Garanti Bonus Kredi Kartı Başvurusu mu? SAKIN !!!

kredi-kartiKredi kartı almayı düşünüyorsunuz ve aklınıza garanti bonus başvurusu geldi değil mi? Çünkü çok reklam yapıyorlar ve para bonus kazan diye özendiriyorlar . EVet kazanıyorsunda ama sene sonu geldiğinde emin olun sizden daha fazlasını geri alıyorlar . Nasıl mı ? çok basit yıllık kart aidat bedeli ile .. Ayrıca burnundan kıl aldırmayan tek banka inanaınki Garanti bankası .. Ben yaklaşık 10 yıldır garanti bankası müşterisi idim ama bir-iki senedir ödediğim kredi kartları aidat bedeli 200 tl yi aştı .  Premium olunca kartınız senelik kart bedelide artıyor 23 liradan başlıyor kart değeri yükseldikçe 60-80 lira oluyo ücret . Birde kazandırdıkları bonustan sizi haberdar edeyim. aylık 1000 tl alışveriş karşılığında emin olun 5 tl bonusu geçemeyeceksiniz. ( çok özel bir kampanya yoksa) . senede 5*12 = 60 tl bonus kazanacaksınız. Onuda sene sonunda Burnundan kıl aldırmayan ve kart ücretleri geri iade etmeyen Garanti Bankasına sene sonunda geri vereceksiniz. Diğer bir çok banka kredi kart bedellerinde muafiyet şansları veriyor. Örneğin İŞ bankası maximum kredi kartında aylık yaklaşık 600 tl senelik 4800 tl alışverişiniz varsa kredi kartı bedeli almıyor. Ben yaklaşık 1500 tl kredi kartı harcaması yapan biri olarak Garantiden bu ilgi alakayı göremedim ve kredi kartlarımı yıllık bedellerini ödeyerek 115 TL kapattırdım bunun yanında burnundan kıl aldırmayan banka garantiden tüm mevduat hesaplarımı kapattırdım . Belki benim meblalarım banka için birşey ifade etmeyebilir ancak önemli olan zihniyet ve prensiplerdir. Bana göre garanti bankasını bu yaptığı tam anlamıyla tefecilik ve gaspçılık dır.

bonus-maximum-kredi-karti

Bu yazımı yazmamın sebebi bu kredi kartı senelik bedellerine bir dur demek için herkesi bilinçlendirmek. Küçük bir hesapla 1000000 kişi ( ki çok daha fazalası vardır) garanti bankası kredi kartı kullanıyorsa ortalama 50 tl yıllı bedelle çarptığınızda 50.000.000 ( elli milyon türk lirası gibi devasa bir rakam ortaya çıkmaktadır. ) bu para lar ile banka reklamlarını ve gelirlerini (sömürülerini) dahada arttırmaktadır.

Siz siz olun kredi kartı başvurusu yapmadan önce mutlaka senelik ücret konusunu gözden geçirin . benim size nacizhane tavsiyem. Ayrıca burada hangi bankanın kredi kartı ücreti almadığını ve daha fazla kazandırdığını yorumlamak , kredi kartı alacak kişiler için büyük fayda sağlayacaktır.

Ben bonuslarımı kapattım , hayat maksimum da diyorum bakalım bu kredi kartında neler göreceğiz.

Son birkez önemli bir konuyada değinmeden geçemeyeceğim ;  kredi kartı harcamalarınızı çok bilinçli yapın ve  borçlarınızı her ay mutlaka tamamını kapatın (BANKALAR BU TİP MÜŞTERİYİ SEVMEZLER ÇÜNKÜ, ONUN ÜZERİNDEN SÖMÜRÜ PARASI ALAMAZLAR) yoksa bankalara çalışıyorsunuz . Bu bilinci mutlaka kendinize yerleştirin ve sizde kredi kartı kurbanı olmayın.

Saygılarımla.

Sarp

2010 Türkiye Ekonomisi ve Seyir Defteri

Evet , yeni bir yıla girdik ve yeni umutlar taşıyoruz. Ama bence gelecek hiç parlak değil, ancak düşünüldüğü gibi Türkiye bu krizden çok zararlı çıkmayacak . Neden mi;

Türk insanı bunun cevabı , Atatürkün askerleri ve vatan millet sevgisi bunun cevabı, Yurdun hertarafını da satsalar bu insanlar köle olmaz , köle toplumu değil Türk insanı , ruhunda ve soyunda yoktur bu.

Ama yaratılmak ve gelinmek istenen nokta bellidir ve Atatürk kendi gibi Atatürklerin zaten çok olduğunu bildiği için Gençliğine Hitab etmiştir. Bu hitabede şu bölüm bu durumu iyi açıklamaktadır;

“Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”

İşte gidişat bu yönde yabancı güçler tarafından programlanmıştır. İnsanlar muhtaç bırakılıp ,merhaba diyene kul köle olmaya başlamışlardır. Ama bakınız Atatürk’ümüz bu durumları önceden analiz edip zaten cevabı vermiştir.

” Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! “

3 kuruş için, Vatanını düşünmeyenlere cevap olsun…

Saygılarımla,

admin

Ek gelir için evden ek iş ile para kazanma

ek-gelirAhhh ahh, hepimizin bir kabiliyeti var ve evden de olsak, işyerinde çalışıyorda olsak ekgelir elde etmek ve bütçemizi rahatlatmak istiyoruz.  Bunun içinde internetten araştırma yapmak işimiz oluveriyor ve bu makaleyi okumaya başlıyoruz.  Ben ek gelir arıyorum diyorsan fırsat kapına gelmiş olabir. Ama bu para kazanmada en büyük dez avantaj pastayı paylaşmak istemeyen biz insanlarda bitiyor. Bir de ek gelir elde et diyen bir çok site karşımıza çıkıveriyor bu işte. Bunlar ne kadar güveli ve değil bilemiyoruz. Ama önemli olan bence ne olursa olsun sevebileceğimiz bir iş ve bunuda paraya çevirebilmek. Önce inanmak lazım her ne iş olursa olsun. 

Para kazanma için özellikle ek iş ve evde olması herkesi cazip eden bir konu olarak dikkat çekici ve  aryışlar bu yönde. Peki iz arayan olarak burdasınız ama ama ek iş yaparak para kazanacak kişiler burda olmayacak neden? çünkü pastayı yiyiyor ve paylaşmak istemeyecekler. Bir pazar da rekabet arttıkça kazanç azaldığı bir gerçek.

Peki anladık, siz hala aradığınız cevabı bulamadınız.. Çünkü ne yapacağınızı ve nasıl para kazanacağımın hala yanıtını burada bulamadınız. Biz size bu yada şu işi  yap diyemeyiz. Ama diyebileceğimiz ve evden para kazanmanızı yada başka bir işle kazanma yöntemleri için bir kaç ipucu verebiliriz. Öncelikle eterafınızda ve çevrenizde size en iyi gelen ve kullandığınız ürünleri inceleyebilirsiniz. Bunlar sizin de ihtiyacınız olduğu gibi daha bir çok ihtiyacı olan ürünler olabilecektir. Bunlar üzerine düşünüp yapabilirliğinizi yada satabilme kabiliyetinizi değerlendirebilirsiniz. Bunun yanı sıra elve kişisel becerileinizle oluşturduğunuz ürünleri satabilirsiniz. İnternetten anlıyorsanız bir takım reklam firmalarına üye olup reklamgeliri elde edebilirsiniz. Para kazan diye sunulan ama asıl parayı siz değilde baştakilerin kazandığı herbal life vb . ürünleri satarak para kazanabilirsiniz. İşte bir tane evden ek iş imkanı ve evden para kazanmak için bir link.

Ek iş bu devire herkesin ihtiyacı olmaya başladı .Çünkü kimsenin gücü faturaları ve ihtiyaçlarını karşılamamaya başladı. Dolayısıyla da, para kazanma zorlaştı ve ek gelir etme ihtiyacı çoğaldı. Bakalım bu yazıya bir yorum yapan olacak mı ben bu sistem veya yolla para kazanıyorum diye . Hiç sanmıyorum biliyor musunuz ? En fazla bu yolla para kazanıyorum diyen biri emin olun sizi satıcı yapmak istiyecektir.

Önce sağlıkla sonra iyi bir hayatla kalın.

admin

ASIL SORUN EKONOMİ MODELİNDEDİR

ataturk

 

  Dünyamızda, insanoğlunun var olduğundan günümüze kadar birçok ekonomik modeller oluşmuştur. Tabi ki bugünkü ekonomistler üç ana tip ekonomik modelin olduğunu söylerler. Nedir o modeller? “Liberalizm, Marksizm ve karma ekonomidir. Ama bu modeller pat diye mi geldi? Tabi ki de bu modellerin köklü geçmişleri vardır.

 

  İlk insanlar, yaşamlarını mağaralarda, ağaç kovuklarında vs. geniş ve kapalı yerlerde geçiriyorlarmış. Bu insanlar geçimlerini avcılık, toplayıcılık ve odunculukla yapıyorlarmış. Yani birinci sınıf tüketicilermiş. Bu insanlar, paylaşımcı bir toplum yapısına da sahiptirler. Onun için doğadaki bütün ürünler bütün insanlığa mal edilmiştir. Sonuç olarak özel mülkiyet kavramı daha ortaya çıkmamıştı. Her şey mağara hısımlarınca ya da klanlarca paylaşılıyordu. İşte insanlığın ilk ekonomi modeli buydu. “Doğadaki her şey insanlığın ortak ürünüdür” anlayışı. Sonra hayvanlar, bitkiler, odunlar vs. doğal kaynaklar tükenmeye başlamıştı. Tek çare vardı, “üretici olmak.” Sonra insanlar bitki tohumlarını toprağa ekmeye başladılar. Ekim sonucunda yeni bitkilerin meydana geldiğini öğrendiler. Sonra “tarım” sektörü doğmuştur. Tarım sektörü sayesinde artık insanlar üreticiydi. Tarımdan dolayı topraklara gereksinim duyuluyordu. Sonuç olarak insanlar toprak sahibi olmak istediler daha doğrusu toprak sahibi olmak zorundaydılar. Bunun sonucunda “özel mülkiyet” kavramı ortaya çıktı. Özel mülkiyet sonucunda köpek, tavuk, sığır, manda vb. hayvanlar evcilleştirildi. Artık hayvanlara da sahip çıkılmaya başlanmıştı. Özel mülkiyet sonucunda yeni yerleşim yerleri meydana geldi. Bu yerleşim yerleri birleşti devletleri oluşturdu. O devletler birleşti imparatorlukları oluşturdu. Bu yönetim sistemleri içinde insanlar özel mülkiyet kavramını keşfedince birçok savaş meydana gelmiştir. İşte özel mülkiyet kavramının zararlarından korunmak için devletler bazı ekonomik modeller oluşturmuştur. Sasanilere bir göz atalım. İlk tımar sistemi uygulamasını Sasaniler başlatmıştır. Tımar sistemi kısaca toprak kavgalarını önlemek için bütün toprakların devletin elinde olup halka mal edilmesidir. Osmanlı İmparatorluğu ise bu tımar sistemi usulünü devam ettirmiş ve Osmanlı ekonomisini bu sistem üzerine kurmuştur. Osmanlı ekonomisi bugünkü anlamda “devletçi ağırlıklı karma ekonomidir.” Fakat bu modeli 400 sene sürmüştür ve bu model sayesinde 400 sene dünyanın en güçlü imparatorluğu haline gelmiştir. Diğer son 200-250 senesinde ise vergi toplama sistemi, tımar sistemi yanlış politikalardan dolayı zayıflamıştır ve daha da ileryerek çökmüştür. Çünkü git gide dışa bağımlı hale gelmiştir. Avrupa’ya göz atarsak, Ortaçağ’ın feodalitesiyle, Yeniçağ’ın imparatorlukları ve Yakınçağ’ın devletçiliği ve liberalizmiyle güçlü bir kıta haline gelmiştir. Tabi bu ekonomik modellerin oluşumunda sanayi devrimi gözardı edilemez. Bu devrimle, insanlığı etkileyen “Marksizm” adlı katı devletçi bir model doğmuştur. Bu modeli birçok devlet uygulamıştır ve hala uygulamaktadır. Bu model aslında birçok devleti geliştirmiştir. Fakat baskısından dolayı ömürleri çok uzun olmamıştır. 20. yy’ın SSCB’sini, Yugoslavya’sını unutmadık. Çünkü sosyalizmin en güçlü temsilcilerindendi.  Sermaye birikimi olarak gelişmiş 10 devlete giriyorlardı. Bir de Marksizm’in tam tersi ABD’ye, İngiltere’ye bakalım. Bu devletler liberalizmi ilke edinmişlerdi. Hatta daha da vahşi bir biçimde olan kapitalizmi ilke edinmişti. Bunun sonucunda emperyalizm doğmuştur. Bu devletler özel mülkiyeti destekler, vergileri düşük tutar ve rekabeti canlandırır. Bu sayede sermaye birikimi oldukça gelişmiştir. Fakat kar elde etmek için emperyalizme başvurmuşlardır. Kaldı ki ekonomilerinde aşırı serbestlikten dolayı tarihin her döneminde ülkelerine ekonomik krizler meydana gelmiştir. İşte 1929 krizi ve 2008 krizi. 1929 krizinde ABD bankaları iflas etmiş, borsaları dibe çökmüştür. Bu kriz yeni kurulmuş olan bir ülkeyi yani Türkiye’yi de etkilemiştir. Bu kriz Türkiye’ye bir ekonomik model kazandırmıştır. “Devletçi ağırlıklı karma ekonomi.” Bu sayede sayısız gelişmelere imza atmıştır. 1923-1950 yılına kadar kaçınılmaz gelişmelere tanık olmuştur.  Fakat bu yeni ülke Türkiye 1950’lerden sonra nedense kriz riskine rağmen uç ve vahşi olan bir ekonomiyi ilke edinmiştir. O da kapitalizm. Geçtim kapitalizmi dışa bağımlı hale dahi gelmiştir. 1950 ile 1980 arası yine iyi 1980 ve günümüz bu konuda çok daha ileridir. İşte bu yanlış ve bizim için erken olan model yüzünden bugün dünyada 4. işsiz ülkeyiz . Dış ticaret açığımız Everest’i geçmiş. Borçlara bakarsak hiç bahsetmeyelim. Üretime bakarsak, felç geçirmiş bir adam gibi.

 

  Sonuç olarak Türkiye hasta bir ülke konumundadır. İyileştirilmesi için acilen “devletçi ağırlıklı karma ekonomi”ye yani “Atatürk Devletçiliği’ne geçmelidir.”

 

 

 

 

 

                                                                                       KAMER ONAT KARAKAYA

Havaalanı Transfer Hizmetleri

havaalani-transfer-hizmetiBir çoğumuz, özellikler İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Dalaman tarafları işleri yoğunluğu gereği ile veya araçsız seyahat edeceğinden havalimanından alınıp oteline veya işyerine araçla götürülmek ister. Bununla ilgili de en uygun ve ucuz fiyata kaliteli havalimanı transferine ihtiyaç vardır. Eğer sizde bir havalimanı araç transfer firması iseniz burada filonuzu web adreslerinizi ve iletişim bilgilerinizi paylaşabilirsiniz. Bu hizmetlerden yararlanmak isteyenler veya hizmetten yararlanıp memnun kalanlar çalıştığı şirketi memnuniyetini veya şikayetlerinide yazabilir. İyi transfer hizmetleri dileğiyle…

ÜTOPİK DEĞİL GERÇEK

Bu aralar sorar oldum kendime:” Hücrelerimin benim için harcadığı eforu, ben toplum için harcadım mı?”. Tabiki yanıt olumsuzdu. Belgesel kanallarında doğadaki organizmaların ne kadar mükemmel olduğu anlatılır; hangi durumda nasıl davrandıkları, kusursuzlukları, hemcinsleriyle etkileşimleri kare kare gösterilir. Bütün bu organizmaları da kusursuz yapan şey yapı taşlarının(hücrelerinin) mükemmel işleyişinde saklı değil midir zaten? Bütün bu yapıtaşları farklı fonksiyonlarına rağmen TAM İSTİHDAM’dadır. Hiç biri yan gelip yatmaz, kendi programı çerçevesinde hareket eder ve ortaya Batı’nın mükemmel diyebileceği organizmaların davranışlarını belirler/etkiler. Peki azgelişmiş toplumlar bu organizmaların yapılarını yorumlayarak kendi eksikliklerini doğru tespit edebilirler mi?
Örneğin en basitinden, her organı farklı iş bölümleri  olarak ele alsak; hücreleri de birey olarak ele aldığımızı düşünelim. Beynin de Devleti temsil ettiğini düşünelim. Öncelikle bu karşılaştırmayı azgelişmişliğin alt etmenleriyle ayrı ayrı da yapabileceğimizi göz önünde bulundurarak, organizmalardan yola çıkarak (1.) ilk olarak iş bölümünün gerekli olduğu kanısına varabiliriz.(farklı organlar, farklı fonksiyonlar) yani bir bireyin yoğun olarak bir işle uğraşmasını sağlayacak sosyal sistem oluşturulmalı. (2.)İkincisi toplumda istihdamı sınırlayan her türlü etmenleri özellikle sosyal etmenleri ortadan kaldırmak gerekir(Organizmalarda hücreler ya üretir ya ölür) örneğin, “ev hanımı” anlayışı -toplumdaki cinsiyet dağılımını eşit varsaydığımızda- üretkenliği yarı yarıya azaltır. Bu yüzden toplumdaki tüm bireylerin ülkenin üretimine katma değer sağlayacak hale gelmesi gerekir. (3.) Bireylerin “çalışma yaşamı”yla, “emeklilik beklentileri” arasındaki farkı en aza indirecek bir eğitim sistemi, iş koşulları, sosyal, yasal düzenlemeler gerçekleştirmelidir.(hücreler daima çalışır) En basitinden çalışırken bireylerin çalıştığı konuda daha fazla bilgilenmesini, eğitilmesini sağlayacak bir sistem oluşturulabilir; ya da “Teknik Katma Değere Teşvik Fon”u açılıp bu tür katma değer üretenlere fondan pay ödenebilir. “Çalışma yaşam”ının bireye zorunluluktan ziyade “ihtiyaç” gibi görünmesi sağlanabilirse zaten “emeklilik” kavramını zamanla eritebilecektir. Bana sorarsanız Emekliliğin fazla istenmesi demek, o toplumda; mesleğini sevmeyen kişinin çok fazla olması, çalışma yaşamındaki düzensizliklerin çok fazla olması, genel siyasi belirsizlik nedeniyle bireylerin gelecek kaygılarının yüksek olması, çalışan bireylerin “çok çocuk” ve “ev hanımı” anlayışı nedeniyle ekonomik yükünün fazla olması vs. demektir. Tüm bunlar aslında kişinin “çalışma yaşamı” ile “emeklilik beklentisi” arasında farkı çoğaltmaktadır. Aynı zamanda son sayılan özellik, 4. etmen olan “gelir dağılımı” ile de bağlantılıdır.(hücreler arasında kan dolaşımı ve besin dağılımının uyumu) “Çekidek ailedeki gelir dağılımı” düzgün olursa, -eşlerin birlikte çalışması- gibi, bu durum genel gelir dağılımın ani bir şekilde çok düzgün seviyelere çıkmasını sağlar ve aynı zamanda emeklilik beklentisini azaltır,  ekonomik yük bölüşülmüş olduğundan ekonomik risk azalır ve gelecek kaygısıda yarı yarıya inmiş olur. 5. etmen Devlet’in fonksiyonu (beyin) bu fonksiyon da diğer fonksiyonların düzgün çalışması için destek sağlar. Çalışma yaşamını zorlaştıran itici etkileri azaltmak, gelir dağılımını en düzgün seviyelere çıkarmak, iş bölümleri arasındaki uyumu sağlamak, “çalışma yaşamını”  özendirici, zorunluluktan ziyade ihtiyaç olarak algılanmasını sağlayacak düzenlemeler getirmek daha birçok şey sayılabilir. Organizmaların karmaşık özelliklerini bilen Tıp uzmanları ya da bu konuya meraklı okuyucular daha birçok yorum yapabilir ve çözüm üretebilirler. Oluşturmuş olduğum sistem gözünüze ütopik gözükebilir ama gerçekleştirilemeyecek değildir  çünkü örnek aldığımız sistemler “ütopik değil gerçektir”.

Bankalarda kriz ve savaş teorisi

Evet otomobil sektöründen sonra, sırada bankalar var, bankalar eleman çıkartmaya başladı. En son aldığımız habaerlere göre Denizbank, Akbank başta olmak üzere bir çok banka işten çıkarmalara başlıyor. Buda ülkemizde işsizlik oranının artacağı anlamına geliyor tabii. Sistem çökmeye devam ediyor. Hakkı bölüşmeyen ve dağıtmayan bu sistemin bu sonuçlara ulaşacağı malum. Para basacasınız ve bu parayı insanlara dağıtacaksınız. Yapacak bir şey yok bu parayıda üçgenin başı ellerinden sömürene kadar zaman kazanacaksınız. Zenginlerinde zenginleri olduğunu zenginler daha yeni anlıyor. Benim 2 sene öncesinden bir teorim vardı bu teorimin doğru yolda ilerlediğini görüyorum. Üçgen başı dediğim büyük ekonomik güçler bölgeyi (avrupa-asya) ekonomik krize sürükleyerek, savaş çıkartmak ve bu bölgelere bu güçlerin yerleşmesini sağlamak. Bu önümüzdeki 4 senelik bir süreci kapsayacak. İzlemeye devam edelim. Sizinde u kriz hakkında yorumlarınızı merak ediyorum açıkçası..

Kolay para kazanmak için

Her insan kolay para kazanmak ister ve bunun içinde arayış içindedir. Rahatı sever insanoğlu ve rahata kolay alışır. Aslında insanoğlu her yapıya alışıktır. Mevcut durum ve koşullara kolay ayak uydurur. Tramvalar sadece rahata alışıp, zora girdiğinde oluşur. Hayattaki beklenmedik olumsuzluklar sıkıntı yaratır.Bunların en önemlilerinden biridir para, ihtiyaçtır. Olamazsa olmaz parayı nasıl kolay kazanabilirim? sorusunu herkes kendine sıkça sormuştur. En kolayı bir işe girip çalışmaktır. Peki ya yapabileceklerin ve yaratıcılığın ne olacak. İşte kimse kendisindeki cevherin farkında değil herkesin zevk alabileceği işler vardır bunlar üzerine odaklanmak insanın temel mutluluğudur, sevdiğiniz işi yapmak ve yaratmak getirisi para olarak düşünülmemelidir. Onun getirisi zaten sizin mutlu olmanıza yetecektir. Ama hayattaki bir takım sorumluluklar sizi bu hayallerinizden uzak tutacak ve hedeffinize ulaşmada süreci geciktirecektir. Mesela bakmak zorunda olduğunuz bir aileniz varsa, ortak görüş almalı adımlarınızı daha sağlıklı atmalısınız. Bu noktada isteklerinizi ve hedefinizi iyi belirlemelisiniz. Mutlu olmak para demek değildir. Mutlu olmak çevrenizde kendi yarattığınız potansiyelin sizi mutlu etmesidir. Her insan tercihlerini kendi yapar ve bu yaptığı tercihlerden pişman olmamalıdır. Bana göre kolay para kazanmak diye birşey yoktur, sadece imkanları ve olasılıkları değerlendirerek dahada önemlisi çalışarak kazanma vardır. Çalışmadan paranın parayı kazandığı sistemlerin nasıl çöktüğüne zaten şahit oluyoruz. Çalışın ve hakkınızı arayın. Kolay para kazanan kolay harcar. Haydan gelen huya gider. Doğa öyle bir denge üzerine kurulmuştur ki; aslında kimsenin hakkı kimsede kalmıyor. O bir şekilde dengesine ve doğrusuna oturuyor.

Ekonomik kriz 2008 alıp başını gidecek

Evet 2008 in son çeyreğinde ekonomik kriz kendini göstermeye başladı. Cepinde nakiti olan kral oldu. Bankalar para kalmadı ve kredi veremez durumda, verilen kredileriden çok yüksek faiz istemekteler. Lüks yaşamaya alışmış millet sıkıntı sizde başlıyor. İşçi zaten aynen devam 300 – 500 -700 YTL maaş ne farkederki. Kiralar almış başını gitmiş. Kolay kazanmayı seviyoruz, kiraya ver evini yat uyu yoköyle yağma kiracı kranı veremezse ne olacak daha bunlar başlayacak. 

Daha yeni başlıyor kriz, 2009 dahada kötü olacak, yaratılan kaynaklarda eriyecek, yemeyin beyler hakkı eşit dağıtın diyorum. Ozaman düzelir ekonomi işçini maaşını kısmakla değil emeği hakkını vermekle. Herkes kazanmalı ki; harcamalı ve ekonomi döngüye girmeli, zenginin daha zengin olduğu bu sistem zaten çökmeye mahkumdu ve öylede oluyor. İyi seyirler…..

Türkiye ve ekonomik kriz 2008 2009

Ben çevremden gördüğüm kadarı ile, bahsedilen ekonomik kriz Türkiyede daha yeni yeni gelmeye başladı. Küçük işletmeler, çeklerini fazlası ile kırdırmaya, hatta çekler karşılıksız çıkmaya başladı. Çok önemli bir 2008 son çeyrek yılı göreceğiz. Özel sektörde ve kobilerde, işçiye olan baskı azalmaya başladı. Çünkü çıkan işçinin yerine daha iyisini bulmak zor. Faktöring şirketleri çek kırma işlerinin artmasında dolayı iyi durumdalar. Bakalım bu çeklerin dönüşleri nasıl olacak.

Burada hükümete çok fazla iş düşüyor. Bu krizi yansıtmadan engelleyebileceklermi , kaynak yaratabilecekler mi?

Sizlerinde ekonomik konulardaki paylaşımınızı bekliyoruz. Üye olmadan yorum yapabilirsiniz.