Deniz Kızı
DENİZ KIZI
Gün akşama kayıp giderken yalnız başına, elleri cebinde, küçük adımlarla rüzgâra karşı direnen bir genç var şuan denize nazır o sandal kenarında: Manzaraya bakan ve gözleri duman duman… ‘Keşke’ diye başlıyor söze… Seni hiç tanımasaydım, görmesem ve sevmeseydim… Ellerin ellerimi yakarken sessiz kalmamalı ve nefesim nefesinle dost olmak yerine düşman olmalıydı… Bakışlarının yakıcılığına dayanmalı sözlerinin baş döndürücü esintisine kapılmamalı ve direnmeliydim… Altın tepsilerde istediğin hediyeyi sunmamalıydım sana. Benden istediğin, kullandığın ve sonra da fırlatıp bir kenara savurduğun… Artık sende olduğundan dahi şüphe duyduğum var ise de taş kesildiğine inandığım şeyi: Kalbimi…
Öyle zamanlar var ki ben sevdana hasret sen bana kurbet, ben sana çöl sen bana su, ben sana âşık sen bana yaren, ben sana Mecnun sen bana Leyla… Ve zaman deÄŸiyor tabi, ipinden tutup geriye sarıp hiç yaÅŸamamış olmakta mümkün olmuyor ileri sarıp o acıyı çabuk unutmakta…
Keşke diye inlemeye devam ediyordu genç ve artık gözlerinden inen yaşlara da engel olamıyordu… Son nefeslik sigarasını da fırlatıp attı bir kenara ama atamadı o kızı gönlünden…
ÇocukluÄŸunda okuduÄŸu kitaplara sarıldı, onlardan imdat istedi. Hep öyle olurdu ya küçüklüğünde hep iyiler kazanır, sevenler kavuÅŸur, kötüler mutlaka hak ettiklerini bulurdu. Hiç aklına gelmezdi tabi bunların bir hikâye olduÄŸu, kitabın sonunda o da gökten düşen elmalardan isterdi, kahramanlarla beraber o da mutlu bir sona eriÅŸirdi kendince. Peki, neden göremiyordu çevresinde öylesine mutlu biten sonları? Neden artık kötüler kazanır olmuÅŸtu? Neden? Neden?…
Nedenler içinde boğuşurken sandala yanaşır delikanlı ve içine sırtüstü uzanır, hayal etmeye başlar. Oysa hiç aklında yoktur böyle bir şey. Her şeyin yalan olduğu, kötülerin kazandığı bir dünyada ne hayali kurabilir ki? Âşıkları hayal etmek istiyorum diyor delikanlı, onları yakından tanımak, ihanetin acısının ayrılık acısından dayanılmaz olduğunu ve bu devirdeki aşığın kendisi olduğunu söylemek geçiyor içinden…
Denizden yürüyerek çıkan güzel bir kız var şimdi karşısında. Yüzünde güven telkin eden bir ifade. Ellerini uzatıyor delikanlıya ve uzanan ellerle birlikte sihirli bir dünyaya adım atıyorlar…
Şuan karşılarında Mecnun var. Ceylan’ın gözlerine bakıyor ve Leyla’nın gözlerine benziyor bu gözler diyerek ağlamakta. Ağacın yanına yanaşmış sen mecnunsun diye kimse beni dinlemiyor sen dinlersin diyerek Leyla’yı anlatıyor. Çöl ıssız çölde yapayalnız Mecnun. Esen sam rüzgârları katarken tozu dumana Mecnun oralı bile değil. O toz bulutunun ardından gelmesini dilediği Leyla’yı bekliyor. Gördüğü seraplara yönelmiyor bile. Acaba Leyla’m susuz kalır ben nasıl suya kanmış olurum diyor. Ve işte Leyla… Ama Mecnun tanımıyor, Leyla da Mecnun’u tanımadı… Bu nasıl olur diyerek atılıyor ve Kays’ı sarsıyor genç: Bu Leyla tanı onu. Eğer tanımazsan bir daha görüşemeyeceksiniz, ölecek. Sonra sende duyacaksın öldüğünü. Ağlayarak mezarına gidecek ve sende öleceksin. Kavuşamayacaksınız… Mecnun tebessümvari: Âşıklar ölmez dedi ve kayboldu. Genç neye uğradığını şaşırmıştı ki aklına denizden çıkıp kendisini Mecnun’un yanına getirecek o sırlı kapıyı aralayan kızı gördü. O da gence şaşkınlık içinde bakıyor ve ona acıyordu. Genç kendisine gelmekte zorlandı, hayal içinde hayale daldı ve Mecnun ile Leyla’yı ahiret yurdunda kavuşmuş gördü. Onlar adına sevindi…
İyice yaklaşan seslere kulak kesildi… Olamazdı. Bu kadar ileriye gidilebilir miydi? Hiç olmazsa hatıralara saygılı olunması gerekmez miydi? Gözlerini açarak doğruldu. Ve donakaldılar… Şimdi Mecnun ellerinden tutmak istiyor ama başaramıyordu. Elini silahına götürerek katliam yaparken hayalindeki kız da temessül etmiş ona el uzatıyordu. Hırsından ne yapacağını bilemez olmuştu ve bu acıya bir son vermeye karar verdi… Bir el silah sesi duyuldu ve bedeni toprakla buluştu…
Aşk için binlerce tarif vardır. Hatta sizde kendi aşk tarifinizi burada yorum bölümüne yapabilirsiniz. Ama aşk Türk Dil Kurumu sözlüklerinde aşırı bağlılık olarak tanımlanmaktadır.
Ya bu tip sorular çok sorulur dinimizde herkeste bilmiş bilmiş cevap verir. Ben bırakın bu işleri derim. Git milletin ahını al kalp kır zekat verme sonra sor bakalım abdestmiş ojeymiş..

