabilmesi sayesinde, hareketli bir organ olan kalbin görüntülenmesinde oluşabilecek harekete baglı görüntü bozuklukları da azalıyor.
Cift Kaynaklı Bilgisayarlı Tomografi (2×64BT) cihazı ile neler yapılabiliyor?
Ülkemizde hareketsiz yaÅŸam, sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme gibi çevresel etkenler, kalp damar hastalıklarının artmasına neden oluyor. Hastalıkların erken tanısı ise, yaÅŸam kalitesini bozan sonuçlar ortaya çıkmadan önlem alınmasını saglıyor. Acıbadem’de ÅŸimdiye kadar 1107 hastanın kalp incelemesi ve rahatsızlıkları na tanı konulmasında kullanılan çift kaynaklı bilgisayarlı tomografi [2x64 BT] cihazı, erken tanıda çok önemli bir yere sahip.
Nasıl uygulanıyor?
• işlem sırasında kol toplardamarına opak bir madde veriliyor ve bu ilaç kalbe ulaştıgında kısa sürede görüntü alınıyor.
• Koroner damarlar [kalbe giden damarları detaylı görüntü lenebiliyor.
• Damar tıkanıklıgının ve derecelerinin belirlenmesi mümkün oluyor.
• Kalbe giden damarların çalışmasıyla ilgili anatomik yapı belirleniyor.
• Hastada şikayet oluşturmayan kalp damarlarındaki sorunlar saptanabiliyor.
• Koroner kalsiyum skorlaması [Kalp damarlarında biriken kalsiyumun ölçülmesini saglayan test] yapılabiliyor.
• By-pass damarları görüntülenebiliyor.
• Dogumsal kalp damar anomalileri [yapısal damar bozuklukları] belirlenebiliyor.
• Kalp kasının ve kalp kapak fonksiyonlarının incelenmesi gerçekleştirebiliyor.
Cihazın en önemli özellikleri arasında şunlar yer alıyor:
• ”Kalp görüntüleme” yöntemlerini geliÅŸtiren, günümüzün en geliÅŸmiÅŸ bilgisayarlı tomografi cihazıdır.
• Çift kaynaklı bilgisayarlı tomografi [2x64 BT] Kesit görüntüleme üstünlügüyle saniyeler içinde tanı olanagı saglıyor.
• inceleme işlemi kansız ve agrısız gerçekleş¬tirilebildiginden hastalara konfor yaratıyor.
• Yalnızca koldan yapılan bir igne ile 10 saniyede kalp anjiyosu gerçekleştirilebiliyor.
• Her türlü kalp ritminde net görüntüleme olanagı saglıyor.
Bilgi ve randevu için:
Ala Acıbadem 444 55 44
Özel Acıbadem Kadıköy Hastanesi : 0216 5444441 Özel Acıbadem Bakırköy Hastanesi: 0212 4144036

Aşırı terleme nedir ve tedavisi nasıldır

Yazan admin | sağlık | Cumartesi 8 Kasım 2008 10:06 pm

Aşırı Terleme Nedir?

Nasıl Etki Eder?

Aşırı terleme, ter bezlerinin hiperaktivitesine bağlı olarak deri yüzeyine salgılanan ter miktarının artmasıdır. En sık avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altlarında görülür. Genellikle çocukluk dönemi ya da pubertede başlamakta ve yıllarca devam edebilmektedir.

Ter bezi kanallarında tıkanmaya neden olarak etki ettiği düşünülmektedir.

Ne Sıklıkta Uygulanır?

Bir ay boyunca haftada 3-5 gün, 20 dakika süre ile uygulanmaktadır.

Nedenleri Nelerdir?

Genellikle aşırı terleme yapısalolarak ortaya çıkar. Olguların %40·lnda aile öyküsü mevcuttur. Nadiren bir hastalık [tiroid bezi hastalıkları ve şeker hastalığı gibi) veya kullanılan bazı ilaçlar [aspirin ve insülin gibi) aşırı terlemenin nedeni olabilmektedir.

Etkisi Ne Zaman Ortaya Cıkar?

Terlemede azalma 1-2 hafta içerisinde ortaya çıkmaktadır. Birinci ayın sonunda istenen etki elde edildikten sonra 2 haftada ya da ayda bir kez tekrar edilebilmektedir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Ağrılı Bir Uygulama mıdır? Yan Etkileri Var mıdır?

iyontoforez sırasında el ve ayaklarda iğnelenme, karıncalanma hissi, deride hafif kızarıklık ve kuruluk görülebilir Ancak bunlar kısa sürede kendiliğinden düzelir.

Yapısalolarak ortaya çıkan aşırı terlemenin tedavisinde, etkinliği kanıtlanmış olan iki yöntem uygulanmaktadır; 1.iyontoforez 2.Botulinum toksini enjeksiyonu

1.iyontoforez iyontotorez Nedir?

iyontoforez, ellere ve ayaklara, musluk suyu ya da özel ilaçlı bir su içerisinde 15-25 miliamperlik akımın uygulandığı bir işlemdir.

2. Botulinum Toksin Enjeksiyonu Botulinum Toksin Nedir?

Hangi Bölgelerdeki Aşırı Terlemenin Tedavisinde Kullanılır?

Toprakta ve suda bulunan Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir ilaçtır.Botulinum toksini sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir. Aşırı terleme tedavisinde 1994 yılından beri uygulanmaktadır.

Avuç içi ve ayak tabanlarında görülen aşırı terlemenin tedavisinde uygulanır.

Kalp ameliyatı olmuş kişiler nelere dikkat etmelidir

Yazan admin | sağlık | Pazartesi 27 Ekim 2008 10:26 pm

Kalp ve damar cerrahisi uzmanın Prof.Dr. Hayati Özkan yanıtlıyor;
Kalp ameliyatı sonrası hasta, ne kadar sürede normal yaşamına döner?
Kalp ameliyatlarının ne şekilde yapıldığı önemlidir. Eğer kalp akciğer pompası kullanılmazsa kapalı, kullanılırsa açık kalp ameliyatı olur. İkisi arasında önemli farklar vardır. Ayrıca kalp ameliyatlarının çoğunda iman tahtası olarak adlandırılan göğüs kemiğinin kesilmesi ve demir tellerle dikilmesi zorunludur. Bunun oluşturacağı ağrı da ciddi sorunlardan birisidir. Bu ağrının şiddeti kişiye göre değişir. Bazen bir hafta, bazen birkaç ay ağrı sorunu yaşanabilir. Sonuçta kalp ameliyatının tipi ve hastanın ağrı eşiği iyileşmede en etkin parametrelerdir. Hasta bir ay sonra yarım gün, iki ay sonra tam gün büro işi, altı ay sonra ise ağır iş yapabilir. Ayrıca bir ay sonra yavaş hızlarla şehir içi, iki ay sonra şehirlerarası yollarda araç kullanabilir, ilk iki ayda pasif pozisyonda, daha sonra aktif olarak seks yapabilir.
Kalp ameliyatlarından sonra, ne tür fiziksel rahatsızlıklar görülebiliyor?
Birincisi az önce bahsettiğimiz fiziksel travma ve ağrı var. Bu fiziksel travma ve ağrıya psikolojik travma da eklenince vücutta çok önemli hormon değişiklikleri oluyor. Bu hormonsal değişimler her ameliyatta olsa da kalp ameliyatında biraz daha şiddetli olabiliyor. Eğer açık kalp ameliyatı yapılmışsa tüm vücutta iltihabımsı bir tepki oluşuyor. Bu açık kalp ameliyatına özel, vücut dışı dolaşım oluşturulmasından kaynaklanan, sistemik inflamatuvar yanıt dediğimiz, bir tepki. Bu da kişide hastalık hali, halsizlik, iştahsızlık, ateş yükselmesi, mide bağırsak sorunları, idrar azalması, akciğer ödemi, beyin ödemi gibi belirtiler verebiliyor. Bu belirtiler birkaç gün ile birkaç hafta arasında iyileşiyor. Eğer kapalı kalp ameliyatı veya çalışan kalpte by pass yapılmışsa bu tip rahatsızlıklar daha az olabiliyor veya daha kısa sürebiliyor.
Kalp ameliyatlarından sonra aileleri ve yakınları tarafından hastanın huylarının değiştiği söylenir. Bunun ameliyatla ilgisi nedir?
Kapalı kalp ve çalışan kalp ameliyatlarında bu durum çok nadir görülür ve genellikle doğrudan beyin kan dolaşımındaki sorunlardan kaynaklanır. Açık kalp cerrahisinde ise özel bir olay vardır. Kalp akciğer pompasına girip, çıkan hastalara biraz fazla serum yükleniyor. Bu kişiler ameliyattan çıktığında beyinde ödem oluyor. Bu kişilerde testler yapıldığında, ameliyattan sonraki ilk aylarda, beyinin ince zihinsel fonksiyonlarının azaldığı görülüyor. Bu fonksiyonlar genellikle günlük hayata yansımıyor ve bir yıl içinde normale dönüyor. Bir de olayın psikolojik boyutu var. Doğrudan psikolojik travma ve özellikle ölüm korkusu ile depresyon, anksiyete yaşanabilir veya hasta çok agresif olabilir. Bir diğer psikolojik tablo ise bizlerin yoğun bakım sendromu dediğimiz durumdur. Hasta ameliyat sonrası önemli kişilik değişimleri gösterir. Sağlık personeline güvenmez, kendisine zarar vereceklerini düşünür, saldırgan olabilir. Kendisine, çevresindekilere zarar verebilir. Bu tip olay birkaç gün içinde geçer ve genellikle frontal lob dediğimiz beyinin kişilikle ilgili ön kısmındaki geçici sorunlardan kaynaklanır.
Kalp ameliyatı olmuş bir kişiye, yakınları nasıl davranmalıdır?
Ameliyat sonrası dönemde kalp ameliyatı olmuş bir kişiye gerçekten aile çevresi ve yakın dostları destek olmalıdır. Hastada yaşamından önemli bir şeyler kaybettiği korkusu vardır. Halen yine, ameliyat bitmiş olmasına rağmen, ölüm korkusu veya sakat ve yetersiz, faydasız, muhtaç bir insan olma korkusu vardır. Aile fertlerine ve özellikle çocuklarına yeterince destek olamayacağı korkusunu yaşar. Bu nedenlerle hastaya normal yaşamın devam ettiği, sağlıkla ilgili ufak bir düzeltme yapıldığı, bundan sonra hayatın aynı şekilde devam edeceği ısrarla anlatılmalıdır. Bu tip telkinler fayda etmiyorsa bir psikiyatristten profesyonel yardım alınmalıdır.
Günlük yaşamında bu hastaların, nelere dikkat etmesi gerekir?
Kalp ameliyatlarında iki tür düzeltme yapılır. Birincisi kalpteki hastalık ameliyatla tamamen düzeltilmiştir, kişi artık tamamen sağlıklıdır ve artık özel bir tedbir gerekmez. Bu durum basit doğumsal kalp hastalıkları ve bazı kalp kapak hastalıklarında mümkündür. İkinci tip düzeltmede kalpteki hastalık ameliyatla düzeltilse de hayat boyu bazı tedbirlerin alınması gereklidir. Örneğin kalp kapağı ameliyatlarından sonra genellikle ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanmak ve en az ayda bir kan pıhtılaşma testi yaptırmak gerekir. Koroner by pass ameliyatında ise tıkalı veya daralmış damarın yanına bir damar daha ilave edilir ancak eski damarların daha kötü olmaması veya yeni konulan damarında tıkanmaması için ömür boyu sıkı tedbirler almak gerekir. Bu nedenle by pass ameliyatı olmuş hasta ömür boyu perhiz yapmak, spor yapmak ve damar sertliğinden korunmak için bazı koruyucu ilaçlar almak zorundadır.
Yaz aylarında kalp ameliyatı olmuş kişiler, nelere dikkat etmelidir?
Sıcakta damarlar genişler ve vücut sıcaktan korunmak için kalbi ve tüm dolaşım sistemini biraz daha yüksek performansla çalıştım. Aşırı sıcaktan korunmak tüm sağlıklı insanlar gibi kalp hastaları için de gereklidir. Diğer taraftan sıcak aşırı su kaybına neden olur. Su kaybedildiğinde kan koyulaşır ve akışı zorlaşır, akım hızı düşer, kalbin yükü artar. Bu nedenle kapak hastalarında pıhtı oluşabilir, by pass hastalarında damar tıkanıklığı olabilir. Özellikle kalp hastaları ömür boyu bol sıvı almalıdır, vücut hiçbir zaman susuz kalmamalıdır.

Lazer epilasyon hakkında bilgiler

Yazan admin | estetik ve plastik cerrahi, moda ve güzellik | Pazar 26 Ekim 2008 10:30 pm

İstenmeyen tüyler tüm kadınların ortak sorunu. Onlardan kurtulmak için baÅŸvurulabilecek pek çok yöntem, her yöntemin de avantaj ve dezavantajları vardır. Ancak hiçbiri kalıcı bir çözüm deÄŸil. Tüylerinize veda etmek istiyorsanız çözüm: Lazer Epilasyon …
İşin içine güzellik girince özellikle kadınlar tüylere dogal bir olay olarak bakamamaktadırlar. Daha sağlıklı, daha güvenli ve daha hızlı bir yöntem olarak lazer epilasyonun kullanımı her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Bu ileri teknoloji yöntemi ile eski ve aa veren tedaviler giderek terk edilmektedir. Ancak lazer epilasyon hakkında merah edilen bir çok nokta vardır.
Tüylerden Tamamen Kurtulmak için Kaç Seans Gerekir?
Seans sayısı lazer epilasyon işleminin yapıldığı bölgeye, kıl tipine, cilt rengine ve kullanılan lazer tipine göre değişim gösterebilir. Genellikle 5-10-15 seans uygulama ile istenmeyen kıllardan uzun süreli olarak arınılabilinmektedir
Lazer epilasyonun Geleneksel yöntemlere üstünlüğü nedir?
Tamamen kıl kökündeki üretken hücreleri etkileyerek kılların çıkmamasını sağlayan bir yöntemdir.
Kısa süreli seanslarla geniş alanlar kıllardan arındırılabilmektedir. Lazer epilasyon tamamen ağrısız yöntem değildir. Ancak igneli epilasyonla karşılaştırıldığında duyulan acı daha hafiftir.
Seans aralıkları nekadar olmalıdır ?
Seans aralıkları genellikle bir bucuk ay olmakla beraber bu süre kişiye göre veya tedavisinin evresine göre degişebilmektedir. Seans aralıkları tedavinin ilerlemesiyle beraber uzayabilmektedir.
Uygulamaya başlamadan önce dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
Güneş alerjisi olan kişilere uygulamadan önce test yapılmalıdır. Tüylenmenin hormonal araştırılması yapılmalıdır. Tüylenme yapacak ilaç kullanımı, uçuk ve yara iyileşme bozuklukları kullanılan diger ilaçlar ve kremler hakkında doktora bilgi verilmelidir. Daha önce epilasyon yaptırıldıysa teknik ve seans bilgileri doktora verilmelidir. Kişilerin uygulama yaptıkları bölgeleri güneşten ve solaryumdan koruması gerekmektedir. Bunun için bu kişilere en az spf 30 faktör, su geçirmeyen güneşten koruyucu bir ürün önerilebilinir. Ayrıca tedavi günü makyaj yapılmamalı. cilde nemlendirici krem uygulanmamalıdır.

Lazer epilasyon nasıl yapılıyor?
Kıl kökünü tahrip etmeye yönelik laser enerjisi, saniyeden çok daha kısa bir sürede uygulandıgı alandaki birçok kıl kökü tarafından emilir ve ortaya çıkan ısı ile de tahrip edilmektedir. Yöntemin uygulanması sırasında cilt yüzeyinde sadece bir paket lastiginin çarpmasına benzer bir his duyulur. Kılların farklı büyüme evrelerinde oldugu dikkate alınır ise cilt yüzeyindeki istenmeyen kıllardan arınma birbirini takip eden birkaç seans sonucunda gerçekleşmektedir.
Lazer epilasyondan ter bezleri etkilenir mi ?
 Ter bezleri farklı kanalları kullandıgı için tüylerle direk ilişkisi yoktur.
Lazer Epilasyona başlamak için en doğru zaman nedir?
Işık enerjisinin kılda yogunlaşması için cildin koyulaşmaması gerekmektedir. Eger cilt koyuysa, bronzlaşmışsa cilde çarpan ışın enerjisinin bir kısmını cildin içinde bulunan boya maddeleri, melanin ve melanositler tarafından tutulacagı için kıla gidecek enerji düşmektedir. Bu açıdan daha iyi sonuç elde etmek için bronzlaşma önerilmemektedir
Lazer epilasyonun komplikasyonları varmıdır?
 Pigmentasyonda artış ve azalmalarla seyreden geçici lekeler olabilir. Koyu cilde [solaryum veya yakın zamanda güneşlenme varsa) uygulama yapıldıgı taktirde kahve rengi lekelenmeler meydana gelebilmektedir.
Lazer epilasyon tıbbi amaçla uygulanır mı?
Kişinin kendi istegine baglı kozmetik uygulamaların yanı sıra, dogumsal fazla kıllanma, kıl dönmesi gibi rahatsızlıkların erken tedavisinde de kullanılmaktadır.
Lazer Epilasyonun kız çocukları için Başlama yaşı nedir?
ilk menstrasyon (adet) tarihinden iki yıl sonrası en erken uygulama yaşı olarak kabul edilmektedir.
Saglıklı Günler Dileriz

FAKO katarak ameliyatı

Yazan admin | göz sağlığı | Cumartesi 25 Ekim 2008 11:44 am

Bugün için kullanılan en geçerli ve sonuçları en başarılı yöntemdir. En büyük avantajı, çok kısa bir sürede uygulanabilmesi ve göz çok büyük kesilmeden, küçük bir delikten çalışılabilmesidir. Ameliyat sonrası görme gücü çok hızla geri kazanılır ve ameliyat. özel mercekler konarak, dikişsiz yapılır. Hasta çok kısa sürede narkoz almadan, iğne yapılmadan, sadece gözü uyuşturan damlalarla ameliyat olup evine gidebilir ve birkaç gün içinde de günlük yaşantısına yavaş yavaş geri dönebilir.
Adım adım FAKO ameliyatı
1. Ilk olarak hastanın gözüne 4-5 kez gözün yüzeyini uyuÅŸturan bir damla damlatılır. BaÅŸka bir anestezi yöntemine gerek yoktur. Bu ÅŸekilde damla ile yapılan uyuÅŸturmalera “topikal anestezi” denir. Gözün ÅŸeffaf kısmı olan kornea ile beyaz bölümünü oluÅŸturan skıeranın birleÅŸtiÄŸi bölge, katarakt ameliyatında ilk kesinin yapıldığı yerdir. Yaklaşık 3 mm’lik özel bir kesi ile gözün içine ulaşılır. 
 
 
2. Bu kesi yerinden gözün içine, göz dokularını koruma özelliğine sahip özel jöle kıvamında bir madde doldurulur. Bu madde cerraha gözün içinde rahat ve emniyetli çalışma olanağı sağlar.
3.GÖzÜn renkli kısmı olan irisin
arkasında gözün merceği (lensi) bulunur.
(yoğunlaştığı zaman katarakt diye adlandırdığımız doku) Katarakt bir zar içinde bulunmaktadır. Kistotom diye isimlendirdiğimiz bir alet yardımıyla katarakt zarının on yüzünde yuvarlak bir pencere açılır.
4. Ortasında pencere açılan bu zar, kataraktın çekirdeği (nükleus) ve kabuğundan (korteks) sıvı kullanılarak ayrılır. Özel bir enjektör ile zarın yan yüzlerinden arkaya verilen sıvı, zarı diğer bölümlerden soyarak ayırır. Bu işlemle katarakt, kendi zarının içinde serbest bir hale gelmiş olur.
5. Sıra artık kataraktın temizlenmesine gelmiştir. Bu safhada fakoemülsifikatör (kısaca fako) denilen cihaz kullanılır. Bu cihaz ultrasonik güç yani ses dalgası gücünü kullanır. Bu cihazın 2.7mm olan ucu; kataraktı hem parçalar, hem bu parçaları içine emer, hem de boşalan bölgeyi doğala yakın bir sıvı ile doldurur.
6. Sert kataraktıarda ikinci bir alet yardımıyla çekirdeği kırma işlemi yapılır. Sert katarakt daha küçük parçalara kırılarak daha kolay temizlenmesi sağlanmış olur.
7. Kataraktın büyük parçası olan çekirdek temizlendikten sonra korteksin temizlenmesi işlemi yapılır. Korteks, zarın iç yüzeyine yapışık olan bir tür iç kabuktur. Kataraktın doğal zarının boş ve temiz bir torba haline gelmesi sağlanmış olur.
S.GÖzÜn içi artık katarakttan temizlenmiştir. Rahat ve emniyetli bir çalışma için yeniden jöle madde ile doldurulur. Artık bu madde kataraktın boşaltlığı zarının içini doldurabilmektedir.

9. Sıra suni göz içi lensini, çıkarılmış olan doğal lensin (katarakt) yerine yerleştirmeye gelmiştir. Özel bir maddeden yapılmış olan bu suni lens, yumuşak olduğu için katlanabilmektedir.
 Yine özel sistemlerle katlanarak 3 mm.  ~
olarak hazırlanmış olan kesiden gözün içine sokulur ve daha sonra da doğal
lens zarının içine yerleştirilir. Bu lens, gözde reaksiyon yapmayacağı bilimsel olarak kanıtlanmış (50 yıldan fazla bir süredir) özel bir maddeden imal edilmiştir.
10.Artık ameliyat tamamlanmıştır. Herhangi bir dikiş koymaya gerek kalmaksızın hasta ameliyat masasından kalkabilir. Yaklaşık 1 saat sonra gözünü açabilir ve evine dönebilir.
Ameliyat süresi
Yaşa bağlı katarakt ameliyatı, cerrahın tecrübesine ve gözün durumuna göre yaklaşık olarak 15 dakika içerisinde tamamlanır.
İyileşme süresi
Ameliyattan sonra hastanın normal görüşe kavuÅŸması için geçen süre, ameliyatın zorluÄŸuna, kataraktın sertliÄŸine baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸir. Genellikle yumuÅŸak kataraktıarda çok daha hızlı bir düzelme olurken, çok sert bir kataraktın hem ameliyat, hem de düzelme süresi biraz daha uzundur. 1 hafta -15 gün içerisinde çok iyi bir görme noktasına gelinir. Hasta lS’inci günle 30′.uncu gün arasında tamamıyla iyileÅŸir. DoÄŸru zamanda gelip ameliyatını olmuÅŸ bir hasta, 1-2. günde bile düzelebilir.
Ameliyat sonrası
Her cerrahi müdahalede risk vardır ve enfeksiyon da bunlardan en önemlisidir. Hastaya önlem olarak bir antibiyotikli damla verilir. Ameliyat olan kişinin damlasını doğru kullanması, özellikle ilk 48-72 saat içinde enfeksiyona karşı çok dikkat etmesi ve hijyen şartlarına uyması gerekir.
. . . .
• Hiçbir şekilde ameliyatlı gözünüzü ovuşturmayın ve baskı uygulamayın.
• Başlangıçta geceleri bir göz bandını koruyucu olarak kullanabilirsiniz. Ameliyatlı gözünüzün bulunduğu taraf üzerine yatmayın.
• Ameliyatlı göz, su ve sabunla temas etmemelidir. Bu nedenle ilk bir hafta saçınızı kendiniz yıkamayın, başınızı arkaya eğerek başkasına yıkatıp kurulatın.
• Eğer dışarı çıkacaksanız, rüzgarlı ve güneşli havalarda koruyucu gözlük ve göz bandajı kullanın.
• Ağır bedensel hareketlerden kaçının, ağır yük kaldırmayın ve taşımayın. Eğer muhakkak eğilecekseniz, başınızı ve vücudunuzu öne eğerek değil, dizlerinizi bükerek eğilin.
• Yüzme, daima ve diğer su sporlarını ne zaman tekrar yapabileceğinizi göz doktorunuza danışın.
• Doktorunuz kontrollerden sonra size onay vermeden, otomobil kullanmayın.
• En önemlisi ameliyat sonrası doktorunuzun önerdiği ilaçları zamanında kullanın ve kontrollere mutlaka zamanında gidin.
• Ameliyattan ortalama 1 ay sonra, geceleri kullanabileceğiniz bir gözlük, göz doktorunuz tarafından reçete edilir.

Katarak nedir, belirtileri ve tedavisi

Yazan admin | göz sağlığı, hastalıklar | Cumartesi 25 Ekim 2008 10:59 am

Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ve buna bağlı olarak görmenin azalması ile sonuçlanan göz rahatsızlığıdır. % 90 yaşa bağlı (senil katarakt) ortaya çıkar. Daha az görülmekle birlikte, travma, bazı sistemik hastalıklar, üveit gibi göz rahatsızlıkları, steroid gibi bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak ikincil katarakt gözlenebilmektedir.
Özellikle troid ve diyabet hastalarında katarakt gelişimi daha çabuktur. C vitamini eksikliği, güneşin ultraviole ışınları gibi etkenler katarakt gelişimini hızlandırır.
Doğumsalolarak bebeklerde de konjenital katarakt görülebilir. Yaşlılığa bağlı senil katarakt gelişimi genellikle asimetrik de olsa her iki gözde başlar. Puslu görme, renk kalitesinin bozulması, giderek görme keskinliğinin azalması, katarakt belirtileridir. Düzenli göz kontrolü ile katarakt başlangıcı saptanabilir ve müdahale zamanı belirlenir. Bu nedenle özellikle 40 yaş üzerinde düzenli göz kontrolü gereklidir.
Tanı için kullanılan yöntemler
Katarakt tanısında, hastanın gözünün içine mikroskopik olarak bakılmaktadır. Kataraktın içinden, özel bir lazer yöntemiyle hastanın ameliyat sonrası ne düzeyde göreceği de belirlenmektedir.
 
Oculus Pentacam Göz Tarayıcısı ile katarakt analizi yapılmaktadır. Lens yoğunluğu, bu cihaz sayesinde analiz edilmekte ve niceliği saptanmaktadır.
Speküler mikroskopi, katarakt operasyonu öncesi tüm hastalara uygulanarak, hastaların kornea endotelinin (gözün şeffaf tabakasının en derin kısmı) operasyondan nasıl etkileneceği önceden tespit edilmektedir. Operasyon sırasındaki manevralar bu sonuca göre düzenlenmektedir.
Katarakt ameliyatı ne zaman yapılmalı?
Hastanın görmesi kendine yetmediği ve katarakt tanısı konulduğu andan itibaren ameliyat yapılabilir.
DoÄŸumsal kataraktlar
Anne adayının hamileliğinin ilk dönemlerinde geçirdiği kızamıkçık hastalığı, antiviral ilaçlar.gibi etkenler, çocukta doğuştan katarakta neden olabilir.
Doğumsal kataraktı, ancak çok dikkatli aileler farkedebilir. Çocuk hekiminin de bu konuda hassas olması, doğar doğmaz yapılan genel muayenede, bebeğin gözüne tutacağı basit bir ışık yardımıyla birtakım tespitlerde bulunması mümkündür. Bütün bunlar yapılmadıysa çocuk en geç 2 yaşında, farkedilir bir problemi olsun olmasın, mutlaka bir göz doktoruna kontrole getirilmelidir.

Bilinçsizce yürümek sağlıklı spor olarak sayılmıyor

Yazan nil | Spor, sağlık | Salı 21 Ekim 2008 12:51 pm
 

Kocaeli üniversitesi (KOÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Müdürü Prof. Dr. Yavuz Taşkıran, yürüyüşün egzersiz olarak seçilmesinin başlıca nedeninin herkesin kolaylıkla yapabilmesi olduğunu; ancak kişinin yürüyüş öncesinde mutlaka genel sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi.Taşkıran, yürüyüşün özel bir hüner ve pratik gerektirmediğini, rahat bir ayakkabının dışında hiçbir özel ekipmana ihtiyaç duyulmadığını belirterek, genellikle orta ve ileri yaşlardaki kişilerin tercih ettiği sporun sıcak yaz günlerinde kâbusa dönüşmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Spor amaçlı yürüyüş öncesi mutlaka spor hekimine danışılmalı” diyen TaÅŸkıran, yürüyüş öncesi kan kontrolü yapılmasının, tansiyon ve diyabet durumlarının kontrol altında tutulmasının önemli olduÄŸunu kaydetti. Sıvı tüketimi alışkanlığının da kazanılması gerektiÄŸini ifade eden TaÅŸkıran, ÅŸu tavsiyelerde bulundu:

“Herkesin kolaylıkla yapabilmesi nedeniyle genellikle orta yaÅŸ ve üzeri kiÅŸilerce tercih edilen egzersiz yöntemi, ciddi bir genel saÄŸlık kontrolünün ardından uygulanmalı. KiÅŸinin geçmiÅŸine, ailesinde kalp, solunum, dolaşım, tansiyonla ilgili problemi olup olmadığına da bakmak, spor eÄŸiticisi tarafından kiÅŸiye özel hazırlanan programla çalışmak gerekir. Her yaÅŸ grubuna göre süre ve ÅŸiddetin ayarlanması, yürüyüş güzergahlarının iyi belirlenmesi önemlidir. Egzoz dumanı altında, kentin göbeÄŸinde sportif amaçlı yürüyüş olmaz. Birçok kentimizde yürüyüş yolları dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiÅŸ ÅŸekilde iki cadde arasına yapılmıştır! Kent orman tarzı, aÄŸaçlık ve yükseltisi olan mekanlar yürüyüş için tercih edilmelidir.”

Sport Medicine Digest dergisinde yayımlanan bir araÅŸtırmaya göre, düz yolda saatte 6 mil hızla gerçekleÅŸtirilen yürüyüşün 5 mil hızla bisiklete binmeye eÅŸdeÄŸer olduÄŸunu dile getiren TaÅŸkıran, yürüyüşün önemli miktarda enerji harcatma yöntemi olduÄŸunu kaydetti. AraÅŸtırmada, yüzde 10 eÄŸimli bir yolda 45 dakikalık yürüyüşün 65 kilogramlık bir kiÅŸiye 500′ün üzerinde kalori yaktıracağının yer aldığını bildiren TaÅŸkıran, şöyle devam etti:

“Yürüyüş ile ilgili yapılan çalışmada 40-56 yaÅŸları arasındaki kiÅŸilerin 20 haftalık çalışma sonunda dayanıklılıklarının yüzde 28 oranında arttığı belirlenmiÅŸtir. Ayrıca, bu kiÅŸilerdeki tüm uyku düzensizlikleri de kaybolmuÅŸtur.”

Besin grupları ve günlük alınması gereken besin miktarları

Yazan admin | Spor, diyet listeleri, moda ve güzellik, sağlık | Salı 21 Ekim 2008 1:53 am

Besin grupları ve günlük alınması gereken besinler:
Yeterli ve dengeli beslenmek için değişik yaş, cinsiyet ve özel durumlardaki bireylerin enerji ve besin öğeleri gereksinmeleri farklıdır.
Besinlerimiz, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden farklıdır. Bazı besinler proteinden, bazıları karbonhidrattan zengindir. Bu nedenle, besinlerimizi, besleyici değerleri yönünden 4 grup altında toplayabiliriz. Bu grup içinde yer alan besinler, birbirinin yerini tutar. Günlük beslenmemizde her gruptan besin bulunur ve bunların miktarları gereksinmemize uygun olursa, yeterli ve dengeli besleniriz:

Grup 1: Süt ve sütten yapılan yiyecekler: Bu grup kalsiyum için en iyi kaynaktır. Süt, yoğurt, peynir, çökelek, süt ile yapılan tatlılar bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçından günde 2 porsiyon yenilmelidir. En az bir büyük su bardağı süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu büyüklükte peynir, bir küçük kase muhallebi veya sütlaç bir porsiyon kabul edilir. Bu gruptaki yiyecekler özellikle büyümekte olan çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar ile yaşlılar için önemlidir. Yetişkin ve normal durumda olan kişilere günde iki porsiyon, çocuklar, gebe-emzikli kadınlar ve yaşlılar 3-4 porsiyon almalıdır.
Grup 2: Et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye, mercimek, ve bu besinlerden yapılan ürünler: Bu gruptaki besinler protein, B vitaminleri ve demirden zengindir. Enerji de verirler. Herhangi birinden ya da bir kaçından her gün 2 porsiyon yenilmelidir. Bu grup besinler, öğle ve akşam birinci yemeği oluşturur. Öğünlerden birinde kurubaklagil, birinde etli sebze yemeği yeterlidir. Etin yerine balık veya tavuk da yenilebilir.Gençler, gebe-emzikli kadınlar bu gruptan 3 porsiyon almalıdır.
Grup 3: Taze sebze ve meyveler: C vitamini, birçok vitamin ve mineral gereksinmemizi bu gruptan karşılarız. Karnabahar, kereviz, patlıcan, enginar, pancar, kabak,domates, salatalık, biber, yeşil yapraklı sebze ve otlar, havuç, her türlü meyveler bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçının karışımından her gün 5-7 porsiyon yenilmelidir
Grup 4: Tahıllar ve tahıllardan yapılan yiyecekler: Bu grup temel enerji kaynağımızı oluşturur. Ekmek, makarna, şehriye, pirinç, bulgur, kuskus, börekler, un ve irmikten yapılan tatlılar bu gruptandır. Ekmek, her öğün yediğimiz yiyecektir.Yetişkin bir kişi için öğünlerde bile 1-2 orta dilim ekmek yeterlidir. Hareketi fazla olan kişiler bunun iki üç katını yiyeceği gibi, daha çok oturarak iş yapan kişilerin bir porsiyondan fazla yemelerine gerek yoktur. Hareketli kişiler yaptıkları işin derecesine göre 2-3 porsiyon yiyebilirler. Bu gruptan günde 4-6 porsiyon yenilmelidir.
Bu gruplarda belirtilmeyen, fakat yiyeceklerimize lezzet vermek için kullandığımız yağlar, şeker, salça ve baharat vardır. Şeker ve şekerli tatlılar vücuda sadece enerji sağladığından bunların fazla tüketilmesi şişmanlığa neden olur. Beden hareketi çok olan işçiler ve sporcular her yemekte tatlı yiyebilirler.Günlük yediğimiz yağların aşağı yukarı yarısı, yiyeceklerimizin bileşiminden gelir. Özellikle etle pişirilen yemeklere ilaveten yağ koymaya gerek yoktur. Katı ve sıvı yağlardan dengeli bir şekilde yenmelidir. Günlük bir kişinin alacağı yağ miktarı 20-30 g. (2-3 silme yemek kaşığı) kadardır. Bu yağın 1/3 ü bitkisel sıvı yağlar, 1/3ü zeytin yağı, 1/3 ü katı yağ olmalıdır.

Besinlerin tazeliği ve temizliğinin vucudumuza ve sağlığımıza etkisi

Yazan admin | Spor, Yemek, sağlık | Salı 21 Ekim 2008 1:40 am

Besinler vucudumuzda en etkili kriterlerdir.Besin alırken bir çok kurala dikkat etmeliyiz. Besinlerin tazeliğinin vücudumuza etkiside büyüktür. Taze besin, sağlıklı vitaminli ve minarali bol , içerisinde vucudumuza zarar verebilecek organizmaların oluşmadığı besinlerdir.Bu tarz besinleri tercih ederek besin zehirlenmelerinden korunulmalıdır.Bu durumda besinlerin temizliğininde vucut sağlığımıza etkisi kaçınılamaz.
Taze besinlerin ve temiz besinlerin seçimi ve besinlerin hazırlanmaları sırasında uygulanması gereken bazı kurallar vardır ve bunların uygulanması sağlık ve temizlik açısından önemlidir. Bu kurallara uyulmadığı takdirde besin zehirlenmeleri meydana gelir. Bu kuralları şöyle sıralayabiliriz:
• Hastalık yapabilecek şüpheli besinler, özellikle küflenmiş olanlar yenilmemelidir.

• Sağlam, zedelenmemiş, bozuk olmayan besinler seçilmeli ve satın alınmalıdır.
• Besinlerin hazırlanma, saklanma ve servis edilmeleri sırasında hastalık etmeni
mikroorganizmalar ile kirlenmesi önlenmelidir
• Zehirli mantarları gözle ayırt etmek mümkün olmadığı için kültür mantarları dışında
mantar tüketilmemelidir.
• Hazırlama, saklama ve servis sırasında kullanılan araç, gereçlerde
mikroorganizmaların çoğalması önlenmelidir.
• Mutfak ve yemek yenen yerlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

• Herhangi bir haşere ve mikroorganizma bulaşmasından kuşkulanılırsa, taze
sebzeler 20 dakika tuzlu veya klorlu suda bekletilmelidir.
• Besinlerin bakteriler tarafından çıkarılan toksinlerden başka zehirli maddelerle
karışması veya kirlenmesi önlenmelidir.Özellikle temizlik maddeleri, DDT gibi haşere
öldürücü ilaçlardan sakınmalıdır.Bu gibi maddeler besinlerden uzak yerlerde;
örneğin depo olarak kullanılan ayrı oda veya kilerlerde, etiketlenmiş olarak
saklanmalıdır.
• Çiğ yenecek sebze ve meyveler, pişirilecek taze sebzeler ve kuru meyveler,
temizlenmiş ve pişmeye hazır tavuk, balık, parça etler ve yumurta iyice yıkanmalıdır.
• Sebze ve meyveler toz, topraklarından ve ilaç kalıntılarından temizlenmesi için bir
müddet su dolu bir kapta bekletildikten sonra, bol su ile birkaç kez yıkanmalıdır.
• Besinlerin hazırlanması, saklanması, pişirilmesi, servis için sıcak tutulması, yeniden
ısıtılması sırasında uygulanacak sıcaklık dereceleri bakterilerin çoğalmasını
önleyecek yeterlilikte olmalıdır.
• Et, tavuk, balık, süt, yumurta ve bunlarla hazırlanmış yemekler 16-490C arasındaki
en tehlikeli bölgede, asla bırakılmamalıdır.
• Besinler oda sıcaklığında bütün gece boyunca bırakılmamalıdır.
• Toz ve haşerelerden korumak için üzeri daima kapalı olarak saklanmalıdır.
• Sıcak yemekler en kısa sürede soğutularak buzdolabına konulmalıdır. Pişmiş
yemekler, oda sıcaklığında kendi kendine soğutulmaya bırakılmamalıdır.
• Çabuk bozulan et, tavuk, balık, süt, yumurta gibi besinlerin dükkanlarda güneşten
uzak ve buzdolabında saklanmaları gerekir. Satın alındıktan sonra yine
bekletilmeden hemen buzdolabına konulmalıdır.
• Dondurulmuş besinler, buzdolabının alt raflarında bekletilerek çözdürülmelidir.
Çözülme işi oda sıcaklığında, radyatör üzerinde ve altında, hafif ateşte veya güneşli
yerde yapılmamalıdır.
• Çözülmüş besinler bekletilmeden pişirilmelidir.
• Etler, birer yemeklik miktarlarda, yassı bir şekilde paketlenmiş olarak
dondurulmalıdır.
• Kırık, çatlak ve kirli yumurtalar satın alınmamalıdır.
• Kıyma ve organ etleri uzun süre saklanamadığından kısa sürede tüketilmelidir.
• Süt ve sütlü besinler, krema, deniz ürünleri, soğuk etler, ordövrler, kanepeler, sosis,
salam, yumurta ve yumurtalı besinler, kremalı pasta ve tatlılar, kıyma kullanılmış
besinler, sandviçler devamlı olarak buzdolabında (+50C nin altında) saklanmalıdır.
• Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini
artırır.
• Ekmek ince dilimlenip kızartılırsa besleyici değeri azalır.
• Tarhananın besleyici değeri yüksektir. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek,
havuç eklenmesi değerini daha da artırır.Tarhana yapılırken güneşte kurutulursa,
süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, vitamin B6 ve folik asit değerleri
azalır.
• Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece
un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan daha fazladır. Şeker yerine pekmez
kullanılması besleyici değerini daha da artırır.
• Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konur ve birlikte pişirilirse veya fırında yüksek
sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır. Pastörize veya sterilize uzun ömürlü
sütleri kullanın.
• Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve
böylelikle protein değeri artar.
• Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre
pişirilirse, besleyici değeri azalır.
• Sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini
değeri azalır.
• Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilirse, haşlama ve pişirme suları atılırsa vitamin
ve mineralleri azalır.
• Meyveler kesildikten ya da suyu sıkıldıktan sonra bekletilirse C vitamini değeri
azalır.Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilse bile vitamin değeri azalır.
• Yağ yakıldıktan sonra yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir.
• Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır.Yine, yoğurt torbaya konup
süzülür, süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur.

• Ambalajlanmış ürünlerde özellikle son kullanma tarihlerine dikkat ediniz. Son
kullanma tarihi geçmiş ürünleri satın almayınız.
• Üzerinde etiketi olmayan, ambalajı bozulmuş ve kapağı bombeleşmiş olan
konserveler sağlık için son derece zararlıdır.
• Ambalajlanmış ürünleri alırken mutlaka etiket bilgilerini okuyunuz.

Sonraki »