Türkçe, İngilizce Hazır CV örnekleri indir

is-cv-hazirlamaEvet, kendinize göre bir iş ilanı buldunuz ve cv göndermeniz gerekli eğer daha önce cv (özgeçmiş) örneği hazırlamadıysanız size biraz zor gelebilir. Ama cv hazırlamak hiçde okadar zor değildir. Sizin için İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanmış CV Özgeçmiş örneklerini buradan indirebilir ve kolayca kendinize göre düzenleyebilirsiniz.

Türkçe ve İngilizce boş cv özgeçmiş örnekleri indir;

 

Türkçe boş cv örneği indir

Türkçe boş hazır cv örneği 2 indir.

İngilizce hazır cv örneği indir

ÜTOPİK DEĞİL GERÇEK

Bu aralar sorar oldum kendime:” Hücrelerimin benim için harcadığı eforu, ben toplum için harcadım mı?”. Tabiki yanıt olumsuzdu. Belgesel kanallarında doğadaki organizmaların ne kadar mükemmel olduğu anlatılır; hangi durumda nasıl davrandıkları, kusursuzlukları, hemcinsleriyle etkileşimleri kare kare gösterilir. Bütün bu organizmaları da kusursuz yapan şey yapı taşlarının(hücrelerinin) mükemmel işleyişinde saklı değil midir zaten? Bütün bu yapıtaşları farklı fonksiyonlarına rağmen TAM İSTİHDAM’dadır. Hiç biri yan gelip yatmaz, kendi programı çerçevesinde hareket eder ve ortaya Batı’nın mükemmel diyebileceği organizmaların davranışlarını belirler/etkiler. Peki azgelişmiş toplumlar bu organizmaların yapılarını yorumlayarak kendi eksikliklerini doğru tespit edebilirler mi?
Örneğin en basitinden, her organı farklı iş bölümleri  olarak ele alsak; hücreleri de birey olarak ele aldığımızı düşünelim. Beynin de Devleti temsil ettiğini düşünelim. Öncelikle bu karşılaştırmayı azgelişmişliğin alt etmenleriyle ayrı ayrı da yapabileceğimizi göz önünde bulundurarak, organizmalardan yola çıkarak (1.) ilk olarak iş bölümünün gerekli olduğu kanısına varabiliriz.(farklı organlar, farklı fonksiyonlar) yani bir bireyin yoğun olarak bir işle uğraşmasını sağlayacak sosyal sistem oluşturulmalı. (2.)İkincisi toplumda istihdamı sınırlayan her türlü etmenleri özellikle sosyal etmenleri ortadan kaldırmak gerekir(Organizmalarda hücreler ya üretir ya ölür) örneğin, “ev hanımı” anlayışı -toplumdaki cinsiyet dağılımını eşit varsaydığımızda- üretkenliği yarı yarıya azaltır. Bu yüzden toplumdaki tüm bireylerin ülkenin üretimine katma değer sağlayacak hale gelmesi gerekir. (3.) Bireylerin “çalışma yaşamı”yla, “emeklilik beklentileri” arasındaki farkı en aza indirecek bir eğitim sistemi, iş koşulları, sosyal, yasal düzenlemeler gerçekleştirmelidir.(hücreler daima çalışır) En basitinden çalışırken bireylerin çalıştığı konuda daha fazla bilgilenmesini, eğitilmesini sağlayacak bir sistem oluşturulabilir; ya da “Teknik Katma Değere Teşvik Fon”u açılıp bu tür katma değer üretenlere fondan pay ödenebilir. “Çalışma yaşam”ının bireye zorunluluktan ziyade “ihtiyaç” gibi görünmesi sağlanabilirse zaten “emeklilik” kavramını zamanla eritebilecektir. Bana sorarsanız Emekliliğin fazla istenmesi demek, o toplumda; mesleğini sevmeyen kişinin çok fazla olması, çalışma yaşamındaki düzensizliklerin çok fazla olması, genel siyasi belirsizlik nedeniyle bireylerin gelecek kaygılarının yüksek olması, çalışan bireylerin “çok çocuk” ve “ev hanımı” anlayışı nedeniyle ekonomik yükünün fazla olması vs. demektir. Tüm bunlar aslında kişinin “çalışma yaşamı” ile “emeklilik beklentisi” arasında farkı çoğaltmaktadır. Aynı zamanda son sayılan özellik, 4. etmen olan “gelir dağılımı” ile de bağlantılıdır.(hücreler arasında kan dolaşımı ve besin dağılımının uyumu) “Çekidek ailedeki gelir dağılımı” düzgün olursa, -eşlerin birlikte çalışması- gibi, bu durum genel gelir dağılımın ani bir şekilde çok düzgün seviyelere çıkmasını sağlar ve aynı zamanda emeklilik beklentisini azaltır,  ekonomik yük bölüşülmüş olduğundan ekonomik risk azalır ve gelecek kaygısıda yarı yarıya inmiş olur. 5. etmen Devlet’in fonksiyonu (beyin) bu fonksiyon da diğer fonksiyonların düzgün çalışması için destek sağlar. Çalışma yaşamını zorlaştıran itici etkileri azaltmak, gelir dağılımını en düzgün seviyelere çıkarmak, iş bölümleri arasındaki uyumu sağlamak, “çalışma yaşamını”  özendirici, zorunluluktan ziyade ihtiyaç olarak algılanmasını sağlayacak düzenlemeler getirmek daha birçok şey sayılabilir. Organizmaların karmaşık özelliklerini bilen Tıp uzmanları ya da bu konuya meraklı okuyucular daha birçok yorum yapabilir ve çözüm üretebilirler. Oluşturmuş olduğum sistem gözünüze ütopik gözükebilir ama gerçekleştirilemeyecek değildir  çünkü örnek aldığımız sistemler “ütopik değil gerçektir”.

İş Arıyorum

Bu günlerde krizinde ekisiyle işsizlik oranları artmaya başladı.  Dolayısıyla iş arayanlarında sayısı artmaya başladı. Herkes vasıflı veya vasıfsız olsun iş bulma derdinde. Ekmek aslanın ağzında yani. Blogyorum da bu konuyu açmamın nedeni iş arayanların yorum yapabileceği hangi sektörlerde iş aradıklarını veya önerilerini paylaşmaları yazmaları ve yorumlamaları.

Belki buraya yazacağınız iki satır hayatınızı değiştirebilir.

Kolay para kazanmak için

Her insan kolay para kazanmak ister ve bunun içinde arayış içindedir. Rahatı sever insanoğlu ve rahata kolay alışır. Aslında insanoğlu her yapıya alışıktır. Mevcut durum ve koşullara kolay ayak uydurur. Tramvalar sadece rahata alışıp, zora girdiğinde oluşur. Hayattaki beklenmedik olumsuzluklar sıkıntı yaratır.Bunların en önemlilerinden biridir para, ihtiyaçtır. Olamazsa olmaz parayı nasıl kolay kazanabilirim? sorusunu herkes kendine sıkça sormuştur. En kolayı bir işe girip çalışmaktır. Peki ya yapabileceklerin ve yaratıcılığın ne olacak. İşte kimse kendisindeki cevherin farkında değil herkesin zevk alabileceği işler vardır bunlar üzerine odaklanmak insanın temel mutluluğudur, sevdiğiniz işi yapmak ve yaratmak getirisi para olarak düşünülmemelidir. Onun getirisi zaten sizin mutlu olmanıza yetecektir. Ama hayattaki bir takım sorumluluklar sizi bu hayallerinizden uzak tutacak ve hedeffinize ulaşmada süreci geciktirecektir. Mesela bakmak zorunda olduğunuz bir aileniz varsa, ortak görüş almalı adımlarınızı daha sağlıklı atmalısınız. Bu noktada isteklerinizi ve hedefinizi iyi belirlemelisiniz. Mutlu olmak para demek değildir. Mutlu olmak çevrenizde kendi yarattığınız potansiyelin sizi mutlu etmesidir. Her insan tercihlerini kendi yapar ve bu yaptığı tercihlerden pişman olmamalıdır. Bana göre kolay para kazanmak diye birşey yoktur, sadece imkanları ve olasılıkları değerlendirerek dahada önemlisi çalışarak kazanma vardır. Çalışmadan paranın parayı kazandığı sistemlerin nasıl çöktüğüne zaten şahit oluyoruz. Çalışın ve hakkınızı arayın. Kolay para kazanan kolay harcar. Haydan gelen huya gider. Doğa öyle bir denge üzerine kurulmuştur ki; aslında kimsenin hakkı kimsede kalmıyor. O bir şekilde dengesine ve doğrusuna oturuyor.

Otomobil sektöründe kriz ve global kriz 2008-2009

Global krizin en çok vurduğu sektörlerden biri otomobil sektörü. Bir çok ünlü firma işçi memur manager kadrolarını küçültmeye başladı. Krizden etkilenmeyen ve yatırım yapmaya devam eden firmalar ise gıda sektörü ve gıda sektörüne endeksli çalışan (ambalaj, yarı mamaul vs. ) firmalar. Bence kriz döneminde bu tarz sektörlerde iş bulma şansınız var. Kriz döneminde bulunan iş, sağlıklı ve geleceği olan iştir.

Ama en önemlisi sevdiğiniz ve mutlu olabileceğiniz iştir. 

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına :-)

Ekonomik kriz 2008 alıp başını gidecek

Evet 2008 in son çeyreğinde ekonomik kriz kendini göstermeye başladı. Cepinde nakiti olan kral oldu. Bankalar para kalmadı ve kredi veremez durumda, verilen kredileriden çok yüksek faiz istemekteler. Lüks yaşamaya alışmış millet sıkıntı sizde başlıyor. İşçi zaten aynen devam 300 – 500 -700 YTL maaş ne farkederki. Kiralar almış başını gitmiş. Kolay kazanmayı seviyoruz, kiraya ver evini yat uyu yoköyle yağma kiracı kranı veremezse ne olacak daha bunlar başlayacak. 

Daha yeni başlıyor kriz, 2009 dahada kötü olacak, yaratılan kaynaklarda eriyecek, yemeyin beyler hakkı eşit dağıtın diyorum. Ozaman düzelir ekonomi işçini maaşını kısmakla değil emeği hakkını vermekle. Herkes kazanmalı ki; harcamalı ve ekonomi döngüye girmeli, zenginin daha zengin olduğu bu sistem zaten çökmeye mahkumdu ve öylede oluyor. İyi seyirler…..

Türkiye ve ekonomik kriz 2008 2009

Ben çevremden gördüğüm kadarı ile, bahsedilen ekonomik kriz Türkiyede daha yeni yeni gelmeye başladı. Küçük işletmeler, çeklerini fazlası ile kırdırmaya, hatta çekler karşılıksız çıkmaya başladı. Çok önemli bir 2008 son çeyrek yılı göreceğiz. Özel sektörde ve kobilerde, işçiye olan baskı azalmaya başladı. Çünkü çıkan işçinin yerine daha iyisini bulmak zor. Faktöring şirketleri çek kırma işlerinin artmasında dolayı iyi durumdalar. Bakalım bu çeklerin dönüşleri nasıl olacak.

Burada hükümete çok fazla iş düşüyor. Bu krizi yansıtmadan engelleyebileceklermi , kaynak yaratabilecekler mi?

Sizlerinde ekonomik konulardaki paylaşımınızı bekliyoruz. Üye olmadan yorum yapabilirsiniz.

 

Presenteeism (presenteizm) hastalığı nedir?

Presenteeism hastalığı nedir?

Presenteeism kendisi işte olup aklı bambaşka alemlerde olma, iş performansını gösterememe durumudur.
Sebepleri ise aşırı iş yükü, işsiz kalma korkusu,  kararlara verme yetkisinin olmaması veya yöneticisinin desteğini alamama duygusu veya işkolik olmak.
Bu durumun şirketlere ciddi maliyetleri söz konusudur ve insan kaynakları ve üst düzey yöneticilerin değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Bu presenteizm hastalığının sebepleri ise ;

1.) Tükenmişlik duygusu (amaçlara ulaşmak için fiziksel ve psikolojik kaynakların tükenmesi)

2.) Fiziksel sorunlar ve sağlık sorunları (fiziksel sıkıntılara  hastalıklarına bağlı yetersiz performans)

3.) Ruhsal problemler  (kaygı, depresyon, odaklanma problemleri, konsantrasyon güçlükleri)

4.) İşeyerindeki çeşitli baskılar (şirketin politikası, kafası uyuşmayan çalışma arkadaşları, üst yöneticilerle yaşanan sıkıntılar, performans ve verimlilik konularının göz ardı edilmesi, stres yaratır.Konsantrasyonu ve yaratıcı düşünceyi köreltir.)

5.) Özel hayattaki baskılar ( ulaşım, ev ortamı, çocuk, yaşlı veya bağımlı bakımı, evlilik ve ilişki güçlükleri, finansal problemler, işyerinde tam kapasite çalışmaya engellerdir.)

6.) İşe olan bağlılık ( Aylak olma durumu, özel işlerine yoğunlaşma, şirket politikası,kültürü veya kararlarından memnuniyetsizlik olma durumu ve benzeri sebeplerle tam kapasite çalışmama durumudur.)

Türkiye pek bilmiyor.
Presenteeism, dünyada ve Türkiye’de de bir problem olarak iş piyasalarını tehdit ediyor.Türkiye’de presenteizmden kaynaklanan sorunlara karşı tam anlamıyla bir bilincin oluştuğunu söylenemez.Grip aşısı, motivasyonu artıracak eğitimler ve uygulamalar, uygun bütçe ( geçim standardını oluşturmak), esnek çalışma saatleri ve sağlık problemlerine karşı uygulamalarla bu presenteizm aşılmalıdır.

İşyerinden Tazminat Almanın Yolları

Ben dahil bir çok çalışan bazen çalıştığı işyerinden ayrılmayı düşünüyor, ve bazen bu tazminatı bırakmamak uğruna mutsuz olduğu işyerine devam etmek zorunda kalıyor. Maalesef hayatın bir parçası bu. Senelerini, emeğini şirketine adamış olmak ve bunun neticesindede ayrılmak istediğinde mal gibi ortada kalmak. Yok böyle bir şey köleci bir zihniyet hala devam ediyor.

Peki burada tazminat almanın yollarını değerlendirmek istiyorum herkes başına geleni ve örnekleri yazarsa iyi bir yola ulaşağımızı düşünüyorum.

Bence en güzeli işverenle oturup konuşmak, analaşmaya çalışmak olmalı.Olmadı artık başka yolları denemeliyiz.

BU yollar neler olabilir bilmiyorum aam sanırım kadınlar erkeklerden bu konuda biraz daha şanslı. Mesela; ” Evlenen kadın işçinin, nikah tarihinden itibaren bir yıl içinde, evlenme sebebiyle işyerinden ayrılma talebi halinde, “evlenme sebebiyle” kıdem tazminatına hak kazanır. Bu talep tarihi bir yılı aşarsa artık evlenme sebebiyle iş akdinin feshi hakkı kaybolmuş olur.”gibi maddeler var.

Başka, işi yavaşlatma gibi kişisel yöntemlere belki başvurulabilinir.

Başka ne yapabiliriz? Herkesin görüşü gerçekten çok önemli!