Bebeklerde meme akıntısı

Yazan admin | bebek hastalıkları | Cuma 15 Ağustos 2008 10:57 pm
BEBEKLERDE MEME AKITISI: Doğum öncesinde annede ortaya çıkan hormona! değişiklikler genelde, kız bebeğinin göğüs ve cinsel organlarında değişikliklere yol açarlar.Bu değişiklikler yeni anne ve babaları rahatsız etsede normal ve geçici olan durumlardır. Herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Memelerin büyümesi, göbek kordonundan geçerek bebeğe ulaşan çok miktardaki hormon nedeniyle hem kız bebeklerde hemde erkek bebeklerde yaşamın ilk iki haftası içinde bazen görülebilmektedir. Bu durum geçici ve bir tehlikenin habercisi değildir. Bazen gögüs üzerindeki basınç sonucu bebeğin meme başından süt bile geldiği görülebilir. Ancak anne ve baba tarafından bebeğin memelerinin sıkılmaması gerekir, (masaj gibi şeyler yapmayın) aksi takdirde tahriş veya enfeksiyona kapabilir. Mastit bir meme iltihabıdır ve bir enfeksiyon sonucunda bazen oluşabilir. Bu durumda antibiyotikler ve bebeğin meme sütünün uzman hekimlerce elle sıkılarak dışarı akıtılması gerekebilir. Yeni doğan kız bebek klitorisi, cinsel bölgeyi etkileyen hormonal değişimlerin neticesinde büyümüştür. Büyüklük doğumdan kısa bir süre sonra azalacaktır. Klitoris aşırı büyük görünüyorsa, çocuğun cinsiyetinin doğrulanması için testler yapılması öngörülebilir.Vajinal akıntı yeni doğan bebeklerde ara sıra görülebillir. İlk üç hafta içinde birçok anne bebeğin vajinasından koyu kıvamlı, beyaz bir akıntının geldiğini farkeder. Akıntı, doğum öncesinde annede meydana gelen hormonal değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Tedavi gerektirmez.Vajinal çekilme kanaması bazen, yeni doğan bebeğin, doğum öncesinde dolaşım yoluyla vücuduna ulaşan annenin ostrojen hormununun kesilmiş olmasına verdiği bir tepkidir. Hormon tedavisi uygulananlar da ilacın kesilmesinden sonra, hormonun kandan gitmesinin ardından vajinada bu tür bir kanama olur. Bebekte bu durum, vajinadan birkaç damla kan gelmesiyle kendini gösterir. Çocuğun bezinde kan gören büyükler doğal olarak sarsılır ve korkarlar. Bu da geçici bir durumdur ve korkulacak birşey yoktur. Bebekte, bazı kuşkucu anne ve babaların ilk başta sanabilecekleri gibi herhangi bir hemoraj sorunu veya adet başlangıcı gibi bir durum söz konusu edilemez.
Soru ve yorumlarınızı üye olmadanda yazabilirsiniz.
Saygılarımızla,

Bebeğin altı pişik içinde ne yapabilirim.

Yazan admin | bebek hastalıkları | Pazar 10 Ağustos 2008 11:48 pm

Annelerin bir derdide özellikle altı bağlı olan bebeklerinin pişik problemleridir. Benimde bir bebeğim var ama altını hiç pişirmedik. Kırmızı bebeği rahatsız edici popo lekeleri olan pişikler aynı zamanda bebeği mutsuz ve huzursuz yapar.

Bebek poposu pişik tedavisi ve önlemler hakkında söylenecek çok şey var

Özellikle yaz aylarında görülen pişikler için alınması gereken önlemler:

  • Bebeğin altını mümkün olduğunca açık bırakın 
  • Bebeğinizin altını sıkı sık kontrol edin kakalı olarak beklememesine özen gösterin.
  • Bebeğinizin poposunu yıkayarak ve temiz bir havlu ile kuruladıktan sonra mümkün olduğunca açık bıraktıktan sonra bağlayın.
  • Kış aylarında hemen bağlamanız gerekiyorsa, temizledikten sonra zeytinyağı kullanın ( bana göre pişik kremlerin daha iyi netice veriyor ) . Pişik olmadan önce hep zeytin yağı kullanırsanız pişik zaten olmuyor.
  • Temizlik kuruluk ve hava alması bu işi çözüyor. Birde yiyeceklerinde şekerli besinler kullanmamaya önem vermelisiniz.

Soru ve yorumlarınız bebek poposu pişiği üzerine yazabilirsiniz.

Pnömokok hakkında soru cevap ve yorumlar

Yazan sarp | bebek hastalıkları,genel,hastalıklar | Çarşamba 18 Haziran 2008 4:26 pm

Bebek ve çocukluk çağında çeşitli hastalıklara yol açan pnömokok mikrobu yüzünden, her yıl 1 milyon çocuk hayatını kaybediyor.

 

Pnömokok nedir?

Bebek ve çocukların burun, geniz, ve boğazlarında ortaya çıkan mikroptur. Menenjit, zatürre, kan iltihabı ve sinüzit gibi hastalıklara sebep olan bu mikrop, bulaştığı 4 çocuktan birinde işitme kaybı, 10 çocuktan 1 inde ise kalıcı sakatlığa yol açıyor.

Pnömokok mikrobunun sebep olduğu hastalıklar;

Zatüre: akciğer hava keselerinin iltahaplanması

Menenjit: beyin ve omuriliği kaplayan zarın iltihaplanması,

Orta kulak iltihabı: hastalık uzun sürerse işitme kaybına yol açabilir.

Sinüzit; yüzde bulunan hava boşluklarındaki zarlara pnömokokların yerleşmesine denir.

Pnömokok mikrobu nasıl bulaşıyor?  mikrobu taşıyan çocuklar öksürme be hapşırma yoluyla yani tükürükle birbirlerine bulaştırırlar. Bu mikrop anaokulu alıveriş merkezleri gibi kalabalık yerlerde kolayca yayılabilmektedir .

Pnömokok mikrobuma karşı ne gibi önlemler alınmalıdır.? – Beslenmeye dikkat edilmeli

- çocuğa anne sütü verilmeli

- yeteri kadar çinko alınmalı gerekirse takviye ilaçlarla desteklenmeli

- hijyene özen gösterilmeli çocukların elleri düzenli olarak yıkanalı

- Aşı olunmalı

PNÖMOKOK AŞISI HAKKINDA; Ülkemizde bulunan pnömokok aşıları; Pnönokok Polisakkarid aşı (PPV23) ve Pnömokok Konjuge aşı (PCV7) dir.  Pnömokok Polisakkarid aşı (PPV23), inaktive (ölü) bir aşıdır ve pnömokokların 2 yaş üzerinde olan ve kronik hastalığı olan çocuklar ve erişkinlerdeki en ciddi enfeksiyonlara neden olduğu bilinen 23 suşuna karşı bağışıklık sağlar. Bu aşı, pnömokokların neden olduğu menenjitleri ve bakteriyemileri önler ama diğer bakteri veya virüslerin neden olduğu bakteriyemi veya menenjit nedenlerine karşı korunma sağlamaz.  
Pnömokok polisakkarid aşısı (PPV23) yılın herhangi bir zamanında yapılabilir. Pnömokok polisakkarid aşısının (PPV23)diğer çocukluk veya erişkin çağı aşıları ile aynı anda uygulanmasında bir sakınca yoktur.

Pnömokok Polisakkarid Aşı (PPV23) ile Aşılamanın Yan Etkileri
Hafif lokal reaksiyonlar (aşı yerinde kızarıklık, hassasiyet) veya hafif ateş, klinik çalışmalar sırasında genellikle bildirilmiş olan yan etkilerdir ve bunların sıklığı en fazla %40 olmak üzere, çalışmadan çalışmaya farklıdır. Uzun süren ağlama nöbeti veya febril (ateşin yükselmesine bağlı) konvülsiyonlar gibi orta şiddetteki reaksiyonlar, klinik çalışmalarda nadir görülmüştür ve görülenler, aşıdan kaynaklanmış olmayabilir. 

 Bütün aşılar veya ilaçlar gibi pnömokok polisakkarid aşıda (PPV23), içerisindekilere karşı allerjisi olan insanlarda ciddi reaksiyonlara teorik olarak yol açabilir. Ancak, pnömokok polisakkarid aşılara (PPV23) karşı şiddetli allerjik reaksiyon gelişmesi, ileri derecede ender (her 1 milyon dozda yaklaşık 1) görülür.

 Önlemler; Doktorun bir kişide pnömokok polisakkarid aşısını (PPV23) geciktirmesine veya hiç uygulamamasına yol açabilecek çeşitli nedenler vardır:

Bir doz pnömokok polisakkarid aşısı (PPV23) sonrasında şiddetli (yaşamı tehlikeye sokan) allerjik reaksiyon gelişen bir çocuk veya erişkinde başka bir doz uygulanmamalıdır.

Pnömokok polisakkarid aşısının (PPV23) veya diğer herhangi bir aşının yapılması planlanan günde orta veya ileri derecede şiddetli herhangi bir hastalığı olan bir çocuk veya erişkinde aşı uygulanması, hastalık düzelinceye kadar ertelenmelidir.

Pnömokok Polisakkarid Aşısından (PPV23) Sonra. . .
    Pnömokok aşısından  sonra herhangi bir ciddi ya da alışılmadık reaksiyon gelişirse, hemen bir doktora başvurunuz.

(bu bölümdeki yazıların bir kısmı Dr Nilüfer TOPRAKÇI ‘ya aittir.)

Pnömokok Hangi Çocuklar Aşılanmalıdır?
0-2 yaş arası tüm çocuklar

2-5 yaş arası bazı risk faktörleri olan çocuklar ( bağışıklık sistemini etkileyen hastalığı olan, orak hücreli anemisi olan, dalağı alınmış, şeker hastalığı, astımı, kronik kalp veya solunum sistemi hastalıkları olan çocuklar )

Pnömokok Aşı Olmaması Gereken Çocuklar Var mı?
Eğer, bir çocukta aşının ilk dozuyla ciddi bir alerjik reaksiyon gelişirse, aşının tekrarı önerilmez.

Eğer, çocuk hastaysa aşı için iyileşmesi beklenir. Ancak hafif bir nezle gibi hastalıklar aşı için engel oluşturmaz.

Pnömokok Aşı Kaç Defa Yapılır?
Eğer, 2 ayda karma aşılarla birlikte başlanırsa 2 ay arayla toplam 3 doz, 12-15 ayda tekrar dozu olarak toplam 4 doz yapılır. İlk 6 aydan sonra aşıya başlanırsa, kaç doz aşı gerekeceği başlama ayına göre değişecektir. Büyüdükçe olgunlaşan bağışıklık sistemi daha az sayıda aşıya da yanıt verecektir. Doktorunuz, size uygun protokolü bildirecektir.

Pnömokok Aşının Yan Etkileri Nelerdir?
Tüm aşılarda olduğu gibi, bu aşıda da aşı yerinde kızarıklık, acıma, şişlik ( 4 çocuktan birinde) görülebilir. Hafif ateş olabilir. Yüksek ateş ihtimali % 2’dir. Her ilaçta olduğu gibi aşılarda da alerjik reaksiyon görülme ihtimali vardır.

bebeklerde pamukçuk

Yazan admin | bebek hastalıkları | Salı 17 Haziran 2008 12:16 am

PAMUKÇUK HASTALIĞI :
Bebeklerde Pamukçuk Nedir?

Pamukçuk, ağızda ve bağırsaklardaki bazı mantar¬ların oluşturduğu bir enfeksiyondur. Mantarlar normalde bakteriler tarafından kontrol altındadır, ancak bazen aşırı çoğalarak ağızda acı veren bir tahrişe yaparlar. Nadiren, bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde de pamukçuk geliştirirler. Tehlikeli bir enfek¬siyon olmamasına rağmen, sizin deneyeceğiniz yöntemler¬le tedavi neticesi vermezler, ancak doktorun vereceği ilaçlar ile iyileşebilir.
PAMUKÇUK BELİRTİLERİ
-Ağızdaki acıdan dolayı yemeğe karşı isteksizlik
-Yanakların iç tarafında, dilde yaveamakta, silmekle kolayca çıkmayan sarı tonlu,renkli, hafif kabarık lekeler
-Bebeklerde anüs çevresinde pişiğe benzer kızarıklıklar görürsünüz.
DOKTOR’a gidin
çocuğunuzda pamukçuk olduğundan kuşkulanıyor iseniz doktorunuza danışın.
Ne yapmalıyım?
1- çocuğunuzun ağzındaki beyaz lekeli bölümleri temiz bir mendille silmeye çalışın. Kolayca çıkımıyorsa, bunların nedeni pamukçuk olabilir. Lekeleri çıkarmak için bastırarak zorlamayın, tahrişe ya da kanamaya neden olabilirsiniz.
2- çocuğunuza yemesi kolay şeyler verin. Biberonla besleniyorsa, memenin yumuşak ve temiz olmasına dikkat edin, her öğünden sonra sterilize etmelisiniz.
3- Bebeği anne sütü ile besliyorsanız buna devam edin, ancak meme uçlarınızın mikrop kapmaması için gerekli bakımı ve temizliği özenle uygulayın. Emzirdikten sonra yalnızca suyla yıkayın, sabun kullanmayın. Meme uçlarında acı ve beyaz lekeler belirirse doktora danışın.
pamukçuk hastalığında doktor ne yapmalı?
Doktor, beslenmesinden hemen önce bebeğinizin ağzına damlatmanız için ilaç yazabilir. Çocuğunuz iki yaşından büyükse pastil verebilir. Emziriyorsanız, doktor meme uçlarınızı da muayene edecektir.

bademcik iltihabı ameliyatı ve tedavileri

Yazan admin | bebek hastalıkları,hastalıklar | Cumartesi 19 Nisan 2008 11:15 pm

bademcikBADEMCİK İLTİHABI
Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar.
Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir
 
Bademcik Ameliyatı Ne Zaman Gereklidir?
Bademcik ameliyatı şu durumların herhangi birisinin olması durumunda gereklidir:

1- Sık bademcik iltihabı geçiriyorsa (senede 5 veya daha fazla sayıda)
2- Uykuda horlama ve nefes kesilmesine sebep olacak kadar sorun çıkaran büyük bademciklerin varlığında.
3- Çocuğun havale geçirmesine sebep olan sık bademcik iltihapları oluşuyorsa
4- Beslenme bozukluğu ve kilo kaybına yol açıp büyüme gelişmeyi bozacak kadar büyük bademciklerin varlığında
5- Erişkinlerde tüm tedavilere rağmen geçmeyen bademcik taşı ve ağız kokusu varlığında
6- Geçirilen bademcik iltihapları kalp, eklem ve böbrek romatizmasına yol açmışsa

Genizeti ve bademcik ameliyatları genel anestezi altında yapılan operasyonlardır.

Bademcik ameliyatlarında teklonojik gelişmelerin sayesinde artık yeni yöntemler kullanılmaktadır. Thermal welding sistem denilen ve ameliyat sırasında dokulara verilen termal hasarı minimuma indirmeyi hedefleyen bu yeni yöntem sayesinde bademcik ameliyatları klasik yöntemlere oranla çok daha kansız geçmekte, kısa sürmekte ve termal hasarın minimuma inmesi, ameliyat süresinin kısalması gibi avantajları sayesinde ameliyat sonrası dönemde ağrı da büyük ölçüde azalmaktadır.

Bademcik ve Geniz Ameliyatı
Genizeti ve bademcik sorunları, çocukluk döneminin en sık karşılaşılan hastalıklarının başında gelmektedir. Çocuklarda genel bir sağlık sorunu teşkil etmesinin yanısıra, okul devamlılığını ve okul başarısını da etkileyen ciddi bir sosyal ve eğitim sorunu olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Genizeti ve bademcik sorunları büyük çoğunlukla çocukluk çağı hastalıklarıdır. Genizeti ergenlik dönemi sonrası geriler, erişkinlerde nadiren görülür. Bademcikler ise daha çok 3 -10 yaş arasında sorun çıkarırlar. Fakat erişkinlerde de bademcik sorunları, çocukluk dönemi kadar sık olmasa da ortaya çıkabilmektedir.

Genizeti ve bademcikler lenfoid dokular olup, vücudun bağışıklık sisteminde ya da bir başka değişle savunma mekanizmasında görev alırlar.

Birçok kişinin merak ettiği konu ”Madem bu dokular savunma mekanizmasında görevli, o halde neden bunların ameliyatla alınması gerekiyor doktor bey?” sorusudur. Bunun cevabı tartışmasız ve nettir aslında: Sağlıklı bademciklerin yerine getirmesi gereken görevleri; vücudu dışardan giren mikroplara karşı savunmak olması gerekirken, sağlığını kaybetmiş sürekli iltihaplanan bu dokular, bırakın vucudu savunmayı, tam aksine vucut için mikrop kaynağı oluşturmaktadırlar. Daha da önemlisi çok sık geçirilen bademcik iltihapları sadece o bölgeyi etkilemekle kalmayıp, kalp, eklem ve böbrek romatizması için de önemli bir risk oluşturmaktadır.

Genizeti ve bademcik hastalıkları nedeniyle: horlama, uykuda nefes kesilmesi, burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, gündüz uyku hali, iştahsızlık, ağız kokusu, gündüz yorgunluk hissi, gece altını ıslatma, huzursuz gece uykusu, sabah başağrısı, genizden konuşma, davranış bozuklukları, hiperaktivite, diş-damak-yüz gelişim bozuklukları ve okul başarısında düşme gibi çocuğu sadece sağlık açısından değil, sosyal ve eğitim açısından da sıkıntıya sürükleyen şikayetler ortaya çıkmaktadır.

Bu çocuklar genellikle bize, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme, burundan nefes alamama, horlama, gece uykuda nefes kesilmesi, beslenme bozukluğu ve iştahsızlığa bağlı büyüme gelişme bozukluğu, ağız kokusu, sık hastalandıkları için okul devamlılığının bozulmasına bağlı ya da gece rahat uyuyamadıkları için gündüz uyku hali ve dikkat eksikliğine bağlı, okul başarısında düşme şikayetleriyle, aileleri tarafından doktorlara götürülmektedir.

Bu şikayetlerle başvuran kişilerde şayet tedavi edilmezse, tıkayıcı uyku apne sendromu, artmış üst solunum yolu direnç sendromu, büyüme gelişme geriliği, sistemik hipertansiyon, çene- diş ve yüz gelişim bozuklukları, psikososyal etkilenme, yaşam kalitesinde azalma, kalp romatizması, eklem romatizması, böbrek iltihapları gelişmesi gibi sorunlara sebep olabilirler.

Genizeti ve bademcik hastalıklarının tedavisinde öncelikli olarak ilaç tedavisini uyguluyoruz. Uyguladığımız ilaç tedavisine rağmen sonuç alamadığımız durumlarda ise cerrahi tedavi seçeneğine başvurulur.

Genizeti ve bademcik ameliyatları çocukluk döneminde en sık yapılan ameliyatlardır. Genizeti ameliyatlarına şu durumların herhangi birisinin varlığında karar verilir:

1- Ortaya çıkan genizeti ilitihapları çocuğun sık tekrarlayan orta kulak iltihabı geçirmesine sebep oluyorsa
2- Geçirilen genizeti iltihapları kronik orta kulak enfeksiyonlarına yol açmışsa
3- Senede 5 veya daha fazla sayıda genizeti iltihabı geçiriliyorsa
4- Ağzı açık uyuma, gündüz ağzı açık dolaşma, burun tıkanıklığı ve horlamaya yol açan geniz eti büyüklüğü varsa
5- Uykuda nefes kesilmelerine sebep olan genizeti büyümesi varlığında genizeti ameliyatı yapılmalıdır.

Bademcik ameliyatı şu durumların herhangi birisinin olması durumunda gereklidir:

1- Sık bademcik iltihabı geçiriyorsa (senede 5 veya daha fazla sayıda)
2- Uykuda horlama ve nefes kesilmesine sebep olacak kadar sorun çıkaran büyük bademciklerin varlığında.
3- Çocuğun havale geçirmesine sebep olan sık bademcik iltihapları oluşuyorsa
4- Beslenme bozukluğu ve kilo kaybına yol açıp büyüme gelişmeyi bozacak kadar büyük bademciklerin varlığında
5- Erişkinlerde tüm tedavilere rağmen geçmeyen bademcik taşı ve ağız kokusu varlığında
6- Geçirilen bademcik iltihapları kalp, eklem ve böbrek romatizmasına yol açmışsa ( ki; biz bu aşamaya bir hastanın gelmesini hiç arzu etmeyip, koruyucu hekimlik adına çok yoğun olarak çalışmaktayız)

Genizeti ve bademcik ameliyatları genel anestezi altında yapılan operasyonlardır.

Bademcik ameliyatlarında teklonojik gelişmelerin sayesinde artık yeni yöntemler kullanılmaktadır. Thermal welding sistem denilen ve ameliyat sırasında dokulara verilen termal hasarı minimuma indirmeyi hedefleyen bu yeni yöntem sayesinde bademcik ameliyatları klasik yöntemlere oranla çok daha kansız geçmekte, kısa sürmekte ve termal hasarın minimuma inmesi, ameliyat süresinin kısalması gibi avantajları sayesinde ameliyat sonrası dönemde ağrı da büyük ölçüde azalmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR
Aylık depo penisilin enjeksiyonunun bademcik iltihaplarını engellemekte yeri var mıdır?
Önceleri çok sık uygulanan bir yöntem olmasına rağmen günümüzde bunun doğru olduğuna ilişkin bir kanıt ortaya çıkarılamamıştır. Dolayısıyla artık pek kullanılan bir tedavi biçimi olmaktan çıkmıştır.
Bademcik iltihaplarında boğaz kültürü yapılması gereklimidir?
En sık sorulan soruların başında gelen ”boğaz kültürü yaptıralım mı doktor bey?” sorusudur. Boğaz kültürü; geçirilen boğaz enfeksiyonlarına bakterilerin mi yoksa virüslerin mi sebep olduğunu ortaya çıkarmak için yapılan bir testdir. Burada amaç eğer bu tabloya bakteriler sebep olduysa tedavide antibiyotiklerin kullanılacak olmasıdır. Virüslerin sebep olduğu hastalık tablolarında antibiyotikler gereksiz yere kullanılmış olurlar. Fakat boğaz kültürü alındıktan 48 saat sonra sonuçlandığı ve bu nedenle elimize geç ulaştığı için bu ilk 48 saat içerisinde tedavinin eksik kalabilme ihtimali karşısında tüm dünyada boğaz kültürü yapılması ve kullanılması konusunda tam bir fikir birliği yoktur.
Beta hemolitik streptokok ( halk arasında beta mikrobu) enfeksiyonunun önemi nedir?
Geçirilen bademcik iltihaplarının % 25-30 u beta hemolitik streptokok enfeksiyonudur. Geçirilen beta hemolitik streptokok enfeksiyonu sonrası kalp romatizması, eklem romatizması gelişebilme şanssızlığı vardır. Unutmamak gerekir ki; erişkinlerde uygulanan kalp kapak ameliyatlarının büyük çoğunluğu, küçükken geçirilen ve tedavi edilmeyen bademcik iltihapları sonucu ortaya çıkmaktadır.
Ameliyat süresi ne kadardır?
Ortalama yarım saati bulan kısa süreli operasyonlardır.
Ameliyat sonrası risk var mıdır?
Bademcik ve genizeti ameliyatlarında nadiren ameliyat sonrası kanama görülebilir. Bu daha çok ameliyat sonrası önerilen diyete uyulmaması sonrası ortaya çıkar.
Çocuklar ameliyat olduktan sonra ne kadar sürede iyileşme olur ve kaç gün sonra okula gitmeye başlayabilir?
Çocuklar ameliyat olduğu gün taburcu olurlar. Bir kaç gün içinde iyileşirler. Erişkinlerde ise yine aynı gün taburcu olmalarına rağmen bir hafta hafif ağrıları olabilmektedir.
Bademcik ameliyatlarında yeni bir yöntem olan Termal welding yönteminin klasik yöntemlere göre avantajları nelerdir?
Ameliyat sahasında, çevre dokulara minimum termal hasar yaptığı için, ameliyat sonrası ağrı çok az olur. Ameliyat kanamasız geçer ve kısa sürer.
Ameliyat için en ideal yaş nedir?
Bazı aileler bu ameliyatlar için çocuklarının çok küçük yaşta olduğunu düşünerek endişe ederler Halbuki genizeti ve bademcik ameliyatları için herhangi bir yaş sınırı yoktur. Mecbur kalınırsa her yaşta yapılabilecek ameliyatlardır. Buna rağmen bizler mecbur kalmadıkça 18 aylıktan daha küçüklere genizeti ameliyatını, 3 yaşından daha küçüklere ise bademcik ameliyatını yapmamayı tercih ediliyor. Fakat şu da bilinmelidir ki; bu ameliyatlar için en ideal dönem 3 yaştır. Daha geç kalınırsa yüz gelişimi, diş gelişimi,damak gelişimi bozulacağından 3 yaşından daha sonraya bırakılmamalıdır. Çok daha önemlisi tedavi edilmeyen bademcik iltihapları sonrası kalp romatizması ve neticesinde bazen erişkin dönemde kalp kapak ameliyatına gidiş, eklem romatizması ve böbrek iltihapları gelişebilmektedir.

Tüm bunlar şunu göstermektedir ki; basit gibi görülen ve tedavisi aslında çok kolay olan genizeti-bademcik hastalıkları tedavi edilmezlerse çok ciddi sorunlara yol açabilirler. Ailelerden istirhamımız lütfen bu sorunları ihmal etmeyelim. Doğru zamanda etkin tedavi ile çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için elimizden geleni yapalım…

Bademcik Ameliyatı Olan Hastalara Tavsiyeler:
Ameliyattan sonra 4 saat geçmeden hiçbir şey yemeyiniz.  Ameliyattan sonra kulağınızda duyduğunuz ağrının nedeni, boğazınızdaki ağrının kulağa yayılmasıdır. Merak etmeyiniz. Ameliyattan sonra bir kez kusabilirsiniz. Bu sindiremediğiniz ve yutmuş olduğunuz kandır. Siyah renklidir. Korkmayınız. Tekrar kırmızı kan gelirse doktorunuzu arayınız. İlk gece 38°C civarında ateşiniz olacaktır. Bu aldığınız narkoza bağlıdır. Merak etmeyiniz. Mümkünse “ ASPİRİN ” ve benzeri ilaçlar almayınız. Bunlar kanamaya sebep olabilirler. Küçük hastalar 3-4 günde, büyükler ise en az 7-10 günde iyileşirler; ağrılar geçer, normal yemek yemeye başlanabilir. Öksürmemeye ve boğazınızı temizlememeye çalışınız; kanamaya sebep olabilir. Ellerinizi iyice yıkayıp, dişlerinizi günde iki defa fırçalamayı ihmal etmeyiniz. Taburcu olduktan sonra kanamanız olursa vakit geçirmeden doktorunuza müracaat ediniz. Ağrı olsa bile aşağıdaki yemek listesini yemekten kaçınmayınız, zorlukla da olsa yemeye çalışınız.

bademcik ameliyatı olanlar ne yemeli:
Birinci Gün: Soğuk, Sulu Gıdalar, Su, Ayran, Dondurma, Süt, Komposto
İkinci Gün: Sütlaç, Muhallebi, Soğuk Çorba, Yoğurt, Meyve Suyu, Sütle Ezilmiş Bisküvi
Üçüncü Gün: Makarna, Pilav, Yumurta, Patates Püresi, Muz, Sulu-Sıvı-Yumuşak Gıdalar
Dört ile yedi gün içinde: Katı, Kuru, Sıcak yiyeceklerin yenilmemesi gerekir. Soğuk, sulu, yumuşak gıdalar alınmalıdır.

 

yeni doğan bebekte down sendromu nasıl anlaşılır.

Yazan admin | anne ve bebek,bebek hastalıkları,hamilelik gebelik,sağlık | Cumartesi 26 Ocak 2008 8:52 pm

Bu teşhiste öncelikle bebeğin görünüşü ile ilgili bulgular ve Down Sendromunu belirleyen bazı fiziksel karakteristikler vardır. Düz bir yüz profili, basık nasal köprü, küçük burun, kulak şeklinde anormallik, avuç içinde gözlenen tek ve derin bir çizgi, birinci ve ikinci ayak ayakparmağı arasında normal dışı boşluk, dilin ağız büyüklüğüne oranla daha geniş olması gibi.

down sendromuna neden olan durum nedir?

Yazan admin | bebek hastalıkları,sağlık | Cumartesi 26 Ocak 2008 8:51 pm

Down Sendromuna neden olan durum nedir?

Down sendromu genellikle hücre bölünmesindeki bir hatadan kaynaklanmaktadır. Bununla beraber, diğer iki tip kromozom anormallikleri olan Mosaisicism ve Translocation da daha az dereceli olmalarına reğmen Down sendromu ile ilişkilendirilmektedir. Hatalı hücre bölünmesi ile embriyoda sayisi 2 olması gerekirken, 3 tane 21 numarali kromozomdan bulunur. Gebe kalmadan önce yada sonrasında 21 nolu kromozom çifti ya spermde yada yumurtada hatalı bölünme oluşturur. Embriyo gelişirken bu extra kromozom vücuttaki her hücrede kopyalanır. İste bu hatalı bölünme olayı Down Sendromu vakalarının %95 inden sorumludur.

Down Sendromlu doğan çocukların %85 inin 35 yaş altı kadınların çocuklarında görülmüştür bunun nedeni olarak da genç kadınların doğurganlık yüzdelerinin daha yüksek olması olarak gösterilmektedir. Fakat yinede anne yaşının artması ile Down Sendromlu çocuk doğumununda arttığıda diğer bir bilgidir. Bu hatalı kromozomal olayın baba tarafından aktarılma olasılığı olmasına rağmen, kadın yumurtasında daha gebe kalma öncesinde hatalı hücre bölünmesi olabileceğide yada tüm bunların dışında bazı çevresel faktörlerin de konu ile ilişkili olabilecekleri araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bununla beraber yıllardır süren araştırmalar bize sendromun tam nedenini açıklayamamaktadır. Ebeveynlerin hamilelik öncesinde veya sonrasındaki aktiviteleri ile Down Sendromunun hiç bir tipinde bağlantı bulunmamaktadır.
Mosaicisim de yumurtlama sonrasında başlangıçta bölünen hücrelerden birinde 21. kromozomun hatali olmasindan kaynaklanir. Bu iki tip hücrenin bir mix i şeklindedir, bazıları 46 bazılarıda 47 kromozom taşır. Bu 47 kromozom taşıyan hücrelerde extra bir 21. kromozom vardır. Bu oluşan mozaik desen nedeni ilede mosaicism terminolojisi kulllanılarak tanımlanmıştır. Bu tip Down sendromuna daha az rastlanır ve ve sadece %1 veya %2 lik kısmı oluşturur.

Translokasyon ise diğer bir kromozomal problemdir.

bebeklerde ishal ve tedavisi

Yazan admin | bebek hastalıkları,sağlık | Pazar 13 Ocak 2008 7:11 pm

bebeklerde ishal ishalin tedavisi
Bebeklerde ishal: Bu sorun anne sütü ile beslenenlerde oldukça az rastlanan bir durumdur. Çünkü anne sütünde bulunan maddeler ishali oluşturan mikroorganizmaların oluşmasını büyük ölçüde engeller.
İshalin belirtileri; sık sulu dışkılama; dışkının sıklığının ve miktarının artması; sümüksü dışkı ve bazen de kusmanın birlikte görülmesidir.

İshal her mevsimde olabilir ancak yazları taze meyve tüketimi daha fazla olduğundan daha sık görülür. İshalin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
  • Hastalık
  • Diş çıkarma
  • Belirli gıdalara karşı olan hassasiyet
  • Gerğinden fazla meyve ve meyvesuyu (özellikle elma ve üzüm) tüketimi
  • Gastrointestinal enfeksiyon (bağırsaklarda mikrobik enfeksiyon gelişmesi)
  • Antibiotik tedavisi (antibiotik tedavisi sırasında bebeğe yoğurt yedirilmesi içerdiği canlı kültürler nedeni ile onu ishalden koruyabilir.)

Nedenlere bağlı olarak ishalin tedavisi değişmekle beraber en yaygın ishal tedavisi diyet ile yapılanıdır. Bazen doktor ilaç önerebilir. Kesinlikle ishal olan bir bebeğe doktorun onayı olmadan ilaç uygulanmamalıdır, aksi takdirde bebeğin sağlığını tehlikeye atabilirsiniz.

Bebeğin altını tahrişten korumak için her dışkılamadan sonra değiştiriniz ve her değiştirmede pişik merhemi sürünüz. Bebek çok küçükse ve ağır bir ishal olduysa sıvı tedavisi için hastaneye yatırmak uygun olur. İshalde birçok durumda mama yada annesütü vermeye devam etmenizen iyi yöntemdir. İshalli bir bebek geçici olarak laktoza (inek sütünde bulunur) karşı dayanıksız olduğundan laktoz içermeyen bir gıda rejimi önerilir.

Şu tavsiyelere uymanızda fayda vardır:
  • İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybını önlemek için en azından iki saatte bir 50-60 ml sıvı verilmesi gerekir. Anne sütüne veya hazır mamalara ilave olarakhemen her eczanede bulunan ishal için hazırlanan bir rehidrasyon karışımı tavsiye edilir. İki veya üç dakikada bir bir kaşık, bardak veya biberon ile birkaç yudum verilmesi uygundur. Bebeğe kesinlikle tatlandırılmış yiyecekler, yapay meyve suları vermeyin.

  • Eğer bebek düzenli bir şekilde alıyorsa katı yiyeceklere devam edebilirsiniz. Bebek ne kadar sık beslenirse ishalin etkisi o kadar az olur. Muz püresi, pirinç, patates ve makarna gibi nişastalı gıdalar iyi seçim oluştururlar.

  • Eğer kusmada varsa katı gıdalar kusma durana kadar verilmemelidir. Ancak süzülmüş ve seyreltilmiş meyve suları verilebilir. Biraz daha büyük bebekler için sulandırılmış meyve suyu ile karışık gazoz verilebilir.

  • Genellikle iki veya üç gün sonra dışkı normale dönmeye başladıktan sonra doktorunuz artık normal beslenmeye dönebileceğinizi tavsiye edecektir ancak yinede bir kaç gün daha süt ve süt içeren katı gıdaları kısıtlı tutmaya dikkat edin.

  • Bir veya iki kere sulu dışkı pek önemli değildir ama bunun devam etmesi; beraberinde ateş ve kusmanında görülmesi, bebeğin iştahsız olası durumunda bir doktora başvurmanızda fayda vardır.

bebekte biberonun dişlere etkisi

Yazan admin | anne ve bebek,bebek beslenmesi,bebek hastalıkları | Pazar 6 Ocak 2008 11:34 pm

Bebeklerde sağlıklı dişler ve biberon
Bebeğinizi yatarken süt veya meyve suyu dolu bir biberonla uyumaya alıştırmayın. Salya üretimi uyku halinde yavaşladığı için uyumadan hemen önce alınan şekerli sıvı diş etlerinden temizlenemez ve bu durum her gece tekrarlanırsa bebeğinizin dişleri çürüyebilir. Eğer biberonla uyuma alışkanlığı edindiyse ve vazgeçiremiyorsanız, biberona süt veya meyve suyu yerine su koymayı deneyin.

Kreşlerdeki bulaşıcı hastalıklara dikkat

Yazan sarp | bebek hastalıkları,sağlık | Perşembe 27 Aralık 2007 10:56 am

Kreşlerdeki bulaşıcı hastalıklara dikkat!
Kış mevsimiyle birlikte anaokulu ve kreşlerde havasızlık ve kalabalık nedeniyle kolaylıkla yayılan damlacık yolu enfeksiyonları için uyaran uzmanlar, beslenmeye dikkat edilmesi ve C vitamini takviyesinin gerekliliğini vurguluyor.

kres.jpg

Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Atilla Güray, çocukların kış aylarında ev ile dış mekanlar arasında maruz kaldıkları ani ısı değişimleri ve kalabalık ortamlarda yeterli hava akımının olmayışı sebebiyle ortaya çıkan viral enfeksiyonlara daha hızlı ve ağır biçimde yakalandıklarını belirtti.

Anaokulu ve kreşlerde sınıf mevcutlarının fazla oluşu, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırırken, uzmanlar çocukların hastayken okula gönderilmemesinin bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek konusunda oldukça faydalı olacağını ifade ediyor.

“Kışın C vitamininden zengin içerikli besinlerin tüketilmesinin (portakal ve mandalina) yanı sıra protein kaynaklı peynir, süt ayrıca sebze ve meyve tüketiminin arttırılması hastalıkların önüne geçmek için en iyi yoldur” diyen Dr. Atilla Güray, katkı maddesi içeren şeker, cips ve çikolata gibi yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini kaydetti.

Beslenmenin yanında multivitamin desteğinin bağışıklık sistemine olumlu yönde etki edeceğini ifade eden Güray, tek tip beslenmeden uzak durulmasını ve tüm besin gruplarından kombine menüler oluşturularak öğünlerin bu şekilde geçirilmesini tavsiye etti. Güray, uykusuzluk ve açlığın da göz önünde bulundurulmasının ebeveynler açısından hassas noktalar olduğunu hatırlattı.

Damlacık yoluyla bulaşan viral enfeksiyonlardan korunmak için vücudun savunma mekanizmasını harekete geçiren, demir, çinko, selenyum içerikli gıdaların (nar, kivi,limon) tüketilmesinin enfeksiyonları önleyeceğini dile getiren Güray, ayrıca ekinezya, propolis ve mürver gibi bitki köklerinin hastalıklara karşı koruyucu olduğunun kanıtlandığını belirtti.

Güray, çocuklar için ideal oda sıcaklığının 21-22 derece olmasının yanı sıra, havanın nemli tutulmaya özen gösterilmesinin bulaşıcı hastalıkların önüne geçmek adına faydalı olacağına dikkat çekti. Güray, sigara kullanılan ortamlarda vücut direnci düştüğünü belirtirken, ortak eşya kullanımının da kalabalık alanlardaki virüslerin yayılmasında en önemli faktör olduğunun altını çizdi.

“Bronşit ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının kış aylarında artışı, grip aşısını zorunlu hale getiriyor” diyen Güray, her yıl düzenli olarak yaptırılması gereken grip aşısının ihmal edildiğinde, zatürre gibi ölümle sonuçlanan hastalıklara davetiye çıkarıldığını vurguladı. 

« OncekiSonraki »